- Bu konu 97 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Kasım 2012: 07:52 #809759
Anonim
Beden-ruh tenasübü
Koyun fil kadar olsaydı, onu yatırıp kesemezdik, at da koyun kadar olsaydı, ona binemezdik.
Hizmetimize verilen sair hayvanatı da bunlara kıyas ettiğimizde, bu hayvanatın bedenlerinin bir cihette kendi ruhlarına münasip tarzda, diğer bir cihette de bizim istifademize muvafık şekilde yaratıldığını bedahetle görürüz.
6 Kasım 2012: 07:54 #809760Anonim
Servet ve makam
Sevaplar servet gibi, iman keyfiyeti ise makam gibidir.
6 Kasım 2012: 07:55 #809761Anonim
Orada para eden
Âhirette altın ve gümüş para etmiyor. Oraya, orada para edecek şeyleri götürmemiz lazımdır. Kabir alemine göçen zatların ruhaniyatları, bizim dünyevî değil uhrevî mallara müşteri olmamızı arzu ediyorlar ve aksini divânelik biliyorlar.
Âhirete vesile olan dünyevî mallar ve işler bahsimizden hariçtir.
10 Kasım 2012: 07:57 #809885Anonim
Ecdatla iftihar
İnsanın kökü İslâmiyet toprağında bulunur ve gövdesi, elleri, yüzü de dallar gibi Kur’ân güneşine müteveccih olursa, o insan feyze mazhar olur. Böyle gür bir ağacın torunu, kökünü topraktan çıkarsa ve dolayısıyla da solup yaprak ve çiçek veremese artık bu torun dedesinin yapraklarıyla ve çiçekleriyle iftihar edebilir mi? Eğer etse bu iftihar kendisine bir fayda verir mi?
Dedelerimizi şereflendiren manâya gönül bağlamadığımız takdirde, onlarla kuru kuruya iftihar etmemiz de bizi terakki ettirmez ve bize bir şeref kazandırmaz.10 Kasım 2012: 07:58 #809886Anonim
On beş yaşına kadar
Yedi yaşındaki bir çocuk hata etse, babasından veya öğretmeninden ceza görüyor. Hâlik-i Zülcemâl ise insanlara lûtfuyla onbeş yaşına kadar müsaade ediyor ve o vakte kadar hiçbir ceza vermiyor.
10 Kasım 2012: 07:59 #809887Anonim
Sütü yaratan kim?
Hindistan cevizinin ağacı toprak yiyor, süt veriyor. Koyun ise ot yiyip, süt veriyor. Bir valide faraza et yiyip, süt veriyor. Demek ki bunların her biri birer sebepdir, sütü yaratan ise, ancak Rezzâk-ı Zülcelâl’dir.
11 Kasım 2012: 15:02 #809904Anonim
İki seyir
Cenâb-ı Hak bizlere, gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semâyı seyrettiriyor.
11 Kasım 2012: 15:03 #809905Anonim
Perdelerin arkası
Cenâb-ı Hakk’ın varlığı ve kâinattaki tasarrufları perdeler arkasında görünüyor. Meselâ, elmayı görüyoruz, beslenişi perdeler arkası; gözü görüyoruz, görme perdeler arkası; bedeni görüyoruz, ruhun faaliyetleri perdeler arkası ve nihayet umum kâinatı görüyoruz, tedbir ve tedviri perdeler arkasıdır.
11 Kasım 2012: 15:04 #809906Anonim
Hangi şefkâtle?
Cansız bir şeyin şefkati olamayacağı herkesçe kabul edilen bedihî bir hakikattır. O halde, güneş hangi şefkatle bizi ışığından ve ısısından istifade ettiriyor? Deniz, hangi şefkatle balıkları besleyip, bize takdim ediyor? Toprak, hangi şefkatle nebatatı büyütüp bizlere uzatıyor? Diğer taraftan, mide hangi şefkatle yediğimiz gıdaları hazmettiriyor? Hava hangi şefkatle kanımızı temizliyor? Kan damarları hangi şefkatle hücrelerimize erzak taşıyor?
Bu cansız ve şuursuz şeylerin hiçbirine şefkat atfedilemeyeceğine ve gözümüz önündeki bu şefkat da inkâr edilemeyeceğine göre, bunlar Rabbimizin geniş rahmetine, hudutsuz keremine ayinedarlık ediyorlar demektir.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.