- Bu konu 100 yanıt içerir, 43 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Ağustos 2009: 13:49 #752469
Anonim
Ahiretimi terk ettim ifadesini; Hz.Rabiatül Edevi2nin “Allah’ım cennetindeki mükafata mazhar olabilmek için ibadet yapıyorsam, yada cehenneminin azabından korunmak için ibadey yapıyorsam; yaptıklarımı kabul eyleme..Ben sadece Sen’in için yapıyorum” haliyetinde söylediği manada söylemiş Üstad..
O denli Kuran’ın dellallığını istemiş ki; ahiretim feda olacaksa olsun deme civanmertliğini gösterebilmiş..
Yalnız O’nun için yapmak, işlemek,bakmak,görmek…Ne nurlu bi hal ..
31 Ağustos 2009: 09:13 #754478Anonim
Allah azze ve celle tüm buradaki kardeşlerime risale-i nur talebelerine ve tüm müslüman kardeşlerime son nefeste hüsnü hatime versin .Amin
24 Eylül 2009: 20:06 #755926Anonim
Rahman ve Rahim ismi..
Bunları inceleyelim mi biraz?
Girizgahı şurdan yapabiliriz:Bismillahirrahmanirrahim
– Neden besmelenin akabinde bu 2 isim zikredilmiştir.Mahiyeti ne olabilir?
Buyrun inşaAllah..
25 Eylül 2009: 07:45 #755934Anonim
Rahmân: “Dünya hayatında, mü’min-kâfir gözetmeksizin, mahlukatın
hepsine merhametle muamele eden.”“Ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran.”
“Rızıkları ve her türlü iyilikleri ihsan eden.”Rahîm: “Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve
ebedî nimetler veren.”“Ahiret hayatında sadece mü’minlere ihsan ve ikram eden.”
“O Allah ki, O’ndan başka ilâh yoktur. Gaybı da, müşahede edileni de bilendir. Rahmân, Rahîm olan O’dur.” (Haşr sûresi, 22)
Her iki mübarek isim de Allah’ın sonsuz bir merhamet sahibi olduğunu ifade ederler.
Rahmet ve merhamet; kısaca, ‘hayrı irade etmek ve sonsuz ihsan ve ikramda bulunmak’ mânâsına gelir.Merhamet için yapılan şu tarif çok güzeldir:
“Merhamet; acıları, afetleri, sıkıntıları gidererek yerlerine hayrı, sürur ve saadeti ikame etme duygusudur.”
Rahmân ismi, ‘insan-hayvan, mü’min-kâfir farkı gözetmeksizin her canlının her türlü rızkını veren ve onları koruyup gözeten” mânâsına gelir.
Rahîm ise, “iradesini doğru kullanan kullarına iman, ibadet, hidayet saadetini kazandıran ve onlara ebedî Cennetler hazırlayan” demektir.
Rahmân ismi, ilk yaratılışa bakar. Nitekim, Cenâb-ı Hak, yarattığı her varlığı, onların iradeleri dışında nice ihsanlara mazhar kılar.
Rahîm ismi ise, daha çok, ikinci yaratılışa bakar ve iradelerini hayra, doğruya, güzele yönlendiren bahtiyar kullar için, ikinci yaratılışta, sonsuz lütuflar, nimetler, ikramlar verileceği müjdesini taşır.
Demek oluyor ki, Rahmâniyetin tecellisinde ‘cebir’, yani mahlukun iradesi dışında bir ikram ve ihsanda bulunma sözkonusudur.
Rahîmiyetin tecellisinde ise insanın cüz’î iradesini doğru kullanması şartı vardır.
Rahmân hem isimdir hem de sıfat, Rahîm ise sadece sıfattır. Bundan dolayı, Rahmân ismi başkalarına nisbet edilmez., ama Rahîm ismi nisbet edilebilir.
Diğer taraftan, ‘Allah, dünyanın Rahmânı, ahiretin Rahîmidir’ buyrularak, Rahmân sıfatının ezel ile, Rahîm sıfatının ise ebediyetle ilgili olduğuna dikkat çekilir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Rahîm ismi, daha çok Ğafur ismiyle birlikte kullanılmış, böylece en büyük rahmetin mağfiret olduğuna dikkat çekilmiştir. Şu halde mağfiret, Rahîm isminin en güzel bir tecellisidir.
Rahmân ismi dünyada nail olduğumuz nice nimetlere, Rahîm ismi ise ahirette kavuşmaya namzet olduğumuz ebedî saadetlere nazarımızı çevirir.
“Besmele tek bir âyet olduğu halde Kur’anda yüz on dört defa nazil
olmuştur”.
25 Eylül 2009: 08:43 #755936Anonim
Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem:
“Kuran Fatiha’da, Fatiha da Bismillahirrahmanirrahim ‘de toplanmıştır.”
Beyanıyla Bismillahirrahmanirrahim Sisteminin kuşatıcı özelliğini vurgulamaktadır. Bismillahirrahmanirrahim, anlamda Kuran’ı kuşatır.Kur’an’dan öğrendiğimiz: Dört Kitapta ne varsa Kur’an’ı Kerim’de vardır.
Yine Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem’den;
“Bismillahirrahmanirrahim Dört Kitabın Anasıdır25 Eylül 2009: 10:03 #755938Anonim
Allah razı olsun fatmatoy..
Yani;
-Rahman ismi sadece Allah’a bakarken, Rahim ismi insana bakıyor(iradi manada)
-Allah’ın dareyn bir Rahmaniyeti olmayacak.Burada Rahmaniyeti ile muamelede bulunurken, ahirette Rahimiyeti ile muamelede bulunucak.(kömür-elmas ayrımının nihai noktasını da bu demde belirlenecek)
14.lema da vahidiyet ve ehadiyet yönünden de Rahman ve Rahim sıfatlarına açılımda bulunuyor Üstad hz..
Önclikle vahidiyet ve ehadiyeti kısaca açalım:
Vahidiyette ehadiyette Allah’ın birliğini anlatır.Fakat aralarında bazı farklar vardır.Şöyle ki;
Vahidiyet:Bütün mevcudat Allah’a aittir, Allah’ın icadıdır.
Ehadiyet:Esman her şeyde ayrı ayrı tecelli eder; Allahı gösterir.Mesela bir ağaç Allah’ın ehadiyet özelliğini gösterirken, orman yada bitkiler gürühu Allah’ın vahidiyet özelliğini gösterir..Gördüğümüz gibi ehadiyet tek bişeyin Allah’ı göstermesi iken, vahidiyet bütüncül bi şekilde Allah’ın varlığını kat’i bi şekilde göstermesidir..
Bu birliklerin besmeleye bakan yönü ise şöyledir diyor Üstad: Besmeledeki;
Allah—Kainati
Rahman—dünyayı
Rahim—İnsanı gösterir diyerek ehadiyet ve vahidiyetle ilişkisini kuruyor..25 Eylül 2009: 17:15 #755949Anonim
BİRİNCİ SIR
Bismillâhirrahmânirrahîm’in bir cilvesini şöyle gördüm ki:
Kâinat simasında, arz simasında ve insan simasında, birbiri içinde birbirinin nümunesini gösteren üç sikke-i rububiyet var.
Biri, kâinatın heyet-i mecmuasındaki teâvün, tesanüd, teânuk, tecâvübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki, Bismillâh ona bakıyor.
İkincisi, küre-i arz simasında, nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüp, intizam, insicam, lûtuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor.
Sonra, insanın mahiyet-i câmiasının simasındaki letâif-i re’fet ve dekaik-ı şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiyeden tezahür eden sikke-i ulyâ-yı Rahîmiyettir ki, Bismillâhirrahmânirrahîm’deki er-Rahîm ona bakıyor.
Besmeledeki sıralamada kainat-yeryüzü-insan ilişkisi görülmektedir. Zira Allah ismi, kainatın (alemlerin) tümünde, Rahman ismi, yeryüzündeki tüm rızka muhtaç olanlarda ve Rahim ismi ise en çok biz (ebede namzed) insanlarda tecelli ediyor. Aşağıdaki paragraftan da anlıyacağımız gibi Bismillahirrahmanirrahim, Allah’tan insana inen ve insandan Allah’a giden bir yoldur. Yani Allah’ın kainattaki, yeryüzündeki tüm tecellilerinin sonu insana dayanmaktadır ve insan kendinden başlayıp, yeryüzü sofrasındaki Rahman’ın tecellilerini tefekkür ederek, Allah’a giden yolu bulur.Demek, Bismillâhirrahmânirrahîm, sahife-i âlemde bir satır-ı nuranî teşkil eden üç sikke-i ehadiyetin kudsî ünvanıdır ve kuvvetli bir haytıdır ve parlak bir hattıdır. Yani, Bismillâhirrahmânirrahîm, yukarıdan nüzûl ile, semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musağğarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi Arşa bağlar, insanî arşa çıkmaya bir yol olur.
26 Eylül 2009: 07:28 #755969Anonim
Birde şu cihet var; Allah tüm isimleri 2 kola ayrılır..Cemal isimler silsilesi ve celal isimler silsilesi..Cemali isimler, iyilik, güzellik, lütuf,reca gibi sıfatları barındırırken, celali isimleri ise; şiddet,havf, azamet gibi sıfatları barındırır..Rahman celal, rahim cemil silsilesini gösterir..Tüm mevcudat Allah’ın isimlerinin üzerine hareket etmesi hasebiyle, celal ve cemali özelliklerini besmele lafzında Allah özetlemiş..
26 Eylül 2009: 10:06 #755976Anonim
ben yeni busiteye katildim cok güzel bana yardimci olun kulanmayi msjlan öyretin
26 Eylül 2009: 10:26 #755979Anonim
tevhid 21 kardeş hoş geldiniz ….
Aradığınız konular başlıklar halinde forumda mevcut hangi konuyu okuduysanız onunla ilgili bölüme yorum yada paylaşım yapabilirsiniz . Ve sorularınızı o bölümde sorup cevap alırsınız . Hayırlı olsun üyeliğiniz …27 Eylül 2009: 18:16 #756034Anonim
“Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır.” Buharî, İsti’zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519.
Bu hadisin ifade ettiği mana nedir ? Tefekküre ve müzakereye devam inşallah.
27 Eylül 2009: 18:42 #756041Anonim
Maddeden münezzeh olan Allah suretten de münezzehtir. Nitekim, Hadis-i Şerifte, “Allah insanı kendi suretinde yarattı.” denilmemiştir. Burada esas olan Allah’ın rahmetine dikkatleri çekmek ve İlâhî rahmetin en fazla insanda tecelli ettiğini ders vermektir. İnsan denince hemen bedeni hatırlamak da bizi yanıltıcı sonuçlara götürebilir. İnsanda esas olan ruhtur.
Beden o ruhun yardımcısı, elbisesi, hanesi gibidir. Öyle ise bu hadis-i şerifi okurken ruhumuza nazar edecek, akıldan, hayale, hafızadan his dünyasına kadar uzanan çok geniş rahmet tecellilerini okuyacak ve bizi bu şekilde yaratan Rahman’ımıza şükredeceğiz.
Yokluk karanlığından kurtulan her varlık büyük bir rahmete kavuşmuş demektir. Bu mânâsıyla rahmet, canlı-cansız bütün mahlûkatta tecelli ediyor. Semanın yıldızlarından denizin balıklarına, ışınlardan meleklere, yarı canlı bir bitkiden insanoğluna kadar her varlıkta rahmet hâkim; hepsi az veya çok, cüzî veya küllî bir rahmete mazhar olmuşlardır.
Resulullah Efendimiz (asm.), insanın eriştiği bu en ileri rahmet tecellisini bir hâdis-i şeriflerinde şöyle ifade buyurur: “Şüphe yok ki, Allah, insanı rahman suretinde yarattı.” Bu hâdis-i şerifin yanlış değerlendirilmemesi için bazı noktaların göz önüne alınması gerekmektedir. Hâdis-i şerifte, Allah ve Rahman isimleri ve bir de yaratma fiili geçiyor.
Cenâbı Hak, cisimden ve suretten münezzeh. Ama gel gör ki, insan bu hadisi okurken nefis ve şeytan onun hayalini ifsat eder ve sanki hâdis-i şerif, “Allah, insanı kendi suretine benzer bir şekilde yarattı.” şeklindeymiş gibi yanlış bir anlayışa götürür. Hadiste geçen Rahman ismine bilhassa dikkat etmek ve bu hak kelâmı, “Allah’ın rahmetinin bütün varlık âlemi içinde en fazla insanda tecelli ettiği” şeklinde anlamak gerekir.
Suret, madde için ve maddî varlıklar içindir. İnsanın maddî olan bedeni ruhun hizmetçisidir. O halde insan denilince öncelikle ruh anlaşılmalıdır. İnsan ruhu, Cenabı Hakk’ın maddeden ve suretten münezzeh olduğunun en güzel bir göstergesidir. Hâl böyle iken, insan nasıl olur da bu hâdis-i şerifte geçen “suret” kelimesine gerçek dışı bir yorum getirebilir?
Hadiste geçen çok önemli bir kelime de “yarattı” ifadesi. İnsanın bedeni mahlûk olduğu gibi, ruhu da ve o ruhun bütün sıfatları da mahlûktur.
Cenabı Hakk’ın sıfatlarına iman etme hususunda bize büyük bir rehber olmak üzere ruhumuzda ilim, irade, kudret gibi sıfatlar yaratılmıştır. Mahlûk olan bu sıfatlar ilâhî sıfatlara elbette hiçbir cihetle benzemezler. Sadece onlardan haber verirler.Bu sıfatların hiçbiri için suret düşünülemeyeceği gibi, bunların tümü için de yine bir suret, bir şekil hayal etmek mümkün değildir. Bu hâdis-i şerif değerlendirilirken, kâtip yazıya, usta esere benzemediği halde, Hâlık’ın mahlûkuna hiç mi hiç benzemeyeceği nazara alınmalıdır. Ancak böylece batıl hayallerden ve aldatıcı vehimlerden kurtulmak mümkün olur.
Risale-i Nur külliyatında bu noktada çok önemli ipuçları ve çok değerli irşat levhaları mevcut. Lem’alar‘da , “Bir kısım ehl-i aşk, insanın simâ-yı mânevisine bir suret-i rahman nazarıyla bakmışlar.” denilerek, nazarlar insanın ruh, kalp, akıl, hissiyat âlemine çevrilir ve mesele değerlendirilirken bedenin maddî suretinden uzak kalınmasına işaret edilir. Şualar’da, kâinat ağacının meyvesi olan canlılar âleminde, “Sıfat-ı seb’aca mânevî bir simâ-i rahmanî ve temerküz-ü esmaî” tezahür ettiği kaydedilir.
Bu ifadeden sadece insanın değil, diğer canlıların da, Allah’ın sıfatlarını göstermeleri ve ilâhî isimlere âyine olmaları cihetiyle bir simâ-i rahmanî taşıdıkları anlaşılıyor. Ancak, bu mânânın en ileri derecesi insanda görülüyor. Demek ki, insana ibretle bakıldığında Allah’ın bütün sıfatları ve isimleri onda okunabilir. Bütün bu tecellilerin insana, sadece ve sadece ilâhî bir rahmet olduğunu düşündüğümüzde, onda rahmaniyet hakikatini seyreder gibi oluruz. Her varlıkta ilâhî isim ve sıfatlar seyredilebilir ama bu noktada en açık, en berrak delâlet insanda görülür. İlâhî sıfatlara ve isimlere delil olma, onları gösterme, onlara âyna olma hususunda insandan daha ileri bir varlık yaratılmış değil.
Siyah denilince beyazı hatırlamamız gibi, suret kelimesi de bize sireti ve hakikati hatırlatır. Her suret, bir hakikatten haber verir. Bir kelimedeki harflerin şekilleri surettir. Bu suretler bir mânâya delâlet ederler. Meselâ ilim bir mânâdır, bir üstünlük ve fazilettir. İlim kelimesi ise bize bu mânâyı hatırlatan bir suretten ibaret. Yoksa bu kelimenin harflerinde ilim aramak elbette doğru değildir.
İnsanın mânevî siması da bize rahman mânâsını ders veren bir suret ve bir kelime gibi. Kalbimiz, aklımız, hafızamız, hayalimiz ve top yekûn his dünyamız hep rahmetten haber verir ve Rahman’ı hatırlatırlar. Bu tecelli, ruhumuzun hânesi olan cismimize de aksetmiş bulunuyor. Dilimizden dişimize, saçımızdan tırnağımıza, ciğerimizden böbreğimize kadar her neyimiz varsa, hepsi rahmanın birer hediyesi. Bunların her biri bir kelime, bir suret. Ve hepsinde o rahman’ın lütuf ve keremi okunur. Sonuç : Suret-i rahman; Allah’ın rahmetinin en parlak aynası ve en güzel tecellisi diye özetlenebilir.
27 Eylül 2009: 18:48 #756042Anonim
allah razı olsun eline emeğine sağlık kardeşim
28 Eylül 2009: 08:37 #756097Anonim
Risale-i Nur Külliyatı’ndan On Dördüncü Lem’anın İkinci Makamında, bu noktada çok önemli ipuçları ve çok değerli irşat levhaları mevcut.
O , nun benzeri hiç bir şey yoktur. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir (şura 42/11)
30 Eylül 2009: 12:54 #756311Anonim
@HuSeYni 157266 wrote:
“Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır.” Buharî, İsti’zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519.
Bu hadisin ifade ettiği mana nedir ? Tefekküre ve müzakereye devam inşallah.
Bir hadis-i şerifte vârid olmuş ki:
1 اِنَّ اللهَ خَلَقَ اْلاِنْسَانَ عَلٰى صُورَةِ الرَّحْمٰنِ(ev kemâ kàl.) Bu hadis-i şerifi, bir kısım ehl-i tarikat, akaid-i imaniyeye münasip düşmeyen acip bir tarzda tefsir etmişler.
Hattâ onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sima-yı mânevîsine bir suret-i Rahmân nazarıyla bakmışlar.
Ehl-i tarikatın ekserinde sekir ve ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikate muhalif telâkkilerinde belki mâzurdurlar.
Fakat aklı başında olanlar, fikren, onların esas-ı akaide münâfi olan mânâlarını kabul edemez. Etse hata eder.1 : “Muhakkak ki Allah, insanı Rahmân sûretinde yaratmıştır.” Buharî, İsti’zân: 1; Müslim, Birr: 115, Cennet: 28; Müsned, 2:244, 251, 315, 323, 434, 463, 519.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.