- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Mayıs 2013: 17:07 #814112
Anonim
Gönüller yas tutup, idrak aşk için ağlasın!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the full image.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Kimler geldi kimler geçti
Bu diyarın sakinleri olarak elendiNe umutlar varki
Mevsimler misali gönüller için hasredildi
Vuslat için aşk dendiKimi vakit sabredildi
Kimi zaman kanaatle hikmeti terennüm edildi
Lakin mevsimlerin serdettiği çileler
Sineme refakat etti, yalnızlık artık yettiMevsimler ayrıdır
Çiçekler başka mananın meftunu olan tadımdır
Ruhumun hicran damlaları
Bilmem ki niye hıçkırıklara abat olan vakıayı aşktırNiye gönlüm yastadır
niçin sinem hüzünle anlamlaşan fermanı sevdadırŞevkin hasreti
Gönlüm için niyazdadır
Umutlarım edeple iştiyaklı kanaattırNe kadar ağlasam
Ve yüreğimin kuytu kurşiniliğini
Aşkın uğruna feda etsem bir gam değilElem için
Sabrın rahlesinde erisem
Çilem için
Hakikatin inşirahını nefeslensem
Niyetim ruhum için her halime koşulsuz kefilMukadderatın sahnesinde bekleyen esrar
Umut için en müstesna bir karar
O vakit
niye sine-i halimde efkar yüreğimi yakarMahzun gönüller melül melül bakar
Hasretin sancısı ruhumu dağlayarak hıkkırığa koyar
Gönül ağlar, aşk niyetle başlar, sevda muhabbeti edeple saklarMevlam sana ersem diye aşka düşen pervaneyim
Ne bir deliyim
Ne de bir vecde gönlünü hasreden veliyimNefsimin hangi şubesinde
Nefeslensem aşk için divaneyim
Kalbimin sesinde seyreyleyen abdiaciz biriyimMestim bu gece
Bu gece coşku içinde nefeslenen bir zadeyim
Ahirim için haşyeti öteleyen, atiyi rahmeti umutla bekleyen zahidim
Muhtaçlığını her halukarda nefeslenen fakirimBilmem ki hamaset için gönlüme ne söyleyim
Ön yargıların çırpınışlarında
Taaccup ederim ki nasıl hakikati hakkıyla göreyimVesileler için elhak
amenna ve saddakna der, boyun eğerim
Rızayı vicsanıma sorarım ve kimden beklerim
Kalbimin sahine iltica ederek aşkın meftunluğunda ölümle yüzleşirimHer mevsimin
asudeliğinde gönlümü dinlerim
Yar için kalbi inşirah dileyerek, hamiyetli haline nazar eğlerimNe kadar ibret varsa,
aklım için işaret yaşları bilirim
İdrakim için ruhumun teslimiyetinde umudun filizini aşktan beklerimKimseye söz etmeden
ve edebi görmezden gelerek göçemem
gözyaşlarım için bir ah dahi demeden sevdanın bahtında nefeslenememMustafa CİLASUN
27 Mayıs 2013: 17:55 #814113Anonim
Bir faniliğin meşkiyle umudun feyzini ararım!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 720x540px and 91KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Şimdidüşünmek için bir akıl gerek
Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek
Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek
Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecekEy badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı
Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını
Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı
Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşerKimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki
Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki
Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki
Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliyeNe hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım
Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım
Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım
Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırımEy hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi
Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini
Şimdi divanındayım
Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım
Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarımBu manada ne düşlerin serencamında yaşarım
Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım
Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım
Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarımMustafa CİLASUN
28 Mayıs 2013: 17:30 #814155Anonim
Gönül dili bir başkadır, riyasız ve edebe tavdır!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x452px and 124KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Ruhun
Dinginliğini anlamak için
Bu manada suya bakmak idrakte yetecektirDuru,
Sessiz ve sukut eden
Fırtınayı bekleyen nasibinin olgusuyla sabredenVakit gelince
Kabaracak, coşacak, dalgalanacak
Sevinçlerin ya da hüzünlerin habercisi olacakBiraz sonra beklenen
Damlalar düşüveriyor üzerlere
Değişik rehavetlerden artan hazzı umutlarlaBirkaç gün öncesinde
Yollarda ciddiye alınmadan
Üzerine basılan ve çiğnenen çok halis topraklarHasretine ne özlem duyar
Buram buram yanıklarıyla çatlarlar
Şimdi suyun yüzeyinde başlayacaktırgezmelerHer bir zerresinde
Var oluşun hükmü sebebiyle
Sineleri açılır aşkla ve kapanır halinde secdeyeHesapsızdır düşen damlalar
Tayin edildiğine kadar atanın attığıylakalır
Ne kadar genişleyebiliyorsa o kadardır arzda yeriBazen sakin bazen çılgın
Her bir kelime bir tarzı ya da
Şairin ruh halini yansıtır aslında yazılan mısralarlaVe bu gayretlerden sona
Gidilen yolda atılan birer başlangıç adımıdır
Ve her ne niyetle yapıyorsa haz kendiyle kalacaktırArdından çok farklı konularda
Birbirinden değişik vurgularla işlenir şiirlerle
Ne renkler ne çeşitli fikirler yeşerir hoşgörü iklimindeDurmadan geliyor akın yürek
Her çeşit şiirin bir hikâyesi ve bir ad vereni var
Ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar silinmezleriyleRuhunun aynası var
Olmaz mı çünkü her şairin kendince âlemi var
İnsanların ruh hallerinden zira sadece bir tane baharDeğişir mutluluğumuz
Hangi hüznümüzün tekrarı ne kadar var ki
Her şey aynı bile olsa ya mekân ya da gün değişmiştirDeğişmeyen
Şiirlerdir aslında her hüzün ya da
Her sevinç bir defalıktır işte ne kadar farkına varılırsaMustafa CİLASUN
28 Mayıs 2013: 17:37 #814156Anonim
Hangi anıdan söz etsem, bilincimi tazelesem!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 720x464px and 55KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Yıllardır çok geç farkettiğim
bir gerçeği sizinle paylaşmak umudunu yaşamaktayım.Sizin şimdiki mevcut halinizden hiç haberdar değilim.
Satırlarımı okumaya ne kadar müsaitsiniz asla bilemiyorumLakin derinliğimde teneffüs ettiğim
hislerin adeta beni bu eylemi yapmaya zorluyor.Kendi kendime yeterli olmaktır asıl maksadım…
Duygularımı bir nizam içinde ahenge erdirince…
Heveslerimin izleri ardınca gidersem nedameti öncelerim…“Ritmin” hayatımın en önemli göstergesi olduğunu
bilmeme rağmen, idrakin tezahürügalebe çalmayınca
ne kadar işe yarıyor ki birşeyleri bilmek!
Düşünüyorum, yoksa
zorunda mı kalıyorum, birdesize sorayım istedim.
Bilmeden düşünmeyi becermek,ön yargılarımla aydınlığaermek ne kadar mümkün?
Her bir büyüğüm veya kemale
ermiş değerim bir şeyleröğretmek diliyor.
Lakin öğretmenin, sevgiden yoksun başarılamayacağını hiç düşünemiyor.Beklentileri doğrultusunda veriler
elde edemeyince nelersöylemiyorlar ki!
İşte o zamanlar kimi kime şikâyet edeceğimi bilememeninsancısıyla çekiliyorum, herzaman teklifsiz başvurduğum yalnızlığıma!
Bir gün olsun babamın kollarını açarak,
şefkatiyle kuşatacağıbenliğimi, oğlum diyerek
payelendirmesine hasretimartık mazi sayfalarının,
ahir inkişafıyla bir vuzuhaereceğini ummaktan başka.
Annemin her vakit geçim gailesinden
hiç gülmeyen yüz hatlarınıresmedecek olursan,
çocukluğumda hafızana nakşettiğini, sarıkamışta seferdeyken
kışın ayazında donanaskerlerin yüz hatları aklıma gelmiyor değil.
Ablalarım… Zavallı canlarım… Kar damlalarım…
Onlardan küçük olmama rağmen onlar için sinemdeduyduğum sızı o kadarşiddetli ki hatırladıkça hala gözlerim dolar.
Neydi bu hayatımızda
olumsuzluklara kapı aralayannedenler?
Bu kişiliğin devam edecek nesillerine vereceği nasibi hakikatler!Çocuklarına öğretecekleri bilgiler…
Onların gönüllerine ekeceği sevgiler…
Verecekleri güven ve serdedeceği himmetler…Bir çocuğun nazarıyla bakarken…
Babanın hazin durumu çocuğun şefkatine muhtaçsa…
Annenin meşakkat gayretiyle ihmal ettiği değerler bulunmuyorsa…Emanet olarak tevdi edilen can ne olacak…
Akranlarından farkı zaman içinde nasıl kapanacak…
Melal içinde gizlenen ince yaralar nasıl deva bulacak soruluyor işte…Yalnızlığı kimi çevreler çok farklı telakki ederler!
Oysaki o kadar sadık bir dosttur ki asla ondan bir endişe duymazsın.Senden hiçbir zaman bir talebi olmaz…
Her vakit senin hizmetinde amadedir…
Sırlarının bekçisi, ruhunun nöbetçisidir…Seni seninle yüzleştirmeyi başaran bir değerdir…
O bir anne misali her zaman seni kendine tercih eder…
Bir baba kudretiyle seni dehlizlerden koruyarak eminliğe salar…Sorarım bazen dirliğimde kendime…
Ovalarda döşenen yeşiller içinde çiçekler ne arar!
Yeşil çimenlerde gizlenen bir ayran olduğu çok aşikâr…Peki, öyleyse rengârenk çiçeklerde ne var?
Yalnızlığımdan yükselen bir nida hasret kaldığın sevgi var…
Güzellikler içinde gizlenen asudeliği, naifliği ruhun asliyetini haykırıyor…Sizinle her ne kadar bir tanış olmasak bile…
Satırlarınızla aksettirdiğiniz manayı zarafet mefkûresi…
Hissediyorum ki yalnızlığımı deşifre eden engin bir güzellikti…Bakınız bu zikredilen meyanlar da…
Zahirin izleri hiç yok, soyut terennümler çok…
Heveslerin bir amaca müteallik zihniyet açılımı hiç yok…Edebin bir erkân içtenliğiyle paylaşımı esastır…
Zafiyetler müşahhaslıktan uzak olan zannı galiplerdir…
Bunlara rağbet edenler, yalnızlığı efkârında nefes almayanlardır…Kâinatın öznesi durumunda bulunan aşk…
Yaratılışın yegâne gayesi olan bu manada verilen aşk…
Heva ve hevesler heba edilecek olursa şayet, ruhun hıçkırıkları duyulur…Vicdan sukutuhayal ile sızıya gark olur…
Ahengin bulunmadığı, mananın uzaklaştığı her şey heder olur…
Maksat insan olmaksa, adamlıkta kalmaksa, geçicilik niye reva bulsun…Seni andığım baharın çiçekleriyle var olan…
Gönlümüzde zikrettiğin güzelliklerle gülü açtıran…
Tefekkürü kaçınılamaz kılarak ati ve mazi senfonisi sunan payesin…Yıllarca iç içe yaşadığım yalnızlığımı seni anınca…
Ne kadar çok zenginleştiğini fark ederek bazen gülüyorum…
Unuttuğum hislerimde letafetler sunarak âlemlere kapı aralıyorsun…Artık sadık dostum olan yalnızlık…
Zaman zaman müsaade talep ediyor halimden…Sabrediyorum, düşündükçe bir korku sarmıyor değil yeniden…
Çiçekler nezaketin baharında, edebin kollarında kokusunu salarlar…
Ben ise bu hasletlerden yoksun olduğum için naçarlığım nüksetmiyor değil…Biliyorum ki sen, yaratılışın gereği zarifsin…
Sen hoş görünle, hataları örtüşünle sanki bir nakkaşsın…
Toprağa kök salan, yağmur damlalarını anlamlaştıran ne hoş baharsın…Mustafa CİLASUN
29 Mayıs 2013: 16:52 #814167Anonim
Nisyan etmeden düşünmek ve sabırla murada ermek!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the full image.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
[IMG]https://lh3.googleusercontent.com/-lG6wSj2SuZ8/UaNAPn1pDyI/AAAAAAAAOUA/pPOoHKEKp38/w389-h584-no/13+-+1[/IMG]
Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz,
fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bugerekçeler de manasızdı,
Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havaleettim.Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleriatıldı,
Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketidoldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yanikısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.
Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiçyağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türleriniyiyorduk.
Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerdeçalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklıgerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.
Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı,sadece bir din olarak görmüyorlardı.
İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunaninsanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumdabulunuyorlardı.
Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahüredecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.
Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artıkarkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmakmümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.
Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle,tarikata balıklama atlamış gibiydi.İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisizbulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yüküüzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmışgörünüyordu.
Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktansakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetiniyakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.
Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak,Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum,bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.
Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dangetireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konudayardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.
Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dostahaber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalımdeyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumlarıyoktu.
Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu,yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmektamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.
Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti vekira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden,eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.
Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı birşekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.
Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasınamüsait hale getirecektim.
Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşımaaniden bir bayan çıktı. Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada,bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:
İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı,beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan birelbiseyi giymiş bulunuyordu.
Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etekuzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.
Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşımaaniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bugüzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdimbuyurun dedi.
Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerekbeni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarakişlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.
Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim amakızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşumagitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdaripbırakıyordu.Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten evsahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi birşekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek iknaetmiştim.
Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemekyönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.
Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamıcami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.
Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapınınanahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımıönceleyen nisaymış.Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükardarazıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatinibiliyordum.
Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde kiduyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kiminvesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetleifa edendi.
Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamıiçin edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.
Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenkiçinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiylebitiyordu.
Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksunolan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.
Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyetbütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.
Mustafa CİLASUN
30 Mayıs 2013: 16:54 #814173Anonim
Isssız sokakların melaliyle kal etsem, gözyaşlarımı silsem!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Resmin orjinal boyutu için tıklayın.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Ey suskun yar
Ne vakit kalemi elime alsam
Sinemin hüznünden akseden serencamı yazsam
Yıllara sari hasretin feveraniyle sessizce ağlasam ve yine ansamİçimi titreten
Gönüme hüzün bahşeden
Dilimi lal edip, gözyaşları ıstıtrap haline getiren
Isssız sokakların melaliyle sineme sökün eden, lakin ses vermeyenNedenler nerde
Sualsiz hüküm vermek söylermisin kimin haddine
Hak ve hukuk adına duyarlı olmak sanki mechul nefes kadrinde
Hiç üzülmeden,sinenin sahifelerinde bir iz bırakmadan yok oldun niyeİnsanım, var acım
İçimi burkan her halin lahzasında davacıyım
Hangi yanlışın kurbanıyım, niçin sual edilmez bu hicranım, arım
Solan umutlarım halsiz kaldı, şevkimden bir takat olsun hiç kalmadıGeceden söz edeyim
Hüzün zerkeden kederin hangisini söyleyim
Yazılan şiirlerin dilinden mi sesleneyim, dinmeyecek mi kaderim
Ah u zarım kimsenin değil benim, ancak hicranla var olacak vicdanımSevmek suç mudur
Gönül vermek ne kadar hakikatin halinde bulunur
Sadakat içinde nefeslenmek ne vakit bir kabahat olur, an burkulur
Suçsuz ve günahsız bir can, yalnızca sevdiği için mi sukut etmekten sakınırAkıl ve izan farktır
Düşünmeden amel etmek ne kadar makbuldür
İnşirah nasıl bir kalbin ihtiyacıdır, yalnızca keyfiyet mi aranır
Sınırsız iştah bir had mi tanır, her isteğin yerine gelmesi kalpte ar mı bırakırNe söyleyim söyle
Yazmayan kalem misali, dertlerim benimle
Suskun bırakan firkat bilmem ki hangi müjdenin derinliğinde
Zahir olan ne varsa içinde, batına erişmek haddim değil, evet, yakınen bilineDinmiyor bu akşam
Hissiyatım, yıllara sari anılarım ve acım
Adeta yalnızlaaşan bir figanım, rıhtımların hicranıyla yol alırım
Hırçın dalgaların sesgisini söyle hangi gönüle anlatırım, niye sessizce ağlarımMustafa CİLASUN
30 Mayıs 2013: 17:02 #814174Anonim
Aşk mı dilsiz, yoksa sinem mi şevksiz, feyzden habersiz!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Resmin orjinal boyutu için tıklayın.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Ruhumu cezbeden ne varsa
Aklım ve izanım o an tutukluluk yaşasa
Gözlerimden boşalan yaş hiç durmasa, kalbim narıyla dağlansa
Bir an olsun nedamet duymam, hicranın meftun bırakan halini sorgulayamamBir ömür beklerim, ümit ederim
Her kimden kınama gelirse sessizce gülüp geçerim
Ruhumun feyzinden, müptela olduğu firkatinden nasıl söz ederim
Anlaşılmamak en büyük kederim, fikretmeyene aşk-ı hal lisanıyla nazar ederimNe divaneyim ve ne de sazendeyim
Elimde tuttuğum kamışa ibretle temaşa ederim
Kalbim inşiraha malik olmadıkça, gönül kapım açılmadıkça ürkerim
Haşyetin kuşatan lahzalarında mahsur kalmış bir dilenci gibiyim, umut ederimYazamam nedense halin kelamından
Furkanın içimi burkan sancılarından,damladan
İzanım korkar oldu, yitik nefeslerin perişan ve avere soluklarından
Yolsuz kalan canlardan, yaşamak adına kıvrananlardan, nedensiz kuşkulardanElimi uzatsam, endişe fırsat vermiyor
Gönlümü açsam, pişkinliğin binbir hali karşıma çıkıyor
Kalbi ve ruhunun farkında olan insan için niçin varlığından kuşkulanılıyor
Bin hüzünle korkular zerkediliyor,desiseler perdeleniyor,ruh sanki deşifre ediliyorSevda adına ne kaldıysa uzaklaşılıyor
Muhabbetin bahanesi üretiliyor, vakit öldürmek için geziliyor
Müddet-inefes niçin hakikati kadar önemsenmiyor, onca tahsilden ne bekleniyor
Nesil keyfitetin tutsağı olmuş,bin bir bahaneler sanki bekleyen zavallı bir sanıkmışArtık anneme anlatamam, susarım
Babamın gözlerine bakamam gözlerimi kapatır, ağlarım
Ne vakit kapristana gitsem, huv-el baki olan için gönlümü döksem kanarım
Sessiz hıçkırıklarımı kimseye anlatamam utanırım,akidem adına naçar kalamamNe hikmetse hiç sevgilim diyemedim
Belki çok çekingen bir nefes olduğum için ifade edemedim
Gönlümü okuyan bir yarin hasretiyle mi ömrümü tükettim ve öyle bekledim
Neden kanaatin feyziyle iktifa etmeyi yeğlemedim, hissiyata hor bakan birimiydimBir deniz ülkesini nedense diliyorum
Kalan nefesimi iklimlerin senasında bırakmayı istiyorum
Sevdadan yana kim olursa olsun, aşkın letafetiyle ruhu arındırsın bekliyorum
Ne hikmetse hülyalardan vazgeçmiyorum,ufkumun sığ yamaçlarında serinliyorumMustafa CİLASUN
31 Mayıs 2013: 17:38 #814015Anonim
Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x538px and 293KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Haklısın
Tedirgin çok artmakta
Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın
Lakin
Söyleyemiyorum sana
Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam
Yıllar
Yıpratmıştır kabul ederim
Zarafetin için bir hederdim hissederimSeni
Aslında hiç üzmemek için
Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim
Muhabbet
Fakirliğini deruhte ederim
Hali kelam adına bahanelerde arayanımKokunda
Hasretin izleriyle savrulur
Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırımBilirim
Sen hiç hazlanmazsın
Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın
İşte
Bak senin karşında
İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda
Ruhumun
Serencamında anılan toprakta
Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla
Yaşamak
Umut içinde nefes almaktır
Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktırKalbin
Dilinle müsavi olarak
Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır
Tenin
Kefen içinde varlığını
Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını
Sözün
Özlükteki nafakasını
Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını
Her şeyin
Zamana mal edilmeden
Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması
Bilmeliyiz
İnsani kimliği özümlemeliyiz
Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz
Muhakkak
Halimizi tahkik etmeliyiz
Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz
Emanetimsin
En yakınımda ulvi hasletsin
Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin
Hamiyetli
Nefesleri takip ederek
Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin
Ekonomik
Bağısızlık özgürlük değildir
Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir
Heveslerin
Renklerinde boğulmadan
Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir
Güzelliğin
Ve bakımın halime hasredilmelidir
Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın
Mutluluğu
Hanende aramalısın
Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın
Nisasın
Ar’ın yekpare mülahazası
Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın
Mütereddit
Olarak hayata yaslanmak
Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır
Düşünmelisin
Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin
Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin
Hayâ ve iffeti
Önceleyerek hıfz etmelisin
Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin
Gideceğin
Yolunu muhakkak bilmelisin
Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin
Mustafa CİLASUN31 Mayıs 2013: 18:01 #814013Anonim
Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım!
Evet
Haklısın teslim ediyorum
Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini
Ne kadar
Gayret etsemde başaramam
Halimde kikalbi fakirliği yeşertemem
Sizdeki
Hususiyetlerden haz alırım
Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım
Nefsi
Yozluğumda ki bağnazlığı
Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem
Ne vakit
Sensiz kalsam hazanlaşırım
Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım
Hastalığında
Sana hiçhissettirmeden
Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım
Meftunum
Halindeki zarifliğe
Mahcubumkendi içselliğimde ki bedeviliğime
Senin
Kalbinin naifliğine
Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere
Düşündükçe
Yanındaki fakirliğimi
Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım
Hala bana
Nasıl tahammül ediyorsun
Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım
Demek ki
Nasip buymuş diye alkışlarım
Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım
Yıllara
Sâri çektiğim çileleri
Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım
Son namemde
Aşkınbaharını çiçekle yaşarım
Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım
Seni hak
Etmediğime hayıflansam da
Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım
Mustafa CİLASUN
2 Haziran 2013: 12:05 #814225Anonim
Evet, acıda olsa sabırla dinlemek!
Duymak
istemediğim serzenişler
yüreğime bir hançer misali inerken
Haklılığın
gerekçesiyle tahammülü
çok yudumlamaya
ihtiyaçlı olduğumu biliyorum
Bireyler
aklına estiği şekliyle
değil de, bir sonraki adımı düşünerek
Fikirlerini
beyan etselerkimbilir ne kadar iyi olacaktır.
Bazı dostlarımız
maksatlarına binaen “en”leri içinhiçtehoş görülü davranamıyorlar
Oysaki bunlar
evrensel değerleri savunduklarınıbeyaneden değerli arkadaşlar
Her düşüncenin
tartışılır olması bir güzelliktir
Özellik ise
o düşünceyi tartışanların
Nezaketi
önceleyerek, sevgiyi
örselemeden ifade etmektir
Bağnazlık
farklı düşünceye
kapalılık ne kadar doğal değilse
Karşı tarafa
söz hakkını çok görmekte
ancak o kadar saygısızlıktır
Konuşurken
hislerimizin serencamı
ruhi enginliğimizle müsavi olmalıdır
Öncelikle hakkı
kendimizde görür isek
diğer hak sahiplerini
dışlamak alenen saflıktır
İnsan,
İnsani değerleriyle
anlamlı olan bir varlıktır
Bu bakımdan
paylaşır olması
fedakârlığın bulunması
sabırla soluklanması erdemliliğin gereklerindendir
Her zaman
sen haklı çıksan ne olacak ki
Benim
kalbim kırarak
uzaklaştırdıktan sonraMustafaCİLASUN
3 Haziran 2013: 18:32 #814261Anonim
Ey edebin banisi, kalbin sevgi saiki!
Ey sevgiliseni öyle düşündükçe
Bir hüzün doluyor halimin suskun bendine
Ötelerin kadrince makbul olan akide dirliğimde
Ne yapsamda olmuyor, sensizliğin mahzunluğu çöküyor bu sineme
Ne sen sor nede ben sual edeyim
Ben sensizliğin kederiyle her vakit dertliyim
Ne o renkleriyle mümtaz ve masum bir laleyim
Ne de en güzide kokunun sahibi olan naif ve zarif bir gülüm
Hüznün bahtının bir yumağı oldum
Halin kahreden sancısını sensizlikte soludum
Ben bilmem ki bu cihanda ne kadar mahzunum
Biliyordum aciz bir kuldum, senin özleminle yoğruldum
Arz seninle şeref buldu aşk kokundu
Sevdalar bu manada sineme ülfetlerini sundu
Ten mefkûreler için yıllara sari hazırda tutuldu
Kan paklığını seninle bulur, feyzinle kitabı celil okunurdu
Şimdilerde dillenen aşkın sevda şevki
Renklerin ayazını yaşatan, gam salan bir kurşuni
Sahralarda anlatılan muhayyile hasreti
Sensiz olmuyor bir bereketi, alınmıyor edebi lezzeti
Artık yaşamak ne haz verecek dimağa
Ulaşılmaz oldu artık, senden kalan kutlu sırlara
Seninle anlamlaşan övdüğün insanlığa
Sadık kalmadan, unutulan sayfalara senden kalanlara
Ne analar ne de yarlar vefa bilmiyorlar
Sabileri nedense senin özleminle yetiştirmiyorlar
Nefs heveslerini zorluyor, aşkı mizanı unutturuyorlar
Seni seviyorlar vefakat, gereğince anlamadan da düşlüyorlar
Varlığın en mücerret olan bir sebebiyken
Nesillerin en baki emniyeti, o payitahtın şevkiyken
Sen şimdi sensiz iklimlerden haberdarsın, hicran içinde arsın
Sen şimdi yanı başımızda olmasan da iyi ki varsın, kutlu sevdasın
Kalbin sahibini en güzel anlatan bir karsın
Yüreğimize düşen her damlanın ibretine akan bir nazarsın
Sen insanlığa bahşedilen en nadide bağsın, ne latif sedasın
Sen bir aşk, sen bir sevda pınarı olan bulunmaz firkati ummansın
Seninle bakınca sinem coşuyor bir hoş oluyor
Hücrelerim dirliğin içinde yeniden kucaklaşıyor
Âlemi hakikat mana içinde kokuyor, azmi koşturuyor
Varlığınla mübariz olan hakikat yeniden umut içinde kalbi çoşturuyor
Yoksa çekilir mi bu nahoş olan bir hayatı cebir
Mezarlar içinde işleniyor her türlü çirkeflik evet, ne rezil
İnsanlık bu hallerde düşününce değil mi akıl ve ahlak ne kadarda zelil
Ey ruhu tenine kefil, ey vicdanıyla âleme meyil, seninle bir anda olsa hüzünlü seyirMustafa CİLASUN
3 Haziran 2013: 18:44 #814267Anonim
Düşlemeden nasıl düşüneyim ve ne söyleyim!
[TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x600px and 214KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Tükenmiştibir kere işte sabır
Ne kadar dirensem de ve hatta nefesikesemde
Olmuyordu, sıktığım yumruklar nedenduruyordu, göz alıklaşıyordu
Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor vehuzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamamOysa ne münakaşalara girmiştim
Sabrın zaferiyle şevki kıvançlanefeslenmiştim
Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatingözcüsü bir insanı hevestim
Ne hınç için vardım ve ne de zevkimiçin serdardım, ancak sade bir adamdımVarlık adına âdemle savaşmadım
Ne kadar takatim varsa edep toprağınıkokladım
Hak ve hukuk namına ne varsa gasp içinvaat edilenleri dışlamıştım
Çünkü nihayetinde bir insandım,hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadımSuçlamak mama fiğ kalbi unutmak
Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgiummak
Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken,yargıçlığa soyunarak haykırmak
Halime çok ağır gelirdi, nihayetindemühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindiYağmur şimdi başlamıştı anlatmaya
Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içindenefes alana
Şerrin kıskacında inleyen zadelere,nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa
Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyorduve hala sahnenin perdesini bırakmıyorduZapt etmek ve kalbi es geçmek işi
Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenkrezilliği
Afişe edilen densizliği ve insankimliğinden azade olan edepsiz halini
Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum,kudretin yegâne sahibinden haz diliyorumGökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum
Ve nefes nefese halimin sefilliğiniaşkla anıyorum
Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum veonu hakkıyla anlıyor muyum
Ne gül kokusu ne de lalenin busesikesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyimDil şad olsa da artık ben çok acizim
Ne haddimi bilirim ve ne de melalindirliğindeyim
Yorgun ve solgun ahvalimle adeta biryaşayan ölüyüm şimdi neyleyim
Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenirve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirimHazana bir söz söyleyemem resmim
Ne kadar sukutu yaşasam da artıkdiniyor direncim
Ben şimdi ölümle içselliği yaşayanfakirim, umut için sadece dua ederim
Ne zaman vaki olacağını elbette kibilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyememMustafa CİLASUN
4 Haziran 2013: 17:16 #814279Anonim
Siz kal ederken, mefkurem bereketleniyor!
Click here to view the original image of 699x449px and 310KB.

Sizin
Tavsiyelerinizden
İstifade edeceğimi bilmenizi isterimSizde
Mevut bulunan ruh haliniz
Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırımFarklı görüşleri
Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini
İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmazYazı dostum
Yazmak, aynı zamanda
Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorumYazan
Yanan, paylaşan
Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyızZatımın
Yaşadığı ruh hali
Sizce de yaşandı mı daha önceleriSürekli
Mükellef duygusuyla yaşamanız
Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınızÖzelleriniz de
İnfial yaşamanızı gerektirdi mi
Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz miMetanet
kaftanınız sizin için yeterli miKaftan derinliğinde yaşadıklarınız birmeltem mi
Yolu yarılamak
Hissiyatınızda bir ferahlamak mı
Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle miOf aman be,
Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz
Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmekAllah için
Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek
Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmakNe söyleyeyim
Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım
Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mıMütefekkir
Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle
Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınızMefkûrenizin
İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız
Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hastaSize teslim olmuş ve bel bağlamış
sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış
Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensinizFisebilillah
İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız
Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinlerYaşlılar
Biraz çok konuşurlar…
Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar
Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerkenMustafa CİLASUN
4 Haziran 2013: 17:27 #814280Anonim
İnsan kimliğin tefekkür nezninde aleniyeti!
Click here to view the original image of 699x466px and 230KB.

Âdemi beşer
Önce insan ve daha sonra
Adam olmayı muhakkak hedefler
Adam olma hakkını kazanmış bireyler
Yaratılma hilkatine göre hareket ederlerBu insanlar
Asla sığıntı olmayı
Tesadüfe inanarak yaşamayı,
Nedamet duymayı hedeflemezlerEvli olan bir bayan,
Öncelikle kimlere güven
Duyacağını her şartta bilmelidirŞayet bunu bilmiyorsa,
Emanet kavramına da yabancıdır
Hareket ve kuvvetin
Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktırBilmiyorsak şayet
Bireyleri, beyleri ve hanımları
Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan
Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktırEvrende hayatını
İdame ettiren bir âdemoğlu,
Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını
İdame ettirmesi kaçınılmaz olandırÂdemin sulbü
Ve meşrebi, Sosyal
Ve psikolojik analiz gerektirirÂdem
Mükellef oluncaya kadar
Elbette ki masumdur bu bir hukukturSabiliğin cazibesi
Bir emanet olarak masum
Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdırEvrende bulunmak
Mutlaka evrensel olmayı da
Her birey için gerçekleştirmeyecektirEvrensel olmak için
Kanaat sahibinin niyeti
Cehdi, idraki ve inkişafı
Bir mutlakıyeti gerektirecektirEvren, kıtaları
Ülkeleri, şehirleri, kasaba
Köy, belde ve mahalleleri kapsadığındanÂdem
Nereye giderse gitsin,
Fani olmadığı müddetçe,
Evrende kalmaya mahkûmdurEvreni halk eden,
Onun gerçek sahibiyken
Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ
Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermişÂdemlerden
İman edenler bu elçilere
“Efendim” diyerek teslim oluyorlarBirde refikalar
Beylerine efendi derlerRahmet elçilerin
Efendiliğine itibar ve iman edenler
Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlarMustafa CİLASUN
5 Haziran 2013: 17:02 #814293Anonim
Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz!
Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti
Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü
Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti
Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendiBir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden
Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden
Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken
Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elindenEy yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar
Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini
Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını
Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilirEy yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin
Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün
Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin
Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi gösterBir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor
Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor
Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim
Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyimEy derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi
Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini
hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı
Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktıMustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.