• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 226 ile 240 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #787716
    Anonim
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Gönlüm hıçkırıktan arınıp, aşkın firkati yaşatacak![/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Aşk; halin demidir, kalbi hakikattir, ruh için ibreti neticedir[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Gönül deryası namitenahi olan vakti rikkattir, umut için ecirdir ve sabrı terennümdür[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Kanaati deruhte eylemeyen bir yürek, ne kadar acizdir, nefsi ziyadelik içinde ki cürümdür[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Evvelin ahirinde ne varsa, bahtın için nasip olan kazalar bir hakikatse sevdayı ahuzardır[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Sevebilmeyi ve sevilmeyi talim et, feyzindedir o suhulet[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Kurban olmaya söyle kim namzet, ahitleşen akıl hangi vadiden bekler ve diler haşyet[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Zikretmediğin, ihmaline tevessül ettiğin,gerekçesiz birşekilde beklediğin arafı bir tarit et[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]O anve beklenen zaman için mukayyet olmaya muktedir olamayacağın vakit söyle kimin[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Meczubun halini bir seyret, alemler içindedir, fikret[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Divaneleşen canın hikmetini dert et nasip nasıl bir aşkınrük nünden söz eder aklını sevket[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]İlim, merakın bir şubesidir, nizam edilmeye muhtaç nefs neyi beklemektedir amine bereket[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Yazılan fermanları merak et, göçüp giden nefesleri ibretle yadet, akıbetin için nedir fazilet[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Sevda, umuttur, nurdur, onurdur ve süruru aşktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Hangi çilelerin eşiğinde umut yar için niyazdır, sabır hardır, kanaat bir ülfet-i nazardır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Düşün yağmur damlaları firkatle aşkına koşmaktadır, tefekkür etmek için neler lazımdır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Terbiyeye muhtaç olan bir gönül, hangi gerekçelerle farkı fark ettiren irfana adanlamlıdır[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Umman sinende, ruhun firketinde, umudun içindedir[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Hesapsız bir zaman hiçbir vakte şahitlik yapmayacaktır aşka ram olmayan ağlayacaktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Yar hangi yadının feyziyle kalbine bakacaktır, ruhun lebbeyk derken umudunla coşacaktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Bilince erişmeyen can, anlamaktan mı korkacaktır, aklı ve idraki o vakitler ne yapacaktır[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Canı, cananından vazgeçecek bir zaman korkutacaktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Analar yavrusunu unutacaktır, o vakit ihmal ettiğin merakın ve tahkikin ne yapacaktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Gözün yaşı kuruyacak, meranım sahrası kurulacak, haşyet ve panik seninle bir olacaktır[/FONT]
      [FONT=Palatino Linotype, serif]Sadakatli akitler niyeti asliyeler hakikati için çileyle refik olmayı beceren korkmayacatır[/FONT]

      [FONT=Palatino Linotype, serif]Mustafa CİLASUN[/FONT]

      #787717
      Anonim
        Ömürden maksat heyhat!


        Daldım
        Yine şu gecenin matemine
        Saldım melalimi sesin kesildiği yere

        Yoksun
        İşte, her şeyim bulunsa bile
        Neyleyim sensiz melalin kederlerini

        Beni ben
        Yapan senin tefekküründü
        Görünmezlerde salınan güzel güldü

        Ne güzeldi
        Mananın enginliğindeydi
        Sabırla, melalinde şekillenen erendi

        Haliyle
        Hadsizliğimi serdeden edepti
        Mizan için azimeti tercih eden abitti

        Teni
        Öteleyen, zevki dışlayan zakirdi
        Mana için hayatını vakfeden bir erdi

        Çaresiz
        Kalıyor halime de acıyordum
        Oysa elbette bende âdemi mutlaktım

        Neden
        Nefsimin gölgesinde salınırdım
        Akıbetimi hiç hesaplamadan yaşardım


        Mustafa CİLASUN

        #787776
        Anonim

          Beklerim gün be gün, kalbim hüzünle vurgun!

          Yalnizlik_17.jpg


          Su akar, gün hasretiyle sinemi yakar

          Geceler yalnızlığıma hüzünle bakar, hicran yüreğime elem koyar ve durmadan dağlar

          Aşk, hal dilinde hakikat için ağlar, sevda maksut için vesileleri sorar, bilmem ki ne arar

          Gözler bakar, baht bir bir gazaları sıralar, vuslat aşkı içimde haydi söyle ne vakit doğar

          Ne vakit yalnız kalsam, kuruyan yaprağı yerden alsam ve ibretle koklasam

          Gülün dikeninden idrakime sarfı nazar etmeden, aşkın nazarıyla yakınlaşsam ve baksam

          Hali fakirliğimi bir bir derleyip, ellerimi mahçubiyetimle huzur içinde açsam, yakarsam

          Aklımın suskunluğunda, idrakimin nutkumu durduğunda, hiç yılmadan umuda sarılsam

          Şu yaralı gönlümü, ah bir bilsem ve şevkle avutsam, mütemadiyen mahzun mu kalsam

          Yalnızlığın kollarında bitap olup,dağların yamaçlarında aşkın hasretini hüzünle ansam

          Sessizce ağlasam, hıçkırıklarımı ufuklara bıraksam,çilenin endamıyla sevdamı yaşasam

          Bir an bile tereddüt etmeden, gönül kapımı açılması için secdeye kapanıp öyle yakarsam

          Farkı fark edecek kadar bir niteliğe kavuşsam ve takva nazarıyla nefesimi arza bıraksam

          Ruhumun hicran damlalarını, bir muştuyla ve sürurla hanif gönüllerin ülfetine akıtsam

          Sırların sersemleten ağırlığından kurtulsam, bir nebze olsun hal diliyle ibretle anlaşılsam

          Ve artık titreten haşyetten kurtulsam, hürriyetin letifliğinde yol alıp, yaren ile buluşsam

          Suskunluğun perdelerini sessizce açarak, kalbi burukluğumu gün ile tanıştırsam

          Ne kadar keşkelerim ver ise, ruhum için yeis için dillense bile, asla nedametle serdetme

          Sabrın suhuletinden bir an bile sarfı nazar etme, nasip ne imiş ehlinden dinle, hiç üzülme

          Bahtım işte buymuş deme, müddeti nefesin vaattiği güzelliği ve hikmeti görmezden gelme

          Umut içindeyken, hazanın solgun ikliminde nefeslenme, gayret ise niyetin esaretinde

          Dile gelen ne ise kalbin veya nefsin lahzasından dile geldiğini bir an olsa bile hiç unutma

          Edep, halin dilinde senadır, uzlet tefekkür için sana verilen kalbi zamandır inşirahla ardır

          Ne kadar muradın varsa, durmadan gayret et bu uğurda, teslimiyet kalbi olunca unutma

          Mustafa CİLASUN

          #787861
          Anonim
            Gitmişti bir kere ellerimden!


            Kim bilir
            Genliğim yaşadığım kederim
            Sinemden sökülerek alınan deruni heveslerim

            Zorunda
            Kalarak, icbar bırakılarak
            Seni sana bırakmayan anlamsız olan naralar

            Olaylar
            Toprağı koruma sevdalar
            Dostu düşman yaptıran soysuz adanış ve adımlar

            Fraksiyonlar
            Aileyi parçalayan tohumlar
            Canı cananı en kutsal olanı düşünmeden anışlar

            Terör
            Onu kurumlaştıran sektör
            Devleti ve milleti takatten düşüren sinsi aktör

            Her adım
            Tefekkür edilmeden kastım
            Kullanılan, harcanan, fütursuzca anlatılan adım

            Kuşatıyorlar
            Kızı, nazı, pazarı anlamıyor
            Cana kastediyor arlanmadan saldırıyor bakıyor

            Çaldılar
            Gençliğimi nezarette
            Gardiyanların refakatinde cezaevinde katlettiler

            Millet
            Adına, kanın kıvamında
            Kahpeler saldırıyor haydi durmasana al vur kaçsana

            Asırlarca
            Kan akar, devletin eliyle
            Canlar telef edilir hala sanki tavuk keyfiyetiyle

            Nizam etmek
            Tahakkümü icbar ederek
            İradelere pranga vurmak ve çaresiz soluk aldırmak

            İllegaliteyi
            Olağan sayarak sarkmak
            Gençliği çıkarlarına aracı yaparak sefilce kullanmak


            Mustafa CİLASUN



            #787873
            Anonim
              Medeniyet dedik, zedeleştik!


              Dinleyin, dostlar, arkadaşlar,
              Hemen hükmetmeyin, sabır edin,
              Yıllarca içimize giren şu ön yargılar,
              Zanlar, yalanlar ve hala dökülen kanlar…

              Medeniyet diye güya garbı gösterdiler,
              Onu asırlarca insan kanıyla beslendiler,
              Zulmettiler, gizlendiler, peşkeş çektiler,
              Zulmü bugün medeniyetin abidesi yaptılar…

              İstemem ben medeniyet onların zül met,
              Kendileri beslensin, genlerinde ki hamaset,
              Değemesin mabedime, mahremime bu zillet,
              Kalmadı mı artık damarda akacak bir taze kan…

              Maraş niye kahraman, Antep neden gazi,
              Sütçü imam hani, gazeteci Tahsin nerede,
              Kara Fatmalar dışlandı kendi askerlerince,
              Batı medeniyeti morfini çektiler sessizce…

              Şarklı kalayım, aidiyetimi, hilkatimi bileyim,
              Yaratan’a köle olayım, medeniyeti neyleyim,
              Yıllarca uyduk, uyutulduk, sanki buharlaştık,
              Akide karışık, hilkat kırışık, kalb şirkle barışık…

              Neyleyim medeniyeti, benliğim kayboldukça,
              Din dışlandıkça, kızım saçılınca, oğlum kaçınca,
              Sınırda asker olsa ne yazar, her gün içeri sızınca,
              Milletim esir oldukça, gayri Müslim hür yaşadıkça…

              Kur’an mı, ne yazar, Onu anlayan birisi var mı?
              Hoca mı, bir zavallı mahkûm, hürriyeti kısıtlı,
              Dua mı, ne anlıyorsun, Arapçadan yoksunsun,
              Sadece âmin diyerek, biçare kafanı sallıyorsun…

              Ne oldu bizlere, mazi kayıp, atiden bihaberiz,
              Neden nihayeti bulunan bir hayata, hep biganeyiz,
              Makamın mı, paran mı, payen mi, senin kurtuluşun,
              Ne olur bir kez düşün, sende diyarı terk edip gideceksin

              Ruhun tenini, tenin kabri, kabir ise seni terk edecek,
              Sen, perişan, ahval harap, melekler o an sual edecekler,
              Sen, biçare, zavallısın, hilkatinden bihaber âdemi beşersin,
              Nefsin, sadece medeniyet, keyfiyet ve ön yargınla buluşacaksın…


              Mustafa CİLASUN
              #787879
              Anonim
                Sol yanımın sızısı dinmiyor!


                Beceremedim işte!

                Ömür son demlerini yaşsa da

                Halin dirliğinde, muhabbet zorunlu olsa da


                Ne yaptımsa anlamadan,

                Derin sulara dalıp düşünce ufkuna

                Sağ salim ulaşarak eminliğe hazla bakmadan


                Mütemadiyen sürüklendim,

                Bir gün kendimi dinlemeyi bilmedim

                Ne derlerin vehmiyle ve bir telaş içinde gittim


                Ne hakkıyla sevebildim,

                Bilmediğim için sevilmeyi beklemedim,

                Yalnızlık ayazıyla sevenlere gıptayı nazar ettim


                Onların baharı başkaydı,

                Şen şakrak uçuşan kuşlar misaliydi

                Yüzlerine açan çiçekler rengârenk kokular gibiydi


                Huzur ve sürurun hazzı,

                Yamaçlarda asudeliğini koruyan bağdı,

                Kalplerinde hissettikleri heyecanlar daha başkaydı,


                Umut onların ilkbaharıydı,

                Sevgi yumağı tohumlar ruhlarında aşikârdı

                Hiddet, husumet bazen vardı lakin sevgiyle kalkardı


                Bir başkası için can atardı,

                Onun kalbini fethetmek için yola çıkardı,

                Vefayı bu manada sorgular, hizmet aşkıyla yanardı


                Benim silik duvar köşelerinde,

                Düşüncelerim nedamet içinde seyreder,

                Hiddetin hali kuşatmasına bir türlü engel olamazdım


                Çaresizliğe sabır diye bakardım,

                Feleğin kulağını çınlatarak sessizce ağlardım,

                Neden sürekli mahzunluk yaşadığımı anla yanmadım


                Vakti saatinde büyüdüm,

                Palazlandım kas gücüne de ulaştım,

                Lakin ekmeğin kaygısıyla toz talaştan kurtulamadım


                Çok erken yarı uykuyla,

                Yüzer gram zeytin ve peynir borçla,

                Haftalık alana kadar bakkala rica minnet utana utana


                Yesem bir türlü yemesem de,

                Kilometrelerce yol yürüyecek olmam aç karnına

                Haydi, hayırlısı diyerek, sabrı diğer güne de ekleyerek


                Eğitimsizlik ne kadar hazin,

                Çocukluk iklimde öğretilmeyince vezin,

                Edepsizlik zuhur ediyor şekliyet tavan yapıyor hissedin


                Ne kadar çok arzu ederdim,

                Benim de hakkıyla bir sevenimim olmasını,

                Hasreti yudumlamasını, gönül güzelliğini yansıtmasını


                Bizzat yabancı olduğumdan,

                Hayatımı sevgisiz arşınladığımdan,

                Kime, nasıl ve ne şekilde aksettirileceğini hiç bilmedim


                Sadece tebessüm edebildim,

                Kalplerinin serinliğinde yeşeremedim,

                Ömrün kalanında hazan yapraklarını halime yakın gördüm


                Lakin bu sızıyı öyle derinde,

                Ruhumun hicran sahifelerinde zikrettim,

                Bana öğretilemeyen sevgiyi şimdi kime şikâyet edecektim


                Bir gün babam oğlum diyemedi,

                Kollarıyla kuşatıp hiç sevdiğini hissettirmedi

                Annem tahakküm kimliğinde mütemadiyen hiddeti estirdi


                Nisa kimliğinin zarafetini,

                Şefkatini hamiyetini, ülfetini hiç göstermedi,

                Beş günlük annesiz kalmanın sancısını halimize acıyla işledi


                Hanenin en küçüğü olmakta,

                Şefkatten azade olarak solgunluğu yaşamakta,

                Akide yozluğunda soluksuz kalarak darlıkta boğulmakta,


                İçten bile değildi zamanında,

                Her şeyi toparlayıp nizama sokmak isteyince,

                Analık hakkı dilleniyor kendi kavlince ve bilinçsizlik halinde


                Mükellefiyetin sınırları bellidir,

                Dileyen dilediği kadar hükümran değildir,

                Hukukun gerekçeleriyle nefeslenmek aklın gereği değimlidir?


                Bilmeden, öğrenmeden,

                Vehmederek, tecessüsü öncelemek hardır,

                İnsansa adabı muaşeret içinde yegâne hükümlerle yönelmeli


                Hislerini nizam içinde tevdi etmeli,

                Kime ne söyleyeceğini düşünerek serinlemeli,

                Aklına geldiği gibi esmeyi öteleyerek nefsini de dizginlemeli


                Ana analığını bilmeli,

                Babada nesline gerekçelerini öğretmeli,

                Nisa kimliğinde edep azat olursa, kadın mutlak nizam edilmeli


                Aşk edebindir, zarafetindir,

                Bedevilikte aşkı terennüm etmek zevkidir,

                Ruh dirliğinde ebedi olan, kalbi vuzuhun süruruyla yaşmaktır,


                Sahibinde kalarak nur koklamaktır,

                Hak için nefeslerin nihayetinde vuslatı anmaktır,

                Ölümde dirliği yaşayarak kanaati sabırla mesruriyet duymaktır



                Mustafa CİLASUN

















                #787885
                Anonim
                  O an çıkıyor karşıma!



                  Henüz
                  Adımlamaya başladığım
                  Zamandan bu an’a kadar arkasında sürüklendim

                  Bazen
                  Sessiz bazen de nefessiz
                  Devran içinde arşınlanan bir deniz nizamsız nefis

                  Gel
                  Zaman git zaman derken
                  Halin sahifelerinde kederlenip hüznü nefeslenirken

                  Yokluk
                  Kuraklıkta susuzluk
                  Umutlarda solgunluk yorgunluğa güfte yaptırıyordu

                  Çaresizlik
                  İdrak edilmeyince
                  Kanaat niteliğe ermeyince, vuzuh netleşmeyince acı

                  Izdırabı
                  Kamçılıyor kan akıtıyordu
                  Nisyan yamaçlarda daveti bekleyerek fırsat kolluyordu

                  Bilmeden
                  İnanmak, anlamadan kanmak
                  Akidede muğlâklığı yaşayarak, maslahatlara sığınmak

                  Arkaya
                  Hiç bakmadan yaşamak
                  Tefekkürden imtina ederek hevesleri kuşanmayı anmak

                  Derken
                  Akıl sığaya çekerken
                  İbretlik hadiseler bir bir önümüze serilirken tükenmek

                  Nefesin
                  Kadrine haiz olarak
                  Sahibinde netleşmek, sevdayı hasrederek ona yürümek

                  Ezelin
                  Ebet için ahengini
                  Aşkın nurlaşan ulviyetini, nizamsız zevklerin sefilliğini

                  Kaç zaman
                  Sonra ve hazan oluşunca
                  Ömür takatte zorlanınca, gözler fersiz bomboş bakınca

                  Umutlar
                  Geliyor birden aklıma
                  Lakin hiçbir yatırım yapmayınca, naçarlığın sağanağında

                  Hıçkırıklar
                  Düğümleniyor boğazıma
                  Ağlamak ne çare, zaman seni mazinle hikâyeni seyredince

                  Tekaüt
                  Maaşınla aldığın mezar
                  Yalnızlığında ürpertilerle haşyetin serencamını haykırınca

                  Kim olacak
                  O elim manzarada yanımda
                  Evladiiyal her ne kadar varsa, refikam ağıtlarla başımda

                  Hüzün
                  Desteledim arkamda
                  Bestelediğim şarkılarla mısralar duracak bir bir karşımda

                  Mütemadiyen
                  Çaresizliğe hayıflansam da
                  Yaratan’a iltica ediyorum her ne olacaksa rahmet onunla

                  Gülün
                  Kokusunu arasam da
                  Hasretmediğim zaman çıkıyor hemen karşıma ağlasam da

                  Toprağın
                  Yetimi anlatan hicranıyla
                  Hesapsız hayatın sonuçlarıyla, keyif ne kadar haz olsa da

                  Mekânsız
                  Düşünmek ileriyi görmek
                  İnsanın vasfından sudur ettiğini bilmek, kalbi serinlemek

                  Vicdanı
                  Dürüp bükmeden hilkatine
                  Tevdi ederek ulvileşmek nefesi sahibine hasredip yücelmek

                  Aşkı
                  Harında ki sevdayı
                  Sabrın baharında rengârenk açarak yaratan Hakka koşmayı

                  Ne derlerden
                  Soyutlanarak kul olmayı
                  Ön yargılarda yargıçlığı müdavimlerine bırakarak hür olmayı

                  Başarmadan
                  Umudun niteliğinde baharlaşmadan
                  Ruhun kalbi nizamında vuzuha ermeden koşmak yılgınlığımı

                  Affedemiyorum
                  Kimi suçlayacağımı bilmiyorum
                  Lakin artık çok geç her gün adım adım mizana yaklaşıyorum

                  Muhakkak
                  Üzülüyorum sukut ediyorum
                  Kalbimin lekelerimden kurtulamadan hayata veda ediyorum



                  Mustafa CİLASUN







                  #787942
                  Anonim
                    İşgal hesabiydi, o zulüm dinmedi!

                    Onun…
                    Mazisini bilenler
                    Atisinin ulviyetini hedefleyenler

                    İşgal…
                    Altın da feryad ederek inleyenler
                    Âlim ve ulema şehri iken, birden tarumar edildi…

                    Asırlarca…
                    Medeniyetlere başkentlik yapan
                    Orta doğunun, Afrikanın haline düşünürken kim ağlamaz

                    Gözyaşları…
                    Çöl bile tanımadı, şimdi kanlarla yıkadı
                    Mazlum halkın figanı arzı cihanda Ummanlara ulaştı…

                    Annelerimiz…
                    Kızlarımız, bacılarımız çaresizlikten
                    Nutku durdu, İğfale zorlandı, sabi çocuklar şaşırdı, baka kaldı

                    Canavarın..
                    Tek dişini gören zavallı halkın
                    Müstezaf kaldı, dünya müstekbirlerine karşı son derece perişandı…

                    Mustafa CİLASUN

                    #787943
                    Anonim
                      İdrake ram olmak, hal-i meramı anlamaktır!


                      Ne tuhaf
                      Bir anlayıştır ki kâhinciliğe bakış
                      Derlerdi ki dincilerden çıkar hep bu anlayış

                      Onlar dar
                      Kafalı, çember sakallı bir bağnaz
                      Vur abalıya nasıl olsa asla ses çıkartamaz

                      Yıldız
                      Falcılığı, burç hokkabazlığı revaçta
                      Bırakın yaşayanı, ölen ruhlar çağrılmakta

                      Gariptir
                      Ki bazı insanlar bezle uğraşmakta
                      Dine saldırmakta, açıktan şirki savunmakta

                      Derler ki
                      Öncelikle bizde lailahe diyoruz işte
                      Bilselerdi ki bu ne demekti, hiç derler miydi?

                      Yoktur
                      Hiçbir ilah, put yalnızca illallah vardı
                      O sadece bir olan Allah’tı, münezzeh olandı

                      O kâinatın
                      Hâkimiydi, sistemlerin banisiydi
                      Yeryüzünü tanzim eden bir Rahmanirrahimdi

                      Her zerrenin
                      Banisi, insanın da tek sahibiydi
                      Tüm övgüler ona aitti, o yalnız tek yaratandı

                      Mukallitler
                      Garip ki, beyni bıraktı kafaya aktı
                      Asla yanmazdım her hangi bir şey bulsalardı

                      Kaygıydı,
                      Zandı, korkuyorlardı bir ön yargıydı
                      Buna rağmen saldırıyor, acımasız karalıyorlardı

                      Bire gafil
                      Ne olur bir düşün, darbeler nedendi
                      Demokrasi çığırtkanlığı yaparlar, nerelerdeydi

                      Sıkıyönetim
                      Olmasına rağmen hep kan revan
                      Seyredenler sefa sürenler müstekbir uşaklardı

                      Sen, hala
                      Asabiyetle hamaseti davet ediyorsun
                      Dünya âlemi güldürüyorsun sen ne yapıyorsun

                      Yok, mu hiç
                      Vicdanın, analık yanın kalan şefkatin
                      Tefekkür denen yüce mefkûreden birden sıyrıldın


                      Mustafa CİLASUN





                      #787944
                      Anonim
                        Yadettiğim ülfetin sessizliğinde!


                        Yoksun
                        Ne yapsam ne yazsam
                        Mısraların diliyle anlatsam da yoksun

                        Haşyetin
                        Ürpertisiyle güne başlarken
                        Sen yine yoksun, güneş nazar etse de

                        Güller
                        Tebessümle gözümü öpseler de
                        Bülbül şakıyarak beni davet etseler de

                        Sensizliğin
                        Her katresinde ki derinlikte
                        Hazzın kıraçlığında, hasretin esaretinde

                        Nağmelerin
                        Dilinde, sazların her telinde
                        Güftelerin gizeminde her zaman varsın

                        Sen
                        Benim ilk yaşadığım aşk olacaksın
                        Biliyorum saklanırsın, anlamsız bulursun

                        Ne
                        Yapacağını şaşırır bakınarak durursun
                        Soğumak için çırpınır, esrarın ressamısın

                        Parmakların
                        Perdelere basarken aranırsın
                        Sen anlamlı olmak adına yarışan nefessin

                        Sen
                        Ne güzel bilmecesin, hep sabredensin
                        Sevmeden sevilebilen en güzel bir esintisin

                        Derinliğime
                        Hazzı salan şahesersin
                        Sevda adına hale bahtiyarlık sunan nazsın

                        Aşkın
                        Muhabbet ikliminde ki tadısın
                        Nazarınla edebin güzelliğinde çok manidarsın

                        Sabırla
                        Yol alan, kanaati bilen yârsin
                        Sen gönlü mesruriyete gark eden bir cansın


                        Mustafa CİLASUN




                        #787945
                        Anonim
                          Sesliğin zerkettiği aynada ki cemalinle!


                          Nasıl bir
                          Çaresizliğe gark ettin ki
                          Melalim sefilliğin hüznünde ağlar

                          Ne kadar
                          Aransam gelmez şu bahar
                          Sen beni meftunu aşk eyledin ey yâr

                          Dökülen
                          Her damlaya aşk mahzun
                          Yokluğun insicamın çaresiz mahkûm

                          Sevdan
                          Yollarında hicranım sökün
                          Aşkına amade hasretine avareyim yâr

                          Sen ki
                          Gıyabi nazarı bana çok görme
                          Hicranım dinmez sen hiç kulak verme

                          Hakir
                          Görerek halimle alay etsen de
                          Unut beni hiç bir imkânı yok desen de

                          Mahkûmum
                          Neylersin yine sen bilir misin
                          Vicdan nedir acısıyla bir nefeslenirmisin

                          Aşkın
                          ilgası için tefekkür eder misin
                          Nasip olması için niyaz nedir hiç bilir misin

                          Bir zamanlar
                          Sevmek sevilmekten çok evladır
                          Diyordun hikmetin tecellisinden çok habersiz

                          Sendelerken
                          Bu halimi, bir mecal bırakmadın
                          Aldığım nefeslerde mütemadiyen hüznü yaşattın

                          Bir gün
                          Hüzün melalini kuşattığı anda
                          Sen artık asla çıkma ortaya alış yalnız kalmaya

                          Ne aşka
                          Nede gözlerden akan bir yaşa
                          İtibar etme, hislenme, ayna karşısında sessizce


                          Mustafa CİLASUN




                          #787949
                          Anonim

                            Yâd etmeliyim, hıçkırıp inlemeliyim!

                            Lahza ne söyler, vaktin içinde umutla bekler
                            İnşirah kalbin için neden muhabbet besler, nasıl bir an için sabır diler
                            Aklın hangi bedelin hesabıyla refakat eder, iraden neden figan eder, ruhun ne söyler
                            Kaybolan yıllar sanki sinene hüzün eker, hicran kalbide nöbet bekler, ah etmek ister

                            Mali kül mülk ne demektir, takatin bitecektir
                            Sana tevdi edilen ne varsa, aidiyetin için sual edilecektir, an bildirecektir
                            Okunan ezanlar şahadet edecektir, miskinleşen nefsin nasıl sana kefalet edecektir
                            Akıl, idrakin demektir, iraden azmin içindir, vicdanın nebiden kalan gül-i nihalindir

                            İllaki hevesin olacak, emelin kalbini boğmayacak
                            Hangi düşlerin yâd etmen için bizzat o kapalı kapıları çalacak, gün ağaracak
                            Ruhunun figanı gün yüzüne çıkacak, kuruyan göz pınarların yaşları aşka bırakacak
                            O zaman kalbinin yürekten olan farkı açığa çıkacak farkı fark ettiren ihsanın olacak

                            Cefayı öteleme, vefayı o nefsin için boş eyleme
                            Takat hesabidir, hak namütenahidir, adalet vicdanın şirazesidir, sakın es geçme
                            Kim ne derse desin, isterse nazarıyla cezp etsin, kalbinin sahibinden bir ödün verme
                            Vesveseler nefsi harbindir kalbin lekelerden taaccüp eden payedir an be an sendeleme

                            Dön bir bak arkana, sağına ve soluna avunma
                            Akıp giden nedir, nefesin nasıl bir feryadın içindedir, ihmal ettiklerin nelerdir kanma
                            İtibar nefse yapılmaz, bu bakımdan nefsin izzeti olmaz vasfın itibarı izzeti olur anla
                            İlim tahsili aklın ve idrakin içindir, bir bak bahanelerin ne kadar sahipsizdir, aldanma

                            Hangi dağın tepesine çıksam Erciyes gelir aklıma
                            İçinde sakladığı esrarı yakinen anlayınca, haşyet saçtığı anlar geliyor nedense aklıma
                            Kapadokya tamamen devasa bir ormanmış, kesilen ağaçlar Sinop’tan pazarlanırmış şaşma
                            Şimdi Kayseri ormansız ve ummansız, kışın çok soğuk, yazın ise ne sıcak olur, sabrı unutma

                            Peki, ne yapmalıydı bu halk, ticaretten başka
                            Ahilik ruhu ne kadar aziz ve ülfetlidir, sakın hafife alma, tüccar ahirini satan değildir ya
                            Beş temel özellik bulunur ve olmazsa olmaz manasında zikrolunur, örfü yasadır ha unutma
                            Öncelikle adam olmalısın ki sonra kul olmayı başarasın, hasmını asla hafife almamalısın

                            Evvel emirde, nikâhına sadık kalmalısın, refikanı asla horlamamalısın, uysal kalmalısın
                            Hürmet etki, hürmet edilmeye layık olasın, çocuklarını haddinden fazla şımartmamalısın
                            Şefkatin ziyadesi eftal değildir unutmayasın, duygularına karşı, aklını, izanını korumalısın
                            Asla ticaretine bir şüphe bulaştırmamalısın, müşteriyi, velinimet olarak hazla kollamalısın

                            Mustafa CİLASUN

                            #787950
                            Anonim

                              Yâd etmeliyim, hıçkırıp inlemeliyim!

                              Lahza ne söyler, vaktin içinde umutla bekler
                              İnşirah kalbin için neden muhabbet besler, nasıl bir an için sabır diler
                              Aklın hangi bedelin hesabıyla refakat eder, iraden neden figan eder, ruhun ne söyler
                              Kaybolan yıllar sanki sinene hüzün eker, hicran kalbide nöbet bekler, ah etmek ister

                              Mali kül mülk ne demektir, takatin bitecektir
                              Sana tevdi edilen ne varsa, aidiyetin için sual edilecektir, an bildirecektir
                              Okunan ezanlar şahadet edecektir, miskinleşen nefsin nasıl sana kefalet edecektir
                              Akıl, idrakin demektir, iraden azmin içindir, vicdanın nebiden kalan gül-i nihalindir

                              İllaki hevesin olacak, emelin kalbini boğmayacak
                              Hangi düşlerin yâd etmen için bizzat o kapalı kapıları çalacak, gün ağaracak
                              Ruhunun figanı gün yüzüne çıkacak, kuruyan göz pınarların yaşları aşka bırakacak
                              O zaman kalbinin yürekten olan farkı açığa çıkacak farkı fark ettiren ihsanın olacak

                              Cefayı öteleme, vefayı o nefsin için boş eyleme
                              Takat hesabidir, hak namütenahidir, adalet vicdanın şirazesidir, sakın es geçme
                              Kim ne derse desin, isterse nazarıyla cezp etsin, kalbinin sahibinden bir ödün verme
                              Vesveseler nefsi harbindir kalbin lekelerden taaccüp eden payedir an be an sendeleme

                              Dön bir bak arkana, sağına ve soluna avunma
                              Akıp giden nedir, nefesin nasıl bir feryadın içindedir, ihmal ettiklerin nelerdir kanma
                              İtibar nefse yapılmaz, bu bakımdan nefsin izzeti olmaz vasfın itibarı izzeti olur anla
                              İlim tahsili aklın ve idrakin içindir, bir bak bahanelerin ne kadar sahipsizdir, aldanma

                              Hangi dağın tepesine çıksam Erciyes gelir aklıma
                              İçinde sakladığı esrarı yakinen anlayınca, haşyet saçtığı anlar geliyor nedense aklıma
                              Kapadokya tamamen devasa bir ormanmış, kesilen ağaçlar Sinop’tan pazarlanırmış şaşma
                              Şimdi Kayseri ormansız ve ummansız, kışın çok soğuk, yazın ise ne sıcak olur, sabrı unutma

                              Peki, ne yapmalıydı bu halk, ticaretten başka
                              Ahilik ruhu ne kadar aziz ve ülfetlidir, sakın hafife alma, tüccar ahirini satan değildir ya
                              Beş temel özellik bulunur ve olmazsa olmaz manasında zikrolunur, örfü yasadır ha unutma
                              Öncelikle adam olmalısın ki sonra kul olmayı başarasın, hasmını asla hafife almamalısın

                              Evvel emirde, nikâhına sadık kalmalısın, refikanı asla horlamamalısın, uysal kalmalısın
                              Hürmet etki, hürmet edilmeye layık olasın, çocuklarını haddinden fazla şımartmamalısın
                              Şefkatin ziyadesi eftal değildir unutmayasın, duygularına karşı, aklını, izanını korumalısın
                              Asla ticaretine bir şüphe bulaştırmamalısın, müşteriyi, velinimet olarak hazla kollamalısın

                              Mustafa CİLASUN

                              #788025
                              Anonim
                                Uçan turnalar, sessizce anlatırlar!


                                Haz ile
                                Uçanlar telli kanatlar turnalar
                                Bana sevdiğimden bir haber getirmediler

                                Görünüp
                                Gittiler özümü serinletmediler
                                Yârimden ne bir selam nede söz ettiler

                                Kanatlarını
                                Çırparak asudeliği anlatan
                                Turnalara kayıtsız kalmaz nice sevdalar

                                Merakın
                                Mefkûresiyle yaşanan bu aşklar
                                İnsanı ebetleştiren unutulmaz hatıralar

                                Yar sessiz
                                Ten hissiz nefeslerde keyifsiz
                                Beni bekleyen kefenler çaresiz tertemiz

                                Yaprak
                                Renksiz, aşiyanda bülbül şevksiz
                                Esen yelde densiz akmaz dereler bentsiz

                                Ne içtiğim
                                Bade, ne de koklarım aheste
                                Gönül bu ya hastadır hasta can kafeste

                                Heyecan
                                Yasta, merak makasın arasında
                                Takat kalmadı artık şu taşıdığım bedende

                                Yaşamak
                                Halin serencamında aşkla
                                Hakka ulaşmak, gülü koklamak ve coşmak

                                Ruhun
                                Nizamıyla cihana bakmak
                                Hadiseden ibret alarak safahattan uzaklaşmak

                                Kulluğu
                                Layıkıyla anlamak kalbin
                                Vuzuhuyla sahibinde kalarak aşkı yudumlamak


                                Mustafa CİLASUN
                                #788029
                                Anonim
                                  Nasıl bir çare aramak!


                                  İçimin yandığı
                                  Dilimin hadsiz kuruduğu
                                  Günlerden birini yaşıyordum

                                  Kendi
                                  Halimde çalışıyor günlerimi
                                  Aheste bir şekilde geçiriyordum

                                  Benliğimde
                                  Arandığım aşk sanki derin
                                  Ve karanlık bir kuyunun dibindeydi

                                  Oraya
                                  Ulaşmam hayli imkânsızdı
                                  Yüreğimde bir umut yeşeremiyordu

                                  Çok sancılıydı
                                  Yüreği dağlayan nasıl bir acıydı
                                  Bir bakıma, aranmanın var ettiği sancıydı

                                  Ne vakit
                                  Bir aşk kelamı duysam
                                  İçim elvermez, birdenbire titrerdi

                                  Yüreğimi
                                  Silkeler, hazanın sararan
                                  Yapraklarını yaşatırdı halimde bir anda

                                  Öyle
                                  Zamanlar bu kalbim
                                  İrtifa kaybeden zavallı bir uçandı

                                  Sazlardan
                                  Neşet eden hüzzam şarkılar
                                  En yakınlarında hep bulunan arkadaşlarımdı

                                  Böyle zaman da
                                  O Kuyunun başına giderek
                                  Salkımlaşan hicrandı nağmelerde ki ahenkle

                                  Ruhumu dinlendirir
                                  Ne büyük bir haz serde terdi
                                  Dil ile anlatamadığım meramımı artık salıverilmişti

                                  Ancak
                                  Böyle satırlara işlerdim
                                  Gönlümden sızan her hicranı yaramı

                                  Bir tasnif
                                  Dahi yapmadan serbestçe
                                  Serdedendim mecalsizdim ümide hasrettim

                                  Aşk
                                  Durağında bir fakirdim
                                  Okuduğum mısralar sesleniyor el veriyordu

                                  Kalbim titredi,
                                  Dilim kilitlendi sinemde ki
                                  Kurumaya yüz tutmuş hislerim o an alevlendi

                                  Donup kaldım
                                  Habersiz bir sesi arıyordum
                                  Yıllarca hasretim olan aşk tizimi arıyordum

                                  Heyecanlanıyor
                                  Hiç yönüyle tanımıyordum
                                  Zahirini bilmiyor, tenini görmüyordum

                                  Fakat
                                  İçimde eşsiz bir sarsıntıyı
                                  Asudeliğiyle yazdığı şiirle pekâlâ başarıyordu

                                  Belki
                                  Kendi iç âlemindeydi
                                  Halinin derdiyleydi, kalbinin sesiyleydi

                                  Direnemediğim
                                  Bir çekim kuvvetiyle beni
                                  Benden alıyor ve veciz bir şekilde aşkı anlatıyordu

                                  Hayran kaldım
                                  Nezaketine haylide şaşırdım
                                  Satırlarında kayboluyor etrafımı unutuyordum

                                  Kendi
                                  Gönlünde çok gizlediği
                                  Özelinden habersiz bir şekilde ütopi yaşıyordum


                                  Mustafa CİLASUN
                                15 yazı görüntüleniyor - 226 ile 240 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.