- Bu konu 109 yanıt içerir, 16 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Mayıs 2011: 22:21 #791421
Anonim
ON BİRİNCİ REŞHA:
Böyle acîb ve muammââlûd şu kâinatın perde-i zâhiriyesi altında, elbette ve elbette böyle acâib bizi bekliyor. Böyle acâibi haber verecek, böyle hârika ve fevkalâde mu’ciznümâ bir zât lâzımdır.
Hem, bu zâtın gidişatından görünüyor ki, o, görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor. Hem, “Bizi nimetleriyle perverde eden şu semâvât ve arzın İlâhı, bizden ne istiyor, marziyâtı nedir?” pek sağlam olarak bize ders veriyor.
Hem bunlar gibi daha pek çok merakâver, lüzumlu hakâikı ders veren bu zâta karşı herşeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser insanlara ne olmuş ki, sağır olup kör olmuşlar, belki divâne olmuşlar ki bu hakkı görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar?
13 Mayıs 2011: 07:10 #791424Anonim
Böyle acîb ve muammââlûd(ANLAŞILMAZLIKLARLA İÇİÇE,ANLAŞILMASI ANCAK PEYGAMBER GÖNDERİLMESİ İLE OLAN) şu kâinatın perde-i zâhiriyesi (GÖRÜNEN PERDESİNİN) altında, elbette ve elbette böyle acâib bizi bekliyor.
Böyle acâibi haber verecek, böyle hârika ve fevkalâde mu’ciznümâ(MUCİZE GÖSTEREN PEYGAMBER,NEBİ VE RESUL) bir zât lâzımdır.(ÇÜNKÜ ANLAŞILMAZ BİR KİTAP MUALLİMSİZ OLSA,BOŞ BİR ŞEYDEN İBARET KALIR)Hem, bu zâtın(HZ.MUHAMMED S.A.V) gidişatından görünüyor ki, o(ALLAH RESULU A.S.M), görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor.
Hem, “Bizi nimetleriyle perverde eden(KENDİNE SEVDİREN) şu semâvât ve arzın İlâhı(ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH), bizden ne istiyor, marziyâtı nedir?(RAZI OLDUĞU ŞEYLER NELERDİR)” pek sağlam olarak bize ders veriyor.Hem bunlar gibi daha pek çok merakâver(MERAK VERİCİ), lüzumlu hakâikı ders veren bu zâta karşı herşeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser(ÇOĞU) insanlara ne olmuş ki, sağır olup kör olmuşlar, belki divâne olmuşlar ki bu hakkı(İNSANIN HAKİKATI,KAİNATIN HAKİKATI,VARLIKLARIN HAKİKATI GİBİ TÜM HAKİKATLARINI ANLATAN PEYGAMBER EFENDİMİZİN NE BÜYÜK NİMET OLDUĞUNU) görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar?(PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANLATTIKLARI İLE İNSANLAR İLGİLENMİYORLAR,ANLAMAZLIKTAN GELİYORLAR.HALBUKİ ONUN S.A.V ANLATTIĞI HAKİKATLARDAN,DÜNYADAKİ TÜM EN ÖNEMLİ MESELELERDEN DAHA BÜYÜKTÜR.DAHA ÖNCELİKLİDİR.DAHA EHEMMİYETLİDİR.CENNETTE EBEDİYETİ KAZANMAK,EBEDİ YAŞAMAK KADAR DAHA EHEMMİYETLİ BİR MESELE BU DÜNYA DA VAR MI Kİ ONA TERCİH EDİLSİN.MADEM Kİ YOK. O HALDE ALLAH RESULUNU A.S.M DİNLEMELİYİZ.TÜM DİKKATİMİZLE,NAZARIMIZLA ONA YÖNELMELİ VE ANLATTIKLARINI YAŞAMALI.YOKSA KIZIM FATMA ANLATTIKLARIMI YAŞAMAZSAN SENİ KURTARAMAM DEDİĞİ GİBİ,BİZDE KENDİMİZİ KURTARAMAYIZ.)
13 Mayıs 2011: 09:28 #791439Anonim
Kainat bir mekteb ve kainattaki bütün mahlukat bir ilim , insanlar ise bu ilimleri okuyacak birer talebedirler .
bu kainat mektebinde anlasilmasi zor olan hakikatler , görünen alem disinda , görünmeyen alemin bir perdesidir , bütün bu anlasilamayacak gercekleri ögretmesi icin bu mektebe bir muallim gerekir. Zira ne mektep talebesiz nede talebe muallimsiz olamaz .
Kainat mektebinin muallimi ise Hz.Muhammed aleyhisselatü vesselamdir .
Hem efendimiz s.a.v vahiy yolu ile cogu sey bildirilmistir ve gösterilmistir . Kuran-i Kerim ve Mirac gbi bir mucizeye mazhar olup görünmeyen aleme terakkisi gerceklesmis ve cenet ve cehennemi temasa etmistir .
En can alici nokta Rabbimizle bizzat görüsmüs ve onun cemali ile müserref olmustur
Hakikat böyle olunca Peygamber efendimizden baska bu mektebi ve icindekileri insanliga en güzel sekilde ögretecek baska muallim düsünülemez.
Hem bizi nimetleriyle besleyen ve ALLAHIN rizasinin nelerden gectigini haber veren bu zatin sözlerinden , derslerinden faydalanmak gerekirken cogu insan bütün bu hakikatlere karsi kör ve sagir kaliyor .
Rabbim hem gören hemde duyan kullarindan eylesin cümlemizi .Amin .16 Mayıs 2011: 14:44 #791703Anonim
@akna 249827 wrote:
ON BİRİNCİ REŞHA:
Böyle acîb ve muammââlûd şu kâinatın perde-i zâhiriyesi altında, elbette ve elbette böyle acâib bizi bekliyor. Böyle acâibi haber verecek, böyle hârika ve fevkalâde mu’ciznümâ bir zât lâzımdır.
Hem, bu zâtın gidişatından görünüyor ki, o, görmüş ve görüyor ve gördüğünü söylüyor. Hem, “Bizi nimetleriyle perverde eden şu semâvât ve arzın İlâhı, bizden ne istiyor, marziyâtı nedir?” pek sağlam olarak bize ders veriyor.
Hem bunlar gibi daha pek çok merakâver, lüzumlu hakâikı ders veren bu zâta karşı herşeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser insanlara ne olmuş ki, sağır olup kör olmuşlar, belki divâne olmuşlar ki bu hakkı görmüyorlar, bu hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar?
Evet karışık, anlaşılmaz acayip şeylerle dolu şu kainatın görünen yüzünün altında bir sürü acaip, harika işler, hakikatlı olaylar var. Sadece iman gözlüğüyle bakıldığında şu kainatın asıl yüzü görünebilir. Manevi alemler müşahede edilebilir. Eğer insan, küfür ve gaflet gözlüğüyle şu kainata baksa kainat karanlık ve zulümatlı görünür.
Mesela; imansız bir insan ölümü yokluk, hiçlik olarak görürken, ehl-i iman ölümü ebedi hayatın bir başlangıcı mukaddemesi olarak görür. Ya da inançsız biri her olay karşısında titrerken, imanlı biri her şeyin Allah’ın tasavvuru altında olduğunu bilerek rahat eder.
İşte bütün bunları bize bildiren, getirdiği hidayet nuru ile küfür ve gaflet gözlüğünü kırıp, iman ve hidayet gözlüğü takan Efendimiz Aleyhisselatü Vesselamdır. Bizi bütün nimetleriyle donatan Cenab-ı Hak bizden ne istiyor? Arzusu nedir? Kullarından nasıl razı olacak? Bütün bu sorulara sağlam delillerle ve bunun gibi pek çok merak ettiğimiz, lüzumlu hakikatı bize ders veren ve bize önderlik eden de O’dur. Bizim bütün bunlara karşı Efendimiz’e koşmamız, O’nu dinlememiz gerekir ki; her iki alemimiz Habib-i Zişan’ın nuruyla aydınlansın..
Cenab-ı Hak bütün bu hakikatlere gözlerini ve kulaklarını kapayıp, divane olan insanlara Hakkı, Hakikatı görmeyi, bilmeyi, akletmeyi nasip eylesin.
19 Mayıs 2011: 07:37 #791945Anonim
ON İKİNCİ REŞHA
İşte, şu zat, şu mevcudat Hâlıkının vahdâniyetinin hakkaniyeti derecesinde hak bir burhan-ı nâtık, bir delil-i sadık olduğu gibi, haşrin ve saadet-i ebediyenin dahi bir burhan-ı katıı, bir delil-i sâtııdır. Belki, nasıl ki o zat, hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vusulüdür; öyle de, duasıyla, niyazıyla o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır. Haşir meselesinde geçen şu sırrı, makam münasebetiyle tekrar ederiz.
İşte, bak: O zat öyle bir salât-ı kübrâda dua ediyor ki, güya şu cezire, belki arz, onun azametli namazıyla namaz kılar, niyaz eder.
Bak, hem öyle bir cemaat-i uzmâda niyaz ediyor ki, güya benî Âdemin zaman-ı Âdemden asrımıza, kıyamete kadar bütün nuranî, kâmil insanlar, ona ittibâ ile iktidâ edip duasına âmin diyorlar.
Hem bak, öyle bir hâcet-i âmme için dua ediyor ki, değil ehl-i arz, belki ehl-i semâvât, belki bütün mevcudat, niyazına, “Evet, yâ Rabbenâ, ver, biz dahi istiyoruz” deyip iştirak ediyorlar.
Hem öyle fakirâne, öyle hazinâne, öyle mahbubâne, öyle müştakâne, öyle tazarrukârâne niyaz ediyor ki, bütün kâinatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyor.
Bak, hem öyle bir maksat, öyle bir gaye için dua ediyor ki, insanı ve âlemi, belki bütün mahlûkatı esfel-i sâfilînden, sukuttan, kıymetsizlikten, faidesizlikten, âlâ-yı illiyyîne, yani kıymete, bekàya, ulvî vazifeye çıkarıyor.
Bak, hem öyle yüksek bir fizâr-ı istimdatkârâne ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârâne ile istiyor, yalvarıyor ki, güya bütün mevcudata ve semâvâta ve Arşa işittirip, vecde getirip, duasına “Âmin Allahümme âmin” dedirtiyor.
Bak, hem öyle Semî, Kerîm bir Kadîrden, öyle Basîr, Rahîm bir Alîmden hâcetini istiyor ki, bilmüşahede, en hafî bir zîhayatın en hafî bir hâcetini, bir niyazını görür, işitir, kabul eder, merhamet eder. Çünkü istediğini—velev lisan-ı hâl ile olsun—verir. Ve öyle bir suret-i hakîmâne, basîrâne, rahîmânede verir ki, şüphe bırakmaz, bu terbiye ve tedbir öyle bir Semî ve Basîr ve öyle bir Kerîm ve Rahîme hastır.
20 Mayıs 2011: 05:59 #792000Anonim
Nasıl ki Peygamber efendimiz s.a.v Allahın varlığına ve birliğine kesin bir delildir,kuvvetli burhandır.
Öylede haşirin yani yeniden dirilmenin,ahiretin,ebedi saadetin gelmesine bile en büyük deildir,kesin burhandır.
Öyle dua ediyor ki,o duanın rededilmesi imkansız.
Madem efendimizin kulluğu var,takvası var,elbette haşir olacaktır.ahiret olacaktır.cennet ,cehennem olacaktır.yeniden diriliş olacaktır.
Olmazsa -haşa böyle ihtimal de yok-o zaman efendimizin a.s.m. yaptığı tüm tebliğler,kulluklar boşa gider.Allah O’nu(s.a.v.) yalancı -haşa-çıkarmış olur.Ebu cehilleri tasdik etmiş -haşa-olur.çünkü ebucehiller ahireti kabul etmiyorlar,inkar ediyorlar.
Efendimiz ise,tebliğinde var diyor,ahiret var,cennet var,cehennem var diyor ve kendisi ve ümmeti için cenneti istiyor.çok dua ediyor.
işte bu duanın kabul olmaması imkansızdır.
anladığımız kadarıyla.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.