- Bu konu 156 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Mart 2011: 12:22 #786952
Anonim

Fâtır-ı Hakîm’in nimetlerini başlarımız üstünde neşre başladı. Serpiyor, dallarının elleri ile bizlere uzatıyor. İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi. Bizler için süslendi. Yüzümüze gülüyorlar, kendilerini bizlere sevdiriyorlar.14 Mart 2011: 12:48 #786953Anonim

Elhâsıl: Ey insan! Senin elinde gayet zayıf, fakat seyyiâtta ve tahribâtta eli gayet uzun ve hasenâtta eli gayet kısa cüz-i ihtiyârî nâmında bir irâden var. O irâdenin bir eline duâyı ver ki, silsile-i hasenâtın bir meyvesi olan Cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan saadet-i ebediyeye eli uzansın.
Diğer eline istiğfarı ver ki, onun eli seyyiâttan kısalsın ve o şecere-i mel’unenin bir meyvesi olan zakkum-u Cehenneme yetişmesin.14 Mart 2011: 12:49 #786954Anonim

Kalbim de ağlayarak dedi:Garibem, bîkesem, zaifem, nâtuvanem, el’amân gûyem, afvü cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!
14 Mart 2011: 22:16 #786991Anonim
[IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2010/02/zira-kainati-nagamatiyla-raksa-getiren-hakaikin-esrarini-ihtizaza-veren-musika-i-ilahiye-hic-durmuyor-mutemadiyen-gum-gum-eder1.jpg?w=499&h=398[/IMG]Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira, kâinatı nağamatıyla raksa getiren hakaikin esrarını ihtizaza veren musika-i İlâhiye hiç durmuyor;Mütemadiyen güm güm eder.Bediüzzaman15 Mart 2011: 11:33 #787004Anonim

“Bir kafirin her bir sıfatı kafir olmak ve küfründen neş’et etmek lazım olmadığından, İslamın eski ve mütecaviz bir düşmanını def’ için, bir kafir muavenet elini uzatsa, kabul etmek İslamiyete hizmettir.”(hutuvat-ı sitte)
15 Mart 2011: 11:36 #787005Anonim

Risale-i Nur’dan Kuşlar Alemi.. Sonra, seyahat-i fikriyede bulunan o meraklı ve terakki ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir güldeste-i marifet ve İmân alıp gelirken, hayvanat ve tuyûr âleminin kapısı, hakikat-bîn olan aklına ve marifet-âşinâ olan fikrine açıldı. Yüz bin ayrı ayrı seslerle ve çeşit çeşit dillerle onu içeriye çağırdılar, “Buyurun” dediler. O da girdi ve gördü ki: Bütün hayvanat ve kuşların bütün nevileri ve taifeleri ve milletleri, bil’ittifak, lisan-ı kâl ve lisan-ı halleriyle Lâ ilâhe illâ Hû deyip, zemin yüzünü bir zikirhane ve muazzam bir meclis-i tehlil suretine çevirmişler; herbiri bizzat birer kaside-i Rabbânî, birer kelime-i Sübhânî ve mânidar birer harf-i Rahmânî hükmünde Sânilerini tavsif edip hamd ü senâ ediyorlar vaziyetinde gördü. Güya o hayvanların ve kuşların duyguları ve kuvâları ve cihazları ve âzâları ve âletleri, manzum ve mevzun kelimelerdir ve muntazam ve mükemmel sözlerdir. Onlar, bunlarla Hallâk ve Rezzaklarına şükür ve vahdâniyetine şehadet getirdiklerine kat’î delâlet eden üç muazzam ve muhit hakikatleri müşahede etti.15 Mart 2011: 11:44 #787006Anonim

bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kainatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahi lazımdır. zira, şu kitab-ı kebir-i kainatın herbir harfinin, bahusus zihayat herbir harfinin, herbir cümlesine müteveccih birer yüzü, nazır birer gözü vardır
mektubat | hakikat çekirdekleri | 453
15 Mart 2011: 23:16 #787185Anonim
16 Mart 2011: 16:08 #787221Anonim
Bir buluttan bir damla yağmur düştü.Bu damla denizin genişliğini görünce utandı:
Şu deniz denilen yerde ben kim oluyorum? Eğer deniz buysa gerçekten ben hiçim dedi.
Damla,kendisini hor görünce sedefin biri onu koynuna alıp seve seve besledi.
Felek de onun işini öyle düzgün yürüttü ki, nihayet padişahlara yaraşan namlı bir inci oldu.
Hasılı bu yüceliği kurumsuz olmakla buldu; Yokluk kapısını çaldığı için var oldu.(Şeyh Sadi-i Şirazi;nin Gülistan;ından)Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer;
kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
( Mektubat16 Mart 2011: 16:13 #787223Anonim
Teşekkürler…
16 Mart 2011: 18:56 #786971Anonim
Allah c.c razi olsun…
17 Mart 2011: 11:53 #787283Anonim

“İnsanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihâta etmiş efkârları
ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki,
bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir;
bu dünya, ona bir misafirhânedir ve âhiretine bir intizar salonudur.”
17 Mart 2011: 11:55 #787284Anonim

“Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim! Benim sû-i ihtiyarımla ömrüm ve gençliğim zayi olup gitti. Ve o ömür ve gençliğin meyvelerinden elimde kalan, elem verici günahlar, zillet verici elemler, dalâlet verici vesveseler kalmıştır. Ve bu ağır yük ve hastalıklı kalb ve hacâletli yüzümle kabre yakınlaşıyorum. Bilmüşahede, göre göre, gayet sür’atle, sağa ve sola inhiraf etmeyerek, ihtiyarsız bir tarzda, vefat eden ahbap ve akran ve akaribim gibi, kabir kapısına yanaşıyorum.O kabir, bu dâr-ı fâniden firâk-ı ebedî ile ebedü’l-âbâd yolunda kurulmuş, açılmış evvelki menzil ve birinci kapıdır.”17 Mart 2011: 11:58 #787285Anonim

“bu asrın yüzünde gezer, karınca gibi küçük bir zîhayat suretinde kendimi gördüm”
17 Mart 2011: 12:02 #787286Anonim
Karşımda müthiş bir yangın var.
Alevleri göklere yükseliyor, içinde evladım yanıyor,imanım tutuşmuş yanıyor.
O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.Bediüzzaman Said Nursi -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
