• Bu konu 81 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 83)
  • Yazar
    Yazılar
  • #780627
    Anonim

      46- HOŞGÖRÜLÜ VE BAĞIŞLAYICIDIRLAR :
      22- Sizden fazilet ve servet sâhibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara, Allâh yolunda göç edenlere bir şey vermemeğe yemin etmesinler, affetsinler, hoşgörsünler.
      Allâh’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allâh bağışlayandır, esirgeyendir. [24 Nur 22 ]

      263- Güzel bir söz (söylemek) ve affetmek, peşinden eziyet gelen sadakadan iyidir. Allâh, zengindir, halimdir. [2 Bakara 263 ]

      134- O(koruna)nlar bollukta ve darlıkta Allâh için harcarlar, öfke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allâh da güzel davrananları sever. [3 Al-i İmran 134]

      149- Bir iyiliği, açığa vurur veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki) Allâh da affedicidir, güçlüdür. [4 Nisa 149]

      199- Affı al, iyiligi emret, câhillere aldırış etme. [7 A’raf 199]

      85- Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçegin ortaya çıkacağı) o sâ’at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et. [15 Hicr 85]

      37- Onlar büyük günâhlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler.
      [42 Sura 37]

      40- Kötülügün cezâsı, yine onun gibi bir kötülüktür. Kim affeder, barışırsa onun mükâfâtı Allah’a âittir. Doğrusu O, zâlimleri sevmez. [42 Sura 40 ]

      43- Fakat kim sabreder, affederse, şüphesiz bu, çok önemli işlerdendir!
      [42 Şura 43]

      14- Ey inananlar, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoşgörür, bağışlarsanız muhakkak ki Allâh da bagışlayandır, esirgeyendir (O da sizi bağışlar).
      [64 Tegabun 14]

      #780628
      Anonim

        47- BASKICI DEĞİLLERDİR :

        125- Hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır ve onlarla en güzel biçimde mücâdele et. Kuşkusuz Rabbin, işte yolundan sapanları en iyi bilen O’dur ve O, yola gelenleri de en iyi bilendir.
        [16 Nahl 125]

        99 -Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın? [10 Yunus 99]

        21- Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
        22- Onların üzerinde zorlayıcı değilsin. [88 Gaşiye 21-22 ]

        45- Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur’ân ile öğüt ver. [50 Kaf 45]

        139- Söyle (onlara): “Allâh, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz iken, O’nun hakkında bizimle tartışıyor musunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size âittir. Biz O’na gönülden bağlananlarız.”
        [2 Bakara 139]

        256 -Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tâgûtu inkâr edip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allâh işitendir, bilendir.
        [2 Bakara 256]

        80 -Kim Elçi’ye itâ’at ederse Allah’a itâ’at etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (bil ki), biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. [4 Nisa 80]

        105- Ey inananlar, siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar vermez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O size ne yaptığınızı haber verecektir.[5 Maide 105]

        29 -Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar. [76 insan 29]

        55- Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun (haydi hoşça kalın), biz câhiller(le sohbet etmey)i istemeyiz” derler. [28 Kasas 55]

        29- De ki: “Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkâr etsin.” Çünkü biz zâlimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryâd edip yardım isteseler erimiş mâden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur![1][18 Kehf 29 ]

        41 – Eğer onlar seni yalanladılarsa de ki: “Benim yaptığım bana, sizin yaptıgınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım!” [10 Yunus 41]

        121 -İnanmayanlara de: “Olduğunuz yerde yapacağınızı yapın, biz de yapıyoruz!”
        122 -“Bekleyin, biz de bekliyoruz!” [11 Hud 121-122 ]

        6 -Ve eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanına al ki, Allâh’ın sözünü işitsin; sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. Böyle (yap), çünkü onlar, bilmez bir topluluktur.
        [9 Tövbe 6 ]

        108 -De ki: “Ey insanlar, işte size Rabbinizden gerçek geldi. Artık yola gelen, kendisi için gelir; sapan da kendi zararına sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim!” [10 Yunus 108 ]

        82 -Eğer yine yüz çevirirlerse, artık senin üzerine düşen sadece açık bir şekilde duyurmaktır.
        [16 Nahl 82 ]

        25- De ki: “Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorumlu degiliz.”
        [34 Sebe 25 ]

        23- Benim yapabileceğim sadece Allah’tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O’nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah’a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. [72 Cin 23]

        #780629
        Anonim

          48- ADALETTEN TAVİZ VERMEZLER :

          58- Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiginiz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh size böylece ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu, Allâh işiten, görendir.
          [4 Nisa 58 ]

          135- Ey inananlar, adâleti tam yerine getirerek Allâh için şâhidlik edenler olun, kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhinde bile olsa, (şâhidlik ettiğiniz kimseler) zengin veya fakir de olsalar (adâletten ayrılmayın). Çünkü Allâh, ikisine de daha yakındır (onları sizden çok kayırır). Öyle ise keyfinize uyarak doğruluktan sapmayın. Eğer (şâhidlik ederken dilinizi) eğip bükerseniz, ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allâh yaptıklarınızı bilir. [4 Nisa 135]

          8- Ey inananlar, Allâh için adâletle şâhidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adâletten saptırmasın. Âdil davranın, takvâya yakışan budur. Allah’tan korkun, kuşkusuz Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır. [5 Maide 8 ]

          58- Bir kavmin, (andlaşmaya) hiyânet etmesinden korkarsan, sen de (onlarla yaptığın andlaşmayı) aynı şekilde onlara at; çünkü Allâh; hâinleri sevmez. [8 Enfal 58]

          90 -Allâh adâleti, ihsanı, akrabâya vermeyi emreder, fahşâ(edepsizlikten)dan, münker(fenâlık)den ve bağy (azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir. [16 Nahl 90 ]

          9- Eğer inananlardan iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin; şâyet biri ötekine saldırırsa Allâh’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun. (Allâh’ın buyruğuna) Dönerse artık adâletle onların arasını düzeltin ve dâimâ âdil olun. Çünkü Allâh, adâlet yapanları sever. [49 Hucurat 9]

          8- Allâh sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adâletli davranmaktan men’etmez. Çünkü Allâh, adâlet yapanları sever. [60 Mümtehine 8 ]

          #780630
          Anonim

            49- KADINLARIN EZİLMESİNE GÖZ YUMMAZLAR :
            4- Namuslu kadınları zinâ ile suçlayıp da sonra (bu suçlamalarını ispat için) dört şâhid getirmeyenlere seksen değnek vurun ve artık onların şâhidliğini asla kabul etmeyin. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir. [24 Nur 4]

            23 – O namuslu, bir şeyden habersiz, inanmış kadınlara zinâ iftirâ edenler, dünyâ’da da âhirette de la’netlenmişlerdir. Onlar için büyük bir azâb vardır. [24 Nur 23]

            6- (Boşadığınız) O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmağa zorla)mak için kendilerine zarar vermeğe kalkışmayın. Şâyet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir. [65 Talak 6 ]

            241 -Boşanmış kadınların uygun olan geçimlerini sağlamak, (Allâh’ın azâbından) korunanlar üzerine bir borçtur. [2 Bakara 241]

            229- Boşama iki defadır. (Bundan sonra kadını) ya iyilikle tutmak, ya da güzelce salıvermek (lâzım)dır. Onlara verdiklerinizden bir şey geri almanız, size helâl değildir. Şâyet erkek ve kadın, Allâh’ın sınırlarında duramayacaklarından korkarlarsa başka. Eğer erkek ve kadının, Allâh’ın sınırlarında duramayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının (ayrılmak için) verdiği fidye(hakkından vazgeçmesin)de ikisine de bir günâh yoktur. İşte bunlar Allâh’ın sınırlarıdır, sakın bunları aşmayın. Kim(ler) Allâh’ın sınırlarını aşarsa işte
            onlar zâlimlerdir. [2 Bakara 229]

            231- Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini bitirdiler mi, ya onları iyilikle tutun, ya da iyilikle bırakın; haklarına tecâvüz edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa kendine yazık etmiş olur. Allâh’ın âyetlerini eglence yerine koymayın; Allâh’ın size olan ni’metini ve size öğüt vermek için Kitap ve Hikmet’ten size indirdiklerini düşünün, Allah’tan korkun ve bilin ki, Allâh her şeyi bilir.
            [2 Bakara 231]

            19- Ey inananlar, kadınları mirâs yoluyla zorla almanız size helâl değildir. Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp götürmek için onları sıkıştırmayın. Şâyet açık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, bilin ki sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allâh çok hayır koymuş olabilir.
            [4 Nisa 19]

            #780631
            Anonim

              50- MERHAMETLİ VE YUMUŞAK HUYLUDURLAR :
              159 -Allâh’ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah’a dayan; çünkü Allâh kendine dayanıp güvenenleri sever. [3 Al-i İmran 159]

              44 -“Babacığım, şeytâna tapma, çünkü şeytân, Rahmân’a isyân etmiştir.”
              45 -“Babacığım, ben sana Rahmân’dan bir azâbın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytânın dostu olursun.”
              46- (Babası): “Ey İbrâhim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git!”
              47 -(İbrâhim): “Selâm sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkârdır.” [19 Meryem 44-47]

              75- Çünkü İbrâhim, gerçekten halimdir, içlidir, (Allah’a) yüz tutup yalvarandır.
              [11 Hud 75]

              87- “Ey Şu’ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın!”
              [11 Hud 87]

              128- Andolsun, içinizden size öyle bir Elçi geldi ki sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir; size düşkün, mü’minlere şefkatli, merhametlidir. [9 Tövbe 128]

              13- Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günâhlardan) korunan oldu.
              [19 Meryem 13]

              10- Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl. [73 Müzemmil 10 ]

              17 -Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.
              [90 Beled 17]

              #780633
              Anonim

                51- SÖZLERİNE SADIKTIRLAR :

                23- Mü’minlerden öyle erkekler var ki, Allah’a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, (şehid oluncaya kadar çarpışacaklarını adamışlardı, çarpıştılar ve şehid düstüler), kimi de (şehidlik) beklemektedir; sözlerini asla değiştirmemişlerdir. [33 Ahzab 23]

                76- Hayır, kim sözünü yerine getirir ve (günâhtan) korunursa, şüphesiz Allâh da korunanları sever.
                [3 Al-i İmran 76]

                1- Ey inananlar, akitleri(zi) yerine getirin. Size oku(nup açıkla)nacak olanların dışında kalan hayvanlar sizin için helâl kılındı. Yalnız ihrâmda iken avı helâl saymamak şartiyle. Allâh, istediği hükmü verir.
                [5 Maide 1 ]

                20- Onlar, Allâh’ın ahdini yerine getirirler ve andlaşmayı bozmazlar.
                [13 Ra’d 20]

                34 -Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına erişinceye kadar en güzel bir tarzda (onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, çünkü ahd’den sorulacaktır. [17 İsra 34]

                8 -Ve o(mü’min)ler emânetlerine ve ahidlerine özen gösterirler. [23 Mu’minun 8]

                7 -Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar. [76 İnsan 7]

                91- Andlaşma yaptığınız zaman Allâh’ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun), pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allâh’ı üzerinize kefil (şâhid) yaptınız. Allâh yaptıklarınızı bilir.
                [16 Nahl 91]

                177 -Yüzlerinizi dogu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o(kimsenin iyiliği)dir ki, Allah’a, âhiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere inandı; sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyunduruk altında bulunan(köle ve esir)lere verdi; namazı kıldı, zekâtı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarını yerine getirenler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, iste doğru olanlar onlardır, (Allâh’ın azâbından) korunanlar da onlardır.
                [2 Bakara 177]

                #780635
                Anonim

                  Rabbim, Kerim olan Kitabında açıklamış buyurduğu Mü’min vasıfları ile cümlemizi vasıflandırsın.Mü’mine ait olmayan,ona yaraşmayan kötü hal ve tavırlardanda bizleri muhafaza buyursun.AMİN!

                  MÜSLÜMANIN DEĞER YARGILARI

                  #780672
                  Anonim

                    52- İNSANLARA ESENLİK TEMENNİ EDERLER :
                    86- Bir selâm ile selâmlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selâm verin; yahut verilen selâmı aynen iâde edin. Şüphesiz Allâh, her şeyi hesaplayandır.
                    [4 Nisa 86]

                    61- Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Size de kendi evlerinizden, yahut babalarınızın evlerinden, yahut annelerinizin evlerinden, yahut
                    kardeşlerinizin evlerinden, yahut kızkardeşlerinizin evlerinden, yahut amcalarınızın evlerinden, yahut halalarınızın evlerinden, yahut dayılarınızın evlerinden, yahut teyzelerinizin evlerinden, yahut anahtarları ellerinizde bulunan evlerden, yahut
                    arkadaşınızın evlerinden yemenizde bir güçlük yoktur. Toplu olarak yahut ayrı ayrı yemenizde de üzerinize bir günâh yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allâh tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (kendinizden olan ev halkına) selâm verin. İşte Allâh, âyetleri size böyle açıklıyor ki düşünüp anlayasınız.
                    [24 Nur 61]

                    94- Ey inananlar, Allâh yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın, dinleyin, size selâm verene, dünyâ hayâtının geçici menfaatini gözeterek: “Sen mü’min değilsin!” demeyin. Çünkü Allâh’ın yanında çok ganimetler vardır. Önceden siz de öyle idiniz, Allâh size lutfetti (imânâ geldiniz). O halde iyice anlayın (dinleyin, peşin hüküm vermeyin). Çünkü Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır. [4 Nisa 94]

                    54-Âyetlerimize inananlar, sana geldikleri zaman: “Size selâm olsun, de, Rabbiniz, kendi üzerine rahmeti yazmış(yaratıklarına acımayı prensip edinmiş)tir. Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar da sonra ardından tevbe eder, uslanırsa muhakkak ki O, bağışlayandır, esirgeyendir.” [6 En’am 54]

                    10- Onların orada du’âsı: “Allâh’ım Sen her türlü eksiklikten uzaksın!”, birbirlerine saglık dilekleri: “Selâm”, du’âlarının sonu da: “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun!” sözleridir.[10 Yunus 10]

                    23 -İnanıp iyi işyer yapanlar da Rablerinin izniyle sürekli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokuldular. Onların orada dirlik temennileri “selâm”dır. [14 İbrahim 23]

                    63- Rahmân’ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler, câhiller kendilerine laf atarsa “Selâm” derler. [25 Furkan 63]

                    55- Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun (haydi hosça kalın), biz câhiller(le sohbet etmey)i istemeyiz” derler. [28 Kasas 55]

                    #780673
                    Anonim

                      53- İFTİRADAN KAÇINIRLAR :

                      15- Çünkü siz, onu dillerinizle alıveriyorsunuz ve hakkında hiç bilginiz olmayan bir şeyi, (düşünüp taşınmadan, hemen) agızlarınızla söylüyorsunuz ve onu önemsiz bir iş
                      sanıyorsunuz. Oysa o, Allâh yanında büyük(bir günâh)tır.
                      16- Onu işittiginiz zaman, “Bunu konuşmamız bize yakışmaz, hâşâ, bu, büyük bir iftirâdır.” demeniz gerekmez miydi? [24 Nur 15-16]

                      221- Şeytânların kime ineceĞini size haber vereyim mi?
                      222 -Onlar, her günâhkâr yalancıya inerler. [26 Şu’ara 221-222]

                      58- Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler bir iftirâ ve açık bir günâh yüklenmişlerdir. [33 Ahzab 58]

                      20- Bir eşin yerine başka bir eş almak istediginiz takdirde, onlardan birine (evvelki eşinize) kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günâha girerek verdiğinizi alacak mısınız? [4 Nisa 20]

                      112- Kim bir hatâ, ya da günâh işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa, muhakkak ki büyük bir iftirâ ve açık bir günâh yüklenmiş olur. [4 Nisa 112]

                      #780674
                      Anonim

                        54- BOŞ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRİRLER :

                        72- Onlar yalan ve boş sözün yanında bulunmazlar, boş söze rastladıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler. [25 Furkan 72 ]

                        55- Boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selâm olsun (haydi hoşça kalın), biz câhiller(le sohbet etmey)i istemeyiz” derler. [28 Kasas 55 ]

                        120- (Şeytân) Onlara söz verir, umut verir, fakat şeytânın onlara sözü, aldatmadan başka bir şey değildir.
                        [4 Nisa 120]

                        33 -Her nefsin yaptığı işin başında duran, (hiçbir şeyden haberi olmayanla bir olur) mu? Onlar Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onları isimlendirin (nitelendirin bakalım tapılmağa deger bir yanları var mı?) Yoksa siz Allâh’ın, yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi Kendisine haber veriyorsunuz? Yoksa boş söz mü söylüyorsunuz? Hayır, inkâr edenlere tuzakları süslü gösterildi. (Hak) yoldan çıkarıldılar. Allâh kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz! [13 Ra’d 33]

                        3 -Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.
                        [15 Hicr 3]

                        3-Onlar boş şeylerden yüz çevirirler. [23 Mu’minun 3 ]

                        6 -İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allâh’ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş hadisi (eglence sözünü) satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azâb vardır. [31 Lokman 6 9

                        25-Orada ne boş bir söz ve ne de günâha sokan bir laf işitirler.
                        [56 Vakıa 25 ]

                        42- “Sizi şu yakıcı atese ne sürükledi?
                        43 -(Onlar da) Dediler ki: “Biz salat edenlerden olmadık.”
                        44 – “Yoksula da yedirmezdik.”
                        45 -Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık.”
                        46 -“Cezâ gününü yalanlardık.”
                        47 -“İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı.” [74 Müddessir 42-47]

                        #780675
                        Anonim

                          55- ŞAHİTLİKLERİNİ GİZLEMEZ , DÜRÜSTÇE YAPARLAR
                          283- Ve eğer seferde olur da yazacak birini bulamazsanız, alınan rehinler (yeter). Birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emânetini ödesin, Rabbi olan Allah’tan korksun. Şâhidilgi gizlemeyin, onu gizleyenin kalbi günâhkârdır. Allâh, yaptıklarınızı bilir. [2 Bakara 283]

                          8 -Ey inananlar, Allâh için adâletle şâhidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duydugunuz kin, sizi adâletten saptırmasın. Âdil davranın, takvâya yakışan budur. Allah’tan korkun, kuşkusuz Allâh yaptıklarınızı haber almaktadır. [5 Maide 8]

                          106-Ey inananlar, birinize ölüm gelince vasiyyet sırasında içinizden iki âdil kişi, aranızda şâhidlik etsin. Ya da yeryüzünde yolculuk ederken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişi (şâhidlik etsin). Kuşkulanırsanız, namazdan sonra onları tutar(yemin ettirir)siniz: “Akrabâ da olsa yeminimizi hiçbir paraya satmayacağız, Allâh’ın (üzerimizde bir borç olarak bulunan) şâhidliğini gizlemeyecegiz, yoksa biz, elbette günâhkârlardan oluruz,”diye Allah’a yemin ederler. [5 Maide 106]

                          72- Onlar yalan ve boş sözün yanında bulunmazlar, boş söze rastladıklarında vekar ile (oradan) geçip giderler. [25 Furkan 72]

                          2 – Sürelerinin sonuna vardıklarında ya onları güzelce (yanınızda) tutun, yahut, güzellikle onlardan ayrılın. (Eşinizi yanınızda tutmak veya ondan ayrılmak için) içinizden adâletli iki kişiyi de şâhid tutun. Şâhidligi Allâh için yapın. İşte içinizden Allah’a ve Son Güne inanan kimseye öğütlenen budur. Kim Allah(ın yasakların)dan sakınırsa (Allâh) ona bir çıkış (yolu) yaratır. [65 Talak 2]

                          #780676
                          Anonim

                            56- İFFETLİ DAVRANIRLAR :

                            5 -Ve onlar ırzlarını korurlar.
                            6-Ancak eşleri, yahut ellerinin sâhip olduğu (câriyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar. [23 Mu’minun 5-6]

                            30 -İnanan erkeklere söyle: “Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Şüphesiz Allâh, onların her yaptıklarını haber almaktadır. [24 Nur 30]
                            31-İnanan kadınlara da söyle: “Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (gögüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tâbi’lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü’minler, topluca Allah’a tevbe edin ki felâha eresiniz.
                            [24 Nur 31]

                            33- Evlerinizde oturun, ilk câhiliye(çagı kadınları)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itâ’at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allâh sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. [33 Ahzab 33]

                            12 -(Yine Allâh) İmran’ın kızı Meryem’i de (misâl verdi). O ırzını korumuştu, biz de on(unrahmin)e ruhumuzdan üflemiştik. O, Rabbinin kelimelerini ve Kitaplarını doğrulamış ve gönülden itâ’at edenlerden olmuştu. [66 Tahrim 12]

                            29- Irzlarını korurlar. [70 Mearic 29]

                            32 – (Kadın) Dedi ki: ” İşte siz, beni bunun için kınamıştınız! Andolsun ben kendisinden murâd almak istedim de o, iffetinden ötürü reddetti. Ama kendisine emrettiğimiyapmazsa, elbette zindana atılacak ve alçalanlardan olacaktır!” [12 Yusuf 32]

                            6- Nikâh çağına varıncaya kadar öksüzleri deneyin, eğer onlarda bir olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüsünler diye alıkoyup israf ile tez elden onların mallarını yemeğe kalkmayın. Zengin olan, çekinsin; yoksul olan da (malın muhafazası için gösterdigi çabaya ve ihtiyacına) uygun şekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şâhid bulundurun. Hesapçı olarak da Allâh yeter (O, her yaptıgınızı hesâbetmektedir). [4 Nisa 6]

                            #780677
                            Anonim

                              57- EMANETİ KORUR , EHLİNE TESLİM EDERLER :
                              5- Allâh’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz seyleyin. [4 Nisa 5]

                              58 – Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiginiz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh size böylece ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu, Allâh işiten, görendir. [4 Nisa 58]

                              75 – Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emânet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu
                              sana ödemez. Onlar “Ümmilere karsı bize bir sorumluluk yoktur.” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
                              76- Hayır, kim sözünü yerine getirir ve (günâhtan) korunursa, şüphesiz Allâh da korunanları sever. [3 Al-i İmran 75-76]

                              8 – Ve o(mü’min)ler emânetlerine ve ahidlerine özen gösterirler.
                              9 -Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar.
                              10 -İşte vâris olacaklar onlardır.
                              11 -Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs’e vâris olacaklar, orada ebedi kalacaklardır.
                              [23 Mu’minun 8-11]

                              32- Emânetlerini ve ahidlerini gözetirler.
                              33-Şâhidliklerini yaparlar.[1]
                              35 -İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar. [70 Mearic 32-33-35 ]

                              #780678
                              Anonim

                                58- KİMSENİN HAKKINI YEMEZLER :
                                278 -Ey inananlar, Allah’tan korkun, eğer inanıyorsanız ribâdan (henüz alınmayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın). [2 Bakara 278]

                                152- Yetimin malına yaklaşmayın: yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adâletle (dengeli) yapın. Biz, kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediginiz zaman da akrabânız da olsa adâlet yapın ve Allah’a verdiginiz sözü tutun.Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allâh) size bunları tavsiye etti. [6 En’am 152]

                                85- “Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı tam dengeli yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak kötülük etmeyin!” [11 Hud 85]

                                181- “Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın.”
                                182 -“Doğru terâzi ile tartın.”
                                183 -“İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
                                [26 Su’ara 181-183]

                                8 -Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın.
                                9- Tartıyı adâletle yapın, terazide eksiklik yapmayın. [55 Rahman 8-9 ]

                                188- Mallarınızı, aranızda bâtıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını günâh bir biçimde yemeniz için onları hakimler(in önün)e atmayın (hakimlere götürmeyin veya onlara rüşvet vermeyin)
                                [2 Bakara 188]

                                276- Allâh, ribâyı mahveder, sadakaları artırır. Allâh, hiçbir günâhkâr nankörü sevmez.
                                [2 Bakara 276]

                                75- Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emânet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar “Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur.” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
                                [3 Al-i İmran 75]

                                #780679
                                Anonim

                                  59- ALAYCI TAVIR TAKINMAZLAR :

                                  11- Ey inananlar, bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zâlimdirler. [49 Hucurat 11]

                                  60- SUÇLULARA ARKA ÇIKMAZLAR :
                                  105 – Biz sana Kitabı gerçek ile indirdik ki, insanlar arasında Allâh’ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hâinlerin savunucusu olma!
                                  106- Allah’tan mağfiret dile. Kuşkusuz Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
                                  107 -Kendilerine hâinlik edenleri savunma; zira Allâh, hâinlik yapıp günâh işleyen insanı sevmez!
                                  [4 Nisa 105-107]

                                  46 -(Rabbi): “Ey Nûh, dedi, o senin âilenden değildir. O, yaramaz iş yaptı. Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana câhillerden olmamanı öğütlerim!” [11 Hud 46]

                                  113 -Akrabâ bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah’a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir.
                                  114 -İbrâhim’in babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi. Fakat onun, bir Allâh düşmanı olduğu, kendisine belli olunca ondan uzak durdu. Gerçekten İbrâhim, çok içli ve yumuşak huylu idi.
                                  [9 Tövbe 113-114]

                                  92 -Şu’ayb’i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu’ayb’i yalanlayanlar… işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
                                  93 – (Şu’ayb), onlardan öteye döndü de: “Ey kavmim dedi, ben size Rabbimin mesajlarını duyurdum ve size ögüt verdim, artık kâfir bir kavme nasıl acırım?” [7 A’raf 92-93 ]

                                15 yazı görüntüleniyor - 46 ile 60 arası (toplam 83)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.