- Bu konu 81 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Kasım 2010: 13:21 #780498
Anonim
15- DOSTLARINI KUR’AN’A GÖRE SEÇERLER :
22- Allah’a ve âhiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabâları da olsa Allah’a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allâh onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur’ân ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allâh onlardan râzı olmuş, onlar da O’ndan râzı olmuşlardır. İşte onlar Allâh’ın hizbi(partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allâh’ı hizbidir.
[58 Mücadele 22]114- İbrâhim’in babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdigi bir sözden ötürü idi. Fakat onun, bir Allâh düşmanı olduğu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gerçekten İbrâhim, çok içli ve yumuşak huylu idi.
[9 Tövbe 114]23- Ey inananlar, eğer imânâ karşı küfrü seviyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli tanır(dost tutar)sa iste zâlimler onlardır.
[9 Tövbe 23]15- “Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itâ’at etme. Onlarla dünyâ(işlerin)de iyi geçin ve bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır; (o zaman ben) size yaptıklarınızı haber verecegim” (diye öğüt verdik).
[31 Lokman 15]140 -(Allâh) Size Kitapta indirmişti ki: Allâh’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar (bu sözü bırakıp) başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Şüphesiz Allâh, bütün iki yüzlüleri ve kâfirleri cehennemde toplayacaktır.
[4 Nisa 140]1 -Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçegi inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah’a inandığınızdan dolayı Elçiyi ve sizi (yurdunuzdan) çıkardıkları halde siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda cihâdetmek ve benim rızâmı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız halde içinizde onlara sevgi (mi) gizilyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açıga vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
[60 Mümtehine 1]28- Mü’minler, inananları bırakıp, kâfirleri dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allâh ile bir dostluğu kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başka. (Şerlerinden korunmak için dost gözükebilirsiniz). Allâh sizi kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den sakındırır. (Sakın hükümlerine aykırı davranarak, düşmanlarını dost tutarak O’nun gazabına uğramayın. Çünkü) dönüş Allah’adır.
[3 Al-İmran 28]16- Yoksa siz, Allâh içinizden cihâdeden ve Allah’tan, Elçisinden ve mü’minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri bilmeden, bırakılacağınızı mı sandınız? Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.
[9 Tövbe 16]144 -Ey inananlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost tutmayın! Allah’a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz? [4 Nisa 144]
139 -Onlar mü’minleri bırakıp kâfirleri dost tutuyorlar. Onların yanında şeref mi arıyorlar? Bütün şeref, tamamen Allaha aittir. [4 Nisa 139]
4 -İbrâhim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır; onlar kavimlerine “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi(n taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrâhim’in babasına: “Senin için magfiret dileyecegim, fakat Allah’tan gelecek bir şeyi senden savamam” demesi hariç. “Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş(ümüz) sanadır!”
[60 Mümtehine 4]9-Allâh sizi, ancak sizinle din hakkında savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan men’eder. Kim onlarla dost olursa, iste zâlimler onlardır.
[60 Mümtehine 9]19- Çünkü onlar, Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Zâlimler birbirlerinin velisidirler. Allâh ise korunanların velisidir. [45 Casiye 19]
55-Sizin veliniz, ancak Allâh, Elçisi ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren, rükû’a varan mü’minlerdir.
[5 Maide 55]118 -Ey inananlar, kendinizden başkasını kendinize dost edinmeyin; onlar sizi bozmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeyleri isterler. Onların ağızlarından öfke taşmaktadır. Gögüslerinde gizledikleri (kin) ise daha büyüktür. Düşünürseniz, size âyetleri açıkladık.[3 Al-i İmran 118]
1 Kasım 2010: 13:21 #780499Anonim
16- DAİMA İNANANLARLA BİRLİKTEDİRLER :
4 – Allâh, kendi yolunda kenetlenmiş binâlar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.
[61 Saf 4 ]28-Nefsini, sabah akşam, rızâsını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmağa candan sabret). Gözlerin, dünyâ hayâtının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoydugumuz keyfine uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itâat etme.
[18 Kehf 28]73 -İnkâr edenler, birbirlerinin velisidirler. Eğer bunu yapmazsanız (mü’minleri bırakıp kâfirleri dost tutarsanız), yeryüzünde fitne ve büyük bir kargaşa olur. [8 Enfal 73]
119- Ey inananlar, Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.
[9 Tövbe 119]39- Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman kendilerini savunurlar.
[42 Sura 39]148-Herkesin (her topluluğun) yüzünü çevirdiği bir yön (cihet) vardır. Öyleyse hayırlarda yarışınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
[2 Bakara 148]1 Kasım 2010: 13:22 #780500Anonim
17- AYRILIĞA DÜŞMEZLER :
73-İnkâr edenler, birbirlerinin velisidirler. Eğer bunu yapmazsanız (mü’minleri bırakıp kâfirleri dost tutarsanız), yeryüzünde fitne ve büyük bir kargaşa olur. [8 Enfal 73]159- Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıstır, sonra (Allâh) onlara yaptıklarını haber verecektir.
[6 En’am 159]52 -“Ve iste sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir, ben de sizin Rabbinizim, benden korkun.” (dedik). [1]
53-Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çesitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.
[23 Mu’minun 52-53]103- Ve topluca Allâh’ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allâh’ın size olan ni’metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allâh) kalblerinizi uzlaştırdı. O’un ni’metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allâh) sizi ondan kurtardı. Allâh size âyetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.
[3 Al-i İmran 103]13- O size, dinden Nûh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettigimizi, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve Îsâ’ya tavsiye ettigimizi şeri’at (hukuk düzeni) yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat kendilerini çağırdıgın (bu) esas, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allâh dilediğini kendisine seçer ve iyi niyyetle yöneleni kendisine iletir. [42 Sura 13]
17 -Ve onlara bu (din) iş(in)de açık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz, Rabbin kıyâmet günü, ayrılığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir. [45 Casiye 17]
105- Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilâf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azâb vardır. [3 Al-i İmran 105]
32 -(O ortak koşanlardan olmayın ki onlar) Dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her parti kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir. [30 Rum 32 ]
[1] Bir tek topluluktan ibarettir. Aralarında dîn ve inanç ayrılıgı yoktur. Çünkü hepsi, tek
makbul dîn olan islam’a inanmaktadır.1 Kasım 2010: 13:22 #780501Anonim
18- DAİMA SABREDERLER :
249 -Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: ‘Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariçonu tadmazsa bendendir. Küçük bir bölümü hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): ‘Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok’ dediler. (O zaman) Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: ‘Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.'[2 Bakara 249]200- Ey inananlar, sabredin, direnin. Savaşa hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah’tan korkun ki, başarıya eresiniz. [3 Al-i İmran 200]
46 -Allah’a ve Elçisine itâ’at edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa korkuya kapılırsınız, devletiniz gider. Sabredin, çünkü Allâh sabredenlerle beraberdir. [8 Enfal 46]
66- Şimdi Allâh sizden hafifletti, sizde zayıflık bulunduğunu bildi. Bundan böyle sizden sabreden yüz kişi olsa, iki yüz(kâfir)i yenerler. Ve eğer sizden bin kişi olsa Allâh’ın izniyle iki bin(kâfir)i yenerler. Allâh, sabredenlerle beraberdir. [8 Enfal 66]
83 -(Dönüp babalarına geldiler ve kardeslerinin sözünü söylediler. Ya’kub): “Herhalde, dedi, nefisleriniz size bir işi süs(leyerek sizi ona sürük)ledi. Artık (bana) güzelce sabretmek gerek. Belki de Allâh, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır.
[12 Yusuf 83]24- “Sabretmenize karşılık selâm size, yurdun sonu ne güzel!” (derler).
[13 Ra’d 24]120- Size bir iyilik dokunsa (Bu,) Onları tasalandırır; size bir kötülük dokunsa, ona sevinirler. Eğer sabreder, korunursanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allâh, onların yaptıklarını kuşatmıstır.
[3 Al-i İmran 120]96- Sizin yanınızda bulunan (dünyâ malı) tükenir. Allâh’ın yanında bulunan ise kalıcıdır. Biz sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle verecegiz.
[16 Nahl 96]75-İşte onlar, sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirelecekler ve orada bir sağlık dileği ve selâm ile karşılanacaklardır. [25 Furkan 75]
80- Kendilerine bilgi verilmiş olanlar ise: “Yazık size, dediler, inanan ve iyi iş yapan kimse için Allâh’ın sevâbı daha hayırlıdır. Buna ancak sabredenler kavusturulur.” [28 Kassas 80]
60 -Sabret, Allâh’ın va’di haktır (o mutlaka yerine gelecektir). İnanmayanlar seni telâşa düşürmesin.
[30 Rum 60]186- Mallarınız ve canlarınız hususunda deneneceksiniz; sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan çok incitici (sözler) duyacaksınız. Ama sabreder, korunursanız; işte bunlar, yapmağa değer işlerdendir. [3 Al-i İmran 186]
10- (Tarafımdan) De ki: “Ey inanan kullarım, Rabbinizden korkun. Bu dünyâ hayâtında güzel davrananlara güzellik vardır. Allâh’ın yeri geniştir. Ancak sabredenlere, ödülleri hesapsız ödenecektir.
[39 Zümer 10]35- O halde sen de, azim (ve irâde) sâhibi elçilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdid edildikleri azâbı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sâ’ati kadar yaşamış gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helâk edilecektir?
[46 Ahkaf 35]31 -Andolsun biz sizi deneyeceğiz ki içinizden cihâd edenleri, (güçlüklere) sabredenleri bilelim ve söylediğiniz sözlerin (doğru olup olmadığını) sınayalım. [47 Muhammed 31]
17- Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.
[90 Beled 17]42 -Onlar ki sabrettiler ve Rablerine dayanmaktadırlar. [16 Nahl 42]
3 – Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler ziyânda değillerdir. [103 Asr 3]
1 Kasım 2010: 13:36 #780504Anonim
19- DÜŞÜNÜR VE AKLEDERLER :
197- Hacc, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kadına yaklaşmak, fısk yapmak ve kavgaya girişmek yoktur. Siz, hayır adına ne yaparsanız, Allah, onu bilir. Azık edinin, şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey temiz akıl sahipleri, Benden korkup-sakının.
[2 Bakara 197]269 -Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. [2 Bakara 269]
190 -Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette sağduyu sâhipleri için ibretler vardır. [3 Al-i İmran 190]
19- Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (bunu kabul etmeyen) kör gibi olur mu? Ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır.
20 -Onlar, Allâh’ın ahdini yerine getirirler ve andlaşmayı bozmazlar.
[13 Ra’d 19-20]9 -Yoksa o, gece sâ’atlerinde secde ederek, ayakta durarak ibâdet eden, âhiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman gibi midir? De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Doğrusu ancak sağduyu sâhipleri öğüt alır. [39 Zümer 9 ]
18- Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allâh’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sâhipleridir. [39 Zümer 18]
54- (O,) sağduyu sâhiplerine bir yol gösterici ve öğüttür.
[40 Mü’min 54]10 -Allâh o(insa)nlara şiddetli bir azâb da hazırlamıştır. Ey inanmış olan, sağduyu sâhipleri, Allah’tan korkun, Allâh size bir uyarı indirdi. [65 Talak 10]
100- Allâh’ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allâh) pisligi (huzursuzluğu, azâbı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor. [10 Yunus 100]
62- “O, sizden birçok kuşagı saptırmıştı. Düşünmüyor muydunuz?”
[36 Yasin 62 ]1 Kasım 2010: 13:36 #780505Anonim
20- İYİLİĞİ ANLATMAK İÇİN GAYRET EDERLER :
88- Fakat Elçi ve onunla beraber inananlar, mallariyle, canlariyle cihâdettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve işte başarıya erenler onlardır. [9 Tövbe 88 ]39- Fitne (baskı) kalmayıncaya ve din tamamen Allâh’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer (baskıya) son verirlerse muhakkak ki Allâh, ne yaptıklarını görmektedir. [8 Enfal 39]
16 -Yoksa siz, Allâh içinizden cihâd eden ve Allah’tan, Elçisinden ve mü’minlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri bilmeden, bırakılacağınızı mı sandınız? Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır.
[9 Tövbe 16]20 -İnanan, hicret eden ve Allâh yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşanların, Allâh katında dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır. [9 Tövbe 20]
78 -Allâh uğrunda, O’na yaraşır biçimde cihâd edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrâhim’in dini(ne uyun). O (Allâh) bu (Kur’â)ndan önce(ki Kitaplarda) da, bu(Kur’â)nda da size “müslümanlar” adını verdi ki, Elçi size şâhid olsun, siz de insanlara şâhid olasınız. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın; sâhibiniz O’dur. Ne güzel sâhip ve ne güzel yardımcıdır (O)!
[22 Hacc 78]10- Ey inananlar, size, sizi acı azâbdan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi?
11- Allah’a ve Elçisine inanırsınız, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihâd edersiniz. İşte bilirseniz, sizin için en iyisi budur. [61 Saff 10-11]75 -Size ne oldu ki Allâh yolunda ve; “Rabbimiz bizi şu, halkı zâlim kentten çıkar, bize katından bir koruyucu ver, bize katından bir yardımcı ver!” diyen zayıf erkek, kadın ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?
[4 Nisa 75]19 – Kim de âhireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
[17 İsra 19]1 Kasım 2010: 13:37 #780506Anonim
21- HAKKI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEZLER :
54 -Ey inananlar, sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allâh, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever, onlar da O’nu severler. Mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. Allâh yolunda cihâd ederler, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allâh’ın bir lutfudur, onu dilediğine verir. Allâh'(ın lutfu) geniştir, (O), bilendir. [5 Maide 54]
67 -Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni duyur; eğer bunu yapmazsan, O’nun mesajını duyurmamış olursun. Allâh seni insanlardan korur. Doğrusu Allâh, kâfirler toplumunu yola iletmez.
[5 Maide 67]2 -(Bu,) Sana indirilen bir Kitaptır. Onunla (insanları) uyarman ve insanlara öğüt (vermen) hususunda göğsünde bir sıkıntı olmasın (hiç kuşkulanma, tasalanma, bu tamamen Allâh tarafındandır. Sen hemen insanları uyar). [7 A’raf 2]
22- BİLENLERE DANIŞIRLAR :
59 -Ey inananlar, Allah’a itâ’at edin, Elçiye ve sizden olan buyruk sâhibine itâ’at edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; -Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız – onu Allah’a ve Elçiye götürün. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.[4 Nisa 59]
83- Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elçi’ye ve aralarında buyruk sâhiplerine götürselerdi, işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu (haberin taşıdığı anlamı) bilirlerdi. Eğer size Allâh’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytâna uyardınız.
[4 Nisa 83]38 -Rablerinin çağrısına gelirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar. [42 Sura 38]
1 Kasım 2010: 13:37 #780507Anonim
23- SİSTEMATİK DAVRANIRLAR :
71- Ey inananlar, (uyanık bulunup) korunma(tedbirleri)nizi alın, bölük bölük, ya da hep birlikte savaşa gidin.
[4 Nisa 71]67 -Ve dedi ki: “Oğullarım, (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben, Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm, yalnız Allâh’ındır. (O size ne takdir etmisse muhakkak olacaktır.) Ben O’na tevekkül ettim, tevekkül edenler de O’na tevekkül etsinler!” [12 Yusuf 67]
76 -Bunun üzerine (Yûsuf), kardeşinin yükünden önce ötekilerin yüklerini aramağa başladı; sonra tası kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yûsuf’a böyle bir çare öğrettik. Yoksa kralın dini(kanunu)na göre (Yûsuf) kardeşini alamazdı. Meğer Allâh dilemiş olsun. (Biz) dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilgi sâhibinin üstünde daha bir bilen vardır. [12 Yusuf 76]
102- Sen de içlerinde bulunup onlara namazı baslattığın zaman onlardan bir bölük seninle beraber namaza dursun ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. (Namazda olanlar), secde edince arkanıza geçsinler; bu kez namaz kılmayan öteki bölük gelsin, seninle beraber namaz kılsınlar, korunma(tedbir)lerini ve silâhlarını da alsınlar. İnkâr edenler istediler ki siz silâhlarınızdan ve eşyanızdan gaflet etseniz de birden üzerinize bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir günâh yoktur. Ama korunma tedbirinizi alın (uyanık bulunun). Allâh, kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamıstır.
[4 Nisa 102]19-Yine böyle onları dirilttik ki, kendi aralarında (birbirlerine) sorsunlar: İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız?” dedi. “Bir gün, ya da günün bir parçası (kadar kaldık).” dediler. (Fakat işin içyüzünü iyice bilmediklerinden herşeyi en iyi bilenin Allâh olduğunu ifade ettiler): “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir, dediler, birinizi şu gümüş (para) ile şehre gönderin, baksın, hangi yiyecek daha temiz (ve nefis) ise ondan size bir azık getirsin; fakat çok dikkatli davransın, sakın sizi birisine sezdirmesin.” [18 Kehf 19]
2 Kasım 2010: 22:19 #780566Anonim
24- OLAYLARDAN ETKİLENMEZLER :
54- Tuzak kurdular, Allâh da onların tuzaklarına karşılık verdi; çünkü Allâh, en iyi tuzak kurandır. [3 Al-i İmran 54]120 -Size bir iyilik dokunsa (Bu,) Onları tasalandırır; size bir kötülük dokunsa, ona sevinirler. Eger sabreder, korunursanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allâh, onların yaptıklarını kuşatmıstır.
[3 Al-i İmran 120]142 -İki yüzlüler, Allâh’ı (gûyâ) aldatmaya çalışırlar. Oysa, O, onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allâh’ı pek az anarlar.
[4 Nisa 142]62- Eğer sana hile yapmak isterlerse (korkma) Allâh sana yeter. O ki, yardımıyle seni ve mü’minleri destekledi. [8 Enfal 62]
34- Rabbi onun du’âsını kabul buyurdu da onların düzenini ondan savdı. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.
[12 Yusuf 34]52- (Gerçegi söyledim ki Yûsuf) Benim, arkadan kendisine hâinlik etmediğimi ve Allâh’ın, hâinlerin tuzağını başarıya ulaştırmayacagını bilsin.” [12 Yusuf 52]
46 -Onlar tuzaklarını kurdular. Oysa tuzakları dağları yerinden kaldıracak (cinsten) olsa bile onların tuzakları, Allâh’ın yanındaydı (Allâh onların tuzaklarını bozar, cezâlarını verirdi).
[14 İbrahim 46]26- Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı da Allâh, binâlarına temellerinden gelmiş, üstlerindeki tavan, başlarına çökmüştü! Ve azâb onlara ummadıkları yerden gelmişti.
[16 Nahl 26 ]25 -(Mûsâ,) Onlara katımızdan hakkı getirince: “Onunla beraber inananların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!” dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkar. [40 Mü’min 25 ]
2 Kasım 2010: 22:19 #780567Anonim
25- AYETLER HAKKINDA TARTIŞMAZLAR :
16- (Kamu tarafından) Kabul edildikten sonra, hâlâ Allâh(ın dini hakkın)da tartışanların delilleri, Rableri yanında bâtıldır. Üzerlerine bir gazab ve onlara şiddetli bir azâb vardır.[42 Şura 16]
35- Ki âyetlerimiz hakkında tartışanlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.
[42 Şura 35]9 -Böyledir, çünkü onlar, Allâh’ın indirdiğinden hoşlanmamışlar, Allâh da onların amellerini heder etmiştir.
[47 Muhammed 9]2 Kasım 2010: 22:20 #780568Anonim
26- HAKKA UYARLAR :
116 -Yeryüzünde bulunan(insan)ların çoğuna uysan, seni Allâh’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zannediyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar. [6 En’am 116]17 -Hiç böyleleri, şu kimse gibi olur mu ki, o Rabbinden bir delil üzerinde bulunur, ayrıca O’ndan bir şâhid de onu takib eder. O(Hak sâhidi Kur’a)n’dan önce de bir önder ve rahmet olarak Mûsâ’nın Kitabı var. İşte onlar O(Kur’â)n’a inanırlar. Topluluklardan kim onu inkâr ederse, onun yeri ateştir! O(Kur’â)n’dan hiç kuşkun olmasın. Muhakkak o, Rabbinden gelen gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
[11 Hud 17]1 -Elif lâm mim râ. Şunlar Kitabın âyetleridir; Rabbinden, sana indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar. [13 Ra’d 1]
89- Andolsun biz bu Kur’ân’da insanlara her çesit misali türlü biçimlerde anlattık, ama insanlardan çoğu inkârda direttiler. [17 İsra 89]
2 Kasım 2010: 22:20 #780569Anonim
27- KARARLI TUTUM İZLERLER :
135 -De ki: “Herkes gözetlemektedir. Gözetleyin, düzgün yolun sâhipleri kimdir, doğru yolda olan kimdir, bileceksiniz!” [20 Taha 135]71- Onlara Nûh’un haberini oku. Kavmine: “Ey kavmim demişti, eğer benim kalkıp size Allâh’ın âyetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse, o halde ben Allah’a dayandım, siz de ortaklarınızla beraber toplanıp yapacağınız işi kararlaştırın da işiniz başınıza dert olmasın. Sonra hükmünüzü bana uygulayın, bana hiç fırsat da vermeyin!” [10 Yunus 71]
195- Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var, yoksa görecekleri gözleri mi var, yahut işitecekleri kulaklarımı var? De ki: “(Allah’a) ortak(koştuk)larınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, haydi (elinizden geliyorsa) hiç göz açtırmayın bana!” [7 A’raf 195]
61- Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya kalkarsa, de ki: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra gönülden la’netle du’â edelim de, Allâh’ın la’netini yalancıların üstüne atalım!” [3 Al-i İmran 61]
57 -“Allah’a and olsun ki siz dönüp gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracağım!”
[21 Enbiya 57 ]26- Fir’avn dedi: “Bırakın Mûsâ’yı öldüreyim de, Rabbine yalvarsın (bakalım O, Mûsâ’yı kurtaracak mı?) Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesâd çıkaracağından korkuyorum”
27- Mûsâ dedi: “Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz(olan Allâh)a sığındım.” [40 Mü’min 26-27 ]20- “Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allâh)a sığındım.”
21- “Eger bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin.”
[44 Duhan 20-21]2 Kasım 2010: 22:20 #780570Anonim
28- GEREKİRSE YER DEĞİŞTİRİRLER (HİCRET EDERLER ) :
218- Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
[2 Bakara 218]72-Onlar ki inandılar, hicret ettiler, Allâh yolunda mallariyle, canlariyle savaştılar ve onlar ki (yurtlarına göçenleri) barındırdılar ve yardım ettiler; işte onlar, birbirlerinin velisi(dostu, koruyucusu)durlar. İnanıp da hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar, onların velâyetinden size bir şey yoktur (onları korumakla yükümlü değilsiniz). Fakat dinde yardım isterlerse (onlara) yardım etmeniz gerekir. Yalnız, aranızda andlaşma bulunan bir topluma karşı (yardım etmeniz) olmaz. Allâh, yaptıklarınızı görmektedir.
[8 Enfal 72 ]74 -Onlar ki, inandılar, hicret ettiler, Allâh yolunda savaştılar ve onlar ki, (göçmenleri) barındırdılar ve (onlara) yardım ettiler, iste gerçek mü’minler onlardır. Onlar için bağış ve bol rızık vardır.
[8 Enfal 74]20 -İnanan, hicret eden ve Allâh yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşsanların, Allâh katında dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır. [9 Tövbe 20]
110 -Sonra Rabbin, şunların şu işkenceye uğratıldıktan sonra göç eden, sonra savaşan ve sabredenlerin yanındadır. Elbette (bütün) bun(lar)dan sonra Rabbin bağışlayan, esirgeyendir.
[16 Nahl 110]97- Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: “Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?” dediler. (Bunlar): “Biz yer yüzünde âciz düşürülmüştük.” diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: “Allâh’ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?” İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!
[4 Nisa 97]100- Allâh yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur. Kim Allâh ve Elçisi için göç etmek amacıyle evinden çıkar da kendisine ölüm yetişirse, onun mükâfâtı Allah’a düşer. Allâh, bağışlayandır, esirgeyendir. [4 Nisa 100]
2 Kasım 2010: 22:21 #780571Anonim
29- NANKÖRLÜK ETMEZLER :
9 -Eğer biz insana, bizden bir rahmet taddırsak da sonra onu kendisinden çekip alsak, hemen o, umutsuzluga düşer, nankör olur. [11 Hud 9]67 -Denizde size bir sıkıntı (boğulma korkusu) dokunduğu zaman O’ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolur (artık o zaman, Allah’tan başka kimseden yardım istemezsiniz.
Çünkü O’ndan başka sizi kurtaracak kimse yoktur). Fakat (O) sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine (Allâh’ı bir tanımaktan) yüz çevirirsiniz. Gerçekten insan nankördür. [17 İsra 67 ]72- Allâh size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve eşlerinizden de size oğullar ve torunlar yarattı ve sizi güzel rızıklarla besledi. Böyle iken onlar, bâtıla inanıp da Allâh’ın ni’metine nankörlük mü ediyorlar?
[16 Nahl 72]34 -Ve kendisinden istediğiniz herşeyden size bir parça verdi. Eger Allâh’ın ni’metini saymak isteseniz sayamazsınız! (Doğrusu) insan çok haksızlık edendir, çok nankördür! [14 İbrahim 34 ]
55- Ki kendilerine verdiğimiz (ni’metlere ve yaptığımız iyiliğ)e karşı nankörlük etsinler. Öyleyse eğlenin, yakında bileceksiniz! [16 Nahl 55]
33 -İnsanlara bir zarar dokundu mu, Rablerine yönelerek O’na yalvarırlar. Sonra (Rableri), onlara kendinden bir rahmet taddırınca, hemen onlardan bir grup, Rablerine ortak koşarlar. [30 Rum 33]
49- İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize du’â eder. Sonra, ona bizden bir ni’met verdiğimiz vakit; “Bu, (benim) bilgi(m) sayesinde bana verildi” der. Hayır, o bir imtihandır, fakat çokları bilmiyorlar.
[39 Zümer 49]12 -İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta bize yalvarır; ama biz onun darlığını aç(ıp kaldır)ınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere, yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.
[10 Yunus 12]2 Kasım 2010: 22:21 #780572Anonim
30- ATALARINA KÖRÜ KÖRÜNE UYMAZLAR :
23 -İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.” dediler. [43 Zuhruf 23]
21- Onlara: “Allâh’ın indirdiğine uyun!” dense: “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız (onların yolundan gideriz)” derler. Şeytân onları alevli ateşin azâbına çağırmış olsa da mı (babalarının izinde gidecekler)? [31 Lokman 21]
10 -Elçileri: “Gökleri ve yeri yaratan Allâh hakkında şüphe (edilir) mi? (O), sizin günâhlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi belirtilmiş bir süreye kadar ertelemek için sizi davet ediyor” dediler. Onlar : “Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Bizi, atalarımızın taptığından çevirmek istiyorsunuz. O halde bize açık bir delil getirin!” dediler. [14 İbrahim 10]
62- Dediler ki: “Ey Sâlih, sen bundan önce bizim aramızda ümit beslenen kişi idin. Şimdi atalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi men mi ediyorsun? Biz senin bizi çağırdığın şeyden süphe içindeyiz, kuşkulanıyoruz!” [11 Hud 62]
109-Şunların taptıkları şeyler(in, yararsızlığın)dan hiç kuşkun olmasın. Onlar da önceden atalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların da paylarını eksiksiz vereceğiz! [11 Hud 109]
104 -Onlara: “Allâh’ın indirdiğine ve Elçi’ye gelin!” dense, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter!” derler. Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı?
[5 Maide 104]28- Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: “Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allâh emretti.” dediler. “Allâh kötülügü emretmez, de, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”
[7 A’raf 28]22- Hayır, (ne bilgileri var, ne de Kitâpları). Sadece: “Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz” dediler. [43 Zuhruf 22]
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.