• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 211 ile 225 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #787434
    Anonim

      Sevgi, ruhu esir etmez, kalbi öldürmez!

      Tutuklu kalma, nazarında erişilmez sanma
      Düşlerin serencamında yaşamayı gaye yapma, aklı ve idraki hakkıyla anla
      Kim çıkarsa çıksın karşına, umudun için nasibim diyerek arka çıkma, sabırla yaşa
      Kanaat etmek, tasarrufunda bulunanla yetinmek midir, o vakit vuslat nedir baksana

      An, kısmidir, ömre matlup olan zaman kimindir
      Hangi hikayeler esrarıyla vaktini beklemektedir, ümit etmek, tahkik değil midir
      Ahirin evvelinde ne var, hesap kim için en mümbit bir nazar, ölmek, nasıl firkattir
      Sevgi feda olmayı bilmektir, bir karşılık beklemeden ecrini vakfetmektir, çok latiftir

      Setret mahlûku, koruyacağı bir sınırı vardır
      İllaki bir rekabet ortamındadır, ya avdır, ya da avcı olmak zorundadır, öyle yaşar
      Sünnetullah niye vardır, hangi vakit için kul olmak nasibi imtihandır, akıl mıdır kar
      İlim olmadan, irade aşk için vazgeçebilmeyi göze almadan, idrak nefes için nasıl ar

      Nefsimi öldürdüm diyene aldanma ve inanma
      Nefis ölmez, ruh maksadına nail olmadıkça halinden geçmez, kalbi yaşamalı kanma
      Her sözü, niyetin asliyesidir sanma, insan zafiyetleriyle birlik içindedir, yok sayma
      Bağışlamayı ve bağışlanmayı kimsenin tekeline bırakma, nefesin müddeti nedir anla

      Aklı zail olan bir canı görürsen, dikkatli bakma
      Hissetmediğin kadar bir derinlik vardır kalbinde, sakın ha hor görerek uzaklaşma
      Derdin sahibi kimdir, çile neden ehli hal olmak için en güzide bir gerekçedir, korkma
      Zaman kimin, ömür hangi vadi için tevdi edilen ülfetin ihsanı ihlâsı nefsine bırakma

      İlkbahara bir bak, gün yüzüne hasret kalan umutlarını saklama bırak
      Yak gemilerini durma yak, vuslattan ötesi yoktur muhakemeni iyice yap idrakine ak
      Aşk, ruhi feryattır, hakikate kapı aralayan gamdır, sevda için ardır, kalbine iyi bak
      Kimden eser kaldı, göçüp gidenler zaten figandı, hakikatler neler anlattı efkârını yak

      Mustafa CİLASUN

      #787435
      Anonim

        Sevgi, ruhu esir etmez, kalbi öldürmez!

        Tutuklu kalma, nazarında erişilmez sanma
        Düşlerin serencamında yaşamayı gaye yapma, aklı ve idraki hakkıyla anla
        Kim çıkarsa çıksın karşına, umudun için nasibim diyerek arka çıkma, sabırla yaşa
        Kanaat etmek, tasarrufunda bulunanla yetinmek midir, o vakit vuslat nedir baksana

        An, kısmidir, ömre matlup olan zaman kimindir
        Hangi hikayeler esrarıyla vaktini beklemektedir, ümit etmek, tahkik değil midir
        Ahirin evvelinde ne var, hesap kim için en mümbit bir nazar, ölmek, nasıl firkattir
        Sevgi feda olmayı bilmektir, bir karşılık beklemeden ecrini vakfetmektir, çok latiftir

        Setret mahlûku, koruyacağı bir sınırı vardır
        İllaki bir rekabet ortamındadır, ya avdır, ya da avcı olmak zorundadır, öyle yaşar
        Sünnetullah niye vardır, hangi vakit için kul olmak nasibi imtihandır, akıl mıdır kar
        İlim olmadan, irade aşk için vazgeçebilmeyi göze almadan, idrak nefes için nasıl ar

        Nefsimi öldürdüm diyene aldanma ve inanma
        Nefis ölmez, ruh maksadına nail olmadıkça halinden geçmez, kalbi yaşamalı kanma
        Her sözü, niyetin asliyesidir sanma, insan zafiyetleriyle birlik içindedir, yok sayma
        Bağışlamayı ve bağışlanmayı kimsenin tekeline bırakma, nefesin müddeti nedir anla

        Aklı zail olan bir canı görürsen, dikkatli bakma
        Hissetmediğin kadar bir derinlik vardır kalbinde, sakın ha hor görerek uzaklaşma
        Derdin sahibi kimdir, çile neden ehli hal olmak için en güzide bir gerekçedir, korkma
        Zaman kimin, ömür hangi vadi için tevdi edilen ülfetin ihsanı ihlâsı nefsine bırakma

        İlkbahara bir bak, gün yüzüne hasret kalan umutlarını saklama bırak
        Yak gemilerini durma yak, vuslattan ötesi yoktur muhakemeni iyice yap idrakine ak
        Aşk, ruhi feryattır, hakikate kapı aralayan gamdır, sevda için ardır, kalbine iyi bak
        Kimden eser kaldı, göçüp gidenler zaten figandı, hakikatler neler anlattı efkârını yak

        Mustafa CİLASUN

        #787462
        Anonim

          Anlamadıkça mı inanacak ve yaşayacaksın!

          Ne sual etmeyi biliyorsun ve ne de merak ediyorsun
          Önüme ne gelirse razıyım diyor ve yetiniyorsun, azmi ve cehdi nefeslenmiyorsun
          Peki, nasıl bir gayeyle yol alıyorsun, taklit etmeyi mi hala bir marifet sayıyorsun
          Farkı fark etmek için hiç çalışmıyorsun, aklına tevdi edileni neden önemsemiyorsun

          Bir bak mevsime, hangi inşirahın derdiyle figan eder
          İşaret taşları kim için bir şey söyler, geçmiş nefesleri neden ibretle hikâye eder
          Okumayan bir nesle kim nazar eder, mukallit bir nefes ise hangi iltifata aşkla değer
          Bu gaye üzere dillenen sevda nasıl bir gönle refakat eder, figan olmak içinmiş meğer

          Derin bir uyku halindesin, aşkı ne vakit fark edeceksin
          Yeksan olmuş onlarca nefeslerin hicranını bu minval üzerine nasıl hissedeceksin
          Ruhundan tebarüz eden rikkatin şevkini kalbinde göreceksin, ölümle yüzleşeceksin
          Hesapsızlığını nasıl beyan edeceksin, mezarın içinde inleyen bedenleri düşüneceksin

          Esen rüzgârın figanını hiç duymuyorsun, uzaklaşıyorsun
          Heva ve heveslerin için cansiperane oluyorsun tercihlerinde aklına çok güveniyorsun
          Hatalarını neden gizliyorsun, kalbine nazar eden kimdir, hakkıyla iltica etmiyorsun
          Cancın, figansın gamsın elhak aklını ve irfanını dikkate almadıkça evet sen ziyansın

          Gül-i nihale derinden bir temaşa et, umut için vakfet
          Gönül bir ummandır, sahralarda bekleyenler vardır, mazlum ve mağdura yardım et
          Ne kadar caziben varsa, nardan bihaber olan nazarsa, ruhunu merak et, kalbine şevk
          Zatına bahşedilen neler varsa, şayet emrin altında çalışanlar feryat ediyorsa cinnet
          Eza ve zulüm adına kim tasarruf sahibiyse, emri bil mağ rufu bilmiyorsa ne delalet

          Cemaat asabiyetlerinden kalbini arındır, taltif etme
          Ümmeti Muhammed’in derdi gamıyla hem hal ol, zamanın sahibine kayıtsız kalma
          Hangi mecliste bulunursan bulun illa ki hakkıyla anlamak için suskun kalma, ara
          Astlar, üstlere makam tayin edemezler, bir takım makamlar veremezler, aşkı yokla

          Mustafa CİLASUN

          #787583
          Anonim
            Kimliğin müşahhaslığı!


            Âdemi beşer
            Önce insan ve daha sonra
            Adam olmayı muhakkak hedefler
            Adam olma hakkını kazanmış bireyler
            Yaratılma hilkatine göre hareket ederler

            Bu insanlar
            Asla sığıntı olmayı
            Tesadüfe inanarak yaşamayı,
            Nedamet duymayı hedeflemezler

            Evli olan bir bayan,
            Öncelikle kimlere güven
            Duyacağını her şartta bilmelidir

            Şayet bunu bilmiyorsa,
            Emanet kavramına da yabancıdır
            Hareket ve kuvvetin
            Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır

            Bilmiyorsak şayet
            Bireyleri, beyleri ve hanımları
            Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan
            Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır

            Evrende hayatını
            İdame ettiren bir âdemoğlu,
            Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını
            İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır

            Âdemin sulbü
            Ve meşrebi, Sosyal
            Ve psikolojik analiz gerektirir

            Âdem
            Mükellef oluncaya kadar
            Elbette ki masumdur bu bir hukuktur

            Sabiliğin cazibesi
            Bir emanet olarak masum
            Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır

            Evrende bulunmak
            Mutlaka evrensel olmayı da
            Her birey için gerçekleştirmeyecektir

            Evrensel olmak için
            Kanaat sahibinin niyeti
            Cehdi, idraki ve inkişafı
            Bir mutlakıyeti gerektirecektir

            Evren, kıtaları
            Ülkeleri, şehirleri, kasaba
            Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından

            Âdem
            Nereye giderse gitsin,
            Fani olmadığı müddetçe,
            Evrende kalmaya mahkûmdur

            Evreni halk eden,
            Onun gerçek sahibiyken
            Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ
            Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş

            Âdemlerden
            İman edenler bu elçilere
            “Efendim” diyerek teslim oluyorlar

            Birde refikalar
            Beylerine efendi derler

            Rahmet elçilerin
            Efendiliğine itibar ve iman edenler
            Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar

            Mustafa CİLASUN

            #787584
            Anonim
              Yürek içinde gizlenir aşk-ı suhulet!



              Artık ne sen, nede sensiz bir dem
              Halin hıçkırıklarına deva olmuyor
              Sine mahzunlaşıyor takat kalmıyor
              Gözyaşı dur durak bilmeden akıyor

              Bilirdim ki sakinin elinden içilir acı
              Kime keder olacak yârin kalan sacı
              Yürek sancısı, yan ağrısının kalması
              Ayazlarda yeme hasret kuş sıkıntısı

              Her kim olursa olsun ne fark edecek
              Çöp atıklarından beslenen ne edecek
              Halini kime arz edipte şikayetlenecek
              Rehavet içindeki insanlar fark edecek

              Nisalar kararmışlar, azimle aranmışlar
              Atıklar içinde bir hayat hakkı aramışlar
              Seherin serinliğinde merakla solumuşlar
              Birkaç kâğıtla mutlu olmayı başarmışlar

              Varlık içinde alınmaz haz, çilelerle niyaz
              Sevda bendinde hissedilir, en deruni yaş
              Kal sende bir kalk seherlerle yaşa bir haz
              Kalmasın gönül baharında mahzun bir yaz

              Dil kurur, gönülde gurur, hani sende onur
              Aidiyetin hükmüyle söyle kimden korkulur
              Ardı sıra her can bir maslahata konuk olur
              Azimet unutulur ar kaybolur can öyle solur

              Artık fark et, sineden sökün ediyor edep et
              Ruhun ahenk içinde olmasıyla yapılır davet
              İnsani halde aranır her türlü yakınlık hisset
              Ona göre hükmet, sevgi varlığın için şükret


              Mustafa CİLASUN

              #787585
              Anonim
                Gam etmesem, derdimle yetinsem!



                Nasıl bir dert ki
                Şimdi kime ne söylesem
                Izdırabımı bir sel misali salıversem

                Hicranı anlatan
                Nağmeleriyle tükenip gitsem
                Aşkın esintisinde yalnız nefeslensem

                Akarsu misali
                Çağlayan o hislerimin
                Hal dilinin sinedeki meşktir sefilliği

                Baharın şevkine
                Susamış hasretin izleri
                Aşkın güzelliği için ben sabrederim

                Can, canan için
                Arzı kemalat dirliğidir
                Terennüm içinde ne güzel bir histir

                Hizmet için
                Serdedilen eşsiz nefestir
                Güzeldir, haldir, idrak için çok elzemdir

                Mızrabın nefesinde
                Her sazendenin sinesinde
                Nağmelerin efkârı hüzün meşk edilirken

                Aşkın bendinde
                Alınan tüm hicran nefeslerinde
                Güzelliğin esenliğinde, ona hasretin izlerinde

                Usanmadan
                Bizarlık hali yaşamadan
                Hakikat işaretlerini idrak ederek öyle gitmek

                Onu vereni
                Bilmeden, bir samimiyet
                Göstermeden ihsan esenliğinde nefeslenmek

                Avuntular içinde
                Gülün hükmüyle yüzleşmek
                Bahşedilen sevgiyi yâre hasretmeyi istemek

                Bilmeden gitmek
                Düşünmek için şarttır onu bilmek
                Merakı seferber ederek aklı selim ile yürümek



                Mustafa CİLASUN





                #787586
                Anonim
                  Lisan-ı hal, kalbi olmadıkça ne işe yarar!



                  Bir yol gidilir ya hani yolu belirsiz
                  Konuşursun kendinle merak içinde
                  Esinti refakatiyle mazi derinliğinde
                  Meçhulün seyrinde efkâr eşliğinde

                  Sinenin her katresinde ki enginliğe
                  Kulaç atarsın seni bekleyen esenliğe
                  Hani derinlerden gelen en hasretliğe
                  Sayfaları açarsın o hiç hissetmesede

                  Yavaşça gün kararırken o sessizliğe
                  Bekleyen çaresizliğe tez yaklaşırsın
                  Her yutkunduğun an çile seni sarsar
                  Çare adına her çaresizlik sana bakar

                  Hissiz duyuşlar zevk için var olanlar
                  Bir ten uğruna varlığını yok sayanlar
                  Vuslatı ter kokusunda gören insanlar
                  Sevda adına aldanan manasız canlar

                  Sevmek ne büyük bir derinliktir bilene
                  Mana hazzını tene tercih etmeyen dile
                  Aşk için canından vazgeçen gönüllere
                  Feda olsun Hak için nefeslenen yüreğe


                  Mustafa CİLASUN
                  #787594
                  Anonim

                    Bilmem ki ruhun ne söyler, kalbin ah eder!

                    Hangi gecenin sabahından söz edeyim
                    Sürurun firkatiyle umut besleyeyim, şevke ibretle nazar edeyim ve serinleyeyim
                    Kimseye söz etmeden, derdi gamımla bütünleşeyim, hiçbir nefese acı vermeyeyim
                    Mütemadiyen düşüneyim, ilmi talim edeyim, nefsin badiresini kalbimde hissedeyim

                    Bir gün olsun ki sormadın halimi hiç
                    Yüreğime bahşettiğin gül-i nihalleri, hasret elemini, hicran demini haydi biç
                    Neden bihaberim, merak içinde nefeslenen biçareyim, ruhumun figanıyla inlerim seç
                    Hüzün mü açtı yüreğinde çileler dirliğinde halim için bilmem ki vuslat ne günedir geç

                    Aşk; bir ıstırap diyorlar, ne biliyorlar
                    Ruhun nidasını hiç şehretmeden nefesleniyorlar, kalbime neden acı zerkediyorlar
                    İnşirah kalbin firkatidir, ruhuna ta ezelden lebbeyk dedirten kimdir, fikretmiyorlar
                    Evvelin ve ahirin sahibi nerdedir ihsanla zikretmiyorlar figanın aşkını anlamıyorlar

                    Ayrılık nedir bilir misin, tutku sevgimidir
                    Karalaşmış sevda esir eden badiredir, muhakeme etmek kalbin vazgeçmediği aşktır
                    Ruhun prangaları neylesin hürriyetin asliyesi nedir merak edip çileye vakfeder misin
                    İnsanı kendinden geçiren vecdi nefeslenir misin, maşuk için aşk köleliktir ister misin

                    Şüphe elhak olmalıdır, itikadın için haktır
                    Yoksa tahkike nasıl ulaşılacaktır, zan etmekten kurtulacaksın, ihsanı bulacaksın
                    Sevgini kimseden esirgeme, bahşedildiği nispette ve gönlün elverdikçe feragat deme
                    Mühleti veren kim, nefesin sahibi hangi vaktin merakında azmin aşk asliyesi bekler

                    Mühim olan yaşatmaktır, aşkla nar arkadaştır
                    Hissetmeye mani bir nefesin, şefkatten nasipsiz bir kimsenin hali nicedir bir araştır
                    Nisaya kalkan el, hürriyetini kısıtlayan bedel, tefrika içinde verilen değer ne arızadır
                    Akıl, iman telakkileri nasıl bir izan için farklıdır onun hakkını teslim etmeyen acıdır

                    Mustafa CİLASUN

                    #787614
                    Anonim

                      Nihan ettim kalbime, sen bilmesen de!

                      O vakitler ne kadar hamdım, farkı fark etmeyen bir candım
                      Yaşamak adına ne talim ettirdilerse onu vuslatım sandım, sual etmeden nefesi bırakırdım
                      Hangi gayretin şadında umutlanırdım, bazen hüzünle sabahlar, ahımla uyanırdım, pek anlamazdım
                      Yarınlar için düşlere inanırdım, hülyalar diyarında yaşamayı ne marifet sayardım ve öyle inanmıştım

                      Oysaki ne kadar masumdum, kendi halimde yaşardım
                      Her ne hikmetse nazarlarımı saklardım, kimsenin dikkatini çekmekten sakınır ve utanırdım
                      Muhannete muhtaç olmamak adına bütün gayretimle çalışırdım, burukluk yaşamaya çok alışmıştım
                      Bazen sessiz bir köşede kendi kendime dalardım, duyduğum sesle irkilir kalırdım, şaşkın bir şekilde bakardım

                      Belki başka dünyalardan umut aradım, ne hazandım
                      Yağan kara, yapraksız dala, şevksiz ağaca, buz kesen ayaza, tütmeyen bacayı öyle anardım
                      Okuduğum kitapların sayfalarında kaybolur ve bazen nefes nefese kalırdım, bilmem ki yâdında ne bulmuştum
                      Eza vermeyen sevgiyi, feda olmayı gaye edineni, çilenin serencamında güçlenenin sevdasının da ne durulmuştum

                      Ürkek bir halin vardı, nefesine şahitlik yapan bir andı
                      Bir arzun vardı, lakin nazarların ne kadar candandı, kalbimi titreten bir heyecandı, ne ardı
                      Bir müddet suskun kaldık, yüzünde manalaşan kızarıklığa meylettim, nasıl sual edeceğimi o an hiç bilemedim
                      Arkadaşının dikkatini çekmesiyle birden irkilmiştin, bir kelam etmek adına demek ki çekinmiştin, dönüp gittin

                      O an ve şahidi bulunduğum zaman, neler anlatmıştı
                      İçselliğime dönüş seninle başlamıştı, sanki temaşa etmem dahi sakıncalıydı, utanmak vardı
                      İçim içime sığmıyordu, sanki sinemden bir sel sökün ediyordu, suskun kalmak ne kadar sancı zerkediyordu
                      Bir umut adına medeti anmak, beni benden alan o zamandan kurtulmak, meramı hakkıyla anlamak gerekiyordu

                      Günler sessizliğe teslim olmuş bir serap misaliydi
                      Sinemde nasıl bir sahra vardı, uçsuz bucaksızdı, bir gül-i nihali ansam, firkatiyle ağlasam acıydı
                      Yıllara sari beslediğim umutlar nerde kalmıştı, sancılar her vakit kapımı çalan refakatçimdi, artık sürur vardı
                      Sineme bahşedilen coşku ne kadar muazzamdı, akşam sabah her zaman yakınımdaydı, cana demek ki bu lazımdı

                      En ufak bir rikkat, kalbi etkileyen şiddet nazardı
                      Esrarında ne mümbit bir ikram vardı, ruhumu ihya eden esin kimden yadigârdı, erişmek ne manaydı
                      Nasıl bir hissiyattan söz etmeliyim, farkı fark etmeyen için elbette ki yoktur bir sözüm, ilhak olmak sevdaydı
                      Talim edilmeye muktedir olunmayan ilim kim için sırattı, istikamet hakikate ram olmadıkça elbette ki kayıptı

                      Gök gürlerken, rüzgâr yâd elden haber verirken
                      Fikretmek için düşünecek insan, ilme ifade edilemeyecek kadar muhtaçken, uzaklaşmak kime zarar verir
                      Nefsimi öldürdüm diyen için, irade nasıl bir ihtiyaca cevap vermektedir, yoksa boşluğa talim eden bir avdetmidir
                      Ruhun ve kalbin bir lisanı var, onu öğrenmek için merak senin iradene ve aklına bakar, yoksa an neye yarar denir

                      İdrakin talimden bihaber olan ruhi vadinse
                      İnşirahı anlamak halin için bu kadar uzak ise can, canan içindir, aşk ilhamı vecdindir, ihlâs yoksa kimindir
                      Kul olmak için sabrı hor görme, mütemadiyen mi kanaat edeceğiz deme, ecelle bedelleşmeyi bekleme o an bellidir
                      Kalbinde bir dirlik yoksa akan kanlar haline yabancıysa, mukallit kalmak ziyadesiyle kalbine yakınsa, elemdir

                      Mustafa CİLASUN

                      #787636
                      Anonim

                        Sizin mefkûrenizle serencam!
                        [IMG]http://www.ilimhazinem.com/images/imza2.bmp[/IMG]

                        Sizin
                        Tavsiyelerinizden
                        İstifade edeceğimi bilmenizi isterim

                        Sizde
                        Mevut bulunan ruh haliniz
                        Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırım

                        Farklı görüşleri
                        Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini
                        İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmaz

                        Yazı dostum
                        Yazmak, aynı zamanda
                        Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorum

                        Yazan
                        Yanan, paylaşan
                        Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyız

                        Zatımın
                        Yaşadığı ruh hali
                        Sizce de yaşandı mı daha önceleri

                        Sürekli
                        Mükellef duygusuyla yaşamanız
                        Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınız

                        Özelleriniz de
                        İnfial yaşamanızı gerektirdi mi
                        Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz mi

                        Metanet
                        kaftanınız sizin için yeterli mi
                        Kaftan derinliğinde yaşadıklarınız bir meltem mi

                        Yolu yarılamak
                        Hissiyatınızda bir ferahlamak mı
                        Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle mi

                        Of aman be,
                        Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz
                        Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmek

                        Allah için
                        Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek
                        Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmak

                        Ne söyleyeyim
                        Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım
                        Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mı

                        Mütefekkir
                        Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle
                        Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınız

                        Mefkûrenizin
                        İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız
                        Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hasta

                        Size teslim olmuş ve bel bağlamış
                        sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış
                        Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensiniz

                        Fisebilallahı
                        İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız
                        Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinler

                        Yaşlılar
                        Biraz çok konuşurlar…
                        Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar
                        Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerken

                        Mustafa CİLASUN

                        #787690
                        Anonim

                          Kurtulmalıyım, ruhuma eza veren prangalardan!

                          Demek ki anlamam için vakit henüz çok erkendi
                          Bilmem ki dert hangi biçare nefesindi
                          Boynunu büktüren elemiydi, umut edilen çareler nerdeydi
                          Susmak belki o an için bir gerekçeydi
                          Lakin merak etmek ve gereğini icra etmek, neden tehir edilirdi
                          “Ne derler” kaygısı bu kadar mı önemliydi
                          Niçin hukuka rıza göstermek benimsenmezdi, peki kimler ezilirdi

                          Hangi zihniyeti aralasam, arkasında ne emeller var
                          İnanıp teslim olan canlar, neden kolayı tercih etmekten yılmazlar
                          Asırlardır kandırılırlar, takiye içinde ulufe dağıtırlar
                          Vaat edilen ne varsa, şayet itibar sahibi olmak kolaylaşınca yatarlar
                          Neyi umursamazlar, nasıl bir halet-i ruhiyenin sahibi olurlar, aldırmazlar
                          Erdem sahibi olmayı, ne hikmetse nüfus sahibi olmakla alakalandırırlar
                          Tekebbür sahibi oldukça, halden uzaklaşırlar, aşk ve irfandan anlamazlar

                          Ne kadar tüketirlerse, mütemadiyen elbise değiştirilse
                          Paye sahibi olmak adına, dikkati çeken endamı ile raks ederek süzülse
                          Bindiği arabayı sükse yaparak sürünce, kullandığı telefonu gösterince
                          Uluorta yerlerde sigara tüttürünce, flört ettiği nefesi derdest edince
                          Etrafında ki insanları fark edemeyecek kadar kendinden geçince
                          İsyan etmeyi, önüne gelenle dalgasını geçmeyi fazilet zafiyeti görünce
                          Halinden vazgeçmiş güçsüz bedenleri hakir görerek tiksinince

                          Demek ki diploma sahibi olmak kifayet etmiyor
                          Anne ve babanın her isteğini yerine getirmesi, felakete sürüklüyor
                          Kaş yaşına gelmiş ve fakat henüz aidiyetini dahi bilmiyor
                          Böbürlenmeyi ne kadar önceliyor, fark etmiyor ama ne çok sefilleşiyor
                          Şahit olduğum bu dram çok acı veriyor, sessiz kalmak dahi yetmiyor
                          Nasıl bir kelam etsem, bir name yazarak usulca kendine versem, elvermiyor
                          Nerde ve hangi koşullarda yetiştirildiği, nelerin talim edileceği, niye bilinmiyor

                          Örf ve ananeler hakkıyla talim edilemiyor, ne kadar üzüyor
                          Taklit etmek adına, kimi canlar nefes nefese yarışa giriyor, içim parçalanıyor
                          Tekâmül etmek nedir, neden çok gereklidir hiç bilmiyor
                          Sosyolojik değişikleri dert edinmeden höykürüyor, kalbin sesini fark etmiyor
                          Edebi ve adabı çok gereksiz görüyor, maziyi bilmek ne kadar fazilettir diyor
                          Sakinleşmediği için şoförüne arabayı hazırlamasını söylüyor ve kalkıp gidiyor
                          Bir suret sahibi olmak yeterli midir, demek ki hüzün ve hicran benimdir, ah ettiriyor

                          Beyin göçünü yıllardır tekeline alan ülkeler, ihata ediyor
                          İşlerine geldi mi anında kara vererek, sivil halkın üzerine bombalar indiriyor
                          Kimi ölüyor, kimi de belki dirilmek için sancılar çekiyor, kölelik kalbi harap ediyor
                          Yıllardır tahakküm eden zalimler, ruhları esirleştiren caniler, hala saltanat sürüyor
                          Garip ve gureba feryat edip inliyor, zalimin zulmü dinmiyor Furkan niye yaşanmıyor
                          Nefsimizden ziyade sevmemiz gereken son Peygamber ne söylüyor aşk sevda bekliyor
                          Ölmek dahi kurtuluşuna kifayet etmiyor, akıl ve idrakin o müddetinde neyi bekliyor

                          Mustafa CİLASUN

                          #787697
                          Anonim
                            Siz sormakta haklısınız!



                            “Neden kalbimin hurdalığı,
                            Ruhumun lekelerden arınma umudu” diye
                            Merakınıza mucip olarak sual ediyorsunuz

                            Bilmiyorsunuz ki bu can,
                            Bir zamanlar ne kadar çaresizdi,
                            İsyan içinde nefeslenen bir zavallı hederdi

                            Kanaati hiç bilmeden söylenen,
                            Heveslerinin renklerinde serinleyen,
                            Maksadına ulaşmak için bahaneler üretendi

                            Ne kıble bilirdi ne de sebebini,
                            İnsan kimliğinde elzem olan hilkatini,
                            Aidiyet zenginliğinde hissiz fakirliğin sahibiydi

                            Zahir kişiliğin cazibe nedeniydi,
                            Suhuletin adresinden habersiz bir nefesti,
                            Hamiyetin çardağında bilenmeyen hissiz kefendi

                            Ne bulursa yer, gününü gün edendi,
                            Ülfetin vuzuhunda gizlenen hikmeti bilmezdi,
                            Edebin fakirliğinde sırnaşık kepazeydi güler geçerdi

                            Nisanın toprağından anlamayandı,
                            Sadece zevkinin cezbesinde soluyan kandı,
                            Hiddeti, şiddeti davet eden kuraklığın şakıyanıydı

                            Nitelik konusunda duyarsızca bağıran,
                            Varlık noktasında ruhundan habersiz olandı,
                            Kalbi sadece kan pompalayan bir uzuv telakki ederdi

                            Aşkı naralarda yâd eden bağnazdı,
                            Nağmelerin şevkini kaçıran ahenksiz konuşandı,
                            Gözyaşlarını zül addeden bir perişanlığın kollarındaydı

                            Muhabbeti şamata sayan bühtandı,
                            Dostluğu menfaatle ilişkilendiren feverandı,
                            Ölümün güzelliğinden ibretin dersini almayan zavallıydı


                            Mustafa CİLASUN



                            #787699
                            Anonim

                              Hevesler kendi ikliminde güzeller!



                              Seninle kuşandım, baharların hazzını
                              Kokladığım çiçeklerin, o naif yaprağını
                              Renkler içinde resmedilen aşk tufanını
                              Ruhun serencamını kalbin hıçkırıklarını

                              Neden anlaşılmaz, heveslerin daimiliği
                              Nefsin, tuval üzerinde resmettiği hayatı
                              Yaşamak için duygularla olan sağanağı
                              İradi olmaktadır insanın asıl olan kemali

                              Ne hal ve nede yar, nasibinde kaygı var
                              Sinende açılacaktır bahar vehim niye yar
                              Akideyle anlam bulur en yüce olan aşklar
                              Ölüm niye var, dirlik gayretinle olacak hal

                              Kelimelerin anlamları, insan için gereklidir
                              Sosyolojik badireler ki zaman için sebeptir
                              Mazi, kimler için şevki sunan, hakikatlerdir
                              İnsan o hilkati denkliğinde anlamlaşacaktır

                              İnsan, keyfilik noktasında sınır tanımayan
                              Zaman, insana insanlığın hadlerini anlatan
                              O an ve seni senden alacak olan bir zaman
                              Ruhunla müsaviliği bulunan bir kalb taşıyan

                              Ne bir şarkı ve nede zamanın devran-ı aşkı
                              Sinelerin zindanında mahkûm edilen o hazzı
                              Yazgının rüknüyle tercihlerinle yaşayacağını
                              Nedamet ile solumanın fayda etmez nisyanı



                              Mustafa CİLASUN




                              #787700
                              Anonim
                                Sizi gıyabınızda anarken!



                                Bugün
                                Gökyüzü çok efkârlı
                                Bulutlar ardı sıra güneşi perdeliyorlardı

                                Ve nazar
                                Eğlediğim tüm çiçekler
                                Bir mahzunluk içindeydi, her nedense

                                Birden
                                İçim karardı, uzaklaştım
                                Pencerenin kenarından ve hemen

                                Atmosfer
                                Parkının genel durumunu
                                Merak içinde teneffüs ediyordum

                                Sukut içinde
                                Yavaş yavaş adımlıyorken
                                O an sizin isminizle karşılaştım aniden

                                Ve yeniden
                                Bir şevkin içinde buldum
                                Hislerim çiçeklerle yeniden açıyordu

                                Duruldum
                                O gayretlerinizi sizin
                                Gıyabınızda bir kez daha alkışladım

                                Ne kadar
                                Duyarlı olduğunuzu
                                Yeniden hatırladım ve bu manada

                                Sizi
                                Ve ayalinizi gıptayı
                                Nazarla yeniden ve sevgiyle andım

                                Orada çok
                                Duygulandım ve şimdi
                                Size bu satırları yazmaya başladım

                                Günlerin
                                İçinde ne kadar
                                Anlar var oysaki hakkıyla bilinse

                                Anları
                                Önemli kılan haşyetin
                                Sevincin ve umudun güzelliği değil mi

                                İşte siz
                                Bu güzelliğin
                                Gönüllere açılan bir değerisiniz

                                Onun için
                                Tefekkür edersiniz
                                Bu manada zaten naif bir çiçeksiniz

                                Bahşedildiniz
                                Ve yılların sayfalarında
                                Bugün siz dünyaya bir umutla geldiniz

                                Şeref verdiniz
                                Safalar ile şefkat getirdiniz
                                Çünkü siz bizatihi himmet eden erensiniz

                                Gününüz
                                Bereketli, haneniz dirlikli
                                Haliniz sürur içinde hep bulunsun

                                Sizi
                                Cihanı âlem nefesleri
                                Gayretinizle tanısın ve yararlansın

                                Sevgi ve
                                Muhabbetlerimle sizi
                                Kalbinizin sahibine emanet ediyorum

                                Ve niyaz ediyorum baki selam eğliyorum



                                Mustafa CİLASUN
                                #787712
                                Anonim

                                  İzler mi kayboluyor evet, gün ağarıyor!



                                  Vakit, susmaya fırsat vermiyor artık
                                  An ve zaman sakin kalbine sessizce ne söylüyor, dikkatlice bak
                                  Gün ağarmış, geceden kalan ne varmış, geçip giden an hangi şafağı umutlaştırmış, durma kalk
                                  Ne uğruna ve kimleri taklit ettiysen, aklını ve gayretini esirgediysen, tüm varlığını düşünmeden yak


                                  Dilim varmıyor, lakin içim içime sığmıyor
                                  Akıp giden zaman maziden neleri hatırlatıyor, arafta bekleyene umut yetmiyor
                                  Duyulmayan figanlar arzı titretiyor, sabır yumakları boğazımda düğümleniyor, ne sancı veriyor
                                  Şafağın sessizliği kalbime hüzün bahşediyor, hicran hiç sinemden gitmiyor, ahu gamımı demliyor


                                  Hangi masalı hatırlasam, yâdım ah ediyor
                                  Yılara sâri ukdeler neden ruhuma dirlik vermiyor, kalbim inşirah için ne söylüyor
                                  Şehretmeye malik olamadığım o kitabeler ne kadar zarif bir nazarıyla aşkı edebine bürünüyor
                                  Temaşa edenler neyi merak ediyor, terek edilmişliği nasıl içlerine sindiriyor, vefayı mı öğreniyor


                                  Bilmem ki muhakeme etmek bu kadar mı zor
                                  İnsanın kendi hukukunu anlaması ve o nispette yaşaması, yıllardır ihmal edilen kor
                                  Kolay olanı seçmek, hesabı o an dert edinmemek, keyfiyetle salınmak, ne kadar masraflıdır sor
                                  Emek vermek, gönlü bu gaye ile hasretmek, ecri terennüm etmek, ihsan için hilmi nefeslenmek ne zor


                                  Gün içinde ne kazandın mey anına yakından bir bak
                                  Nasıl bir hesabın içindesin, hangi bedeller için nefesin müddetine tabiisin, aşkına tak
                                  Sevdalaşmayan mefkûre ne işe yarar ve nasıl bir fayda sağlar, hakikatin ayan olan kitabına bak
                                  Ömür nasıl bir kumaştır, her tınısında ne muazzam bir ahenk vardır, ruhun ve kalbin membaına ak


                                  Korkular nispidir, nefsi seremonidir, kalp hisseder
                                  Emin olmak için sukut eden azmin ve aklın, idrak ve iradenin talim etmesini sessizce bekler
                                  Beyhudelik nasıl bir iltifatı hak eder, vakit tevdi edilen andır, sevk eden müstesna güce ne söyler
                                  Bahaneler hangi nefse kefalet eder, öğrenmeden ve taliminde emek harcamadan tutulan akla kim güler


                                  Yar derken, aşkı yâd ederken, feda olmayı bilmelisin
                                  Ne kadar hevesin kalmışsa o zaman bir şart koşmadan arınmalısın, hakikat aşkını hissetmelisin
                                  Ummanı gönlünde yaşatmalı, sancıları dalgaların efkârıyla kavramalısın, bir yeise asla girmemelisin
                                  Maşuk kimdir, vuslat nasıl bir seçimdir, ihlâs neden zarurettir hilm kalbin vazgeçmeyenidir erişmelisin


                                  En yakının ve yarenin kim hala emin değilsen ağla
                                  Ve fakat aczi yet içinde biçarelik farkıyla gözyaşlarını bırakma, aşk ve ihsan şadıyla kalbi çağla
                                  Seni senden koparan neler varsa, kalbin ve ruhundan uzaklaştırıyorlarsa, hala avunma sevdanı yaşa
                                  Kim çıkarsa çıksın karşına, nefsi hergelelik peşindeyse bir an olsun uğraşma, hak ve hakikatini anla



                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 211 ile 225 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.