• Bu konu 225 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 227)
  • Yazar
    Yazılar
  • #807730
    Anonim

      Sabır (devamı)

      Olur ki bir şey hoşunuza gitmez.

      Fakat o sizin için hayırdır.

      Bir şeyi de seversiniz, Fakat o, sizin için şerdir.

      Allah bilir.

      Siz ise bilemezsiniz. (Bakara/216)

      Allah Teâlâ ve tekaddes Hazretleri Hadis-i kudsilerinde buyurmuşlar:

      “Ey ademoğlu, benim kazalarıma rıza göstermeyen, belalarıma sabretmeyen, nimetle- rime şükretmeyen ve verdiklerime kanaat etmeyen, daha fazlasını, beterini beklesinler.”

      “Ey ademoğlu, benim verdiğim belalara sabreden, benden razı olmuştur.”

      EN HAYIRLI MEZİYET

      Rasul-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular:

      Her ibadetin aslı sabırdır.

      Mihnetlere, güçlüklere sabredene ne mutlu!

      Sabrın başlangıcı acı, sonu tatlı ve lezzetlidir.

      Allah’ın sabrı sonsuzdur.

      Kendisine inanmayanlara bile rızık ve sıhhat ihsan eder.

      SABIR ALLAH’tan, ACELE ŞEYTANDANDIR.

      Bir kimseye sabırdan hayırlı bir meziyet verilmemiştir.

      #807731
      Anonim

        Sabır (devamı)

        Başıma gelen musibeti kimseye söylemeyen ve şikayet etmeyene Allah iman lezzeti-ni ihsan eder ve bütün günahlarını bağışlar.

        “Kulum musîbete sabrederse…”

        Resul-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurur:

        “Size en az verilen nimetlerden biri yakın, diğeri sabra azimdir.

        Bunların ikisinden nasibini alan kimse, gecesini kıyam, gündüzünü sıyam île geçirmediğinden dolayı müteessir olmasın.”

        Gene buyurdular:

        “Sabredîn. Genişliği beklemek ibadettir.

        Eleminden şikayet etmemek, musibetini anmamak, Allahü zül’celali tazimden ve O’nun Hakkını bilmekten ileri gelir.

        Bir hadis-i kudside buyurulmuştur:

        “Kullarımdan bir kuluma bedeni, yahud malı, yahud evladı yüzünden bir musibet verirsem, o da buna sabr-ı cemil île mukabele ile bulunursa kıyamet günü kendisi için mizan dikmekten yahud defter-i a’malini açmaktan haya ederim.”

        EHLİ SABIR NEREDE ?

        Hadîs-i şerifte varid olmuştur:

        “Allah Teâlâ mahlükatı cem’ettiği zaman bir münâdî:
        Ehl-i sabır nerededir? diye çağırır.

        Bir kısım kimseler de kalkıp sür’atle cennete koşarlar.

        Melekler onlara kimler olduklarını sorarlar.

        Onlar da:
        Biz ehl-i sabırız, derler.

        Kendilerine, neye sabrettikleri sorulunca:
        Allah’a itaate sabrettik, Allah’a isyan olacak şeylere karşı sabrettik, derler.

        #807732
        Anonim

          Sabır (devamı)

          Şiir:

          Cananın aşkı yolu, beladan başka değil,
          Bir an belasız kalmak orada reva değil.
          Bela çek ki sen O’nun likasına eresin,
          Belasız kişi varsa o merd-i likaa değil.

          Yüzlerce bela içre, sen dostun ile hoş ol,
          O’nun olduğu yerde çün bela bela değil.
          Oradan ne gelirse hepsi de doğru gelir.
          Yan bakma! Eğri bakış burada reva değil.

          Bu sözler, derin bir aşk ve sekir halinde söylenmiştir.

          Söyleyen mazurdur.

          Fakat ha-kikatde, Cenab-ı Hak’dan bela ile imtihan olunmağı istemek muvafık değildir.

          Eğer bela mukadder ise onun sabrını, tahammülünü, hatta zevkini Halik Teâlâ hazretleri bela verdiği kuluna tattırır.

          #807733
          Anonim

            Sabır (devamı)

            Allah Teâlâ ve tekaddes Hazretleri hadis-i kudside buyurdu ki:

            Kullarımdan birine, bedenine, evladına, veya malına bir musibet gönderdiğimde o da sabr-ı cemil ile karşılarsa kıyamet günü ona hesab sormağa haya ederim. (Hakim rivayet etmiştir.)

            Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh Hazretleri buyurur:

            Ey ahalî, sabrediniz, metin olunuz.

            Zira dünya hayatinin tamamı afetlerle musibetlerden ibarettir.

            Musibetlerden, afetlerden halî olan bu hayattan başkasıdır.

            Mahmud Sami kuddise sirruh, Musahabe-2’de naklederler

            İmam Gazali kuddise sirruh buyurur:

            ” Sabır ihtiyacı bütün ahvalde görülür.

            İnsan, işine, gelen şeyler için de sabra muhtaçtır.

            Gelmeyenler için de.

            Mesela sıhhat, selamet, servet, ikbal, mansıb gibi, kavim ve kabilesi çok olmak gibi hoşa giden cihetlerde insan sabra muhtaçtır.

            Çünkü bu şerait içinde kendini zabtedemeyecek olursa azar.

            Naz ü naîme gömülmekten, hevesat arkasında koşmaktan mebdeini de unutur, meadını da.

            Bu sebebtendir ki:”Belaya her mü’min sabredebilir.

            Nimete ise ancak sadıklar sabreder” demişlerdir.

            Nimet ve refah içindeki sabrın manası, bunların hiçbirine güvenmemek, hepsinin emanet olduğunu bilmek, gaflete, naz ü nimete dalmamak, Cenab-ı Allah’ın lutfuna şükürden geri durmamaktır.

            #807734
            Anonim

              Sabır (devamı)

              Sonra namaz, oruç, zekat gibi şeriat tekliflerine tahammül de sabır cümlesindendir.

              Çünkü ne kadar kolay olsa, yine teklif ve icbar suretindeki şeylerden nefsi nefret eder.

              Günahlara karşı durmak da sabır sayılır.

              Zira nefsi fesad verici şeylerden alıkoymak, hele itiyad etmiş ise büyük cihada muhtaçtır.

              Evet, insan böyle bir halde iki kuvvete karşı müdafaaya muhtaçtır:

              Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurur:

              Sabredîn.

              Genişliği beklemek ibadettir.

              Eleminden şikayet etmemek, musibetleri anmamak, Allahü Zülcelali tazimden ve O’nun hakkını bilmekten ileri gelir.

              MUSİBETİN İLK ANINDA…

              Enes bin Malik radıyallahu anh’den rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bir kabrin yanında ağlayan bir kadının yanından geçti.

              Ona: Allah’dan kork ve sabret! buyurdu. Kadın:

              Geç git.. Zira benim başıma gelen musibet senin başına gelmemiştir! dedi.

              Peygamber’i tanıyamamıştı, Onun peygamber olduğunu kadına söylediler.

              Bunun üzerine kadın Peygamber aleyhisselamın kapısına geldi, kapıda bevvablar bulunmadığını gördü ve:

              Ben seni tanıyamadım. diye Peygamber’den özür diledi.

              Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

              Asıl sabır, musibetin ilk anında olandır, buyurdu.

              #807735
              Anonim

                ALLAH’a DUA…

                Hamidü’t-tavil Sabit el-Benânî’den, o da Enes bin Malik radıyallahu anh’den rivayet eder:

                Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanların arasında dolaşırken, çok zayıf, kuş yavrusu gibi olmuş bir zata rastladı. Ona:

                Allahü Teâlâ’ya bir şeyle dua ediyor veya ondan bir şey istiyor musun? diye sordu. O zat:

                Evet ya Resûlallah. Allah’ım, bana ahirette ne ile ceza vereceksen, onu bana dünyada peşin ver, diye dua ediyordum. Bunun üzerine:

                Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: Sübhanellah! Sen buna takat getiremezsin.

                Buna gücün yetmez. “Allah’ım, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru diye dua etseydin ya!” buyurdu.

                Hemen sonra da Allah Teâlâ’ya onun için dua etti. Allah Teâlâ da O’nun duası bereketiyle şifasını verdi.

                1988 EKİM ALTINOLUK

                #807737
                Anonim

                  SABIR —2

                  İslam alimlerinden Ebû Muhammed Cerîrî kuddise sirruh:

                  ” Sabır odur ki, kişi, her iki halde nefs huzur içinde olduğu için nimet ile mihnet halleri arasında fark görmez.

                  Sabır, nefsin belada sükun ve huzur içinde bulunmasıdır” buyurmuştur.

                  Hüseyin bin Mansur kuddise sirruh:

                  ” Sabır odur ki, kişinin elini ve ayağını keser ve darağacına asarlar, itiraz etmez” buyurmuştur.

                  Şaşılacak şeydir ki bütün bunlar onun başına gelmiştir.

                  Amr İbn-i Osman el-Mekkî kuddise sirruh:

                  Sabır, Allah’a dayanıp sebat etmek ve belayı gönül hoşluğu ve rahatlığı ile karşılamaktır,” der.

                  #807750
                  Anonim

                    SABIR -2 (devamı)

                    Gavs-ı A’zam Hace Bahaeddin Nakşbend kuddise sirruh buyurur:

                    Yaşım on sekiz veya daha fazla idi.

                    Ceddime Allah rahmet etsin, beni evlendirmek istediler.

                    Hace Muhammed Baba Simasî’yi davet için beni Simas’a gönderdiler. Vardım. Likalarıyla müşerref oldum.

                    Onun sohbetinin bereketiyle bende acaib bir hal hasıl oldu.

                    O gece bende bir halet-i tazarru ve meskenet zuhur etti.

                    Gece ahirinde kalkıp, abdest alıp, Hace Hazretlerinin mescidine girdim, iki rek’at namaz kıldım.

                    Başımı secdeye koydum, çok tazarru’ eyledim.

                    O halde iken lisanımdan cereyan etti ki: “îlahi!

                    Bela yükünü çekmeğe kuvvet ver ve mihnet ve mahabbetine tahammül ihsan eyle! dedim.

                    #807751
                    Anonim

                      SABIR -2 (devamı)

                      Sabah oldu.

                      Hace Baba Simasînin yanına vardım.

                      Bana teveccüh edip firaseten o gece benden sadır olan hali haber verdi:

                      Ey oğul, duada böyle demek gerekdir ki: îlahî!

                      Senin rızayı şerifin nerede ise bu bende-i zaîfine fazl u kereminle onu ihsan eyle.

                      Zira Hak sübbanehu ve Teâlâ Hazretlerinin rızası bir şeyde ola, o şey kula bela değildir.

                      Eğer bir dosta bela verirse yine inayetle o bela yükünü çekmeğe kuvvet verir.

                      O belanın hikmetini de ona izhar eyler.

                      İmdi kişi kendi ihtiyarıyla, arzusuyla Hudayı Mütealden bela istemesi pek müşkildir.

                      Kulun küstahlık edip Hak celle ve ala Hazretlerinden bela taleb etmesi layık değildir, ‘ ‘buyurdular.

                      #807752
                      Anonim

                        SABIR -2 (devamı)

                        Belaya, musibetlere sabretmek kolay değildir.

                        Ancak Cenab-ı Hak’ın inayeti ile tahammül edilebilir.

                        Şayet Halik Teâlâ ve tekaddes Hazretleri bir bela verirse, onun sabrını, tahammülünü de ihsan eder.

                        Aciz, zayıf yaratık olan kulların bu bakımdan Hakk sübhanehu ve Teâlâ’dan bela taleb etmesi cüretkarlık olur.

                        Bizler, kudretsizliğimizi bilerek Cenab-ı Hak’dan daima sıhhat ve afiyet, dünyevî ve uhrevî seadet niyazında bulunabilirsek bu her şeye şamil olmuş olur.

                        Mesela kıldığımız namazların ka’delerinde tekrar tekrar okuduğumuz duaları, namazların haricinde de okumalıyız. Şöyle ki:

                        Meali:
                        “Ey Rabbımız, bize dünyada da iyilik, güzellik ver, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.”

                        Enes bin Malik radıyallahu anh’ın rivayet ettiklerine göre Rasûl-i ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yukarıdaki duayı sık sık okurlardı.

                        #807753
                        Anonim

                          SABIR -2 (devamı)

                          Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh buyurur:

                          “Ey oğul! Musibetler, üzerine yağdığı günlerde bile daima Allahü Teâlâ ve tekaddes Hazretlerinin huzurunda ol. Sen, O’nun sevgisinin basamağında duruyorsun.

                          Bu Allah’ın huzurunda bulunuş ve sevgi basamağında oluş halini hiç bozma. Rüzgarlar ve fırtınalar seni yıkmasın.

                          Süngüler seni delmesin. Sana dehşet vermesin. Bu takdirde gerek dış halinde, gerek iç aleminde sabit olursun.

                          Öyle bir makamda bulunursun ki, orada yaratılanlar yoktur.

                          Dünya yoktur. Allah Teâlâ’dan başka hiçbir şey yoktur.

                          Fanileri (yaratılmışları) görmek ve aile efradının geçimi sana dert olmaz.

                          Nail olduğun nimetlerin azlığı veya çokluğu, övülmek veya zemmedilmek, ikbale kavuşmak veya ikbalden olmak sebebleriyle bu halini değiştirme.

                          O zaman insanların, cinlerin, meleklerin ve diğer varlıkların, idrakinin ötesinde Allahü Teâlâ ile beraber olursun.

                          Sana daha önceleri îzah ettiğim gibi, sabır, ihlas, doğruluk, samimiyet esasdır.

                          #807754
                          Anonim

                            SABIR -2 (devamı)

                            Muhammedü’l-Esfencî-kuddise sirruh-da müthiş bir illete mübtela olmuş.

                            O’na diyorlar ki:

                            – Ey seyyidlerin seyyidi! Hak Teâlâ, bu belaya hedef olarak, düşmanlarından kimseyi seçmiyor da senin gibi bir velisine veriyor?

                            Şöyle cevabladı:

                            Sus edeb hatasına düşme!..

                            Bana ilahi ihsanların hazinesi gösterildi.

                            Orada musibet ve beladan daha şerefli ve faziletli hiç bir nimete tesadüf etmedim.

                            Bu hal benim isteğimle oldu.

                            Eğer sen Tarsus’ta bir dağdaki mağarada, illetlerin en büyüğüne uğrayıb da şükreden üstün zatı görseydin ne derdin?..

                            #807755
                            Anonim

                              SABIR -2 (devamı)

                              O’nun vücudundaki deriler dökülüyor ve göz göz olan bedeninin her tarafından pıhtılar ve irinler akıyordu.

                              Sinekler ve böcekler her tarafını noktalamışlardı.

                              Bu zat bütün gün bu hale dayandıktan sonra yine yetinmez ve kendisini demir zincirlere vururdu.

                              Bu haliyle hakikat kıblesine döner ve sabaha kadar ibadet ederdi. Yani o’nu görseydiniz ne derdiniz.

                              Bir hadis-i şerif’de:

                              Rasûl-i Ekrem (s.a.) buyurur:

                              – Bir kul Allah tarafından sevilirse ibtilaya uğrar, buna sabrederse başına (iktina) gelir…

                              – İktina nedir? diye soran bir sahabiye:

                              -Çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü alır.

                              Çünkü mal ve evlad Allah sevgisine perdedir.

                              Mal ve evlad sevgisi çoğalırsa.

                              Hak sevgisi azalır, insan bu sevgiden ceza görür.

                              Çünkü Allah’a bir nev’i şirk koşmuştur.

                              Çünkü Cenab-ı Allah kendisine şirk koşanları sevmez, gayyürdur.

                              #807756
                              Anonim

                                SABIR -2 (devamı)

                                Allahü Teâlâ ve tekaddes Hazretleri buyurur:

                                “Ey İman edenler! Sabır, sebat gösterin.

                                Düşmanlarınıza galebe çalabilmek için onlarla sabır, metanet yarışına girin.

                                Sınırlarda nöbet bekleyîn.

                                Allah’dan hakkıyla korkun. Ta ki kurtuluşa ermeyi ümid edesiniz.(Ali îmran/200).

                                Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:

                                Allah Teâlâ: “Bir mü’min kulumun dünyada sevdiği dostunu aldığım zaman, o kimse sabredip Allah’dan ecir beklerse onun mükafatı cennettir, “buyurdu.” (Hadisi Ebû Hureyre radıyallahu anh rivayet etmiştir.)

                                Yine Ebü Hureyre radıyallahu anh’den rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

                                “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü’min, Allah’ına günahsız tertemiz kavuşuncaya kadar başından, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz.

                                Sabrın ehemmiyeti çok büyüktür.

                                Allah azze ve celle Hazretleri kullarını daima imtihana tabi tutar.

                                Kul bunu büyük bir gönül hoşluğu ile, teslimiyyet ve sabır ile karşılarsa birçok ibadetlerle elde edemediği derecelere terakki eder.

                                Zahiren birçok kerih gördüğümüz şeyler vardır ki, hakikatte bizim için hayırlıdır.

                                Çok defa da hayır gördüğümüz şey vardır ki bizim için faidesizdir, hatta zararlıdır.

                                Çünkü herhangi bir şeyin sonucunu ancak Allah Teâlâ ve tekaddes Hazretleri bilir.

                                devamı var

                                #807757
                                Anonim

                                  SABIR -2 (devamı)

                                  ATEŞLE İMTİHAN

                                  Allah Teâlâ, hadis-i kudside buyurur:

                                  “Rahmetime kavuşması için, gönderdiğim sebebler içerisinde bir kuluma rahmet ederim.

                                  Çünkü onun günahlarını bu hastalık sebebiyle afvedeceğim. Cennetteki derecesini bununla artıracağım.”

                                  Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur

                                  “Şüphe edilen altını ateşte muayene ettikleri gibi, Allahü Teâlâ insanları dert ile imtihan eder.

                                  Bazısı bela ateşinden halis olarak çıkar, bazısı da bozuk olarak çıkar.”

                                  Yine buyuruyorlar:

                                  -Mü’minlerde üç şeyden birisi bulunur:

                                  Kıllet: Yokluk, yani fakirlik.

                                  İllet: Hastalık.

                                  Zillet: Yani hor görülme

                                15 yazı görüntüleniyor - 121 ile 135 arası (toplam 227)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.