• Bu konu 295 yanıt içerir, 57 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 166 ile 180 arası (toplam 297)
  • Yazar
    Yazılar
  • #765326
    Anonim
      Eğer Namaz kılmazsan, senin o günkü alemin zulümatlı ve perişan bir halde gider. Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır.
      #765416
      Anonim

        İ’lem eyyühe’l-aziz! Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut, ömrünün günleri madud ve herşeyin fanidir. Öyleyse, şu kısa, fani ömrünü fani şeylere sarf etme ki, fani olmasın. Baki şeylere sarf et ki, baki kalsın.
        Evet, yaşadığın ömürden dünyada göreceğin istifade ancak yüz sene olur. Bu yüz sene ömrünü yüz tane hurma çekirdeği farz edelim. Bu çekirdekler iska edilip muhafaza edilirse, ila-maşaallah semere verecek yüz tane ağaç olur. Aksi takdirde, ateşe atıp yakmaktan başka bir istifadeyi temin etmez. Kezalik, senin o yüz senelik ömrün de, şeriat suyuyla iska ve ahirete sarf edilirse, alem-i bekada ilelebed semerelerinden istifade edeceksin. Binaenaleyh, semeredar yüz tane hurma ağacını terk ve yüz tane çekirdeklerine kanaatla aldanırsa, o adam, hutameye (Cehenneme) hatab olmaya layıktır.

        #703257
        Anonim

          Senin hayatın ve ömrün ayinedir.Senin dünyanın direği ve ayinesi ve merkezi senin ömrün ve hayatındır. Her dakikada o hane ve şehir ve bahçenin ölmesi mümkün ve harap olması muhtemel olduğundan her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyametin kopacak bir vaziyettedir.Madem öyledir, sen bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme!

          #703260
          Anonim

            Madem öyledir, sen bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme

            allah razı olsun abi …
            bugün nefsime bu cümleyi armağan ettim…

            #765625
            Anonim
              İ’lem Eyyühel-Aziz!
              İnsan nisyandan alındığı için nisyana mübteladır.
              Nisyanın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır.
              Fakat, hizmet, sa’y, tefekkür zamanlarında, nefsin unutulması, yani nefse biz iş verilmemesi dalalettir.
              Hizmetler görüldükten sonra, neticede, mükafat zamanlarında nefsin unutulması kemaldir.
              Mesnevi-i Nuriye
              #765629
              Anonim

                Hem rızık olan nimetlerde gayet güzel, süslü suretler, gayet güzel kokular, gayet güzel tatmaklar şükrün davetçileridir; zîhayatı şevke davet eder ve şevkle bir nevi istihsan ve ihtirama sevk eder, bir şükr-ü mânevî ettirir. Ve zîşuurun nazarını dikkate celb eder, istihsana tergib eder. Nimetleri ihtirama onu teşvik eder; onunla kalen ve fiilen şükre irşad eder ve şükrettirir. Ve şükür içinde en âli ve tatlı lezzeti ve zevki ona tattırır. Yani, gösterir ki, şu lezzetli rızık ve nimet, kısa ve muvakkat bir lezzet-i zâhiriyesiyle beraber, daimî, hakikî, hadsiz bir lezzeti ve zevki taşıyan iltifat-ı Rahmânîyi şükürle kazandırır. Yani, rahmet hazinelerinin Mâlik-i Kerîminin hadsiz lezzetli olan iltifatını düşündürüp, şu dünyada dahi Cennetin bâki bir zevkini mânen tattırır. İşte rızık, şükür vasıtasıyla o kadar kıymettar ve zengin bir hazine-i câmia olduğu hâlde, şükürsüzlükle nihayet derecede sukut eder.

                Mektubat

                #724386
                Anonim

                  Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır.


                  Sözler


                  #765663
                  Anonim

                    ”Şimdi satmaya bakacağız. Acaba, o kadar ağır bir şey midir ki, çokları satmaktan kaçıyorlar? Yok! Kat’â ve aslâ! Hiç öyle ağırlığı yoktur. Zîrâ, helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah nâmına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesâbiyle vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse istiğfar etmeli: “Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl. Amin!” demeli ve Ona yalvarmalı.”

                    Sözler

                    #765669
                    Anonim

                      İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür.

                      #765670
                      Anonim

                        Ey kardeşlerim! Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır manileri olur. Şeytanlar o hizmetin hadimleriyle çok uğraşır. Bu manilere ve bu şeytanlara karşı ihlas kuvvetine dayanmak gerektir. İhlası kıracak esbabdan, yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz.

                        #765718
                        Anonim

                          “Sünnet-i Seniyyeyi bilen, katiyen anlar ki, edebin envaını, Cenab-ı Hak, habibinde cem etmiştir. Onun sünnet-i seniyyesini terk eden, edebi terk eder.”
                          Lem’alar

                          #765730
                          Anonim

                            “Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenalık yapıyorlar.”

                            Münazarat

                            #765749
                            Anonim

                              Hiç mümkün müdür ki, bir saltanat, bâhusus böyle muhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet eden mutîlere mükâfatı ve isyan edenlere mücâzâtı bulunmasın. Burada yok hükmündedir.
                              Demek, başka yerde bir mahkeme-i kübrâ vardır.

                              Sözler

                              #765836
                              Anonim

                                “Bir saatin San’atkarı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder. Kur’an dahi, elinde kainatı tutmuş, öyle yapıyor.”

                                Mektubat

                                #765891
                                Anonim

                                  “Evet, halık-ı zülcelalinden havf etmek, onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir. Havf, bir kamçıdır; onun rahmetinin kucağına atar.”

                                  Sözler

                                15 yazı görüntüleniyor - 166 ile 180 arası (toplam 297)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.