- Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Ağustos 2010: 13:14 #775819
Anonim
”Bu kâinat ve bu küre-i arz, daim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir. Halbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler muzahrafatla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve ufunetli maddeler her tarafında teraküm ediyorlar. Eğer pek çok dikkatle bakılmazsa ve tanzif edilmezse ve süpürülüp temizlenmezse, içinde durulmaz; insan onda boğulur.
Halbuki bu fabrika-i kâinat ve misafirhane-i arz o derece parlak, temiz ve naziftir ve o kadar kirsiz ve bulaşıksızdır ve ufunetsizdir ki, bir lüzumsuz şey ve bir menfaatsiz madde ve tesadüfî bir kir bulunmaz. ”
(30. lem’a)
30 Ağustos 2010: 14:32 #775829Anonim
risalenin insanlara ne verdigini bilemem ama gercekden okumak için okumalı kalpden içden okumalı…herkesin kendini anlattıgı etkiledigi bir yer vardır… bana sabırı ey nefsin gafletine uymamak lazım demeyi ögretti daha cok insan olmamız gerektigini yalansız dolansız sahdekarsız Hak yolunda Allah yolunda yürümemiz gerektigini kısaca
20 Eylül 2010: 15:51 #777536Anonim
Halıkımız bizden ne suretle razı olacak ve bugün ne gibi bir sa’y ve sahife-i hayatımı kapatacağım.
Acaba ümmeti bulunduğumuz o sevgili peygamber-i zişan aleyhissalatü vesselam efendimizin, dalalet yolunu tutan veyahut dalalete gidenlerin arkalarından giden ümmetlerini, ne suretle tarik-ı hidayete getirmek için sa’y etsek hoşnudiyet-i peygamberiyi (a.s.m.) celbedebiliriz.
Barla Lahikası..20 Eylül 2010: 15:55 #777537Anonim
Nedir bu gurur ve nedir bu gaflet? nedir bu haşmet, nedir bu istiğna, nedir bu azamet? elindeki ihtiyar bir kıl kadardır ve iktidarın bir zerre kadardır.
Ve hayatın söndü, ancak bir şule kaldı. ömrün geçti, şuurun söndü, bir lem’a kaldı. şöhretin gitti, ancak bir an kaldı. zamanın geçti; kabirden başka mekanın var mı? biçare! aczine ve fakrına bir had var mı? emellerin nihayetsizdir, ecelin yakındır.
evet, böyle acz ve fakrınla iktidar ve ihtiyardan hali bir insanın ne olacak hali? hazain-i rahmet sahibi halık-ı rahmanü’r-rahime, böyle bir aczle itimad etmek lazımdır. O dur herkese nokta-i istinad. O dur her zaife cihet-i istimdat.
Mesnev-i nuriyeAllahım ne müthiş kelamlar bunlar Kuran-ı Kerimi kendine rehber edinen üstadımızdan ALLAH RAZI OLSUN…
21 Eylül 2010: 06:07 #777569Anonim
Kur’an; insanları terbiye ve nefislerini tezkiye ve kalblerini tasfiye ediyor. ruhlara inkişaf ve terakki ve akıllara istikamet ve nur ve hayata hayat ve saadet veriyor. elbette böyle bir kitabın misli yoktur, harikadır, fevkaladedir, mu’cizedir.
Sözler…21 Eylül 2010: 06:13 #777570Anonim
Ubudiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe imtihan yokdur. Çünkü seyyid, efendi; abdini, hizmetkarını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat abd Seyyidini imtihan selahiyetinde değildir. ve keza insan Rabbini, Halıkını tecrübe edemez….
Mesnevi Nuriye… Zeylü’z Zeyl
21 Eylül 2010: 07:05 #777574Anonim
Yazıda usanan ve ibadet ayları olan şuhûr-i selasede sâir evradı beş cihetle ibadet sayılan Risale-i Nur yazısı …….“Bu kıymetli mektupda üstadımızın işaret ettiği beş nev-i ibadetin kendilerinden izahını taleb ettik. Aldığımız izah şöyledir: 1- En mühim bir mücahede olan, ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmek, 2- Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmek, 3- Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmek, 4- Kalemle ilmi tahsil etmek, 5- Bazen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır. [Rüşdü, Hüsrev, Re’fet]
18.lema
sikke-i tasdik-i gaybi21 Eylül 2010: 07:09 #777576Anonim
@SaYa 212843 wrote:
Ubudiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe imtihan yokdur. Çünkü seyyid, efendi; abdini, hizmetkarını tecrübe ve imtihan edebilir. Fakat abd Seyyidini imtihan selahiyetinde değildir. ve keza insan Rabbini, Halıkını tecrübe edemez….
Mesnevi Nuriye… Zeylü’z Zeyl
Allahım bu sözler beynime çivi gibi işliyor….
30 Eylül 2010: 21:55 #778517Anonim
Acaba kendine Müslüman diyen bir adam, dünyanın bir menfaati için bir günde elli kelime frengî lügatından taallüm ettiği hâlde, elli senede ve hergünde elli defa tekrar ettiği Sübhanallah, Elhamdülillâh ve Lâ ilâhe illâllah ve Allahu ekber gibi mukaddes kelimeleri öğrenmezse, elli defa hayvandan daha aşağı düşmez mi?
29. mektup
1 Ekim 2010: 06:32 #778525Anonim
@Seyyah 215316 wrote:
Acaba kendine Müslüman diyen bir adam, dünyanın bir menfaati için bir günde elli kelime frengî lügatından taallüm ettiği hâlde, elli senede ve hergünde elli defa tekrar ettiği Sübhanallah, Elhamdülillâh ve Lâ ilâhe illâllah ve Allahu ekber gibi mukaddes kelimeleri öğrenmezse, elli defa hayvandan daha aşağı düşmez mi?
29. mektup
Allah razı olsun cumanın hediyesi nefsime bu sözler oldu
(bu sözleri okuyunca aklım başımdan sanki gidiyor Allahım halim nolacak benim):029:5 Ekim 2010: 06:24 #778846Anonim
İşte ey aciz insan ey fakir beşer! dua gibi hazine-i anahtarı ve
tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma.
Ona yapış, ala-yi iliyin-i insaniyete çık bir sultan gibi bütün
kainatın dualarını kendi duan içine al…12 Ekim 2010: 17:03 #779393Anonim
Eğer gözün varsa, insanın simasına bak, gör ki:
Zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar, belki ebede kadar, bu küçük simada, âzâ-yı esasîde ittifakla beraber,
herbir sima, umum simalara nispeten, herbirisine karşı birer alâmet-i farikası var olduğu kat’iyen sabittir.
Bunun için, herbir sima ayrı bir kitaptır.
Lemalar12 Ekim 2010: 17:05 #779394Anonim
İbâdetin mânâsı şudur ki:
Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp,
kemâl-i Rubûbiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.
Sözler1 Kasım 2010: 17:24 #766311Anonim
..Evet, madem mevcudat var ve inkâr edilmez.
Hem, her mevcut san’atlı ve hikmetli vücuda geliyor.
Hem madem kadîm değil, yeniden oluyor.
Herhalde, ey mülhid, bu mevcudu, meselâ bu hayvanı, ya diyeceksin ki;
esbab-ı âlem onu icad ediyor, yani esbabın içtimaında o mevcut vücut buluyor;
veyahut o kendi kendine teşekkül ediyor;
veyahut, tabiat muktezası olarak, tabiatın tesiriyle vücuda geliyor;
veyahut bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretiyle icad edilir.Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur.
Evvelki üç yol muhal, battal, mümteni, gayr-ı kabil oldukları katî ispat edilse,
bizzarure ve bilbedâhe,
dördüncü yol olan tarik-i vahdâniyet şeksiz, şüphesiz sabit olur…
23.Lem’a20 Kasım 2010: 11:22 #781273Anonim
nefs-i emmareyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkardır bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur. 17.Lem’a
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.