• Bu konu 156 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 91 ile 105 arası (toplam 158)
  • Yazar
    Yazılar
  • #787342
    Anonim

      Allah razı olsun

      #787348
      Anonim

        kibris_lefkose_buyuk_han_cocuklar_2.jpg
        Dünya hanı

        Fakat o insan, infiâl ve kabul ve duâ ve suâl cihetinde, şu dünya hanında azîz bir yolcudur. Ve öyle bir Kerîm’e misafir olmuş ki, nihayetsiz rahmet hazînelerini ona açmış ve hadsiz bedî masnuâtını ve hizmetkârlarını ona musahhar etmiş. Ve o misafirin tenezzühüne ve temâşâsına ve istifadesine öyle büyük bir daire açıp müheyyâ etmiştir ki, o dairenin nısf-ı kutru, yani merkezden muhît hattına kadar gözün kestiği miktar, belki hayalin gittiği yere kadar geniştir ve uzundur.

        #787349
        Anonim

          [IMG]http://byfiles.storage.live.com/y1pxzSRyi-ABrcMhC3qJO1XzgoG9pHhUCnQWuaV0dDfO8jY557zhnqVaRn0Bva-Adgo[/IMG]
          Katre

          Hem öyle bir istikbâlden doğru olarak haber veriyor ki, şu dünyevî istikbâl ona nisbeten bir katre serap hükmündedir. Hem, öyle bir saadetten pek ciddi olarak haber veriyor ki, bütün saadet-i dünyeviye, ona nisbeten bir berk-i zâilin bir şems-i sermede nisbeti gibidir.

          #787350
          Anonim

            defter.gif
            Defter

            Hem, Rubûbiyet-i saltanatında gayet ihtimâmı gözetir. O derece ki, en küçük bir hâdiseyi, en ufak bir hizmeti yazar, yazdırır. Mülkünde cereyan eden her şeyin sûretini müteaddit şeylerde hıfzeder. Şu hafîziyet işaret eder ki, ehemmiyetli bir muhasebe-i a’mâl defteri açılacak ve bilhassa mahiyetçe en büyük, en mükerrem, en müşerref bir mahlûk olan insanın büyük olan amelleri, mühim olan fiilleri, mühim bir hesab ve mîzana girecek. Sahife-i amelleri neşredilecek.

            #787639
            Anonim
              [IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2009/04/mademm.jpg?w=498&h=337[/IMG]
              Dünya madem fânidir.
              Hem madem ömür kısadır.
              Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
              Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.
              Hem madem dünya sahipsiz değil.
              Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.
              Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.
              Hem madem Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez. (Bakara Sûresi, 2:286.) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.
              Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.
              Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.
              Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.
              Bediüzzaman Said Nursi
              #787643
              Anonim

                b-89235-deniz_kenar%C4%B1nda_kitap_okumak_var_m%C4%B1_bundan_g%C3%BCzel.jpg


                Risale-i Nur benim bedelime sizlerle görüşür, derse müştak yeni kardeşlerimize güzelce ders verir. Nurlarla ya okumak veya okutmak veya yazmak suretindeki meşguliyet, tecrübelerle kalbe ferah, ruha rahat, rızka bereket, vücuda sıhhat veriyor.

                #787644
                Anonim

                  27664.jpg

                  Ezcümle: Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.
                  Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.
                  Evet, kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek, hiçbir faide-i şahsiye, hiçbir gösteriş mânâsı olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir nümunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor.
                  Şimdi terbiye-i İslâmiyeden ve a’mâl-i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır. Bu çeşit şefkatteki kahramanlıkta o hakikî ihlâs bulunuyor. Eğer bu iki nokta o mübarek taifede inkişafa başlasa, daire-i İslâmiyede pek büyük bir saadete medar olur. Halbuki erkeklerin kahramanlıkları mukabelesiz olamıyor; belki yüz cihette mukabele istiyorlar. Hiç olmazsa şan ve şeref istiyorlar. Fakat maattessüf biçare mübarek taife-i nisâiye, zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden kurtulmak için, başka bir tarzda, zaafiyetten ve aczden gelen başka bir nevide riyâkârlığa giriyorlar.

                  #787658
                  Anonim

                    Teşekkürler…kardeş.allah razı olsun inş..

                    #787677
                    Anonim
                      [IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2010/03/bir-uzum-tanesi-yedirir-de.jpg?w=499&h=375[/IMG]
                      Ey zevk ve lezzetebtelâ insan!

                      Ben yetmiş beş yaşımda, binler tecrübelerle ve hüccetlerle ve hâdiselerle aynelyakîn bildim ki, hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imândadır ve imân hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi, hayatın lezzetini kaçırır.
                      Bediüzzaman Said Nursî
                      #787704
                      Anonim

                        www.resimcity.com_ilkbahar_resimleri.jpg

                        Evet, hiç mümkün müdür ki,
                        insan, umum mevcudât içinde
                        ehemmiyetli bir vazifesi, ehemmiyetli bir istidadı olsun da,
                        insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam masnuâtıyla kendini tanıttırsa,
                        mukabilinde insan İmân ile Onu tanımazsa;
                        hem, bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse,
                        mukabilinde insan ibâdetle kendini Ona sevdirmese;
                        hem, bu kadar bu türlü nimetleriyle muhabbet ve rahmetini ona gösterse,
                        mukabilinde insan şükür ve hamd ile Ona hürmet etmese,

                        • cezasız kalsın,
                        • başıboş bırakılsın,
                        • o izzet, gayret sahibi Zât-ı Zülcelâl, bir dâr-ı mücâzât hazırlamasın?
                        #780995
                        Anonim

                          2_clip_image004.jpg

                          Allah sevgisi uğrunda iman ve Kur’ân yolunda birleşmek gibi mukaddes ve İlâhî ve uhrevî kardeşlik bir cemiyet ise, böyle mübarek bir cemiyete mensup olmak benim için büyük bir saadettir. Ve her türlü taltif ve nişanların üstünde bir bahtiyarlıktır.

                          şualar

                          #787768
                          Anonim

                            84050926.jpg

                            #787769
                            Anonim

                              86490122.jpg

                              #787786
                              Anonim

                                2335041658_1d825c46f8.jpg

                                Kalbin batını

                                Elhâsıl, dünyayı ve ondaki mahlûkatı mânâ-i harfiyle sev, mânâ-i ismiyle sevme; “Ne kadar güzel yapılmış” de, “Ne kadar güzeldir” deme. Ve kalbin bâtınına başka muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünkü, bâtın-ı kalb âyine-i Sameddir ve Ona mahsustur.

                                #787787
                                Anonim

                                  31.01.2009sg.jpg
                                  Samimi dost


                                  Hem o şuur-u imanı ve intisap ve münasebet ve alâkadarlık ve uhuvvet vasıtasıyla bütün dostlarımın -ki hayatımı ve bekamı maalmemnuniye onların saadetleri için feda ediyorum -onların mesuliyetleri ile hadsiz bir saadet kendimde hissedebilir gördüm. Çünkü, bir samimi dostun saadetiyle şefkatli dostu dahi saadetlenir ve lezzetlenir. Şu halde Bâki-i Zülkemâlin bekası ve varlığıyla, başta Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve âl ve ashabı olarak, umum sâdâtım ve ahbabım olan enbiya ve evliya ve asfiya ve bütün sair hadsiz dostlarım idam-ı ebedîden kurtulduğunu ve bir saadet-i sermediyeye mazhariyetlerini o şuur-u imanı ile hissettim. Ve münasebet, alâka, uhuvvet, dostluk sırrıyla saadetleri bana inikâs edip saadetlendirdiğini zevk ettim.

                                15 yazı görüntüleniyor - 91 ile 105 arası (toplam 158)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.