• Bu konu 156 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 106 ile 120 arası (toplam 158)
  • Yazar
    Yazılar
  • #787788
    Anonim

      cay.jpg
      ÇAy…


      Bana hizmet eden mezkûr kardeşlerim, hiçbir maddî menfaati düşünmeyerek ve kabul etmeyerek ve bilâkis kendi keselerinden bana ve misafirlerime bakıyorlar. Hattâ Süleyman’a bazı yemediğim bir ekmek verdiğim vakit, hatırımı kırmayarak alır.
      Fakat kat’iyen mukabelesiz almıyor. Ona mukabil evinden getiriyor. Ara sıra birer bardak çay ısrar ediyordum, ilhâhıma karşı istinkâf ediyordu. “Niçin böyle yapıyorsun?” derdim. “Hizmetimize maddî fayda girmeyip, fîsebîlillâh, ihlâslı olmak istiyoruz” derdi.


      Barla Lâhikası |

      #787830
      Anonim
        50351721.jpg
        #787916
        Anonim

          10346530-lg.jpg

          Nasıl ki, nazdar bir çocuk, ağlamasıyla, ya istemesiyle, ya hazin haliyle, matlûblarına öyle muvaffak olur ve öyle kavîler ona musahhar olurlar ki, o matlûblardan binden birisine, bin defa kuvvetciğiyle yetişemez. Demek zaaf ve acz, onun hakkında şefkat ve himâyeti tahrik ettikleri için, küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder.

          #787917
          Anonim

            vanda__stad_n_d__t____ma_ara.jpg

            ” Van kalesi ki, iki minare yüksekliğinde sırf dağ gibi bir taştan ibarettir, eskiden kalma oda gibi bir in kapısına gidiyorduk. Ayağımdan kunduralar kaydı, iki ayağım birden kaydı. Tehlike yüzde yüz… Başkaca nokta-i istinad kalmadığı halde, büyük bir istinada basmış gibi üç metrelik bir kavisle o mağaranın kapısına atılmıştım. Hem ben, hem beraberimdeki orada hazır arkadaşlarım, ecel gelmediği için sırf bir hıfz-ı İlâhî, harika bir imdad-ı gaybî telâkki ettik.”

            #787980
            Anonim

              30599-fullsize.jpg

              “Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum” bediuzzaman

              #787981
              Anonim

                10674590-md.jpg

                Evet, rahmetin erzak hazînelerinden olan bir şecerenin uçlarında ve dallarının başlarındaki meyveler, çiçekler, yapraklar, ihtiyar olup vazifelerinin hitâma ermesiyle gitmelidirler; tâ, arkalarından akıp gelenlere kapı kapanmasın. Yoksa, rahmetin vüs’atine ve sâir ihvanlarının hizmetine sed çekilir. Hem, kendileri gençlik zevâliyle hem zelîl, hem perişan olurlar.

                #787982
                Anonim

                  6208234-md.jpg

                  لَوْلاَ الشُّيُوخُ الرُّكَّعُ لَصُبَّ عَلَيْكُمُ الْبَلاَءُ صَبًّا sırrıyla, yani: “Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti.” Ne derece sebeb-i def’-i musibet olduklarını sen kıyas eyle.

                  İşte ey insan! Aklını başına al. Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın

                  #787983
                  Anonim

                    26475-fullsize.jpg

                    Hem meselâ,
                    Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet o Allah’a mahsustur ki, gökleri ve yeri yoktan yaratmış, melekleri de ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılmıştır. O, yarattıkları için neyi dilerse onu arttırır. Muhakkak ki Allah herşeye hakkıyla kâdirdir.
                    İşte, şu sûrede, “Semâvât ve arzın Fâtır-ı Zülcelâli, semâvât ve arzı öyle bir tarzda tezyin edip âsâr-ı kemâlini göstermekle, hadsiz seyircilerinden Fâtırına hadsiz medh ü senâlar ettiriyor; ve öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki, semâ ve zemin, bütün nimetlerin ve nimetdîdelerin lisânlarıyla, o Fâtır-ı Rahmânına nihayetsiz hamd ve sitâyiş ederler” dedikten sonra, yerin şehirleri ve memleketleri içinde Fâtırın verdiği cihazât ve kanatlarıyla seyr ü seyahat eden insanlarla, hayvanât ve tuyûr gibi, semâvî saraylar olan yıldızlar ve ulvî memleketleri olan burçlarda gezmek ve tayerân etmek için o memleketin sekeneleri olan meleklerine kanat veren Zât-ı Zülcelâl, elbette herşeye kâdir olmak lâzım gelir. Bir sineğe, bir meyveden bir meyveye; bir serçeye, bir ağaçtan bir ağaca uçmak kanadını veren, Zühreden Müşteriye, Müşteriden Zühale uçacak kanatları O veriyor.

                    #787984
                    Anonim

                      10913650-md.jpg

                      Cevâd-ı Mutlak (celle celâluhu), her ferd-i zîhayatın eline lezzet midâdıyla ve ihtiyaç mürekkebiyle yazılmış bir tezkereyi vermiş,
                      onunla evâmir-i tekviniyenin programını ve hizmetlerinin fihristesini tevdi etmiştir.
                      Bak o Hakîm-i Zülcelâle, nasıl Kitab-ı Mübînin düsturlarından, arı vazifesine ait miktarını bir tezkerede yazmış,
                      arının başındaki sandukçaya koymuştur.
                      O sandukçanın anahtarı da, vazifeperver arıya has bir lezzettir.
                      Onunla sandukçayı açar, programını okur, emri anlar, hareket eder, 1- b651.gifâyetinin sırrını izhar eder.

                      1- “Rabbin balarısına ilham etti.” (Nahl Sûresi: 16:68.)


                      Lemalar
                      #787991
                      Anonim

                        Sahil-vZ8.jpg

                        Selamet sahiline ulaşan ancak said olan ve ALLAH’a yakın bulunandır.
                        Helak olan ise, ancak şaki, ALLAH’tan uzak ve azabı hak edendir.

                        Lemalar

                        #788000
                        Anonim

                          1210144092siyah_seccade_%28400_x_600%29.jpg

                          Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil. Lâakal, günün bir saatini ihtiyat akçesi gibi, hakiki istikbâl için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccâdeye at.

                          Sözler

                          #788001
                          Anonim

                            civciv_uyukluyor.jpg

                            1- Ve namazı dos doğru kılarlar. (Bakara Sûresi: 3.)
                            Bu cümlenin evvelki cümleyle bağlılığı ve münasebeti gün gibi aşikardır.
                            Lakin bedeni ibadet ve taatlerden namazın tahsisi,
                            namazın bütün hasenata fihrist ve örnek olduğuna işarettir.
                            Evet, nasıl ki Fatiha Kur’an’a, insan kainata fihristedir;
                            namaz da hasenata fihristedir.
                            Çünkü namaz; savm, hac, zekat ve sair hakikatleri havi olduğu gibi,
                            idrakli ve idraksiz mahlukatın ihtiyari ve fıtri ibadetlerinin nümunelerine de
                            şamildir. Mesela secdede, rükuda, kıyamda olan melaikenin ibadetlerini,
                            hem taş, ağaç ve hayvanların o ibadetlere benzeyen
                            durumları
                            nı andıran bir ibadettir.

                            İşaratül-İcaz

                            #788002
                            Anonim

                              125968653_69bd15dd35.jpg

                              Rabbimizi bize tarif eden üç büyük küllî muarrif var. Birisi şu kitâb-ı kâinattır ki, bir nebze, şehâdetini on üç lem’a ile, Arabî Nur Risâlesinden On Üçüncü Dersten işittik; birisi şu kitâb-ı kebîrin âyet-i kübrâsı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmdır; biri de Kur’ân-ı Azîmüşşandır. Şimdi, şu ikinci bürhan-ı nâtıkı olan Hâtemü’l-Enbiyâ Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımalıyız, dinlemeliyiz.

                              #788091
                              Anonim
                                691006-cocuk.gif
                                Eğer gözün varsa, insanın simasına bak, gör ki:
                                Zaman-ı Âdem’den şimdiye kadar, belki ebede kadar, bu küçük simada, âzâ-yı esasîde ittifakla beraber,
                                herbir sima, umum simalara nispeten, herbirisine karşı birer alâmet-i farikası var olduğu kat’iyen sabittir.
                                Bunun için, herbir sima ayrı bir kitaptır.
                                Lemalar
                                #788142
                                Anonim

                                  10405754-lg.jpg

                                  dolaşan, ruhları müşahede edip meleklerle arkadaşlık eden, şahıs, nev ve cinsiyle kainattaki kemalatın fihristesi, yaratılış ağacının en nurlu meyvesi, hakkın kandili, hakikatin bürhanı, keşşafı, rububiyet saltanatının dellalı, şahsiyet-i maneviyesinin ulviyetiyle kainatın yaratılışından alemin yaratıcısının maksadı olduğunu gösteren, kanunlarının genişliği ve kuvvetiyle kainatı düzene koyan zatın nizamı

                                15 yazı görüntüleniyor - 106 ile 120 arası (toplam 158)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.