• Bu konu 109 yanıt içerir, 16 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 61 ile 75 arası (toplam 111)
  • Yazar
    Yazılar
  • #789845
    Anonim

      ALTINCI REŞHA
      İşte, o zat(PEYGAMBER EFENDİMİZ HAZRETİ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V.),


      bir saadet-i ebediyenin(EBEDİ SAADETİN,CENNET HAYATININ) muhbiri(HABERCİSİ), müjdecisi,

      bir rahmet-i bînihâyenin(SONSUZ RAHMETİN,CENNET BİR NEVİ SONSUZ RAHMETTİR) kâşifi(KEŞFEDİCİSİ) ve ilâncısı

      ve saltanat-ı Rububiyetin(RUBUBİYET SALTANATININ,TÜM MAHLUKATI TERBİYE EDEREK KEMALE ERDİREN VE ERDİRECEK İSTİDATLARI,KABİLİYETLERİ VEREN) mehâsininin(GÜZELLİĞİNİN) dellâlı(İLANCISI), seyircisi

      ve künûz-u esmâ-i İlâhiyenin(ALLAHIN İSİMLERİNİN GİZLİ HAZİLERİNİN) keşşâfı, göstericisi olduğundan,

      böyle baksan-yani ubûdiyeti(KULLUĞU) cihetiyle(YÖNÜYLE)-

      onu bir misal-i muhabbet(SEVGİ ÖRNEĞİ),

      bir timsal-i rahmet(RAHMETİN ÖRNEĞİ,AYNASI,ALEMLERE BİR RAHMET OLARAK GÖNDERİLMESİ),

      bir şeref-i insaniyet(İNSANLARIN EN ŞEREFLİSİ,İNSANLARIN MAHLUKAT ÜZERİNDE ŞEREFLİ OLMASINA SEBEB OLAN),

      en nuranî(NURLU) bir semere-i şecere-i hilkat(YARATILIŞ AĞACININ MEYVESİ OLARAK) göreceksin.

      Şöyle baksan—yani risaleti8PEYGAMBERLİĞİ) cihetiyle(YÖNÜYLE)—

      bir burhan-ı hak(HAKKIN DELİLİ),

      bir sirac-ı hakikat(HAKİKATIN LAMBASI,AYDINLATICISI),

      bir şems-i hidayet(HİDAYET GÜNEŞİ),

      bir vesile-i saadet (SAADETİN GELMESİNE,CENNETİN YARATILMASINA SEBEB OLARAK)görürsün.

      İşte, bak: Nasıl berk-i hâtıf(ŞİMŞEK) gibi, onun nuru şarktan(DOĞUDAN) garbı(BATIYI) tuttu.

      Ve nısf-ı arz(YERİN YARISI) ve hums-u beşer(İNSANLARIN BEŞTEN BİRİ),

      onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti.

      Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan Lâ ilâhe illâllah’ı, bütün meratibiyle(MERTEBELERİYLE) beraber kabul etmesin?

      #789847
      Anonim

        Yorumlarınızı bekliyoruz.

        ne anlıyorsunuz 6.reşhadan.

        #789951
        Anonim

          YEDİNCİ REŞHA
          İşte, bak: Şu cezire-i vâsiada(GENİŞ YARIMADA DA,YANİ MEKKE VE CİVARLARINDA)

          vahşî ve âdetlerine mutaassıp(SIKI BAĞLI)

          ve inatçı muhtelif akvâmı(MİLLETİ),

          ne çabuk âdât ve ahlâk-ı seyyie-i vahşiyânelerini(VAHŞİ KÖTÜ AHLAKLARINI,YOL KESMELERİ,ZORLA BAŞKASININ MALLARINI ZAPTETMELERİ,DİRİ DİRİ KIZLARINI GÖMMELERİ,SU GİBİ İÇKİ İÇMELERİ,HAYASIZ,AHLAKSIZ,SÖVMELİ KONUŞMALARINI)

          def’aten(BİRDEN BİRE) kal’ ve ref’ ederek(KALDIRARAK),

          bütün ahlâk-ı hasene (GÜZEL AHLAKLA) ile teçhiz edip(DONATIP)

          bütün âleme muallim (HOCA,ÖĞRETMEN) ve medenî ümeme(MİLLETLERE) üstad eyledi.

          Bak, değil zahirî bir tasallut(SATAŞMA),

          belki akılları, ruhları, kalbleri, nefisleri fetih ve teshir ediyor(ETKİLİYOR).

          Mahbub-u kulûb(KALBLERİN SEVGİLİSİ),

          muallim-i ukul(AKILLARIN ÖĞRETMENİ),

          mürebbi-i nüfus(NEFİSLERİN TERBİYECİSİ),

          Sultan-ı ervah (RUHLARIN SULTANI) oldu.

          #789962
          Anonim

            @ademyakup 246837 wrote:

            ALTINCI REŞHA
            İşte, o zat, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi, bir rahmet-i bînihâyenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı Rububiyetin mehâsininin dellâlı, seyircisi ve künûz-u esmâ-i İlâhiyenin keşşâfı, göstericisi olduğundan, böyle baksan-yani ubûdiyeti cihetiyle-onu bir misal-i muhabbet, bir timsal-i rahmet, bir şeref-i insaniyet, en nuranî bir semere-i şecere-i hilkat göreceksin. Şöyle baksan—yani risaleti cihetiyle—bir burhan-ı hak, bir sirac-ı hakikat, bir şems-i hidayet, bir vesile-i saadet görürsün.
            İşte, bak: Nasıl berk-i hâtıf gibi, onun nuru şarktan garbı tuttu. Ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti. Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan Lâ ilâhe illâllah’ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?

            bikaç sorum olacak..

            – En nurani bir semere-i şecere-i hilkat derken eğer bu ibaredeki meyveden kasıt Efendimiz ise ağaç neye işaret ediyor?

            – ”Lâ ilâhe illâllah” kelime-i tevhidindeki mertebeler nelerdir? Bütün meratibi kabul etmek nasıl oluyor?

            #789964
            Anonim

              En nurani bir semere-i şecere-i hilkat derken eğer bu ibaredeki meyveden kasıt Efendimiz ise ağaç neye işaret ediyor?

              Ben cümlenin içinde sorunuzun cevabı var diye düşünüyorum ama yanlışsa Risale bilgisi daha geniş olan kardeşler düzeltsinler inş. Tamlamayı ters çevirecek olursak kelime manası; yaradılış ağacının meyvesi oluyor. Dolayısıyla ağaç hilkat, meyve Efendimiz a.s.m. oluyor.

              #789983
              Anonim

                Levlak kardeşin de dediği gibi zaten sorunun içinde cevap kardeşim..

                külliyatın da çoğunda geçtiği üzere kainat ne olursa Habib-i Zişan onun en yükseği..
                yaratılanlar ne ise Nebi-i alişan en müntehası..
                hangi cihetten nazar edilirse edilsin kusurdan müberra Aleyhissalatü vesselam..
                her hareketi hikmetin her sözü rahmetin en yüksek timsali..
                yer ve gök taşından toprağına ağacından yaprağına ecramı-ı ulviyeden kamere kadar bunu tasdik edip amenna ve sadakna deyip tasdik ve şehadet ederken insanoğluna ne oluyor ki haşa inkar etsin..divane de olsa inkar edemez haddi değildir vesselam…

                #789985
                Anonim

                  la ilahe illallah ın ;(ALLAHA İMAN DEMEKTİR,ALLAHA İMANIN) ilmelyakin,aynel yakin ve hakkalyakin mertebeleri DEMEKTİR.

                  Anladığım kadarıyla;

                  #790002
                  Anonim

                    Birde binbir isimle cevşende anlatması,la ilahe illallahı.

                    Binbir isimle Allah var,Allah var,Ondan başka ilah yoktur.

                    Allah Alimdir,Hakimdir,rahimdir diye ta 1001 isimle anlatması,

                    buda tevhidin mertebeleri oluyor.la ilahe illallah,kısacası TEVHİD DEMEKTİR.

                    Tevhidi tüm mertebeleri ile bize ders veren Kuran ve Peygamber efendimizdir.

                    “Ehl-i imanın, hususan ehl-i tarîkatın her vakit tekrarla Lâ ilâhe illâ Hû demeleri, tevhidi yâd ve ilân etmeleri gösterir ki, tevhidin pek çok mertebeleri bulunuyor.
                    “Hem tevhid, en ehemmiyetli ve en halâvetli ve en yüksek bir vazife-i kudsiye ve bir fariza-i fıtriye ve bir ibadet-i imaniyedir. Öyle ise, gel, bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethânenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız. Çünkü aradığımız hakiki tevhid, yalnız tasavvurdan ibaret bir marifet değildir. Belki,
                    ilm-i mantıkta tasavvura mukàbil ve marifet-i tasavvuriyeden çok kıymettar ve burhanın neticesi olan ve ilim denilen tasdiktir.
                    “Ve tevhid-i hakiki öyle bir hüküm ve tasdik ve iz’an ve kabuldür ki, herbir şeyle Rabbini bulabilir. Ve herşeyde Hâlıkına giden bir yolu görür. Ve hiçbir şey huzuruna mâni olmaz. Yoksa, Rabbini bulmak için her vakit kâinat perdesini yırtmak, açmak lâzım gelir. Öyle ise haydi ileri!” diyerek, kibriya ve azamet kapısını çaldı. Ef’âl ve âsâr menziline ve icad ve ibdâ âlemine girdi. Gördü ki, kâinatı istilâ etmiş beş hakikat-ı muhita hükmediyorlar, bedahetle tevhidi ispat ederler.

                    Anladığım kadarıyla,

                    #790008
                    Anonim

                      Üstad Hazretleri Tevhidin mertebeleri 7.şua da Ayetül kübra da 33.tane beyan etmiştir.

                      Bunları risalei nurun ayrı ayrı yerlerinde izahda etmiştir.

                      33.sözde yani pencereleri risalesinde,2.şua da,3,şuada,4.şuada,tabiat risalesinde,20.mektup da

                      vesaire tevhidi tüm mertebeleri ile izah etmiştir.

                      katre risalesinde
                      Öyle bir Allah ki, vücub-u vücud ve vahdetine, şu kitab-ı kebir denilen âlem, bütün yazıları ve fasıllarıyla, sahifeleriyle, satırlarıyla, cümleleriyle, harfleriyle şehadet ettiği gibi; şu insan-ı kebir denilen kâinat da, bütün âzâsıyla, cevahiriyle, hüceyratıyla, zerratıyla, evsafıyla, ahvaliyle delâlet eder.
                      Yani bu kâinat, ihtiva ettiği bütün envâıyla لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ

                      ve o âlemlerin erkânıyla لاٰۤ خَالِقَ اِلاَّ هُوَ;
                      ve o erkânın âzâsıyla لاٰ صَانِعَ اِلاَّ هُوَ;

                      ve o âzanın eczâsıyla لاٰ مُدَبِّرَ اِلاَّ هُوَ;

                      ve o eczânın cüz’iyatıyla لاٰ مُرَبِّىَ اِلاَّ هُوَ;

                      ve o cüz’iyatın hüceyratıylaلاٰ مُتَصَرِّفَ اِلاَّ هُوَ ;

                      ve o hüceyratın zerratıyla لاٰ خَالِقَ اِلاَّ هُوَ;

                      ve o zerratın tarlası olan esiriyle لاٰۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ söyleyerek,

                      bütün envâıyla,
                      erkânıyla,
                      âzâsıyla,
                      eczâsıyla,
                      hüceyratıyla,
                      zerratıyla,
                      esiriyle,
                      elli beş lisanla vücub-u vücud ve vahdetine şehadet ve delâlet eder.

                      Bu 55.lisanla tevhide işaretlerini ,risalei nurun çok yerlerinde izah ediyor.

                      #790233
                      Anonim

                        @ademyakup 247016 wrote:

                        YEDİNCİ REŞHA
                        İşte, bak: Şu cezire-i vâsiada(GENİŞ YARIMADA DA,YANİ MEKKE VE CİVARLARINDA)

                        vahşî ve âdetlerine mutaassıp(SIKI BAĞLI)

                        ve inatçı muhtelif akvâmı(MİLLETİ),

                        ne çabuk âdât ve ahlâk-ı seyyie-i vahşiyânelerini(VAHŞİ KÖTÜ AHLAKLARINI,YOL KESMELERİ,ZORLA BAŞKASININ MALLARINI ZAPTETMELERİ,DİRİ DİRİ KIZLARINI GÖMMELERİ,SU GİBİ İÇKİ İÇMELERİ,HAYASIZ,AHLAKSIZ,SÖVMELİ KONUŞMALARINI)

                        def’aten(BİRDEN BİRE) kal’ ve ref’ ederek(KALDIRARAK),

                        bütün ahlâk-ı hasene (GÜZEL AHLAKLA) ile teçhiz edip(DONATIP)

                        bütün âleme muallim (HOCA,ÖĞRETMEN) ve medenî ümeme(MİLLETLERE) üstad eyledi.

                        Bak, değil zahirî bir tasallut(SATAŞMA),

                        belki akılları, ruhları, kalbleri, nefisleri fetih ve teshir ediyor(ETKİLİYOR).

                        Mahbub-u kulûb(KALBLERİN SEVGİLİSİ),

                        muallim-i ukul(AKILLARIN ÖĞRETMENİ),

                        mürebbi-i nüfus(NEFİSLERİN TERBİYECİSİ),

                        Sultan-ı ervah (RUHLARIN SULTANI) oldu.

                        anladıklarımızı paylaşmaya
                        Yedinci Reşha’dan devam edelim inşaallah

                        #790234
                        Anonim

                          buradaki def’aten kelimesi aslında çok etkileyicidir
                          bir insana bağlı olduğu bişeyleri bıraktırmak zaman alır
                          heleki toplum söz konusysa yıllar alır
                          ama Efendimiz asm öyle güzel bir ahlakla ahlaklandırılmış ki
                          yüzüne bakan inanıyor teslim oluyordu
                          huzuruna çıkan bir yahudi aliminin “Bu simada yalan olamaz” diyerek, görür görmez müslüman olması gibi

                          ya da Efendimiz asm’ı öldürmek için yola çıkan Hz Ömer’in (ra) bir anda iman ederek geri dönmesi gibi
                          nitekim Üstad Hz Lemeat’te izah etmiştir

                          …Şerâite bakıyor, ona göre değişir. Bâzan tedricî gider. Bâzan dahi oluyor barut gibi zulmânî; birdenbire fışkırıyor.
                          Nurânî bir nâr olur; bâzı olur bir nazar, fahmi elmas ediyor. Bâzı olur bir temas, taşı iksir ediyor. Bir nazar-ı peygamber
                          Birden bire kalbeder bir bedevî cahil, bir ârif-i münevver
                          Eğer mîzan istersen: İslâmdan evvel Ömer, İslâmdan sonra Ömer.
                          Birbiriyle kıyası: bir çekirdek, bir şecer. Def’aten verdi semer, o nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber…

                          #790235
                          Anonim

                            mahbub-u kulub yani kalplerin sevgilisi

                            o kadar sevmişler ki
                            “Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah” cümlesi aslında açıkça gösteriyor

                            yakınlarda dinlemiştim
                            bir gün Efendimiz asm Hz Cabir’e (ra) gidip akşama ashabıyla geleceklerini haber veriyor
                            Hz Cabir o kadar seviniyor ki hemen hanımına gidip müjdeyi veriyor
                            hanımı “Efendimiz asm hanemizi şereflendirecek” diye çok seviniyor ve hazırlık yapmaya başlıyor
                            evlerinde hiçbirşeyleri yok
                            bir tane hayvanları var ve belkide geçim kaynakları
                            onu kesip ikram etmeye karar veriyorlar
                            hanımı hayvanı pişirirken, hayvanın nasıl kesildiğini gören çocuklar ellerine bıçağı alıyor ve
                            büyük çocuk aynı şekilde kardeşini kesiyor, küçük orada ölüyor
                            bahçede evladının bedenini gören anne düşünüyor
                            “şimdi ben bunu beye söylesem üzülür, akşam Rasulullaha hissettirir en iyisi söylemeyeyim” diyor
                            çocuğu sarıp bir odaya kaldırmaya karar veriyor
                            vefat eden çocuğu ile ilgilenirken
                            büyük çocuk elindeki bıçağın üzerine düşüyor ve döndüğünde onun da cansız bedeni ile karşılaşıyor
                            aynı şekilde onuda sarıp diğerinin yanına götürüyor

                            Efendimiz asm’a o kadar çok muhabbeti var ki
                            en ufak bir huzursuzluk rahatsızlık duysun istemiyor

                            akşam oluyor, tabii yolda Cebrail As Efendimiz asm’a olanları anlatıyor
                            Hz Cabir (ra) ile birlikte eve teşrif ediyorlar
                            sofraya oturuyorlar, Efendimiz asm çocukları soruyor
                            Hz Cabir’de gidip hanımına soruyor
                            hanımı diyor ki: “rahatsızlık vermesinler diye yan odaya aldım”
                            gidip aynen aktarıyor
                            biraz sonra Efendimiz asm “çocukları da getir yesinler, yanımızda otursunlar” buyuruyor
                            Hz Cabir hanımına gidip Efendimiz asm’ın tekrar tekrar sorduğunu söyleyince, hanımı olanları anlatıyor
                            “olurda sen üzülürsün, Rasulullaha hissettirirsin diye demedim” diyor
                            Hz Cabir “İyi düşünmüşsün, ben gidip çocukların yattığını söyleyeyim” diyor
                            Efendimiz asm aldığı cevaba mukabil “Beni çocukların yanlarına götür” buyuruyor
                            içeri giriyor, dua ediyor ve çocuklar kalkıyor Allahın izni ile
                            ikisinin de elinden tutmuş odadan çıkarıyor çocukları

                            dinleyince çok etkilenmiştim
                            bu nasıl bir muhabbet
                            evlatlarından, nefslerinden öte sevmişler her zaman
                            olması gerektiği gibi
                            Rabbim cc bizlerede öyle muhabbet edebilmeyi nasip etsin inşaallah
                            çünkü Kişi sevdiği ile beraberdir

                            #790237
                            Anonim

                              Efendimiz asm’ın akılları, ruhları, kalbleri, nefisleri fetih ve teshir etmesine başka ne gibi örnekler gösterebiliriz ?

                              #790240
                              Anonim

                                @akna 247459 wrote:

                                mahbub-u kulub yani kalplerin sevgilisi

                                o kadar sevmişler ki
                                “Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah” cümlesi aslında açıkça gösteriyor

                                yakınlarda dinlemiştim
                                Hz Cafer (ra) idi sanırım yanlış olmasın inşaallah
                                bir gün Efendimiz asm kendisine gidip akşama ashabıyla geleceklerini haber veriyor
                                Hz Cafer o kadar seviniyor ki hemen hanımına gidip müjdeyi veriyor
                                hanımı “Efendimiz asm hanemizi şereflendirecek” diye çok seviniyor ve hazırlık yapmaya başlıyor
                                evlerinde hiçbirşeyleri yok
                                bir tane hayvanları var ve belkide geçim kaynakları
                                onu kesip ikram etmeye karar veriyorlar
                                hanımı hayvanı pişirirken, hayvanın nasıl kesildiğini gören çocuklar ellerine bıçağı alıyor ve
                                büyük çocuk aynı şekilde kardeşini kesiyor, küçük orada ölüyor
                                bahçede evladının bedenini gören anne düşünüyor
                                “şimdi ben bunu beye söylesem üzülür, akşam Rasulullaha hissettirir en iyisi söylemeyeyim” diyor
                                çocuğu sarıp bir odaya kaldırmaya karar veriyor
                                vefat eden çocuğu ile ilgilenirken
                                büyük çocuk elindeki bıçağın üzerine düşüyor ve döndüğünde onun da cansız bedeni ile karşılaşıyor
                                aynı şekilde onuda sarıp diğerinin yanına götürüyor

                                Efendimiz asm’a o kadar çok muhabbeti var ki
                                en ufak bir huzursuzluk rahatsızlık duysun istemiyor

                                akşam oluyor, tabii yolda Cebrail As Efendimiz asm’a olanları anlatıyor
                                Hz Cafer (ra) ile birlikte eve teşrif ediyorlar
                                sofraya oturuyorlar, Efendimiz asm çocukları soruyor
                                Hz Cafer’de gidip hanımına soruyor
                                hanımı diyor ki: “rahatsızlık vermesinler diye yan odaya aldım”
                                gidip aynen aktarıyor
                                biraz sonra Efendimiz asm “çocukları da getir yesinler, yanımızda otursunlar” buyuruyor
                                Hz Cafer hanımına gidip Efendimiz asm’ın tekrar tekrar sorduğunu söyleyince, hanımı olanları anlatıyor
                                “olurda sen üzülürsün, Rasulullaha hissettirirsin diye demedim” diyor
                                Hz Cafer “İyi düşünmüşsün, ben gidip çocukların yattığını söyleyeyim” diyor
                                Efendimiz asm aldığı cevaba mukabil “Beni çocukların yanlarına götür” buyuruyor
                                içeri giriyor, dua ediyor ve çocuklar kalkıyor Allahın izni ile
                                ikisinin de elinden tutmuş odadan çıkarıyor çocukları

                                dinleyince çok etkilenmiştim
                                bu nasıl bir muhabbet
                                evlatlarından, nefslerinden öte sevmişler her zaman
                                olması gerektiği gibi
                                Rabbim cc bizlerede öyle muhabbet edebilmeyi nasip etsin inşaallah
                                çünkü Kişi sevdiği ile beraberdir

                                Bu zât Hz. Câbir bin Abdullah (r.a.) ‘dır. Gerçekten çok etkileyici bir örnek Allah razı olsun. Efendimiz(s.a.v) çocukları getirince; sevinçleri onların dirilmesine değil,Efendimiz’ in (s.a.v.) karnını doyuracak olmasınadır. İşte “Anam babam sana feda olsun” sözünün hakkı da bu olsa gerek. Bizlere de nasib olsun inşaallah…

                                #790327
                                Anonim

                                  @Müstefid 247465 wrote:

                                  Bu zât Hz. Câbir bin Abdullah (r.a.) ‘dır. Gerçekten çok etkileyici bir örnek Allah razı olsun. Efendimiz(s.a.v) çocukları getirince; sevinçleri onların dirilmesine değil,Efendimiz’ in (s.a.v.) karnını doyuracak olmasınadır. İşte “Anam babam sana feda olsun” sözünün hakkı da bu olsa gerek. Bizlere de nasib olsun inşaallah…

                                  amin elfu elfi amin
                                  ayrıca düzelttiğiniz içinde Allah cc razı olsun kardeş

                                15 yazı görüntüleniyor - 61 ile 75 arası (toplam 111)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.