• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1,036 ile 1,050 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #814112
    Anonim

      Gönüller yas tutup, idrak aşk için ağlasın!

      [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
      [TR]
      [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
      [TD=”class: td2″]Click this bar to view the full image.[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      nature_20.jpg

      Kimler geldi kimler geçti
      Bu diyarın sakinleri olarak elendi

      Ne umutlar varki
      Mevsimler misali gönüller için hasredildi
      Vuslat için aşk dendi

      Kimi vakit sabredildi
      Kimi zaman kanaatle hikmeti terennüm edildi
      Lakin mevsimlerin serdettiği çileler
      Sineme refakat etti, yalnızlık artık yetti

      Mevsimler ayrıdır
      Çiçekler başka mananın meftunu olan tadımdır
      Ruhumun hicran damlaları
      Bilmem ki niye hıçkırıklara abat olan vakıayı aşktır

      Niye gönlüm yastadır
      niçin sinem hüzünle anlamlaşan fermanı sevdadır

      Şevkin hasreti
      Gönlüm için niyazdadır
      Umutlarım edeple iştiyaklı kanaattır

      Ne kadar ağlasam
      Ve yüreğimin kuytu kurşiniliğini
      Aşkın uğruna feda etsem bir gam değil

      Elem için
      Sabrın rahlesinde erisem
      Çilem için
      Hakikatin inşirahını nefeslensem
      Niyetim ruhum için her halime koşulsuz kefil

      Mukadderatın sahnesinde bekleyen esrar
      Umut için en müstesna bir karar
      O vakit
      niye sine-i halimde efkar yüreğimi yakar

      Mahzun gönüller melül melül bakar
      Hasretin sancısı ruhumu dağlayarak hıkkırığa koyar
      Gönül ağlar, aşk niyetle başlar, sevda muhabbeti edeple saklar

      Mevlam sana ersem diye aşka düşen pervaneyim
      Ne bir deliyim
      Ne de bir vecde gönlünü hasreden veliyim

      Nefsimin hangi şubesinde

      Nefeslensem aşk için divaneyim
      Kalbimin sesinde seyreyleyen abdiaciz biriyim

      Mestim bu gece
      Bu gece coşku içinde nefeslenen bir zadeyim
      Ahirim için haşyeti öteleyen, atiyi rahmeti umutla bekleyen zahidim
      Muhtaçlığını her halukarda nefeslenen fakirim

      Bilmem ki hamaset için gönlüme ne söyleyim
      Ön yargıların çırpınışlarında
      Taaccup ederim ki nasıl hakikati hakkıyla göreyim

      Vesileler için elhak

      amenna ve saddakna der, boyun eğerim
      Rızayı vicsanıma sorarım ve kimden beklerim
      Kalbimin sahine iltica ederek aşkın meftunluğunda ölümle yüzleşirim

      Her mevsimin

      asudeliğinde gönlümü dinlerim
      Yar için kalbi inşirah dileyerek, hamiyetli haline nazar eğlerim

      Ne kadar ibret varsa,

      aklım için işaret yaşları bilirim
      İdrakim için ruhumun teslimiyetinde umudun filizini aşktan beklerim

      Kimseye söz etmeden

      ve edebi görmezden gelerek göçemem
      gözyaşlarım için bir ah dahi demeden sevdanın bahtında nefeslenemem

      Mustafa CİLASUN

      #814113
      Anonim

        Bir faniliğin meşkiyle umudun feyzini ararım!

        [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
        [TR]
        [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
        [TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 720x540px and 91KB.[/TD]
        [/TR]
        [/TABLE]
        300637_252185244816438_7360932_n.jpg

        Şimdidüşünmek için bir akıl gerek
        Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek
        Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek
        Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek

        Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı
        Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını
        Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı
        Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer

        Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki
        Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki
        Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki
        Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye

        Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım
        Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım
        Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım
        Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım

        Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi
        Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini
        Şimdi divanındayım
        Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım
        Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım

        Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım
        Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım
        Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım
        Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım

        Mustafa CİLASUN

        #814155
        Anonim

          Gönül dili bir başkadır, riyasız ve edebe tavdır!

          [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
          [TR]
          [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
          [TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x452px and 124KB.[/TD]
          [/TR]
          [/TABLE]
          935427_586566311378328_422969037_n.jpg

          Ruhun
          Dinginli
          ğ
          ini anlamak için
          Bu manada suya bakmak idrakte yetecektir

          Duru,
          Sessiz ve sukut eden
          Fırtınayı bekleyen nasibinin olgusuyla sabreden

          Vakit gelince
          Kabaracak, coş
          acak, dalgalanacak
          Sevinçlerin ya da hüzünlerin habercisi olacak

          Biraz sonra beklenen
          Damlalar düş
          üveriyor üzerlere
          De
          ğiş
          ik rehavetlerden artan hazzı umutlarla

          Birkaç gün öncesinde
          Yollarda ciddiye alınmadan
          Üzerine basılan ve çiğ
          nenen çok halis topraklar

          Hasretine ne özlem duyar
          Buram buram yanıklarıyla çatlarlar
          Şimdi suyun yüzeyinde baş
          layacaktırgezmeler

          Her bir zerresinde
          Var oluş
          un hükmü sebebiyle
          Sineleri açılır a
          ş
          kla ve kapanır halinde secdeye

          Hesapsızdır düşen damlalar
          Tayin edildi
          ğine kadar atanın attığ
          ıylakalır
          Ne kadar geni
          ş
          leyebiliyorsa o kadardır arzda yeri

          Bazen sakin bazen çılgın
          Her bir kelime bir tarzı ya da
          Ş
          airin ruh halini yansıtır aslında yazılan mısralarla

          Ve bu gayretlerden sona
          Gidilen yolda atılan birer baş
          langıç adımıdır
          Ve her ne niyetle yapıyorsa haz kendiyle kalacaktır

          Ardından çok farklı konularda
          Birbirinden değişik vurgularla işlenir ş
          iirlerle
          Ne renkler ne çe
          şitli fikirler yeşerir hoş
          görü ikliminde

          Durmadan geliyor akın yürek
          Her çeşit ş
          iirin bir hikâyesi ve bir ad vereni var
          Ömürlerini vererek adlarını bırakmı
          ş
          lar silinmezleriyle

          Ruhunun aynası var
          Olmaz mı çünkü her ş
          airin kendince âlemi var
          İ
          nsanların ruh hallerinden zira sadece bir tane bahar

          Değişir mutluluğumuz
          Hangi hüznümüzün tekrarı ne kadar var ki
          Her
          şey aynı bile olsa ya mekân ya da gün değişmiş
          tir

          Değişmeyen
          Ş
          iirlerdir aslında her hüzün ya da
          Her sevinç bir defalıktır i
          ş
          te ne kadar farkına varılırsa

          Mustafa CİLASUN

          #814156
          Anonim

            Hangi anıdan söz etsem, bilincimi tazelesem!

            [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
            [TR]
            [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
            [TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 720x464px and 55KB.[/TD]
            [/TR]
            [/TABLE]
            293564_246119588756337_6040683_n.jpg

            Yıllardır çok geç farkettiğim
            bir gerçeği sizinle paylaşmak umudunu yaşamaktayım.

            Sizin şimdiki mevcut halinizden hiç haberdar değilim.
            Satırlarımı okumaya ne kadar müsaitsiniz asla bilemiyorum

            Lakin derinliğimde teneffüs ettiğim
            hislerin adeta beni bu eylemi yapmaya zorluyor.

            Kendi kendime yeterli olmaktır asıl maksadım…
            Duygularımı bir nizam içinde ahenge erdirince…
            Heveslerimin izleri ardınca gidersem nedameti öncelerim…

            “Ritmin” hayatımın en önemli göstergesi olduğunu

            bilmeme rağmen, idrakin tezahürügalebe çalmayınca

            ne kadar işe yarıyor ki birşeyleri bilmek!

            Düşünüyorum, yoksa

            zorunda mı kalıyorum, birdesize sorayım istedim.
            Bilmeden düşünmeyi becermek,

            ön yargılarımla aydınlığaermek ne kadar mümkün?

            Her bir büyüğüm veya kemale

            ermiş değerim bir şeyleröğretmek diliyor.
            Lakin öğretmenin, sevgiden yoksun başarılamayacağını hiç düşünemiyor.

            Beklentileri doğrultusunda veriler

            elde edemeyince nelersöylemiyorlar ki!
            İşte o zamanlar kimi kime şikâyet edeceğimi bilememenin

            sancısıyla çekiliyorum, herzaman teklifsiz başvurduğum yalnızlığıma!

            Bir gün olsun babamın kollarını açarak,

            şefkatiyle kuşatacağıbenliğimi, oğlum diyerek

            payelendirmesine hasretimartık mazi sayfalarının,

            ahir inkişafıyla bir vuzuhaereceğini ummaktan başka.

            Annemin her vakit geçim gailesinden

            hiç gülmeyen yüz hatlarınıresmedecek olursan,

            çocukluğumda hafızana nakşettiğini, sarıkamışta seferdeyken

            kışın ayazında donanaskerlerin yüz hatları aklıma gelmiyor değil.

            Ablalarım… Zavallı canlarım… Kar damlalarım…
            Onlardan küçük olmama rağmen onlar için sinemde

            duyduğum sızı o kadarşiddetli ki hatırladıkça hala gözlerim dolar.

            Neydi bu hayatımızda

            olumsuzluklara kapı aralayannedenler?
            Bu kişiliğin devam edecek nesillerine vereceği nasibi hakikatler!

            Çocuklarına öğretecekleri bilgiler…
            Onların gönüllerine ekeceği sevgiler…
            Verecekleri güven ve serdedeceği himmetler…

            Bir çocuğun nazarıyla bakarken…
            Babanın hazin durumu çocuğun şefkatine muhtaçsa…
            Annenin meşakkat gayretiyle ihmal ettiği değerler bulunmuyorsa…

            Emanet olarak tevdi edilen can ne olacak…
            Akranlarından farkı zaman içinde nasıl kapanacak…
            Melal içinde gizlenen ince yaralar nasıl deva bulacak soruluyor işte…

            Yalnızlığı kimi çevreler çok farklı telakki ederler!
            Oysaki o kadar sadık bir dosttur ki asla ondan bir endişe duymazsın.

            Senden hiçbir zaman bir talebi olmaz…
            Her vakit senin hizmetinde amadedir…
            Sırlarının bekçisi, ruhunun nöbetçisidir…

            Seni seninle yüzleştirmeyi başaran bir değerdir…
            O bir anne misali her zaman seni kendine tercih eder…
            Bir baba kudretiyle seni dehlizlerden koruyarak eminliğe salar…

            Sorarım bazen dirliğimde kendime…
            Ovalarda döşenen yeşiller içinde çiçekler ne arar!
            Yeşil çimenlerde gizlenen bir ayran olduğu çok aşikâr…

            Peki, öyleyse rengârenk çiçeklerde ne var?
            Yalnızlığımdan yükselen bir nida hasret kaldığın sevgi var…
            Güzellikler içinde gizlenen asudeliği, naifliği ruhun asliyetini haykırıyor…

            Sizinle her ne kadar bir tanış olmasak bile…
            Satırlarınızla aksettirdiğiniz manayı zarafet mefkûresi…
            Hissediyorum ki yalnızlığımı deşifre eden engin bir güzellikti…

            Bakınız bu zikredilen meyanlar da…
            Zahirin izleri hiç yok, soyut terennümler çok…
            Heveslerin bir amaca müteallik zihniyet açılımı hiç yok…

            Edebin bir erkân içtenliğiyle paylaşımı esastır…
            Zafiyetler müşahhaslıktan uzak olan zannı galiplerdir…
            Bunlara rağbet edenler, yalnızlığı efkârında nefes almayanlardır…

            Kâinatın öznesi durumunda bulunan aşk…
            Yaratılışın yegâne gayesi olan bu manada verilen aşk…
            Heva ve hevesler heba edilecek olursa şayet, ruhun hıçkırıkları duyulur…

            Vicdan sukutuhayal ile sızıya gark olur…
            Ahengin bulunmadığı, mananın uzaklaştığı her şey heder olur…
            Maksat insan olmaksa, adamlıkta kalmaksa, geçicilik niye reva bulsun…

            Seni andığım baharın çiçekleriyle var olan…
            Gönlümüzde zikrettiğin güzelliklerle gülü açtıran…
            Tefekkürü kaçınılamaz kılarak ati ve mazi senfonisi sunan payesin…

            Yıllarca iç içe yaşadığım yalnızlığımı seni anınca…
            Ne kadar çok zenginleştiğini fark ederek bazen gülüyorum…
            Unuttuğum hislerimde letafetler sunarak âlemlere kapı aralıyorsun…

            Artık sadık dostum olan yalnızlık…
            Zaman zaman müsaade talep ediyor halimden…

            Sabrediyorum, düşündükçe bir korku sarmıyor değil yeniden…
            Çiçekler nezaketin baharında, edebin kollarında kokusunu salarlar…
            Ben ise bu hasletlerden yoksun olduğum için naçarlığım nüksetmiyor değil…

            Biliyorum ki sen, yaratılışın gereği zarifsin…
            Sen hoş görünle, hataları örtüşünle sanki bir nakkaşsın…
            Toprağa kök salan, yağmur damlalarını anlamlaştıran ne hoş baharsın…

            Mustafa CİLASUN

            #814167
            Anonim

              Nisyan etmeden düşünmek ve sabırla murada ermek!

              [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
              [TR]
              [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
              [TD=”class: td2″]Click this bar to view the full image.[/TD]
              [/TR]
              [/TABLE]
              [IMG]https://lh3.googleusercontent.com/-lG6wSj2SuZ8/UaNAPn1pDyI/AAAAAAAAOUA/pPOoHKEKp38/w389-h584-no/13+-+1[/IMG]


              Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz,

              fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bugerekçeler de manasızdı,
              Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havaleettim.

              Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleriatıldı,
              Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

              Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketidoldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yanikısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

              Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiçyağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türleriniyiyorduk.

              Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerdeçalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklıgerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

              Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı,sadece bir din olarak görmüyorlardı.

              İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunaninsanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumdabulunuyorlardı.

              Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahüredecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

              Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artıkarkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmakmümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

              Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
              İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle,tarikata balıklama atlamış gibiydi.

              İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisizbulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yüküüzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmışgörünüyordu.

              Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktansakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetiniyakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

              Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak,Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum,bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

              Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dangetireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konudayardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

              Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dostahaber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalımdeyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumlarıyoktu.

              Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu,yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmektamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

              Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti vekira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden,eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

              Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı birşekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

              Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasınamüsait hale getirecektim.

              Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşımaaniden bir bayan çıktı. Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada,bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

              İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı,beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan birelbiseyi giymiş bulunuyordu.

              Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etekuzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

              Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşımaaniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bugüzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdimbuyurun dedi.

              Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
              Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerekbeni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

              Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarakişlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

              Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
              Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim amakızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

              Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
              Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşumagitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

              Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
              Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdaripbırakıyordu.

              Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten evsahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi birşekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek iknaetmiştim.

              Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemekyönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

              Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamıcami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

              Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
              Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapınınanahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımıönceleyen nisaymış.

              Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükardarazıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatinibiliyordum.

              Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde kiduyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kiminvesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetleifa edendi.

              Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamıiçin edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

              Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenkiçinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiylebitiyordu.

              Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksunolan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

              Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyetbütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.

              Mustafa CİLASUN

              #814173
              Anonim

                Isssız sokakların melaliyle kal etsem, gözyaşlarımı silsem!

                [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                [TR]
                [TD=”class: td1, width: 20″]wol_error.gif[/TD]
                [TD=”class: td2″]Resmin orjinal boyutu için tıklayın.[/TD]
                [/TR]
                [/TABLE]
                4239287md6mq.jpg

                Ey suskun yar
                Ne vakit kalemi elime alsam
                Sinemin hüznünden akseden serencamı yazsam
                Yıllara sari hasretin feveraniyle sessizce ağlasam ve yine ansam

                İçimi titreten
                Gönüme hüzün bahşeden
                Dilimi lal edip, gözyaşları ıstıtrap haline getiren
                Isssız sokakların melaliyle sineme sökün eden, lakin ses vermeyen

                Nedenler nerde
                Sualsiz hüküm vermek söylermisin kimin haddine
                Hak ve hukuk adına duyarlı olmak sanki mechul nefes kadrinde
                Hiç üzülmeden,sinenin sahifelerinde bir iz bırakmadan yok oldun niye

                İnsanım, var acım
                İçimi burkan her halin lahzasında davacıyım
                Hangi yanlışın kurbanıyım, niçin sual edilmez bu hicranım, arım
                Solan umutlarım halsiz kaldı, şevkimden bir takat olsun hiç kalmadı

                Geceden söz edeyim
                Hüzün zerkeden kederin hangisini söyleyim
                Yazılan şiirlerin dilinden mi sesleneyim, dinmeyecek mi kaderim
                Ah u zarım kimsenin değil benim, ancak hicranla var olacak vicdanım

                Sevmek suç mudur
                Gönül vermek ne kadar hakikatin halinde bulunur
                Sadakat içinde nefeslenmek ne vakit bir kabahat olur, an burkulur
                Suçsuz ve günahsız bir can, yalnızca sevdiği için mi sukut etmekten sakınır

                Akıl ve izan farktır
                Düşünmeden amel etmek ne kadar makbuldür
                İnşirah nasıl bir kalbin ihtiyacıdır, yalnızca keyfiyet mi aranır
                Sınırsız iştah bir had mi tanır, her isteğin yerine gelmesi kalpte ar mı bırakır

                Ne söyleyim söyle
                Yazmayan kalem misali, dertlerim benimle
                Suskun bırakan firkat bilmem ki hangi müjdenin derinliğinde
                Zahir olan ne varsa içinde, batına erişmek haddim değil, evet, yakınen biline

                Dinmiyor bu akşam
                Hissiyatım, yıllara sari anılarım ve acım
                Adeta yalnızlaaşan bir figanım, rıhtımların hicranıyla yol alırım
                Hırçın dalgaların sesgisini söyle hangi gönüle anlatırım, niye sessizce ağlarım

                Mustafa CİLASUN

                #814174
                Anonim

                  Aşk mı dilsiz, yoksa sinem mi şevksiz, feyzden habersiz!

                  [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                  [TR]
                  [TD=”class: td1, width: 20″]wol_error.gif[/TD]
                  [TD=”class: td2″]Resmin orjinal boyutu için tıklayın.[/TD]
                  [/TR]
                  [/TABLE]
                  63213576_474.jpg

                  Ruhumu cezbeden ne varsa
                  Aklım ve izanım o an tutukluluk yaşasa
                  Gözlerimden boşalan yaş hiç durmasa, kalbim narıyla dağlansa
                  Bir an olsun nedamet duymam, hicranın meftun bırakan halini sorgulayamam

                  Bir ömür beklerim, ümit ederim
                  Her kimden kınama gelirse sessizce gülüp geçerim
                  Ruhumun feyzinden, müptela olduğu firkatinden nasıl söz ederim
                  Anlaşılmamak en büyük kederim, fikretmeyene aşk-ı hal lisanıyla nazar ederim

                  Ne divaneyim ve ne de sazendeyim
                  Elimde tuttuğum kamışa ibretle temaşa ederim
                  Kalbim inşiraha malik olmadıkça, gönül kapım açılmadıkça ürkerim
                  Haşyetin kuşatan lahzalarında mahsur kalmış bir dilenci gibiyim, umut ederim

                  Yazamam nedense halin kelamından
                  Furkanın içimi burkan sancılarından,damladan
                  İzanım korkar oldu, yitik nefeslerin perişan ve avere soluklarından
                  Yolsuz kalan canlardan, yaşamak adına kıvrananlardan, nedensiz kuşkulardan

                  Elimi uzatsam, endişe fırsat vermiyor
                  Gönlümü açsam, pişkinliğin binbir hali karşıma çıkıyor
                  Kalbi ve ruhunun farkında olan insan için niçin varlığından kuşkulanılıyor
                  Bin hüzünle korkular zerkediliyor,desiseler perdeleniyor,ruh sanki deşifre ediliyor

                  Sevda adına ne kaldıysa uzaklaşılıyor
                  Muhabbetin bahanesi üretiliyor, vakit öldürmek için geziliyor
                  Müddet-inefes niçin hakikati kadar önemsenmiyor, onca tahsilden ne bekleniyor
                  Nesil keyfitetin tutsağı olmuş,bin bir bahaneler sanki bekleyen zavallı bir sanıkmış

                  Artık anneme anlatamam, susarım
                  Babamın gözlerine bakamam gözlerimi kapatır, ağlarım
                  Ne vakit kapristana gitsem, huv-el baki olan için gönlümü döksem kanarım
                  Sessiz hıçkırıklarımı kimseye anlatamam utanırım,akidem adına naçar kalamam

                  Ne hikmetse hiç sevgilim diyemedim
                  Belki çok çekingen bir nefes olduğum için ifade edemedim
                  Gönlümü okuyan bir yarin hasretiyle mi ömrümü tükettim ve öyle bekledim
                  Neden kanaatin feyziyle iktifa etmeyi yeğlemedim, hissiyata hor bakan birimiydim

                  Bir deniz ülkesini nedense diliyorum
                  Kalan nefesimi iklimlerin senasında bırakmayı istiyorum
                  Sevdadan yana kim olursa olsun, aşkın letafetiyle ruhu arındırsın bekliyorum
                  Ne hikmetse hülyalardan vazgeçmiyorum,ufkumun sığ yamaçlarında serinliyorum

                  Mustafa CİLASUN

                  #814015
                  Anonim

                    Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin!

                    [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                    [TR]
                    [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
                    [TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x538px and 293KB.[/TD]
                    [/TR]
                    [/TABLE]
                    manzara-resimleri-hd-full-hd-22-aliraci-2335-3013.jpg

                    Haklısın
                    Tedirgin çok artmakta
                    Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın


                    Lakin
                    Söyleyemiyorum sana
                    Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam


                    Yıllar
                    Yıpratmıştır kabul ederim
                    Zarafetin için bir hederdim hissederim

                    Seni
                    Aslında hiç üzmemek için
                    Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim


                    Muhabbet
                    Fakirliğini deruhte ederim
                    Hali kelam adına bahanelerde arayanım

                    Kokunda
                    Hasretin izleriyle savrulur
                    Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırım

                    Bilirim
                    Sen hiç hazlanmazsın
                    Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın


                    İşte
                    Bak senin karşında
                    İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda


                    Ruhumun
                    Serencamında anılan toprakta
                    Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla


                    Yaşamak
                    Umut içinde nefes almaktır
                    Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktır

                    Kalbin
                    Dilinle müsavi olarak
                    Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır


                    Tenin
                    Kefen içinde varlığını
                    Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını


                    Sözün
                    Özlükteki nafakasını
                    Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını


                    Her şeyin
                    Zamana mal edilmeden
                    Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması


                    Bilmeliyiz
                    İnsani kimliği özümlemeliyiz
                    Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz


                    Muhakkak
                    Halimizi tahkik etmeliyiz
                    Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz


                    Emanetimsin
                    En yakınımda ulvi hasletsin
                    Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin


                    Hamiyetli
                    Nefesleri takip ederek
                    Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin


                    Ekonomik
                    Bağısızlık özgürlük değildir
                    Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir


                    Heveslerin
                    Renklerinde boğulmadan
                    Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir


                    Güzelliğin
                    Ve bakımın halime hasredilmelidir
                    Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın


                    Mutluluğu
                    Hanende aramalısın
                    Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın


                    Nisasın
                    Ar’ın yekpare mülahazası
                    Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın


                    Mütereddit
                    Olarak hayata yaslanmak
                    Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır


                    Düşünmelisin
                    Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin
                    Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin


                    Hayâ ve iffeti
                    Önceleyerek hıfz etmelisin
                    Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin


                    Gideceğin
                    Yolunu muhakkak bilmelisin
                    Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin


                    Mustafa CİLASUN

                    #814013
                    Anonim

                      Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım!

                      high%252Bdefinition%252Bwallpapers.jpg

                      Evet

                      Haklısın teslim ediyorum

                      Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini

                      Ne kadar

                      Gayret etsemde başaramam

                      Halimde kikalbi fakirliği yeşertemem

                      Sizdeki

                      Hususiyetlerden haz alırım

                      Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım

                      Nefsi

                      Yozluğumda ki bağnazlığı

                      Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem

                      Ne vakit

                      Sensiz kalsam hazanlaşırım

                      Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım

                      Hastalığında

                      Sana hiçhissettirmeden

                      Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım

                      Meftunum

                      Halindeki zarifliğe

                      Mahcubumkendi içselliğimde ki bedeviliğime

                      Senin

                      Kalbinin naifliğine

                      Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere

                      Düşündükçe

                      Yanındaki fakirliğimi

                      Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım

                      Hala bana

                      Nasıl tahammül ediyorsun

                      Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım

                      Demek ki

                      Nasip buymuş diye alkışlarım

                      Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım

                      Yıllara

                      Sâri çektiğim çileleri

                      Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım

                      Son namemde

                      Aşkınbaharını çiçekle yaşarım

                      Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım

                      Seni hak

                      Etmediğime hayıflansam da

                      Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım

                      Mustafa CİLASUN

                      #814225
                      Anonim

                        Evet, acıda olsa sabırla dinlemek!

                        manzara-resimleri-hd-full-hd-9-aliraci-2335-9324.jpg

                        Duymak
                        istemediğim serzenişler
                        yüreğime bir hançer misali inerken


                        Haklılığın
                        gerekçesiyle tahammülü
                        çok yudumlamaya
                        ihtiyaçlı olduğumu biliyorum


                        Bireyler
                        aklına estiği şekliyle
                        değil de, bir sonraki adımı düşünerek


                        Fikirlerini
                        beyan etseler
                        kimbilir ne kadar iyi olacaktır.


                        Bazı dostlarımız
                        maksatlarına binaen “en”leri için
                        hiçtehoş görülü davranamıyorlar


                        Oysaki bunlar
                        evrensel değerleri savunduklarını
                        beyaneden değerli arkadaşlar


                        Her düşüncenin
                        tartışılır olması bir güzelliktir


                        Özellik ise
                        o düşünceyi tartışanların


                        Nezaketi
                        önceleyerek, sevgiyi
                        örselemeden ifade etmektir


                        Bağnazlık
                        farklı düşünceye
                        kapalılık ne kadar doğal değilse


                        Karşı tarafa
                        söz hakkını çok görmekte
                        ancak o kadar saygısızlıktır


                        Konuşurken
                        hislerimizin serencamı
                        ruhi enginliğimizle müsavi olmalıdır


                        Öncelikle hakkı
                        kendimizde görür isek
                        diğer hak sahiplerini
                        dışlamak alenen saflıktır


                        İnsan,
                        İnsani değerleriyle
                        anlamlı olan bir varlıktır


                        Bu bakımdan
                        paylaşır olması
                        fedakârlığın bulunması
                        sabırla soluklanması erdemliliğin gereklerindendir


                        Her zaman
                        sen haklı çıksan ne olacak ki


                        Benim
                        kalbim kırarak
                        uzaklaştırdıktan sonra

                        MustafaCİLASUN

                        #814261
                        Anonim

                          Ey edebin banisi, kalbin sevgi saiki!

                          1image7dw8.jpg

                          Ey sevgiliseni öyle düşündükçe
                          Bir hüzün doluyor halimin suskun bendine
                          Ötelerin kadrince makbul olan akide dirliğimde
                          Ne yapsamda olmuyor, sensizliğin mahzunluğu çöküyor bu sineme


                          Ne sen sor nede ben sual edeyim
                          Ben sensizliğin kederiyle her vakit dertliyim
                          Ne o renkleriyle mümtaz ve masum bir laleyim
                          Ne de en güzide kokunun sahibi olan naif ve zarif bir gülüm


                          Hüznün bahtının bir yumağı oldum
                          Halin kahreden sancısını sensizlikte soludum
                          Ben bilmem ki bu cihanda ne kadar mahzunum
                          Biliyordum aciz bir kuldum, senin özleminle yoğruldum


                          Arz seninle şeref buldu aşk kokundu
                          Sevdalar bu manada sineme ülfetlerini sundu
                          Ten mefkûreler için yıllara sari hazırda tutuldu
                          Kan paklığını seninle bulur, feyzinle kitabı celil okunurdu


                          Şimdilerde dillenen aşkın sevda şevki
                          Renklerin ayazını yaşatan, gam salan bir kurşuni
                          Sahralarda anlatılan muhayyile hasreti
                          Sensiz olmuyor bir bereketi, alınmıyor edebi lezzeti


                          Artık yaşamak ne haz verecek dimağa
                          Ulaşılmaz oldu artık, senden kalan kutlu sırlara
                          Seninle anlamlaşan övdüğün insanlığa
                          Sadık kalmadan, unutulan sayfalara senden kalanlara


                          Ne analar ne de yarlar vefa bilmiyorlar
                          Sabileri nedense senin özleminle yetiştirmiyorlar
                          Nefs heveslerini zorluyor, aşkı mizanı unutturuyorlar
                          Seni seviyorlar vefakat, gereğince anlamadan da düşlüyorlar


                          Varlığın en mücerret olan bir sebebiyken
                          Nesillerin en baki emniyeti, o payitahtın şevkiyken
                          Sen şimdi sensiz iklimlerden haberdarsın, hicran içinde arsın
                          Sen şimdi yanı başımızda olmasan da iyi ki varsın, kutlu sevdasın


                          Kalbin sahibini en güzel anlatan bir karsın
                          Yüreğimize düşen her damlanın ibretine akan bir nazarsın
                          Sen insanlığa bahşedilen en nadide bağsın, ne latif sedasın
                          Sen bir aşk, sen bir sevda pınarı olan bulunmaz firkati ummansın


                          Seninle bakınca sinem coşuyor bir hoş oluyor
                          Hücrelerim dirliğin içinde yeniden kucaklaşıyor
                          Âlemi hakikat mana içinde kokuyor, azmi koşturuyor
                          Varlığınla mübariz olan hakikat yeniden umut içinde kalbi çoşturuyor


                          Yoksa çekilir mi bu nahoş olan bir hayatı cebir
                          Mezarlar içinde işleniyor her türlü çirkeflik evet, ne rezil
                          İnsanlık bu hallerde düşününce değil mi akıl ve ahlak ne kadarda zelil
                          Ey ruhu tenine kefil, ey vicdanıyla âleme meyil, seninle bir anda olsa hüzünlü seyir

                          Mustafa CİLASUN

                          #814267
                          Anonim

                            Düşlemeden nasıl düşüneyim ve ne söyleyim!

                            [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                            [TR]
                            [TD=”class: td1, width: 20″]nCode.png[/TD]
                            [TD=”class: td2″]Click this bar to view the original image of 800x600px and 214KB.[/TD]
                            [/TR]
                            [/TABLE]
                            Webshots_12011.jpg

                            Tükenmiştibir kere işte sabır
                            Ne kadar dirensem de ve hatta nefesikesemde
                            Olmuyordu, sıktığım yumruklar nedenduruyordu, göz alıklaşıyordu
                            Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor vehuzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamam

                            Oysa ne münakaşalara girmiştim
                            Sabrın zaferiyle şevki kıvançlanefeslenmiştim
                            Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatingözcüsü bir insanı hevestim
                            Ne hınç için vardım ve ne de zevkimiçin serdardım, ancak sade bir adamdım

                            Varlık adına âdemle savaşmadım
                            Ne kadar takatim varsa edep toprağınıkokladım
                            Hak ve hukuk namına ne varsa gasp içinvaat edilenleri dışlamıştım
                            Çünkü nihayetinde bir insandım,hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadım

                            Suçlamak mama fiğ kalbi unutmak
                            Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgiummak
                            Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken,yargıçlığa soyunarak haykırmak
                            Halime çok ağır gelirdi, nihayetindemühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindi

                            Yağmur şimdi başlamıştı anlatmaya
                            Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içindenefes alana
                            Şerrin kıskacında inleyen zadelere,nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa
                            Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyorduve hala sahnenin perdesini bırakmıyordu

                            Zapt etmek ve kalbi es geçmek işi
                            Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenkrezilliği
                            Afişe edilen densizliği ve insankimliğinden azade olan edepsiz halini
                            Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum,kudretin yegâne sahibinden haz diliyorum

                            Gökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum
                            Ve nefes nefese halimin sefilliğiniaşkla anıyorum
                            Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum veonu hakkıyla anlıyor muyum
                            Ne gül kokusu ne de lalenin busesikesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyim

                            Dil şad olsa da artık ben çok acizim
                            Ne haddimi bilirim ve ne de melalindirliğindeyim
                            Yorgun ve solgun ahvalimle adeta biryaşayan ölüyüm şimdi neyleyim
                            Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenirve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirim

                            Hazana bir söz söyleyemem resmim
                            Ne kadar sukutu yaşasam da artıkdiniyor direncim
                            Ben şimdi ölümle içselliği yaşayanfakirim, umut için sadece dua ederim
                            Ne zaman vaki olacağını elbette kibilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyemem

                            Mustafa CİLASUN

                            #814279
                            Anonim

                              Siz kal ederken, mefkurem bereketleniyor!

                              Click here to view the original image of 699x449px and 310KB.
                              hd-resim-indir-aliraci-2335-1317.jpg

                              Sizin
                              Tavsiyelerinizden
                              İstifade edeceğimi bilmenizi isterim

                              Sizde
                              Mevut bulunan ruh haliniz
                              Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırım

                              Farklı görüşleri
                              Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini
                              İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmaz

                              Yazı dostum
                              Yazmak, aynı zamanda
                              Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorum

                              Yazan
                              Yanan, paylaşan
                              Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyız

                              Zatımın
                              Yaşadığı ruh hali
                              Sizce de yaşandı mı daha önceleri

                              Sürekli
                              Mükellef duygusuyla yaşamanız
                              Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınız

                              Özelleriniz de
                              İnfial yaşamanızı gerektirdi mi
                              Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz mi

                              Metanet
                              kaftanınız sizin için yeterli mi

                              Kaftan derinliğinde yaşadıklarınız birmeltem mi

                              Yolu yarılamak
                              Hissiyatınızda bir ferahlamak mı
                              Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle mi

                              Of aman be,
                              Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz
                              Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmek

                              Allah için
                              Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek
                              Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmak

                              Ne söyleyeyim
                              Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım
                              Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mı

                              Mütefekkir
                              Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle
                              Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınız

                              Mefkûrenizin
                              İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız
                              Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hasta

                              Size teslim olmuş ve bel bağlamış
                              sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış
                              Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensiniz

                              Fisebilillah
                              İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız
                              Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinler

                              Yaşlılar
                              Biraz çok konuşurlar…
                              Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar
                              Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerken

                              Mustafa CİLASUN

                              #814280
                              Anonim

                                İnsan kimliğin tefekkür nezninde aleniyeti!

                                Click here to view the original image of 699x466px and 230KB.
                                manzara-resimleri-hd-full-hd-4-aliraci-2335-6666.jpg

                                Âdemi beşer
                                Önce insan ve daha sonra
                                Adam olmayı muhakkak hedefler
                                Adam olma hakkını kazanmış bireyler
                                Yaratılma hilkatine göre hareket ederler

                                Bu insanlar
                                Asla sığıntı olmayı
                                Tesadüfe inanarak yaşamayı,
                                Nedamet duymayı hedeflemezler

                                Evli olan bir bayan,
                                Öncelikle kimlere güven
                                Duyacağını her şartta bilmelidir

                                Şayet bunu bilmiyorsa,
                                Emanet kavramına da yabancıdır
                                Hareket ve kuvvetin
                                Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır

                                Bilmiyorsak şayet
                                Bireyleri, beyleri ve hanımları
                                Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan
                                Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır

                                Evrende hayatını
                                İdame ettiren bir âdemoğlu,
                                Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını
                                İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır

                                Âdemin sulbü
                                Ve meşrebi, Sosyal
                                Ve psikolojik analiz gerektirir

                                Âdem
                                Mükellef oluncaya kadar
                                Elbette ki masumdur bu bir hukuktur

                                Sabiliğin cazibesi
                                Bir emanet olarak masum
                                Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır

                                Evrende bulunmak
                                Mutlaka evrensel olmayı da
                                Her birey için gerçekleştirmeyecektir

                                Evrensel olmak için
                                Kanaat sahibinin niyeti
                                Cehdi, idraki ve inkişafı
                                Bir mutlakıyeti gerektirecektir

                                Evren, kıtaları
                                Ülkeleri, şehirleri, kasaba
                                Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından

                                Âdem
                                Nereye giderse gitsin,
                                Fani olmadığı müddetçe,
                                Evrende kalmaya mahkûmdur

                                Evreni halk eden,
                                Onun gerçek sahibiyken
                                Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ
                                Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş

                                Âdemlerden
                                İman edenler bu elçilere
                                “Efendim” diyerek teslim oluyorlar

                                Birde refikalar
                                Beylerine efendi derler

                                Rahmet elçilerin
                                Efendiliğine itibar ve iman edenler
                                Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar

                                Mustafa CİLASUN

                                #814293
                                Anonim
                                  Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz! manzara-resimleri-hd-full-hd-aliraci-2335-330.jpg
                                  Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti
                                  Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü
                                  Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti
                                  Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendi

                                  Bir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden
                                  Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden
                                  Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken
                                  Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elinden

                                  Ey yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar
                                  Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini
                                  Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını
                                  Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilir

                                  Ey yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin
                                  Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün
                                  Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin
                                  Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi göster

                                  Bir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor
                                  Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor
                                  Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim
                                  Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyim

                                  Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi
                                  Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini
                                  hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı
                                  Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktı

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 1,036 ile 1,050 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.