- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Haziran 2013: 10:03 #814680
Anonim
Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren acıları!
Bir ömürdü geçen suskun zaman
Kalbin lisanıyla anlaşan, ruhun hasretiyle yanıp tutşan geçen an
Yorgun düşmüştü vicdan,sabırdı umudu soğutan, kanaatti vecdin içine sokan
Vasıl olmak için yıllarca kıvranan, sancılar içinde yalnızlığına figan edip ağlayanİrşat ediyordu,nefesi aralıyordu
İnsan olmanın, zafiyetleriyle müşterekliği bulunmanın feryadıydı
Söylemiyordu, susuyordu, her vaktin demi için halin sahifesini sabırla açıyordu
Aşk,üç harf, bir hece düşündükçe içinden çıkamıyordu,ilhamına ömrünü veriyorduDüşmeli gönle,yıkarak zanları
İçinde yıllarca boğulduğu korkuları, afaki şecaatları,burkan acıları
Var olmanın sessiz çığlıkları, boyun büktüren güne hasret umutları ve gamları
Bir bir sual edip araştırmalı ve vaktin şahitliğini,tahkik etmeden kuşanmamalıydıBir kerimenin saflığında ki arda
Suskunlaştığı nazarda,sabrın içinde ki sancılarında, kanaat tacında
Uyku halinde ki melalinde,umut ederken sevda şadında,gözyaşları nar olunca
Anlamalıydı insanlar,itip kalkan canlar, hor ve hakir gören zavallılığı soluyanlarAş, kimi vakit taş, kimi vakit azdır
İnsan, kul olmak için yakardıkça,hakikati için çırpındıkça itibarlıdır
Yaratan Rabbine yakın oldukça, emir ve nehiylerini hakkıyla anladıkça sadıktır
Akıl ve idrakiyle farktır azim ve ecriyle zamandır imtihanı adına da büyük adaktırKız evladı ne kadar zarif ve naifse
Edebin içinde şekillenen bir mürvetse,kefeni giymeye hazır olan arifeyse
Ehliyetin sahibi ve bu nispette de özgürlüğün naibidir, akıl ve izanda fark edecektir
Sosyal sebepler ötelenmeden, hor ve hakir olarak addetmeden, hal nizama ihtiyaçlıdırBaba ve anne hadli melüliyetlidir
Akıl ve ehliyet sahibi olduktan sonra, tercihi sebebiyle dışlanmamalıdır
Her nefes için hesap mutlaktır, huhukunu bilmeyene eza eden ne kadar melundür
İnsan,ihsan ve fedakarlığıyla,akıl ve hakikat lehine aldığı kararla ancak furkandırMustafa CİLASUN
23 Haziran 2013: 10:40 #814681Anonim
Hangi mısrayı yazsam, kalbimi titreten hıçkırığa kansam!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x475px and 80KB.
Ne olur acımasız olma
Sabahlara denk kalbimi hüzünle soldurma
Ruhumdan sadır olacak acıları hicrana muhtaç bırakmaGözlerim nehir olsa
Gönlüm acılar içinde kavrularak yansa
Kalbimin sahibi yalnızlığımda mütemadiyen anı soracaksaNe vakit ayılacağım
Ruhumun ikmalinden neleri bulacağım
Kalbimin perdelerinden sıyrılıp aşka mı bağlı kalacağımNedir sürükleyen umutlar
Baharın bereketinden sadır olan salkımlar
Hazanı anlatan bahtı karalar anlaşılmak için ağlayanlarSımsıcak nağmeler karşımda
Gönül seviyorsa neyleyim sever her yaşta
Tambura vurduran aşkta ve güfteyi yaptıran o cenahtaGel ne olur yargısız gel
Tarumar olan saçlarının hicranıyla okşuyor yel
Gönül yelpazende bitsin artık kalbini solduran her kederBenim gibi özlesen bilirdin
Hasretin dirliğinden sökün eden hüznü çekerdin
Kuruyan yüreğime bir damla süruru çok görmez gelirdinBilirim an ve zaman çağırır
Davetin bağrından hicrani şarkılarla eleme erişir
Kim idrake gebedir ve anlamak için çileleri güfteleştirirNe kadar mısralar yazsam da
Şiir yanıklığında buğulanıp akan yaşlara bulansam da
Sen olmayacaksın karşımda ve kalbimi titreten hıçkırıklaDinleme olsun boş ver
Birliğin nağmelerinde sen mütemadiyen bir dostol
Kalbi serencamımdaki serzenişlerime artık durma yol verMustafa CİLASUN
23 Haziran 2013: 11:46 #814682Anonim
Hissediş hiç dinmedi,çaresiz sukut etti!
Orjinal boyutu icin tiklayin 698x720px and 72KB.
Senden sonra
Ne baharlar geçti gitti
Solgun hazanlar yüreğimi tükettiGözlere
Yaşlar sökün etti
Ten titredi, kalp serzenişlerdeydiHissiyat
Başaklar misali
Rüzgârlara çok direndi ama dinmediAyazlar
Nefesleri kesti
Çaresiz sukut etti sabırla hep beklediSer verdi
Sır vermedi duyana
Aşkı anlamadan anlatan ve yazanlaraHali tanımadan
Nefesin kokusunu almadan
Hiçbir vakit hüzün solumadan anlatanHaykırışları
Solgunlaş an yaprakları
Sessiz çığlıkları duyamamak ne hazinYüreğin
Sancısını hissetmemek
Ruhu şekliyete her nedense gark etmekDerdi halk edeni
Nasip içinde ki vesileleri
Hikmetinde ki ahir hasretini anlamamakSilik duvarlara
Soysuz nakaratlara
Ruhsuz vicdanlara karalar sürekli aksa daNidanın kavlin
Niyaz için liyakat hakkını
Kimlik içine serpilen marazı azat etmedenSuhuleti bilmeden
Ülfetle nefeslenerek şükretmeden
Hilkatin asudeliğinde seyretmeden gitmekMustafa CİLASUN
23 Haziran 2013: 13:47 #814683Anonim
Yanmaktır, kanmahtır, adanmaktır çaresi aşkın!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 91KB.
Kelamın bir ahengi vardır
Kalbin tellerini titretecek kadar deruni ve iştiyaklıdır
Berzah ‘tan kal eden feryattır, ruhuma temaşa eyleyen inşirahtır
Aklımı ve izanımı celbeden figandır, yaratılış hilkatine hasret tiren ne müthiş firkattirEy Yarat’an, muhatap alan
En yakımında bulunan ve beni bana bırakmayan
Rahmet sıfatıyla varlığımı kuşatan, hiç bir lahzada kalpten uzaklaşmayan
Seni nasıl daha ziyade anlarım, el açar yakarırım, riyadan sakınır, ihlasla yıkanır ağlarımBiliyorum, hakkıyla azmetmiyorum
Nedense hala bahanelere sığınmaktan sıkılmıyorum
Ve fakat bu hal üzere bulunmaktan bunalıyorum, seni anınca hayıflanıyorum
Zafiyetlerim ve hata yapmakta ısrar eden izanım ruhumu daraltıyor, kalbimi karartıyorNe vakit Efendim aklıma gelse
Asla layık olmadığım hakikat yüzüme bir şamar gibi inse
Her zaman öldüğüm ve ruhumun çırpınışları halimi harap ederek inletse
Bir nebze olsun kalbim için çare değil, iradem için tercihler akli ve irfani olmadığı bilinseİnsan olmak, kemaliyetle haktır
Her doğuşun bir ibret ve hakikate duçar eden sahnesi vardır
Aşk mecazi olmaktan uzaktır, nefs adına zaaftır, kalbi inşiraha ram ettiren ilhamdır
Sevdasıyla yanmak haktır, hak ve hakikatin sahibine adanmak ubudiyet nezninde ihsandırArif ve derviş tevazunun aynasıdır
Her türlü gösteriş ve nümayüşten ari olan farktır
Ne kutbu cihan olmak için yanandır ve ne de kul köle yapmak için ağlayandır
Rabbine kul olmak sevdasında olan bir sabırdır, keramete bel bağlamayan firkati ihsandırMustafa CİLASUN
23 Haziran 2013: 16:51 #814686Anonim
Aşk; kalbi ve aklı kemale eriştiren nasibi şiardır!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 85KB.
Sırlar, esrarın cüzlerindendir
Hakikate mepni olmazsa nefsin lahza fırsatıdır
Kul, akleden, iştişareye önem veren, hassasiyetle düşünen muhataptır
Beşer, henüz bu mertebeye erişmeyen candır, emmare içinde bulunan hazin zaaftırAklın dereceleri niye vardır
Kalbin telleri her zaman berzaha ram olan meyandır
Ruh yüceldikçe, kalp inkişafa eriştikçe,ihsan hali bürümüşse ne aladır
Ölmeden ölebilmenin, sevdasıyla farka gidilmenin, inayette yarış edilmenin edasıdırKul, Hakk’ın rızası için yaşamalı
Her amelinde nedenler bulunmalı,taklit üzere olmaktan kaçınmalı
Tahkikin ehemmiyetine inanarak yol almalı, anlamadan ve bilmeden kanmamalı
Bahane nefsin hevasıdır, gerekçesiz yaşamak ne tuhaftır, insan hakikatine yabancı olmamalı, anlamalıEvrensel bir dinin müntesibi olmak
Şek ve şüpheyi itidal üzere ayırmak, endişe içinde bulunmak
Merak ve kalbi hassasiyeti muvazene içinde korumak ve azimetle yol almak
Aklına ve kalbine olan özgüvenini, hareket ve kuvvetein sahibine ait olduğunu unutmamak zarurettirHer kim olursa olsun, asla unutmasın
Kalbi umutların bir vakti vardır, bahtın kalem mizanıdır
Sabır kat a hor görülmeyecek değerdedir, kanaat kalbi inşirahın ikmalidir
Nasip olmayan, gönlümüzde ukde bırakan, ah u zar etmek için sine yakan her neyse rahmet değildirRabbibiz bizlere eza etmek için yaratmadı
Akıl ve iradeyi her zaman Kitab’ıCelil’inde ve Efendim’izle hatırlattı
Her ne hikmetse sosyolojik olarak bir fedret devri yaşandı, insan yaşamak adına adandı
Kıta’larda ruhu ve aklı esireden, iradeyi hiçe sayan, modern köleliği alalayan bir dönem başladıMustafa CİLASUN
24 Haziran 2013: 17:08 #814690Anonim
Ne vakit maziyi ansam,nedense içim burkulur!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 120KB.
Bilmem ki kime sorayım,
Kalbini şehre dip huzur bulayım
Hangi ilham-ı lahzasında ki tesiriyle yol alayım,
Ruhumun ah u zarını bir nebze olsun anlatayım
Sine-i tarumarlığımı
Ummana bırakayım, titreten bir aşkın
Sahrasında uyuyayım
Yol ver dedim dağlara,
kalbimde kümeleşen bayırlara
Kurumuş ovalara bakıp, içimin yangınlığıyla kalayım
Sanki bulutlar
Baskın yapıyor, geceler niye sızlatıyor
Sabrım ah ediyor, kanaat hangi vaktin
Şafağını bekliyor, umutlarım feryat ediyor
Firkatiyle şad olduğum sürür
Sanki alay ederek bakıyor, muhtaçlığımı kim anlıyor
Yâd ellerden selam gelmiyor, nameler
Niye yazılmıyor kalbimden yalnızlık çıkmıyorBazen Üsküdar da,
Kimi zaman Adalarda, Beylerbeyi niye
Temaşa ediyor hicranla
Bir zamanlar ne sakindi Çamlıca,
Boğazın suskun çığlığı sinem de nasıl bir acıysa
Göçüp giden feryatlar kahkaha atarak
Şakıyan canlar kendi canına kıyan insanlar
Neden figan eder martılar, tebessüm eden erguvanlar,
Salınıyor suskunlaşan yalılar
Hani nerdesin ey
Hasret kaldığım zamanlar,Yâriyle kalbi sürur yaşayan manayı figanlar
Niçin bu kadar perişanlaştı insanlar,
Edebi terk eden hazlar, o aşktan uzaklaşanlar
Ruhuna bigâne kalanlar,
Kalbi letaifleri ihmal eden soluklar,
Fırsat için yarışanlar
Hiç acımadan,
Vicdanın sesini duymadan,
Nefsi hergeleliği bırakmadan yaşayanlarNeden ölümden medet umar olduk,
Sanki maverayı unuttuk, niye savrulmuşluk
Neden telakkiler, dinmeyen asabiyetler, şuur
Adına dile gelenler, nerden kovulduk
Nerde kaldı kalbi muhabbetler,
Hoşgörüyle kavilleşen akitler, sevgi adına gayretler
Ayrık otu gibi salınıyor kepazelikler,
Ruhunu ve kalbini ihmal ettiren nefsanîliklerMustafa CİLASUN
24 Haziran 2013: 17:57 #814691Anonim
Ser vermesen, renkten renge girsen de suçlusun!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 42KB.
Sebep olduğum halin
Telafisi için her ne yaptımsa durulmadım
İhmalkârlığın ne kadar bizar bıraktığını geçte olsa,
Derinden hissederek anlamıştımSinemin
Tarumarlığına hiç aldırmadım,
Çünkü sebebi hakikatin bağrında bizzat vardımÇaresiz fevkalade
Bir hicran içinde sancılarla baş
Başa kaldım ve hüzünle ağladımKuytu mekânları
Zihnimde yoklayarak,
Bir nebze stresten sıyrılmak istedimHer ağacın dallarından
Süzülen yaprakları kokladım,
Neden böyle bir garabet yaşamıştımİçimde ki dürtüyle
Şimdi baş başa kalmıştım,
Vicdanım için ıstırabı acıyla yudumladım
Kim vardı içimde,
Neden ben odaklı bir halin
Sofrasında sabahladım diye hayıflandımHani fikretmek ve bu minval
Üzere hali serdetmek kul için kamalattı
Ne olmuştu da yanılgılar bir bir kalbimi
Harap etmek için sıralanmış ve yanıltmıştıArtık nedamet içinde nefeslenmek,
Ne kadar bir izzeti nefesti, edep kim içindi
Şimdi dirlik izanımı terk etti, ülfet bağrımı
Dağlayıp hıçkırıklar eşliğinde ağlatmıştıAnladım ki sonbaharın
Bizi daldırdığı rüya geçici bir hevesmiş
Renklerin sesi ne kadar duyulsa da, şevksiz
Bir ahu serzenişmiş, yürekten azade değilmişHissettiğin kadar,
Fikretliğin aşikâr olmayınca
Duygusallık salıncağı sabahlara denk
Sallasın hali melalini ne çıkacak düşün edebi ruhaEllerin bom boş kalınca, yalnızlık
Vurgunu kalbine haşyetiyle şöyle bir dokununca
Gözler ne kadar ağlasa, söz yüreğin tınısında
Hakikatle buluşmayınca, çırpınarak uyuklaNe gördüğün düşlerin
İnhisarından serdedilen anlamı,
Halin için bir geçit asla sanma
Aklın yolu birdir, muhtaç olduğu tek şey ilimdir,
Hakikattir, selimlik tefekkürle elde edilirMustafa CİLASUN
24 Haziran 2013: 18:33 #814692Anonim
Dinlerken sanki bir rüya halindeydim, öylece dalıp gitmiştim!
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x540px and 36KB.
Gözlerimin açıldığı,yüreğin dağlandığı andı
İlk evreler batmaya ramak kalmış bir yelkenli andırıyordu hali
Merakın her lehçesi şehre dilmişti, dertlerin ve elemin esrar perdesiaralandığında
Efkârın busesini dile getirmek harap olmuş bir kalbi yeniden imar etmek haylizorduBakışları içimi delercesine ötelere gidiyordu
Zikrettiği ne varsa, hüzzam mahzunluğunda olsa da çok hoştu
Kelimelerin hülasasından başlayarak, mazi sayfalarını şad ederek nefesleniyordu
Bir bir açtığı sayfaların arasına dalarak ve mütebessim bakarak coşkuyuyaşıyorduBahsettiği konuların içine alarak götürüyordu
Nihayetinde bir yolculuğa başlamıştık, kalbin ne kadar hali varmış
Umman misali sessiz kalsa da, ülfetine ram olduğu aşkı yaşadıkça bir başkaymış
Nefsin iki şubesinden, nizamsız eleminden, idraksiz kavlinden, zafiyetiiradeden aktıÖlümle alakalı ne kadar çok ibretler anlattı
Hiçbir korkulacak an bırakmadı ve hatta medarı iftiharla açıkladı
Bizler ne kadar farklı şeylere inanıyorduk, korkuyla uzaklaşıpyabancılaşıyorduk
Kime sorsak, hangi sohbete rastlasak, ehli denen kulla konuşsak, bıkkınlıkbaşlardıDefin edilen mahalde dahi edepsizlik sardı
Musalla taşının suskunluğundan dem vurarak aşkı edebi açıkladı
Sevdanın telinden, nefesin zerresindeki kederden, çilenin asudeliğinden sözühaktı
Günün her saati, ecelin fetreti, ömrün suhuleti, Abidin niyeti asliyesindenkelam ettiBir avuç toprağı alıp koklayıp bana uzattı
Gözyaşları akmaya başlamıştı, kalbim niye bu kadar burukluk yaşadı
Tahkikin zaruretinden, ilmin hüccetinden, kitabı celilin evrenselliğindekidemden
Bahsederken ne kadar yabancı kaldığımı, şimdiye kadar anlattıklarımınhülasasınıNe kadar zarif ve o kadarda arifçe anlattı
Arzın tasnifindeki hikmetten, nefesin müddeti halinden, edebin efendisinden
Gülün efsun zerk eden kutsiyetinden ve hatta dikenin ülfetindeki özneden alıpgitti
Sanki bir rüya halindeydim, öylece dalıp gitmiştim, ikram ettiği çaylairkilmiştimMustafa CİLASUN
25 Haziran 2013: 17:26 #814706Anonim
Ey sabreden, kalbini dinleyen suhuletli nefes!
Biliyorum ki sukut edersin
Her hikmet ve nimeti kalbinin sahibinden beklersin
Bela ve şer konusunda ne kadar dikkatlisin, hassasiyeti sanki öğretensin
Niçin bu kadar muvazene içindesin, hiç rahat yüzü görmeyecek misin
Yoksa bu hal üzere yaşamaya mefkuren için bedel misinNefes vaktine duçar olan erktir
Kalp ancak Nazargah olursa makbul ve muteberdir
Beşer olmak yaratılış hilkatidir, tekamül insan olmak için gerekçedir
İnsan ikinci kez doğumun namzedi ve merak, azim, irade, akıl mertebesinde seçimdir
Anlamadan, bilmeden, azmetmeden,tahkike yönelmeden hidayet nasıl istenirUmut insanı var eden şevktir
Her halin ve hikmetin gerekçeleriyle yakarmak ülfettir
Zikrin ve ibadetin hassasiyete bürünmüş ve allanmamış icmali ne latiftir
Ruhun ve kalbin sahibi her vakit kiminledir, bilinmeyen yer ve sır hakikat midir
Gönül ne söyler, iradenden nebekler, aklın kemali yet için hangi kazayı talep ederİnsan yaşlanınca bir hal olur
Her ne kadar dilemezse de muvazenesi ve beden ritmi bozulur
Her ne hikmetse bildiği halde kabullenmeyi unutur, farklı farklı bahane bulur
Yaşlanmanın bir hürmeti vardır,lakin vakar ve edebe nispet edilecek kadarı az bulunur
İnsanın kimliği ve niteliği hassasiyeti, edebi, bilgisi, aksettirdiği ölçüde farkı olurEy gönlünü ecre hasretmiş nefes
Bilme ki nerede yetiştin, nasıl biredeple eğitilip kemale eriştin
Hissiyatını ve azmini hasrettiğin melalin kendi adıma hayıflanmama yetiyor
Ne kadar bedbin ve miskin olduğum kanaati hissiyatıma hükmediyor
Bir nefes al, rahatlamayı beyhude sanma, umudu böyle anlama, yaşaMustafa CİLASUN
25 Haziran 2013: 19:16 #814707Anonim
Hissiyatın alıp götürdüğü sokaklar!
Hisler ne kadar diri ve işveli
Hangi lahzayı ansam, üşüten vakti hatırlatsam
Kalbime sürur zerkeden hülyalar sayfasını şöyle bir açsam
Bir sevinç, bir neşe nüksediyor, mütebessim bir eda ile başını öne eğiyorSuskun olan mekanlar cezbediyor
Yüreğinde hiç eksilmeyen hüzün yine bakir bir mekan istiyor
O vakit duygular bereketleniyor, ilham esintisi bir başka sesleniyor
Alıp götüren hicran, ne hece dinliyor ve ne de vezin için dikkat kesiliyorHicaz makanımda bir taksim istiyorum
Tanburun dilinden, kendine özgü vakar halinden
Hislerimi ağlatsın, beni bana bırakmasın, ne kadar ah u zarım varsa
Bir başka lehçenin dilinden ruhuma meşk versin, ötelerin kal ‘inden hissettirsinSevgililer aklıma geliyor, halim değişiyor
Can, nefesi müddetli olan, bir söz üzere yaratılmış bulunan insan
Niçin bu kadar edebi ve hayayı hiçe sayıyor, sarmaş dolaş olmayı hadsizleştiriyor
Kime lazım böylesi alalanmış ve bahanelerle abartılmış birliktelikler,perişan ediyorEy zülfüne turap olduğum yar diyen can
O’nun edebi, naifliği, nezaketi, suhuleti için kıymet biçiyor
O’nun halinden nükseden melalin feyziyle kendini buluyor ve gönül veriyor
Vefa ve sadakati, hak ve hakkaniyeti,Cenabı Hakkın kendisine emaneti olarak görüyorSesine aşina olduğum suyun başındayım
Ne kadar büyük bir şevkle muhabbetini izhar ediyor
Tayin edildiği istikamete doğru hiç gocunmadan yol alıyor, niçin yapıyor
Nereye baksam, temaşa etmek için hassaten aransam her yanım ayetlerle kuşanmış oluyorNazar ettiğim ve işittiği senfoni anlatıyor
Vaktin ve nefesin aşkı ve iştiyakı, ancak hakikat ilimiyle farktır
Meşayıh ve arifler bu hal üzere adanmış canlardır, O’na kul olmak, ne muazzam bahtiyarlıktır
Ruhumu ve kalbimi dinlenmiş bularak ve ibretin her senasına haşyetle bakarak ayrılıyorum sokaklardanMustafa CİLASUN
27 Haziran 2013: 16:54 #814730Anonim
Ruhumun Hicran Damlaları….
Orjinal boyutu icin tiklayin 800x601px.

Henüz nasıl anlatacağımı bilemiyorum
Edebin feyzinde kalbimin fakirliğinde yalın halini özlüyorum
Hasretin kadrinde ve halsiz kalan dirliğinde mahcubiyetime yöneliyorumOysa çok haklıydın çok geç kalınsa bile
Hakkaniyet teslim edilmelidir ruhum hicran içinde inlese de
Lakin ömrü yelpazemde mütemadiyen edebine imrensem de yapamıyorumHasrettiğin fedakârlığa ve sabır ağına
Müsavi olacak kadar kanaati solumak nefsimi korkutuyor
Sevginin karşısında, teslim ettiğin dostluğun ferahlığıyla sana gelemedimUtancımdan söyleyemedim ve gizlendim
Bahaneler beyan etmeyeyim diye nefesimi serdetmedim
Lakin muhtaçlığımla sessizce halinin zarafetini takip ederek hazza eriştimBiliyorum, yüzleşmekten korkuyorum
Neye çare olacak hüzün, ruhumdan imtina ediyorum
Kalbimdeki muhabbetini bilerek her ne hikmetse işte tevessül edemiyorumLatif şiirini sürurla teneffüs ediyorum
Hasrettiğin enginliğin karşısında şiddetle üşüyorum
Zafiyetlerime nazar edip kalbini hiç hak etmediğimi hazin içinde biliyorumBilemiyorum affedecek misin acizliğimi
Halinden gizlediğim melalimdeki sancıların kirliliğini
Ruhumla baş başa kalan acı lekelerimi ve umut sağanağındaki hadsizliğimiBağışlayacağını biliyorum ama çekiniyorum
Huzuruna gelmekten imtina ederek sessizliğe giriyorum
Yanıklığımı mısralara deşifre ederek muhabbetinin kadrinde nefesleniyorumNelere ve asilzade kişiliğinle gül ikliminde
Diken için kalbim varlığıma meylederek ruhuma hükmetse
Edep birliğinde ve niyazın bereketiyle naif kalbinle asla hüsrana tevessül etmeİtiraf ediyorum acizlik fakir benliğimde
Her ne kadar kalbimden söz ederek hakikati teslim etsem de
Olmuyor işte heveslerim mütemadiyen hissiyatını deruhte ederek ömrü bitirseEy hak sen halimin bendinde nesihsin
Kimsenin şahit olmadığı hakikatlere yakın olan bir rahimsin
Bahtımın badiresinde ve nasibin katresinde vuslat için en güzide bir reçetesinMustafa CİLASUN
27 Haziran 2013: 18:01 #814731Anonim
Kalbin esrarımücibinden kal ederken…
Resimi Büyüt
Orjinal boyutu icin tiklayin 821x559px and 57KB.
Elbette ki insan seviyesini bilmeli
Kalpten söz ederken tefekkür ve tahayyül ile biçimlenmeli
Akıl ve izan adına seviye kat etmeli
ruhun zümrüt tepelerinden vazgeçmemeli
Her halin ve varkıl adına tevdi edilen kuvveti hakikatin
O’ na ait olduğu şüphe götürmemeliKalbin solukları
harfsiz
kelimesizdir
Ve fakat en tesirli ve en büyüleyici müsikiyi de ondan dinleriz
Henüz dillere düşmemiş
gelip kulaklara ulaşmamış
nefis bir şivasi vardır
bekleriz
Eğer fesahat ve belagatta kendilerini ifade etmeye çalışanlar bilseydi sinelerine yönelirlerdiFakat
çağ gürültü çağıydı
Adeta insanlarda onun diliyle kendilerini ifade etmeye çalışıyorlardı
Medeniyet harikaları dediğimiz ne varsa atmosferi kirletip
huzur ve sükunu bozuyorlardı
Biliriz ki bügün itibarıyla dilimiz
kalplarimizin önünde
seslerimiz ise makinaları aratmayacak şekildeydiBir zamanlar sukut ve sessizlik
Bizim en tabii halimiz ve her zamanki iklimimizdi
Belki çokları farkında değildi
bu sessizlik musikisinin
şimdilerde sezemedikleri gibi
O vakitler bu sukunet ikliminde sedece seslerin en tabiiri duyulur
bir şiir
musiki gibi dinlenirdiO zamanlar insanlar henüz
Medeniyet harikalarıyla tanışmamışlardı
Bu geveze varlıkların marifetlerinden haberdar değillerdi
her taraf sessizdi
Ömürleri her türlü münasebetsizliğe kapalı bir ledünnilik içinde geçireler ayrı bir hava ve sükütilik sergilerlerdiKonuşmaları icap ettiği yerde
Söz ve beyanları daha ziyade hallerinden süzülen manaları
Açmaya matuf
müphem hisleri şerh etme istikametinde
hakikatleri avamileştirme yönünde olurdu
Ağzlarını sık sık açmazlardı
açtıklarında da süküti durumlarında
örgüledikleri hikmet cevherlerini sunarlardıMustafa CİLASUN
27 Haziran 2013: 19:03 #814733Anonim
Gönül dili hal şivesi ve aşk nişanesidir…
Diyor ki Sayın Cilasun Ağabey;
”Yazmaktan maksadım şimdiye kadar gönül hücremde hapsolan duygularımın

dostlarla paylaşım esasına dayanmaktadır.”Eğer
beyan bir anahtarsa
O anahtarla açılan ışıktan görülen dünyanın adı gönüldür
Her kelamın kıymeti onun gönül ile irtibatı ölçüsündedir
bu bir hakikattir
Bence dil ve dudaktan ifade edilen şeyler sadece gönül beyanının bir gölgesinden ibarettirNe var ki hak kelamının
Bir izdüşümü sayılan gönül dilini de ancak ona açık duranlar anlar
Mantık
muhakeme
üslup
meani
mecaz
teşbih
istiare gibi esaslar söze derinlik katar
Her biri ayrı süsleme sanatı sayılan hüsn-ü ta’lil türünden unsurların bedii bir derinliğe katkısıdırAksine
vicdan mekanızmasına
Mal edilmemiş
gönül diliyle seslendirilmemiş ve hal şivasiyle
Renklendirilmemiş bütün söz ve beyanlar ne kadar yıldızlı olurlarsa olsunlar
Yinede ruhlar üzerinde mütemadi tesir icra edemezler
insanın iç dünyası her zaman açık bulunmalıdırÇünkü her vakit mamur mabetler gibi
Pırıl pırıl
arş-ı rahmete açık ve hep O’nunla münasebet içinde bulunmalı
Zira gönül gözleri kapalı
ruhu
bedeni ve cismani ihtirasların baskısı altında bir şey edeceği yoktur
Hayatlarını her faslında O’nu görüyor gibi davranan
O’nun tarafından görülüyor olduğuna inanırKendi özünden habersiz
Mahiyetindeki derinliklere karşı bigae
hak’la münasebetlerinde
Gerilerin gerisinde birisi oturup kalkıp bülbüller gibi şakısa
dil döküp çevresine
Destanvari şeyler sunsa da kat’iyen hiçbir gönüle giremez
hiç kimse üzerinde müessir olamazBugüne kadar ruh ve gönülden
Yükselmeyen ve insan ledünniyatına ulaşamayan kuru bilgiler
Veya söz ebelikleri
heva ve hevesleri şahlandıran dil ve akıl oyunlarıyla birşeyler
Yaptıklarını sananlar kendilerini avutmuş
başkalarınıda aldatmışlardır
sinede ses ve soluk olamamışlardırMustafa CİLASUN
28 Haziran 2013: 18:09 #814744Anonim
Hüzün vadisinden geçerken hal başkalaşıyor!
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x600px and 68KB.
Sanki bitap düşmüştüm
Ruhumu sıkan
zihnimi zorlayan
sinemi daraltan anlardı
Başımı alıp gitmek
serin ve sakin bir yerde nefeslenmek
hakkıyla düşünmek istiyordum
Bir çare adına ne kadar kıvranıyordum
vesilelerin neler olabileceğini sıralıyor
dalıyordumİstiyordum ki yılgın yüzler
Hasmane ameller
bahane içinde ki kinayeler bitsin diliyordum
İnsan kalbi ve aklıyla hüsn-ü zan içinde bulunmalı
hak ve hukuku iyi anlamalı
Kim olduğunun farkda olup
erdem ve fazilet için farkındalık adına azme adanmalıydıNe vakit insandan ziyade
Taşa
toprağa
kurumuş yaprağa baksam zindeleşirim
Tefekkür etmenin hazzıyla dinlenirim
ötelerin kuşatan suhuletiyle irkilirim
Nefesin vaktini düşünürüm
kalbin ahenk içinde ki gayretini tahayyül eder
O’na hamt eylerimBir vakitler şahit olduğum
Zavallı kurbağa’nın can havliyle feryadını dumuştum
Samırsaklı ırmağının kenarıydı
yılan bir bacağından yakalamış
dışarıya çekiyordu
Bir çare bulmalıydım ve onu
o halden kurtalmalıydım düşüncesiyle bir taş attım ve yılanın beline değince kurtuldu kurbağaFakat ne kadar doğru yapmıştım
Bir hayvanı kurtarırken birinin rızgına mani olmuş ve yaralamıştım
Bir bakıma hayıflandım ve bazende kurbağanın halini düşününce nasılsa haz duydum
İnsan
her halin ve amelin şuur ve erkanıyla hareket etmek durumundadır
yokda keşkeler her zaman yanındadırKalpten aşk hiç çıkar gider mi
Akıl ve izan muvazeneden vazgeçer mi
zaaf kul için edep mi
Huşu
insanın hem kalbi hem de kalıbı ile Allah’ın huzurunda tevazuu ile eğilmesidir
İnsan
dinle hayat bulur
irfanla hayat olur
medeniyetle hayat sunar
özün sözü
söze gelişidirMustafa CİLASUN
28 Haziran 2013: 18:43 #814745Anonim
Beklemek, umut içinde boyun bükmek!

Artık ne sabır var
ne mecalden kaldı bir hal
Hazan her bir yanımı kuşattı
nerdesin hala niye habersizsin yar
Umutlarıma sessizce
karlar yağar
yüreğimi yakar
Nefesim olsa ne yazar
sinem
sancılar içinde ıstırapla yaşar ve ağlar
Yıllar alıp götürdü
hevesimi
şevkimi
ümitlerimi
Beklemek kar etmedi
sükût ettirdi
bu bitap melalimi
yalnız kalbimi
Ne teselli
şerhetti
sürur zerketti
ne sabır har eğledi kanaate yetti
Yüreğime güz sökün etti
gözlerimin yaşı vefa için şikâyet etti
Vurmayın yüreğime
suskun melali ahvalime
Aldırmayın çaresizliğime
alay
etmeyin kimsesiz kalbimin sezgisiyle
Hamiyete
boş vermişliğime
aşk için
elemle hemhal olduğum kaderimle
Ne dumanım kaldı
ne korum
hüzün
bir başka seslendi boşlukta kalan gözlerime
Ey sevgili artık
neyleyim
sessizce çekileyim
Bahtım için sabırda ikamet
ederek
kalbin için selametler dileyim
Bu yorgun yüreğime
nazarın dokunmadan göçüp gideyim
Umutla filizleneyim
sürurla vuslatı
terennüm edeyim
kısmet değilmiş neyleyim
Bir zamanlar ışıktın
pervaneydin halin dilinde
Esini şad eden nefesin azizliğinde
hülyaların açılmış haz mümbitliğinde
Her nefesin
eşiğinde
titreyen kalbin
ümide abat olan filizlerinde
Renklerin asudeliğinde
şevkin heyecan bahşeden iksirinde
Tutkumuydu alıp
götüren
şimdi hicrana sevk eden
Nasıl bir yakarıştı
suskun duvarlardan
öteye geçmeyen
gözyaşı döktüren
Yalnızlığın busesinde
hüzünle nefesi bitiren
mecali yok eden
Hıçkırıklar içinde inleten
gönül lehçesini
şerh edemeden öteye göçüren elem
Mustafa CİLASUN -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.