• Bu konu 225 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 91 ile 105 arası (toplam 227)
  • Yazar
    Yazılar
  • #807647
    Anonim

      DÜNYA – AHİRET (devamı)


      Herkesin Allah yanındaki derecesine göre yükselecek.

      Bazılarının dizlerine kadar, bazılarının beline, bazılarının kulak memelerine kadar çıkar.

      Bazıları da içinde kaybolacak derecede ter suyuna batarlar.

      Hiç sevabı olmayan için cehennemden siyah bir boyun uzanır.

      Kuşun yem devşirdiği gibi bunları toplar, devşirir ve ateşe atar.

      Ateş oları eskitir, çürütür.

      Bu arada onlara, bedbaht olduklarına, artık bundan sonra saadet görmeyeceklerine dair nidada bulunurlar.

      Hiç günahı olmayanlar için:

      Bir nidacı bunlara nida eder ve der ki:

      -Her hâl ü kârda Allah’a şükredenler ayağa kalksın!

      Bazan iyi ameller, bazan da günah işleyenler

      Çoğunluğu teşkil ederler.

      Sevablarının mı, yoksa günahlarının mı çok olduğunu bilmezler Allahü Teâlâ kimin savabının veya günahının çok olduğunu bilir.

      Fakat kullara da bildirmek için amellerini onların gözleri önünde karşılaşdırır.

      Taki afvederse bunun bir lutfu olduğunu, cezalandırırsa bunun da kendisinin adaletinin icabı olduğunu göstermiş olsun.

      Mizan kurulur, gözler amel defterlerine dikilir.

      Bu an öyle korkulu bir andır ki akıllar durur.

      devamı var

      #807648
      Anonim

        DÜNYA – AHİRET (devamı)

        Peygamber efendimiz buyurmuşlardır ki:

        -“Ey benim kızım Fâtımâ-ı Zehrâ! Canını cehennem ateşinden kurtarmağa çalış.

        Zira ben ahiretde farz ve vacibleri terk ve yasak olan şeyleri işlemeniz sebebiyle, azaba sürüklenmenizi, Allah dilerse -üzerinize gelecek azab ve cezayı defedip uzaklaşdırmağa muktedir değilim.

        Yine de ben dünyada akrabalığı terkedemem. Onlara ikram ve iyilikde bulunurum.

        Size nisbetle öyle bir kimseye benzerim ki evlad ve ailesi üzerine gelecek bir düşmanı gördüğü zaman saldırısından aile ve çocuklarını korumak için “kaçınız” veya “gizleniniz” diye nasıl bağırıp çağırırsa ben de size ancak bu kadar yapabilirim.

        Artık ötesi size aiddir.”

        devamı var

        #807649
        Anonim

          DÜNYA – AHİRET (devamı)

          Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bu mübarek kelamları ile, ehl-i beytinin, akrabalık ve hısımlığa dayanarak imân ve itikadda zayıflık ve kararsızlık, müslüman vazifelerinde tenbellik ve ihmal göstermemeleri, güzel ve iyi amelleri terketmemelerini buyurmaktadır.

          O şiddet gününde mazlumlar, zalimlerden haklarını alacaklardır.

          Resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri ashabı kiram hazretlerine hitaben:

          -Zalim olmayınız, mazlum da olmayınız, buyurmuşlardır.

          Zaruret olursa mazlum olmağı tercih etmelerini tenbih buyurmuşlardır.

          Kimsenin kimseye faidesi olmadığı o zaman için hazırlık yapmalıyız.

          – Bu yazı Altınoluk dergisinin Haziran 1999 tarihli sayısından alınmıştır.

          #807650
          Anonim

            Susmanın Sevabı

            Dilin âfetleri çok ve kendini bunlardan korumak zor olduğu için, elden geldiği kadar susmak en iyi çaredir.

            O hâlde insan, zaruret mikdarından fazla konuşmamalıdır.

            Dediler ki abdallar, yani yüksek derecedeki veliler, konuşması, yemesi ve uyuması zaruret mikdarında olan kimselerdir.

            Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurmuşdur:

            – “Doğru söylemek, hayırla buyurmak ve insanların arasını bulmak hariç konuşmada hayır yokdur.” (Nisa 114)

            Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

            – “Karın, ferç ve dilini koruyan kimsenin her şeyi korunmuşdur”

            Ömer radıyallahü anh buyurdu ki:

            – Ebubekir’i gördüm, dilini parmağıyla tutmuş çekiyordu.

            – Ey Resûlullahın halifesi! bunu ne için yapıyorsun, deye sordum.

            – Bu beni ne işlere düşürmüşdür, dedi.

            Haberde geldi ki: Uhud harbi günü bir genç şehid oldu.

            Onu buldukları zaman açlıkdan karnına taş bağlamış olduğunu gördüler.

            Annesi yüzündeki toz ve toprakları silip; “Cennet sana mübarek olsun” dedi.

            devamı var

            #807685
            Anonim

              Susmanın Sevabı

              Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

              – Nereden biliyorsun? Belki işine yaramayan bir işe bahillik etmişdi.

              Yahud kendisine faydası olmayan bir söz söylemişdi.

              Demek istiyorum ki hesabı ondan sorulur.

              Sizin sözünüzün manâsı ise elem ve hesâb görmez demekdir.

              Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular:

              – Fazla sözü sonraya bırakana, fazla malı verene, yani kesenin bağını çözüp, dilinin ucuna bağlayana saadetler olsun.

              Yine buyurdular:

              – İnsan için uzun dilli olmaktan daha kötü bir şey yokdur.

              ” Yine buyurdular:

              – Konuşurken muhalefet etmeyen ve hasımlık yapmayan ve bâtıl söz söylemeyen kimse için Cennetde bir saray yaparlar.

              Haklı iken susarsa Cennet-i âlâda ona bir saray yaparlar.

              #807686
              Anonim

                Susmanın Sevabı

                Mâlik ibni Enes radıyallahu anh’den:

                – Cedel, dinden değildir ve din büyüklerinin hepsi bunu yasaklamışlardır.

                Fakat konuşdukları bid’at sahibi bir kimse ise inat, husûmet ve uzatma olmaksızın, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler ile ona anlatmışlardır.

                Fayda vermeyince kendi hâline bırakmışlardır. (Kimyâ-yı saâdetden.)

                Muaz ibni Cebel radıyallahu anh’dan;

                – Ya Resûlallah! Bana nasihat et. Peygamberimiz -sallallahü aleyhi ve sellem-;

                – Diline sahib ol!

                Muaz radiyallahu anh tekrar sordu.

                – Ya Resûlallah! Bana nasihat et. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem;

                – Anan seni kaybetsin ya Muaz! İnsanların yüz üstü Cehenneme düşmelerine sebeb dillerinden başkası değildir.

                #807687
                Anonim

                  Susmanın Sevabı (devamı)

                  Denir ki:

                  Sükût âlimin süsü, câhilin örtüşüdür.

                  Yunus Emre hazretlerinin şu sözleri meşhurdur.

                  Az söz erin yüküdür, çok söz hayvanın yüküdür.

                  Bilene bu söz yeter sende cevher var ise.

                  Abdullah bin Selâm’ın cennetlik olduğunu, Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, tebşir edince ashabı kiram radıyallahu anhüm, kendisine sebebini sorduklarında

                  Abdullah bin Selâm radıyallahu anh:

                  – Boş söz konuşmam ve kimseye karşı kötülük düşünmem buyurmuşlardır.

                  Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:

                  – İbâdetlerin en kolayını size bildireyim mi:

                  Susmak ve iyi huylu olmak.Yeri gelince de konuşmasını bilmeli, zaruri olan mes’eleleri açıklamalı, gizli kapaklı hiçbir şey kalmamalı.

                  Lüzumlu, söylenilmesi icâb eden, hususlar ketm edilirse, bu birçok fitnelere sebeb olur, bundan da en ziyâde, dini zayıf, münafık ruhlu insanlar istifade eder, yalan haberlerle müslümanları, birbirlerine düşürürler.

                  Bilhassa münafıklar lüzûmlu konuları daima gizlerler, gâyeleri fesâd çıkarıb, kötü emellerine nail olmakdır.

                  Çünkü “dilsiz şeytan” ahlâkından nasiblidirler.

                  Bazı din kardeşlerimiz nezâket icâbı her söyleneni sükûtle karşılamaktadır.

                  Halbuki hilâf-ı hakikat hâlinde, dinin yasakladığı hususlarda, kat’iyyen baş sallanmaz, hakikat söylenmelidir.

                  musa topbaş

                  #807688
                  Anonim

                    Sevmek

                    Resûl-ü Ekrem efendimiz buyurdular: (Ebu Hureyre radıyallahu anh’den)

                    – “Arş-i Âzam’ın etrafında nûrdan kürsüler vardır.

                    Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nûr gibi parlayacakdır.

                    Bunlar peygamber de değil şehidler de değillerdir.

                    Fakat peygamberler ve şehidler onlara gıbta edecektir.”

                    Resûl-ü Ekrem efendimize, “bunlar kimlerdir” diye sorulunca, buyurdular:

                    – “Onlar Allah için birbirlerini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.” (Neseî’den)

                    Gene buyuruyorlar:

                    – Allah rızası için bir (müslüman kardeşinin) ziyaretine giden kimseye, bir melek ardından “kendin de güzel, ziyaretin de güzeldir.

                    Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır.” deye çağırır.

                    devamı var

                    #807699
                    Anonim

                      Sevmek

                      Resûl-ü Ekrem efendimiz buyurdular: (Ebu Hureyre radıyallahu anh’den)

                      – “Arş-i Âzam’ın etrafında nûrdan kürsüler vardır.

                      Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nûr gibi parlayacakdır.

                      Bunlar peygamber de değil şehidler de değillerdir.

                      Fakat peygamberler ve şehidler onlara gıbta edecektir.”

                      Resûl-ü Ekrem efendimize, “bunlar kimlerdir” diye sorulunca, buyurdular:

                      – “Onlar Allah için birbirlerini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.” (Neseî’den)

                      Gene buyuruyorlar:

                      – Allah rızası için bir (müslüman kardeşinin) ziyaretine giden kimseye, bir melek ardından “kendin de güzel, ziyaretin de güzeldir.

                      Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır.” deye çağırır.

                      Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümâ buyurur:

                      – Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bul hal üzere ölsem, fakat gönlümde

                      Allah’a itâat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da nefret duygusu olmasa, bütün bu yapdıklarımdan bir faide göremem.

                      İbn Mes’ud radıyallahu anh buyurur:

                      – “Kişi Kâbe’de rükûn ile makam arasında yetmiş sene ibâdet etse de yine sevdikleri ile haşrolunacaktır”

                      Bir kimse geldi. Sallallahu aleyhi ve sellem efendimize:

                      – Kıyâmet ne vakit olacaktır, kopacaktır, dedi.

                      Fahr-i kâinat sallallahu aleyhi ve sellem:

                      – Kıyâmet için ne hazırlık yaptın? buyurdular.

                      O kimse de cevaben:

                      – Allah’ın ve Resûlü’nün sevgisini hazırladım, dedi.

                      Peygamber efendimiz buyurdular:

                      – “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”

                      #807700
                      Anonim

                        Sevmek (devamı)

                        Allah için sevginin tertemiz olmasının alâmeti; içinde iyilik ve ihsan türünden hemencecik elde edilmesi beklenen, şaibeli dünyevî bir arzûnun bulunmamasıdır.

                        Eğer sevgi böyle bir illetle lekelenmiş ise, ancak bunun giderilmesi ile temizlenebilir.

                        Dostluğu ve kardeşliği dünyevî bir menfaata dayalı olmayan kimsenin arkadaşlığının devamına hükmedilir.

                        Kim ki, Allah’a karşı olan hak ve vazifelerini tam yaparsa Cenâb-ı Hakk onu, nefsini ve kusurlarını tanıma ilmi ile rızıklandırır.

                        Güzel ahlâk ve güzel edeble onu tanıştırır.

                        Üzerine borç olan her hak ve mükellefiyetleri basiretle edâya onu muvaffak kılar.

                        Abdülkâdir Geylânî kuddise sirruh hazretleri buyurur:

                        – Kul Allah’ı tanıdığı zaman insanlar onun kalbinde yer etmez, çıkar.

                        Ve tıpkı kuruyan yaprakların ağaçdan dökülmesi gibi dökülürler.

                        Böylece onun kalbi, insanlardan tamamen arınmış, temizlenmiş olarak kalır.

                        Bu mertebeye ulaşan kişi, kalbi ve özü yönünden insanlara karşı kördür, sağırdır, onları görmez, sözlerini işitmez…

                        Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:

                        – Sizden Allah’a en sevgili ve en yakın olanınız, başkaları ile kaynaşan ve kendisi ile kaynaşılabilinen insandır.

                        Mü’min de başkaları ile dost olan ve kendisi ile dostluk kurulabilendir…

                        Buradaki bu inceliğe dikkat etmek lâzımdır.

                        O da: Allah için uzleti ve yalnızlığı tercih eden ve toplumdan uzak, tek başına yaşayan kimseden başkaları ile dost olan ve kendisi ile dostluk kurulabilen kişiliğin ve bu özelliğin gitmemesi gerçeğidir.

                        devamı var

                        #807701
                        Anonim

                          Sevmek (devamı)

                          Âhiretde en çok mes’ud olanlar, Allah’ı en çok sevenlerdir.

                          Çünkü âhiret demek, Allah Teâlâ’ya yönelmek ve O’na kavuşmak saâdetine erişmek demekdir.

                          Uzun iştiyakdan sonra, ebediyyen sevgilisine kavuşup hiç bir engel olmadan sevgili ile devamlı olarak başbaşa kalmakdan daha büyük sevinç ne olabilir?

                          Ancak bu nimetler, sevginin kuvvetiyle ölçülür.

                          Sevgi ne kadar kuvvetli olursa, zevk de o nisbette artar.

                          Kul Allah sevgisini ancak dünyada kazanır.

                          Esasen sevginin aslından mü’min ayrılmaz. Zira mü’min, marifetin aslından hâlî değildir.

                          Fakat aşk derecesine gelen, yükselen kuvvetli sevgiye gelince çokları bundan ayrılabilir.

                          Ya Rab! Bizleri sevdiklerin ile hemdem eyle, onlardan ayırma! Onların yanı cennet, uzağı ise cehennemdir.

                          Bizleri onlardan ayırma ki, onların nurundan doya doya içelim.

                          Ancak senin rızana, sana tam kulluk etmekle erişilir.

                          Kulluğun şartı da, bahşettiğin sevgi ve istikametle emirlerine harfiyyen uymak, yasaklarından sakınmaktır.

                          Ya Rab! Sevdiklerini sevdir.

                          Başda Resul-ü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerini sevdirdiğin gibi sevilmeğe lâyık olan her dostunu sevdir.

                          Sırasıyla bütün ehli beytin, ashabı kiram hazerâtının, hülâsa İslâmiyeti seven ve ona hizmet edenlerin bilâ istisna, hepsinin ayaklarının tozu eyle!

                          Ya Rab! Bizi de sevgi nimetinden mahrum eyleme. Amin…

                          musa topbaş

                          #807702
                          Anonim

                            AFVEDICILIK, KABAHAT ÖRTÜCÜLÜK ..:: 2 ::.

                            Mahmud Sâmî kuddise sirruh, Hazret-i Ali radiyallahu anh kitabinda Hazret-i Ali’nin afvediciligi, hosgörürlügü üzerine sunlari zikreder:

                            Bir gün ashab-i güzîn -ridvanullahi aleyhim ecmain- Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den Hazret-i Ali’yi çok sevmelerinin sebebini sordular.

                            Server-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem:

                            – Varin Ali’yi çagirin! buyurdular. Ashab-i kIramdan birisi Hazret-i Ali’yi çagirmaya gitti.

                            Habib-i Ekrem, Hazret-i Ali gelmeden ashabina:

                            – Ey ashabim, siz birisine iyilik etseniz, o da size karsilik olarak kötülük yaparsa, ne yaparsiniz? buyurdular.

                            Ashab-i Kiram:

                            – Yine iyilik ederiz, dediler.

                            Rasûl-i Ekrem :

                            – O kimse yine kötülük yaparsa ne yaparsiniz? buyurdular.

                            Ashab-i kiram:

                            – Yine iyilik ederiz, dediler

                            devamı var

                            #807706
                            Anonim

                              AFVEDICILIK, KABAHAT ÖRTÜCÜLÜK ..:: 2

                              Rasûl-i Ekrem:

                              – Tekrar size kötülükte bulununca ne yaparsiniz? buyurunca Ashab-i kiram baslarini asagi indirdiler, bir cevap veremediler.

                              Hazret-i Ali radiyallahu anh geldi.

                              Rasûl-i Ekrem efendimiz Hazret-i Ali’ye:

                              Ya Ali birisine iyilik etsen, o sana kötülük yapsa, sen ne yaparsin? buyurdular.

                              Hazret-i Ali radiyallahu anh:

                              – Iyilik yaparim, dedi.

                              Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ayni soruyu yedi kere tekrarladi. Hazret-i
                              Ali hepsinde de :

                              – Yine iyilik yaparim, diye cevap verdi.

                              Sonra ilâve ederek: ” O kimseye ben iyilik yaptikça o bana hep kötülükte bulunsa yine ben ona iyilik yaparim” dedi.

                              Bunun üzerine Ashab-i kiram radiyallahu anhüm ecmain :

                              – Ya Resûlallah, Ali’yi çok sevmenizin sebebini anladik.

                              Onun bu sevgiye lâyik oldugunu gördük, dediler ve Hazret-i Ali’ye dua ettiler.

                              devamı var

                              #807707
                              Anonim

                                AFVEDICILIK, KABAHAT ÖRTÜCÜLÜK ..:: 2

                                “Bir mürid veya veli için sart odur ki, onda insanlarin ayiplarini görecek bir göz olmaya.”

                                Reslân ed-Dimiskî kuddise sirruh, en güzel huylardan üçünü söyle siralardi:

                                – Intikam almaya gücü var iken afvetmek,

                                – Zillet aninda dahi mütevâzi olmak,

                                – Verirken minnetsiz, karsiligini beklemeden vermek.

                                Hata ve kusuru afvetmelidir. Büyükler buyurmuslardir ki :

                                “Bir din kardesin sana karsi bir kusur islerse kendinde onun yetmis çesit özrünü ara.

                                Nefsin kabul etmezse nefsine de ki : Iste senin kötü huyun ve herkese fena söyleyiciligin! Kardesin senden yetmis türlü özür diliyor da kabul etmiyorsun!”

                                Kusuru bir günah ise, ona güzellikle o isten vazgeçmesini söylemeli.

                                Ibrahim en-Nehaî kuddise sirruh buyurur:

                                “Din kardesinden bir günah yüzünden ayrilma.

                                Bu gün yaparsa yarin yapmaz.”

                                Ebu’d-Derdâ radiyallahu anh’e:

                                “Din kardesin günah isledi, onu düsman tutuyor musun? denildikte:

                                “Günaha düsmanim, ama o benim kardesimdir” buyurmustur.

                                Kardeslik etmek suç degildir.

                                Kardesligi kesmek ise suçdur.

                                Sana bir kusur edip de özür dilerse afvetmen iyidir.

                                Yalan söyledigini bilsen bile özrünü kabul eyle.

                                Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

                                ” Bir kimseden kardesi özür diler de özrünü kabul etmezse, onun günahi, müslümanlarin yolunu kesip onlardan haraç alanin günahi gibidir.”

                                #807708
                                Anonim

                                  AFVEDICILIK, KABAHAT ÖRTÜCÜLÜK ..:: 2

                                  Benî Isrâilde iki kisi vardi.

                                  Birbirini çok severler, bir dag basinda ibadet ederlerdi. Bir tanesi bir sey satin almak için sehre indi.

                                  Gözü meyhanedeki bir kadina takildi. Ona tutuldu ve ister istemez onunla kaldi.

                                  Birkaç gün geçince digeri onu aramaga geldi ve basindan geçenleri duydu.

                                  Yanina gitti. geri utancindan ” Seni tanimiyorum” dedi.

                                  Yanina gelen: ” Üzülme, sana karsi olan sefkatim bugün senden ayrilacak kadar az degildir,” dedi ve egildi öptü.

                                  Bu sefkati arkadasindan görünce gözünden düsmedigini anladi.

                                  Kalkti, tevbe etti ve onunla gitti.

                                  Allah Teâlâ’nin isimlerinden biri de el-Gafur’dur.

                                  Bagislayici manasinadir. Allah Teâlâ, Peygamberini gerek Kur’an ve gerekse Tevrat’da bununla vasfetmistir. O’na afvetmegi emretmistir:

                                  ” Habibim, sen güçlügü degil, kolayligi saglayan yolu tut” buyurmustur.

                                  Bu âyet hakkinda Cebrail aleyhisselam’a soruldugunda su cevabi verdi:

                                  Bunun anlami:
                                  “Sana zulmedeni afvetmendir.”

                                  Hadis-i meshurda beyan edildigine göre Tevrat’da ve Incil’de O’nun vasfi söyle geçmektedir:

                                  “O kaba ve hasin degildir. Lâkin O afvedici ve müsamahakârdir.” (Sifâ-i Serif’den)

                                  Haci Bayram Veli kuddise sirruh buyurmustur ki:

                                  “Ayip ve kusurlarini gördügünüz arkadaslarinizin, komsularinizin sirlarini ifsa etmeyiniz.

                                  Çünkü gördügünüz bu sirlar size emanettir. Emanete hiyanet ise çirkin bir harekettir.”

                                  Rahiplerden biri Hisam bin Abdilmelik’in huzuruna çikar:

                                  Hisam, râhibe: “Zülkarneyn’in peygamber olup olmadigi hakkindaki görüsün nedir?” diye sorar.

                                  Râhib: ” O peygamber degildi. Fakat o dört hasletle mertebeye yükseldi ,dedi ve bunlari söylece anlatti:

                                  ” O gücü yettigi halde afveder, yalan konusmaz, verdigi sözde durur ve bugünden yarini düsünmezdi” dedi.

                                15 yazı görüntüleniyor - 91 ile 105 arası (toplam 227)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.