Ukbaa
Talebe
Cevap: Otuzuncu Lem'a - Sayfa 615
<style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>
<tbody>
</tbody>
<style media="all" type="text/css">body { font-family: 'Trebuchet MS',Arial,serif; font-size: 12pt; }.listlevel1WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel2WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel3WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel4WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel5WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel6WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }.listlevel7WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: disc; clear: left; }.listlevel8WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; clear: left; }.listlevel9WW8Num1 { margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; list-style-type: square; clear: left; }</style>
- ve herşey Ondan nihayet derecede uzak olduğu halde, O ise herşeye nihayet derecede yakın olabilen bir Zât-ı Hayy-ı Kayyûm-u Zülcelâlin elbette hiçbir cihetle misli, nazîri, şerîki, veziri, zıddı, niddi olmaz ve olması muhaldir. Yalnız, mesel ve temsil suretinde şuûnât-ı kudsiyesine bakılabilir. Risale-i Nur’daki bütün temsilât ve teşbihat, bu mesel ve temsil nev’indendirler.
| Vâcibü’l-Vücud: varlığı gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah | Zât-ı Akdes: bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Allah |
| Zât-ı Hayy-ı Kayyûm-u Zülcelâl: her an diri olup her canlıya hayat veren ve her şeyi ayakta tutan, büyüklük ve haşmet sahibi zât, Allah | Zât-ı Zülcelâl: büyüklük ve haşmet sahibi Allah |
| acz: güçsüzlük | ahkâm: hükümler, esaslar |
| ayn-ı Zât-ı Akdes: bütün kusurlardan, çirkinliklerden, eksiklikten, benzer ve ortak edinmekten sonsuz derecede yüce olan Allah’ın bizzat kendisi | burhan: güçlü ve sağlam delil, kanıt |
| cihazat: cihazlar, donanım | cihet: şekil, yön |
| cilve: görünme, yansıma | defterdar: defter tutup kayıt işlemlerini yürüten |
| ehl-i dalâlet: doğru ve hak yoldan sapanlar, inançsız kimseler | farz-ı muhal: varsayım |
| fâil: işi yapan, etken | imkân haricinde: mümkün olmayan |
| inkısam: bölünme, kısımlara ayrılma | isnad etmek: dayandırmak |
| kabil: dış etkileri üzerine alan, yapılan | kat’î: kesin |
| kitab-ı Rabbânî: Allah’ın bu âlemde hakimiyetini ve Rablığını bir kitap gibi anlatan eseri, kâinat | kudret: güç ve iktidar |
| kâinat: evren | kâtip: yazıcı, yazar |
| maddeden mücerret: maddeyle sınırlı olmayan, maddeten yüce | mahlûk: varlık |
| mahlûkat: varlıklar | masdar: kaynak |
| mekândan münezzeh: bir yerle sınırlı olmayan | mesel: örnekleme, benzetme |
| misil: benzer | mistar: düz kâğıt üzerine düzgün yazı yazabilmek için çizgi oluşturan bir âlet |
| muhal: imkânsız olan şey | mümteni: imkansız |
| münfail: fiilden etkilenen | müteaddit: çeşitli, birçok |
| nakkaş: nakış ustası | nakış: işleme, süsleme |
| nazîr: benzer, eş | nev’: çeşit, tür |
| nidd: denk, benzer | nihayet derecede: sonsuz derecede |
| nizam: düzen | nâzım: düzenleyen |
| safahât: safhalar, dönemler | san’at-ı İlâhiye: Allah’ın san’atı |
| suret: biçim, şekil | sâni: sanatkâr |
| tabakat-ı mevcudat: varlık tabakaları, dereceleri | tabiat: canlı cansız bütün varlıklar, doğa |
| tagayyür: başkalaşma, değişme | tebeddül: değişme |
| tecellî etmek: görünmek, yansımak | tecezzî: bölünme, parçalanma |
| temsil: analoji, kıyaslama tarzında benzetme | temsilât: temsiller, kıyaslama tarzında benzetmeler |
| tevehhüm etmek: sanmak, zannetmek | teşbihat: benzetmeler |
| ulûhiyet: ibadete ve itaat edilmeye lâyık olma, İlâhlık | vezir: yardımcı |
| zîhayat: canlı | âzâ: uzuv, organ |
| şeriat-ı fıtriye: Allah’ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu kanunlar | şerîk: ortak |
| şuûnât-ı kudsiye: Allah’ın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden özellikleri | şâri’: kanun koyucu |
<tbody>
</tbody>