- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
23 Mart 2011: 10:11 #787716
Anonim
[FONT=Palatino Linotype, serif]Gönlüm hıçkırıktan arınıp, aşkın firkati yaşatacak![/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Aşk; halin demidir, kalbi hakikattir, ruh için ibreti neticedir[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Gönül deryası namitenahi olan vakti rikkattir, umut için ecirdir ve sabrı terennümdür[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Kanaati deruhte eylemeyen bir yürek, ne kadar acizdir, nefsi ziyadelik içinde ki cürümdür[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Evvelin ahirinde ne varsa, bahtın için nasip olan kazalar bir hakikatse sevdayı ahuzardır[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Sevebilmeyi ve sevilmeyi talim et, feyzindedir o suhulet[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Kurban olmaya söyle kim namzet, ahitleşen akıl hangi vadiden bekler ve diler haşyet[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Zikretmediğin, ihmaline tevessül ettiğin,gerekçesiz birşekilde beklediğin arafı bir tarit et[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]O anve beklenen zaman için mukayyet olmaya muktedir olamayacağın vakit söyle kimin[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Meczubun halini bir seyret, alemler içindedir, fikret[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Divaneleşen canın hikmetini dert et nasip nasıl bir aşkınrük nünden söz eder aklını sevket[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]İlim, merakın bir şubesidir, nizam edilmeye muhtaç nefs neyi beklemektedir amine bereket[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Yazılan fermanları merak et, göçüp giden nefesleri ibretle yadet, akıbetin için nedir fazilet[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Sevda, umuttur, nurdur, onurdur ve süruru aşktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Hangi çilelerin eşiğinde umut yar için niyazdır, sabır hardır, kanaat bir ülfet-i nazardır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Düşün yağmur damlaları firkatle aşkına koşmaktadır, tefekkür etmek için neler lazımdır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Terbiyeye muhtaç olan bir gönül, hangi gerekçelerle farkı fark ettiren irfana adanlamlıdır[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Umman sinende, ruhun firketinde, umudun içindedir[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Hesapsız bir zaman hiçbir vakte şahitlik yapmayacaktır aşka ram olmayan ağlayacaktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Yar hangi yadının feyziyle kalbine bakacaktır, ruhun lebbeyk derken umudunla coşacaktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Bilince erişmeyen can, anlamaktan mı korkacaktır, aklı ve idraki o vakitler ne yapacaktır[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Canı, cananından vazgeçecek bir zaman korkutacaktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Analar yavrusunu unutacaktır, o vakit ihmal ettiğin merakın ve tahkikin ne yapacaktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Gözün yaşı kuruyacak, meranım sahrası kurulacak, haşyet ve panik seninle bir olacaktır[/FONT]
[FONT=Palatino Linotype, serif]Sadakatli akitler niyeti asliyeler hakikati için çileyle refik olmayı beceren korkmayacatır[/FONT][FONT=Palatino Linotype, serif]Mustafa CİLASUN[/FONT]
23 Mart 2011: 10:36 #787717Anonim
Ömürden maksat heyhat!
Daldım
Yine şu gecenin matemine
Saldım melalimi sesin kesildiği yere
Yoksun
İşte, her şeyim bulunsa bile
Neyleyim sensiz melalin kederlerini
Beni ben
Yapan senin tefekküründü
Görünmezlerde salınan güzel güldü
Ne güzeldi
Mananın enginliğindeydi
Sabırla, melalinde şekillenen erendi
Haliyle
Hadsizliğimi serdeden edepti
Mizan için azimeti tercih eden abitti
Teni
Öteleyen, zevki dışlayan zakirdi
Mana için hayatını vakfeden bir erdi
Çaresiz
Kalıyor halime de acıyordum
Oysa elbette bende âdemi mutlaktım
Neden
Nefsimin gölgesinde salınırdım
Akıbetimi hiç hesaplamadan yaşardım
Mustafa CİLASUN
24 Mart 2011: 10:44 #787776Anonim
Beklerim gün be gün, kalbim hüzünle vurgun!
Su akar, gün hasretiyle sinemi yakar
Geceler yalnızlığıma hüzünle bakar, hicran yüreğime elem koyar ve durmadan dağlar
Aşk, hal dilinde hakikat için ağlar, sevda maksut için vesileleri sorar, bilmem ki ne arar
Gözler bakar, baht bir bir gazaları sıralar, vuslat aşkı içimde haydi söyle ne vakit doğar
Ne vakit yalnız kalsam, kuruyan yaprağı yerden alsam ve ibretle koklasam
Gülün dikeninden idrakime sarfı nazar etmeden, aşkın nazarıyla yakınlaşsam ve baksam
Hali fakirliğimi bir bir derleyip, ellerimi mahçubiyetimle huzur içinde açsam, yakarsam
Aklımın suskunluğunda, idrakimin nutkumu durduğunda, hiç yılmadan umuda sarılsam
Şu yaralı gönlümü, ah bir bilsem ve şevkle avutsam, mütemadiyen mahzun mu kalsam
Yalnızlığın kollarında bitap olup,dağların yamaçlarında aşkın hasretini hüzünle ansam
Sessizce ağlasam, hıçkırıklarımı ufuklara bıraksam,çilenin endamıyla sevdamı yaşasam
Bir an bile tereddüt etmeden, gönül kapımı açılması için secdeye kapanıp öyle yakarsam
Farkı fark edecek kadar bir niteliğe kavuşsam ve takva nazarıyla nefesimi arza bıraksam
Ruhumun hicran damlalarını, bir muştuyla ve sürurla hanif gönüllerin ülfetine akıtsam
Sırların sersemleten ağırlığından kurtulsam, bir nebze olsun hal diliyle ibretle anlaşılsam
Ve artık titreten haşyetten kurtulsam, hürriyetin letifliğinde yol alıp, yaren ile buluşsam
Suskunluğun perdelerini sessizce açarak, kalbi burukluğumu gün ile tanıştırsam
Ne kadar keşkelerim ver ise, ruhum için yeis için dillense bile, asla nedametle serdetme
Sabrın suhuletinden bir an bile sarfı nazar etme, nasip ne imiş ehlinden dinle, hiç üzülme
Bahtım işte buymuş deme, müddeti nefesin vaattiği güzelliği ve hikmeti görmezden gelme
Umut içindeyken, hazanın solgun ikliminde nefeslenme, gayret ise niyetin esaretinde
Dile gelen ne ise kalbin veya nefsin lahzasından dile geldiğini bir an olsa bile hiç unutma
Edep, halin dilinde senadır, uzlet tefekkür için sana verilen kalbi zamandır inşirahla ardır
Ne kadar muradın varsa, durmadan gayret et bu uğurda, teslimiyet kalbi olunca unutma
Mustafa CİLASUN
25 Mart 2011: 13:21 #787861Anonim
Gitmişti bir kere ellerimden!
Kim bilir
Genliğim yaşadığım kederim
Sinemden sökülerek alınan deruni heveslerim
Zorunda
Kalarak, icbar bırakılarak
Seni sana bırakmayan anlamsız olan naralar
Olaylar
Toprağı koruma sevdalar
Dostu düşman yaptıran soysuz adanış ve adımlar
Fraksiyonlar
Aileyi parçalayan tohumlar
Canı cananı en kutsal olanı düşünmeden anışlar
Terör
Onu kurumlaştıran sektör
Devleti ve milleti takatten düşüren sinsi aktör
Her adım
Tefekkür edilmeden kastım
Kullanılan, harcanan, fütursuzca anlatılan adım
Kuşatıyorlar
Kızı, nazı, pazarı anlamıyor
Cana kastediyor arlanmadan saldırıyor bakıyor
Çaldılar
Gençliğimi nezarette
Gardiyanların refakatinde cezaevinde katlettiler
Millet
Adına, kanın kıvamında
Kahpeler saldırıyor haydi durmasana al vur kaçsana
Asırlarca
Kan akar, devletin eliyle
Canlar telef edilir hala sanki tavuk keyfiyetiyle
Nizam etmek
Tahakkümü icbar ederek
İradelere pranga vurmak ve çaresiz soluk aldırmak
İllegaliteyi
Olağan sayarak sarkmak
Gençliği çıkarlarına aracı yaparak sefilce kullanmak
Mustafa CİLASUN
25 Mart 2011: 13:51 #787873Anonim
Medeniyet dedik, zedeleştik!
Dinleyin, dostlar, arkadaşlar,
Hemen hükmetmeyin, sabır edin,
Yıllarca içimize giren şu ön yargılar,
Zanlar, yalanlar ve hala dökülen kanlar…
Medeniyet diye güya garbı gösterdiler,
Onu asırlarca insan kanıyla beslendiler,
Zulmettiler, gizlendiler, peşkeş çektiler,
Zulmü bugün medeniyetin abidesi yaptılar…
İstemem ben medeniyet onların zül met,
Kendileri beslensin, genlerinde ki hamaset,
Değemesin mabedime, mahremime bu zillet,
Kalmadı mı artık damarda akacak bir taze kan…
Maraş niye kahraman, Antep neden gazi,
Sütçü imam hani, gazeteci Tahsin nerede,
Kara Fatmalar dışlandı kendi askerlerince,
Batı medeniyeti morfini çektiler sessizce…
Şarklı kalayım, aidiyetimi, hilkatimi bileyim,
Yaratan’a köle olayım, medeniyeti neyleyim,
Yıllarca uyduk, uyutulduk, sanki buharlaştık,
Akide karışık, hilkat kırışık, kalb şirkle barışık…
Neyleyim medeniyeti, benliğim kayboldukça,
Din dışlandıkça, kızım saçılınca, oğlum kaçınca,
Sınırda asker olsa ne yazar, her gün içeri sızınca,
Milletim esir oldukça, gayri Müslim hür yaşadıkça…
Kur’an mı, ne yazar, Onu anlayan birisi var mı?
Hoca mı, bir zavallı mahkûm, hürriyeti kısıtlı,
Dua mı, ne anlıyorsun, Arapçadan yoksunsun,
Sadece âmin diyerek, biçare kafanı sallıyorsun…
Ne oldu bizlere, mazi kayıp, atiden bihaberiz,
Neden nihayeti bulunan bir hayata, hep biganeyiz,
Makamın mı, paran mı, payen mi, senin kurtuluşun,
Ne olur bir kez düşün, sende diyarı terk edip gideceksin
Ruhun tenini, tenin kabri, kabir ise seni terk edecek,
Sen, perişan, ahval harap, melekler o an sual edecekler,
Sen, biçare, zavallısın, hilkatinden bihaber âdemi beşersin,
Nefsin, sadece medeniyet, keyfiyet ve ön yargınla buluşacaksın…
Mustafa CİLASUN25 Mart 2011: 14:36 #787879Anonim
Sol yanımın sızısı dinmiyor!
Beceremedim işte!
Ömür son demlerini yaşsa da
Halin dirliğinde, muhabbet zorunlu olsa da
Ne yaptımsa anlamadan,
Derin sulara dalıp düşünce ufkuna
Sağ salim ulaşarak eminliğe hazla bakmadan
Mütemadiyen sürüklendim,
Bir gün kendimi dinlemeyi bilmedim
Ne derlerin vehmiyle ve bir telaş içinde gittim
Ne hakkıyla sevebildim,
Bilmediğim için sevilmeyi beklemedim,
Yalnızlık ayazıyla sevenlere gıptayı nazar ettim
Onların baharı başkaydı,
Şen şakrak uçuşan kuşlar misaliydi
Yüzlerine açan çiçekler rengârenk kokular gibiydi
Huzur ve sürurun hazzı,
Yamaçlarda asudeliğini koruyan bağdı,
Kalplerinde hissettikleri heyecanlar daha başkaydı,
Umut onların ilkbaharıydı,
Sevgi yumağı tohumlar ruhlarında aşikârdı
Hiddet, husumet bazen vardı lakin sevgiyle kalkardı
Bir başkası için can atardı,
Onun kalbini fethetmek için yola çıkardı,
Vefayı bu manada sorgular, hizmet aşkıyla yanardı
Benim silik duvar köşelerinde,
Düşüncelerim nedamet içinde seyreder,
Hiddetin hali kuşatmasına bir türlü engel olamazdım
Çaresizliğe sabır diye bakardım,
Feleğin kulağını çınlatarak sessizce ağlardım,
Neden sürekli mahzunluk yaşadığımı anla yanmadım
Vakti saatinde büyüdüm,
Palazlandım kas gücüne de ulaştım,
Lakin ekmeğin kaygısıyla toz talaştan kurtulamadım
Çok erken yarı uykuyla,
Yüzer gram zeytin ve peynir borçla,
Haftalık alana kadar bakkala rica minnet utana utana
Yesem bir türlü yemesem de,
Kilometrelerce yol yürüyecek olmam aç karnına
Haydi, hayırlısı diyerek, sabrı diğer güne de ekleyerek
Eğitimsizlik ne kadar hazin,
Çocukluk iklimde öğretilmeyince vezin,
Edepsizlik zuhur ediyor şekliyet tavan yapıyor hissedin
Ne kadar çok arzu ederdim,
Benim de hakkıyla bir sevenimim olmasını,
Hasreti yudumlamasını, gönül güzelliğini yansıtmasını
Bizzat yabancı olduğumdan,
Hayatımı sevgisiz arşınladığımdan,
Kime, nasıl ve ne şekilde aksettirileceğini hiç bilmedim
Sadece tebessüm edebildim,
Kalplerinin serinliğinde yeşeremedim,
Ömrün kalanında hazan yapraklarını halime yakın gördüm
Lakin bu sızıyı öyle derinde,
Ruhumun hicran sahifelerinde zikrettim,
Bana öğretilemeyen sevgiyi şimdi kime şikâyet edecektim
Bir gün babam oğlum diyemedi,
Kollarıyla kuşatıp hiç sevdiğini hissettirmedi
Annem tahakküm kimliğinde mütemadiyen hiddeti estirdi
Nisa kimliğinin zarafetini,
Şefkatini hamiyetini, ülfetini hiç göstermedi,
Beş günlük annesiz kalmanın sancısını halimize acıyla işledi
Hanenin en küçüğü olmakta,
Şefkatten azade olarak solgunluğu yaşamakta,
Akide yozluğunda soluksuz kalarak darlıkta boğulmakta,
İçten bile değildi zamanında,
Her şeyi toparlayıp nizama sokmak isteyince,
Analık hakkı dilleniyor kendi kavlince ve bilinçsizlik halinde
Mükellefiyetin sınırları bellidir,
Dileyen dilediği kadar hükümran değildir,
Hukukun gerekçeleriyle nefeslenmek aklın gereği değimlidir?
Bilmeden, öğrenmeden,
Vehmederek, tecessüsü öncelemek hardır,
İnsansa adabı muaşeret içinde yegâne hükümlerle yönelmeli
Hislerini nizam içinde tevdi etmeli,
Kime ne söyleyeceğini düşünerek serinlemeli,
Aklına geldiği gibi esmeyi öteleyerek nefsini de dizginlemeli
Ana analığını bilmeli,
Babada nesline gerekçelerini öğretmeli,
Nisa kimliğinde edep azat olursa, kadın mutlak nizam edilmeli
Aşk edebindir, zarafetindir,
Bedevilikte aşkı terennüm etmek zevkidir,
Ruh dirliğinde ebedi olan, kalbi vuzuhun süruruyla yaşmaktır,
Sahibinde kalarak nur koklamaktır,
Hak için nefeslerin nihayetinde vuslatı anmaktır,
Ölümde dirliği yaşayarak kanaati sabırla mesruriyet duymaktır
Mustafa CİLASUN
25 Mart 2011: 15:26 #787885Anonim
O an çıkıyor karşıma!
Henüz
Adımlamaya başladığım
Zamandan bu an’a kadar arkasında sürüklendim
Bazen
Sessiz bazen de nefessiz
Devran içinde arşınlanan bir deniz nizamsız nefis
Gel
Zaman git zaman derken
Halin sahifelerinde kederlenip hüznü nefeslenirken
Yokluk
Kuraklıkta susuzluk
Umutlarda solgunluk yorgunluğa güfte yaptırıyordu
Çaresizlik
İdrak edilmeyince
Kanaat niteliğe ermeyince, vuzuh netleşmeyince acı
Izdırabı
Kamçılıyor kan akıtıyordu
Nisyan yamaçlarda daveti bekleyerek fırsat kolluyordu
Bilmeden
İnanmak, anlamadan kanmak
Akidede muğlâklığı yaşayarak, maslahatlara sığınmak
Arkaya
Hiç bakmadan yaşamak
Tefekkürden imtina ederek hevesleri kuşanmayı anmak
Derken
Akıl sığaya çekerken
İbretlik hadiseler bir bir önümüze serilirken tükenmek
Nefesin
Kadrine haiz olarak
Sahibinde netleşmek, sevdayı hasrederek ona yürümek
Ezelin
Ebet için ahengini
Aşkın nurlaşan ulviyetini, nizamsız zevklerin sefilliğini
Kaç zaman
Sonra ve hazan oluşunca
Ömür takatte zorlanınca, gözler fersiz bomboş bakınca
Umutlar
Geliyor birden aklıma
Lakin hiçbir yatırım yapmayınca, naçarlığın sağanağında
Hıçkırıklar
Düğümleniyor boğazıma
Ağlamak ne çare, zaman seni mazinle hikâyeni seyredince
Tekaüt
Maaşınla aldığın mezar
Yalnızlığında ürpertilerle haşyetin serencamını haykırınca
Kim olacak
O elim manzarada yanımda
Evladiiyal her ne kadar varsa, refikam ağıtlarla başımda
Hüzün
Desteledim arkamda
Bestelediğim şarkılarla mısralar duracak bir bir karşımda
Mütemadiyen
Çaresizliğe hayıflansam da
Yaratan’a iltica ediyorum her ne olacaksa rahmet onunla
Gülün
Kokusunu arasam da
Hasretmediğim zaman çıkıyor hemen karşıma ağlasam da
Toprağın
Yetimi anlatan hicranıyla
Hesapsız hayatın sonuçlarıyla, keyif ne kadar haz olsa da
Mekânsız
Düşünmek ileriyi görmek
İnsanın vasfından sudur ettiğini bilmek, kalbi serinlemek
Vicdanı
Dürüp bükmeden hilkatine
Tevdi ederek ulvileşmek nefesi sahibine hasredip yücelmek
Aşkı
Harında ki sevdayı
Sabrın baharında rengârenk açarak yaratan Hakka koşmayı
Ne derlerden
Soyutlanarak kul olmayı
Ön yargılarda yargıçlığı müdavimlerine bırakarak hür olmayı
Başarmadan
Umudun niteliğinde baharlaşmadan
Ruhun kalbi nizamında vuzuha ermeden koşmak yılgınlığımı
Affedemiyorum
Kimi suçlayacağımı bilmiyorum
Lakin artık çok geç her gün adım adım mizana yaklaşıyorum
Muhakkak
Üzülüyorum sukut ediyorum
Kalbimin lekelerimden kurtulamadan hayata veda ediyorum
Mustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 09:31 #787942Anonim
İşgal hesabiydi, o zulüm dinmedi!Onun…
Mazisini bilenler
Atisinin ulviyetini hedefleyenlerİşgal…
Altın da feryad ederek inleyenler
Âlim ve ulema şehri iken, birden tarumar edildi…Asırlarca…
Medeniyetlere başkentlik yapan
Orta doğunun, Afrikanın haline düşünürken kim ağlamazGözyaşları…
Çöl bile tanımadı, şimdi kanlarla yıkadı
Mazlum halkın figanı arzı cihanda Ummanlara ulaştı…Annelerimiz…
Kızlarımız, bacılarımız çaresizlikten
Nutku durdu, İğfale zorlandı, sabi çocuklar şaşırdı, baka kaldıCanavarın..
Tek dişini gören zavallı halkın
Müstezaf kaldı, dünya müstekbirlerine karşı son derece perişandı…Mustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 10:00 #787943Anonim
İdrake ram olmak, hal-i meramı anlamaktır!
Ne tuhaf
Bir anlayıştır ki kâhinciliğe bakış
Derlerdi ki dincilerden çıkar hep bu anlayış
Onlar dar
Kafalı, çember sakallı bir bağnaz
Vur abalıya nasıl olsa asla ses çıkartamaz
Yıldız
Falcılığı, burç hokkabazlığı revaçta
Bırakın yaşayanı, ölen ruhlar çağrılmakta
Gariptir
Ki bazı insanlar bezle uğraşmakta
Dine saldırmakta, açıktan şirki savunmakta
Derler ki
Öncelikle bizde lailahe diyoruz işte
Bilselerdi ki bu ne demekti, hiç derler miydi?
Yoktur
Hiçbir ilah, put yalnızca illallah vardı
O sadece bir olan Allah’tı, münezzeh olandı
O kâinatın
Hâkimiydi, sistemlerin banisiydi
Yeryüzünü tanzim eden bir Rahmanirrahimdi
Her zerrenin
Banisi, insanın da tek sahibiydi
Tüm övgüler ona aitti, o yalnız tek yaratandı
Mukallitler
Garip ki, beyni bıraktı kafaya aktı
Asla yanmazdım her hangi bir şey bulsalardı
Kaygıydı,
Zandı, korkuyorlardı bir ön yargıydı
Buna rağmen saldırıyor, acımasız karalıyorlardı
Bire gafil
Ne olur bir düşün, darbeler nedendi
Demokrasi çığırtkanlığı yaparlar, nerelerdeydi
Sıkıyönetim
Olmasına rağmen hep kan revan
Seyredenler sefa sürenler müstekbir uşaklardı
Sen, hala
Asabiyetle hamaseti davet ediyorsun
Dünya âlemi güldürüyorsun sen ne yapıyorsun
Yok, mu hiç
Vicdanın, analık yanın kalan şefkatin
Tefekkür denen yüce mefkûreden birden sıyrıldın
Mustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 10:22 #787944Anonim
Yadettiğim ülfetin sessizliğinde!
Yoksun
Ne yapsam ne yazsam
Mısraların diliyle anlatsam da yoksun
Haşyetin
Ürpertisiyle güne başlarken
Sen yine yoksun, güneş nazar etse de
Güller
Tebessümle gözümü öpseler de
Bülbül şakıyarak beni davet etseler de
Sensizliğin
Her katresinde ki derinlikte
Hazzın kıraçlığında, hasretin esaretinde
Nağmelerin
Dilinde, sazların her telinde
Güftelerin gizeminde her zaman varsın
Sen
Benim ilk yaşadığım aşk olacaksın
Biliyorum saklanırsın, anlamsız bulursun
Ne
Yapacağını şaşırır bakınarak durursun
Soğumak için çırpınır, esrarın ressamısın
Parmakların
Perdelere basarken aranırsın
Sen anlamlı olmak adına yarışan nefessin
Sen
Ne güzel bilmecesin, hep sabredensin
Sevmeden sevilebilen en güzel bir esintisin
Derinliğime
Hazzı salan şahesersin
Sevda adına hale bahtiyarlık sunan nazsın
Aşkın
Muhabbet ikliminde ki tadısın
Nazarınla edebin güzelliğinde çok manidarsın
Sabırla
Yol alan, kanaati bilen yârsin
Sen gönlü mesruriyete gark eden bir cansın
Mustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 10:44 #787945Anonim
Sesliğin zerkettiği aynada ki cemalinle!
Nasıl bir
Çaresizliğe gark ettin ki
Melalim sefilliğin hüznünde ağlar
Ne kadar
Aransam gelmez şu bahar
Sen beni meftunu aşk eyledin ey yâr
Dökülen
Her damlaya aşk mahzun
Yokluğun insicamın çaresiz mahkûm
Sevdan
Yollarında hicranım sökün
Aşkına amade hasretine avareyim yâr
Sen ki
Gıyabi nazarı bana çok görme
Hicranım dinmez sen hiç kulak verme
Hakir
Görerek halimle alay etsen de
Unut beni hiç bir imkânı yok desen de
Mahkûmum
Neylersin yine sen bilir misin
Vicdan nedir acısıyla bir nefeslenirmisin
Aşkın
ilgası için tefekkür eder misin
Nasip olması için niyaz nedir hiç bilir misin
Bir zamanlar
Sevmek sevilmekten çok evladır
Diyordun hikmetin tecellisinden çok habersiz
Sendelerken
Bu halimi, bir mecal bırakmadın
Aldığım nefeslerde mütemadiyen hüznü yaşattın
Bir gün
Hüzün melalini kuşattığı anda
Sen artık asla çıkma ortaya alış yalnız kalmaya
Ne aşka
Nede gözlerden akan bir yaşa
İtibar etme, hislenme, ayna karşısında sessizce
Mustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 16:43 #787949Anonim
Yâd etmeliyim, hıçkırıp inlemeliyim!
Lahza ne söyler, vaktin içinde umutla bekler
İnşirah kalbin için neden muhabbet besler, nasıl bir an için sabır diler
Aklın hangi bedelin hesabıyla refakat eder, iraden neden figan eder, ruhun ne söyler
Kaybolan yıllar sanki sinene hüzün eker, hicran kalbide nöbet bekler, ah etmek isterMali kül mülk ne demektir, takatin bitecektir
Sana tevdi edilen ne varsa, aidiyetin için sual edilecektir, an bildirecektir
Okunan ezanlar şahadet edecektir, miskinleşen nefsin nasıl sana kefalet edecektir
Akıl, idrakin demektir, iraden azmin içindir, vicdanın nebiden kalan gül-i nihalindirİllaki hevesin olacak, emelin kalbini boğmayacak
Hangi düşlerin yâd etmen için bizzat o kapalı kapıları çalacak, gün ağaracak
Ruhunun figanı gün yüzüne çıkacak, kuruyan göz pınarların yaşları aşka bırakacak
O zaman kalbinin yürekten olan farkı açığa çıkacak farkı fark ettiren ihsanın olacakCefayı öteleme, vefayı o nefsin için boş eyleme
Takat hesabidir, hak namütenahidir, adalet vicdanın şirazesidir, sakın es geçme
Kim ne derse desin, isterse nazarıyla cezp etsin, kalbinin sahibinden bir ödün verme
Vesveseler nefsi harbindir kalbin lekelerden taaccüp eden payedir an be an sendelemeDön bir bak arkana, sağına ve soluna avunma
Akıp giden nedir, nefesin nasıl bir feryadın içindedir, ihmal ettiklerin nelerdir kanma
İtibar nefse yapılmaz, bu bakımdan nefsin izzeti olmaz vasfın itibarı izzeti olur anla
İlim tahsili aklın ve idrakin içindir, bir bak bahanelerin ne kadar sahipsizdir, aldanmaHangi dağın tepesine çıksam Erciyes gelir aklıma
İçinde sakladığı esrarı yakinen anlayınca, haşyet saçtığı anlar geliyor nedense aklıma
Kapadokya tamamen devasa bir ormanmış, kesilen ağaçlar Sinop’tan pazarlanırmış şaşma
Şimdi Kayseri ormansız ve ummansız, kışın çok soğuk, yazın ise ne sıcak olur, sabrı unutmaPeki, ne yapmalıydı bu halk, ticaretten başka
Ahilik ruhu ne kadar aziz ve ülfetlidir, sakın hafife alma, tüccar ahirini satan değildir ya
Beş temel özellik bulunur ve olmazsa olmaz manasında zikrolunur, örfü yasadır ha unutma
Öncelikle adam olmalısın ki sonra kul olmayı başarasın, hasmını asla hafife almamalısınEvvel emirde, nikâhına sadık kalmalısın, refikanı asla horlamamalısın, uysal kalmalısın
Hürmet etki, hürmet edilmeye layık olasın, çocuklarını haddinden fazla şımartmamalısın
Şefkatin ziyadesi eftal değildir unutmayasın, duygularına karşı, aklını, izanını korumalısın
Asla ticaretine bir şüphe bulaştırmamalısın, müşteriyi, velinimet olarak hazla kollamalısınMustafa CİLASUN
26 Mart 2011: 16:43 #787950Anonim
Yâd etmeliyim, hıçkırıp inlemeliyim!
Lahza ne söyler, vaktin içinde umutla bekler
İnşirah kalbin için neden muhabbet besler, nasıl bir an için sabır diler
Aklın hangi bedelin hesabıyla refakat eder, iraden neden figan eder, ruhun ne söyler
Kaybolan yıllar sanki sinene hüzün eker, hicran kalbide nöbet bekler, ah etmek isterMali kül mülk ne demektir, takatin bitecektir
Sana tevdi edilen ne varsa, aidiyetin için sual edilecektir, an bildirecektir
Okunan ezanlar şahadet edecektir, miskinleşen nefsin nasıl sana kefalet edecektir
Akıl, idrakin demektir, iraden azmin içindir, vicdanın nebiden kalan gül-i nihalindirİllaki hevesin olacak, emelin kalbini boğmayacak
Hangi düşlerin yâd etmen için bizzat o kapalı kapıları çalacak, gün ağaracak
Ruhunun figanı gün yüzüne çıkacak, kuruyan göz pınarların yaşları aşka bırakacak
O zaman kalbinin yürekten olan farkı açığa çıkacak farkı fark ettiren ihsanın olacakCefayı öteleme, vefayı o nefsin için boş eyleme
Takat hesabidir, hak namütenahidir, adalet vicdanın şirazesidir, sakın es geçme
Kim ne derse desin, isterse nazarıyla cezp etsin, kalbinin sahibinden bir ödün verme
Vesveseler nefsi harbindir kalbin lekelerden taaccüp eden payedir an be an sendelemeDön bir bak arkana, sağına ve soluna avunma
Akıp giden nedir, nefesin nasıl bir feryadın içindedir, ihmal ettiklerin nelerdir kanma
İtibar nefse yapılmaz, bu bakımdan nefsin izzeti olmaz vasfın itibarı izzeti olur anla
İlim tahsili aklın ve idrakin içindir, bir bak bahanelerin ne kadar sahipsizdir, aldanmaHangi dağın tepesine çıksam Erciyes gelir aklıma
İçinde sakladığı esrarı yakinen anlayınca, haşyet saçtığı anlar geliyor nedense aklıma
Kapadokya tamamen devasa bir ormanmış, kesilen ağaçlar Sinop’tan pazarlanırmış şaşma
Şimdi Kayseri ormansız ve ummansız, kışın çok soğuk, yazın ise ne sıcak olur, sabrı unutmaPeki, ne yapmalıydı bu halk, ticaretten başka
Ahilik ruhu ne kadar aziz ve ülfetlidir, sakın hafife alma, tüccar ahirini satan değildir ya
Beş temel özellik bulunur ve olmazsa olmaz manasında zikrolunur, örfü yasadır ha unutma
Öncelikle adam olmalısın ki sonra kul olmayı başarasın, hasmını asla hafife almamalısınEvvel emirde, nikâhına sadık kalmalısın, refikanı asla horlamamalısın, uysal kalmalısın
Hürmet etki, hürmet edilmeye layık olasın, çocuklarını haddinden fazla şımartmamalısın
Şefkatin ziyadesi eftal değildir unutmayasın, duygularına karşı, aklını, izanını korumalısın
Asla ticaretine bir şüphe bulaştırmamalısın, müşteriyi, velinimet olarak hazla kollamalısınMustafa CİLASUN
28 Mart 2011: 09:19 #788025Anonim
Uçan turnalar, sessizce anlatırlar!
Haz ile
Uçanlar telli kanatlar turnalar
Bana sevdiğimden bir haber getirmediler
Görünüp
Gittiler özümü serinletmediler
Yârimden ne bir selam nede söz ettiler
Kanatlarını
Çırparak asudeliği anlatan
Turnalara kayıtsız kalmaz nice sevdalar
Merakın
Mefkûresiyle yaşanan bu aşklar
İnsanı ebetleştiren unutulmaz hatıralar
Yar sessiz
Ten hissiz nefeslerde keyifsiz
Beni bekleyen kefenler çaresiz tertemiz
Yaprak
Renksiz, aşiyanda bülbül şevksiz
Esen yelde densiz akmaz dereler bentsiz
Ne içtiğim
Bade, ne de koklarım aheste
Gönül bu ya hastadır hasta can kafeste
Heyecan
Yasta, merak makasın arasında
Takat kalmadı artık şu taşıdığım bedende
Yaşamak
Halin serencamında aşkla
Hakka ulaşmak, gülü koklamak ve coşmak
Ruhun
Nizamıyla cihana bakmak
Hadiseden ibret alarak safahattan uzaklaşmak
Kulluğu
Layıkıyla anlamak kalbin
Vuzuhuyla sahibinde kalarak aşkı yudumlamak
Mustafa CİLASUN
28 Mart 2011: 09:42 #788029Anonim
Nasıl bir çare aramak!
İçimin yandığı
Dilimin hadsiz kuruduğu
Günlerden birini yaşıyordum
Kendi
Halimde çalışıyor günlerimi
Aheste bir şekilde geçiriyordum
Benliğimde
Arandığım aşk sanki derin
Ve karanlık bir kuyunun dibindeydi
Oraya
Ulaşmam hayli imkânsızdı
Yüreğimde bir umut yeşeremiyordu
Çok sancılıydı
Yüreği dağlayan nasıl bir acıydı
Bir bakıma, aranmanın var ettiği sancıydı
Ne vakit
Bir aşk kelamı duysam
İçim elvermez, birdenbire titrerdi
Yüreğimi
Silkeler, hazanın sararan
Yapraklarını yaşatırdı halimde bir anda
Öyle
Zamanlar bu kalbim
İrtifa kaybeden zavallı bir uçandı
Sazlardan
Neşet eden hüzzam şarkılar
En yakınlarında hep bulunan arkadaşlarımdı
Böyle zaman da
O Kuyunun başına giderek
Salkımlaşan hicrandı nağmelerde ki ahenkle
Ruhumu dinlendirir
Ne büyük bir haz serde terdi
Dil ile anlatamadığım meramımı artık salıverilmişti
Ancak
Böyle satırlara işlerdim
Gönlümden sızan her hicranı yaramı
Bir tasnif
Dahi yapmadan serbestçe
Serdedendim mecalsizdim ümide hasrettim
Aşk
Durağında bir fakirdim
Okuduğum mısralar sesleniyor el veriyordu
Kalbim titredi,
Dilim kilitlendi sinemde ki
Kurumaya yüz tutmuş hislerim o an alevlendi
Donup kaldım
Habersiz bir sesi arıyordum
Yıllarca hasretim olan aşk tizimi arıyordum
Heyecanlanıyor
Hiç yönüyle tanımıyordum
Zahirini bilmiyor, tenini görmüyordum
Fakat
İçimde eşsiz bir sarsıntıyı
Asudeliğiyle yazdığı şiirle pekâlâ başarıyordu
Belki
Kendi iç âlemindeydi
Halinin derdiyleydi, kalbinin sesiyleydi
Direnemediğim
Bir çekim kuvvetiyle beni
Benden alıyor ve veciz bir şekilde aşkı anlatıyordu
Hayran kaldım
Nezaketine haylide şaşırdım
Satırlarında kayboluyor etrafımı unutuyordum
Kendi
Gönlünde çok gizlediği
Özelinden habersiz bir şekilde ütopi yaşıyordum
Mustafa CİLASUN -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.