- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Nisan 2011: 16:41 #788662
Anonim
Vecdin ne vakit aşk olacak, ruhun ferahlayacak!
Nefesin firkatiyle anlamlaşmalısın
Yüreğinin derinliğinde ki hasrete aklın ve idrakinle kavuşmalısın
Ne kadar anlamsızlık varsa her fırsatta onun ikliminden uzaklaşmalısın
Gül-i nihalin kokusundan bir an bile ayrı kalmamalısın, lalenin asudeliğine kanmalısınTefekkür ruhunu dinlendirir, kalbini serinletir
İhsan ve ihlâsa kavuşmak için ne gerekmektedir, akıl etmek niyedir
Akıp giden zaman neler söylemektedir, ömür denilen kumaş ne çabuk eskimektedir
Edep halin, inşirah kalbin, idrak ruhun, izan aklın, iraden vuslatın olacaktır, istemektedirGökyüzünde neler var, hangi esrar kalbini anar
Zahir olmak, cezbeden halin emanetinde bulunmak, faniliği unutmak yakar
Bir lokma ekmeğe muhtaç nefes ne umar, safahat içinde yaşamak nasıl bir ar, aşkı boğar
Ülfetin, erdemin, nasib-i kanaatin, sabr-ı hakikatin feyzinden nasıl bir can korkarak kaçarKalbinin sahibine yabancı olmak, ne cehalettir
İlmin bir şubesi olan merak hangi maksudun derdindedir, insan aşk üzeredir
Hilkati ve mefkûresi bu minval üzre şekillenecektir, yoksa dosdoğru yol kimin içindir
Vasfi yet ve nitelik, azim ve öncelik nedenlere ulaşmaktır, saikleri aramaktır, tercihindirNazar etmek, temaşa etmekten çok farklıdır
Farkı fark ettiren ise muhakkak ki ruhun yetisi olan idraktir ve aşk-ı ihsandır
Her can ölümle bedellidir, her ne kadar dillendirmese de sinesinin derinliğinde ki nedir
Kayıp olan şahsiyet midir, yoksa kalbi ve ruhi esaret midir, zikretmeyen o gönül nicedirAhenk, aşktır, sevdadır, ram-ı esrardır
Dirlik ve birlik için kalbine ne lazımdır, yetim ve öksüzlere sahip çıkmak haktır
Ecir imanını bereketlendirir, fikir zikrini kenetlendirir, istişare aklın için ihtiyacındır
Kuvvetin banisi bellidir, emanetin sahibi kimdir, hesap nasıl bir günün aşk-ı eminidirKitab-ı celil akıl ve idraki olanlar içindir
Kul olabilmek, yaratan için secde etmek, iltica edip gönlünü aşkına erdirmek fevktir
Nedensiz bir ömür kim için gayedir, nihayetinde insan başıboş değildir, iraden senindir
Sual etmeyen, kıt kanat geçinen, tahkiki öncelemeyen, hukukunu önemsemeyen fakirdirMustafa CİLASUN
8 Nisan 2011: 08:30 #788709Anonim
Sukut ederim, sana neyleyim ey Yar!

Bir gün koparıp elemi bu kalbime attın
İkrarı ezelden sessizliğinde seyrederken
Sinende süzülen hüsranı, ayan etmeden
O hicranını kasidenin eşliğinde anlattınKalbime hüsranı doladın bıraktın öylece
Sen nasıl istersen kal, yeter ki bana söyle
Atma diyarı kalbimi, sitemle örme, görme
Yüreğim ellerinde mahkûm, bitap eylemeSeyreyle dalgaları, uçan martıları, yatları
Yatır sende, yüreğinde sakladığın kalanları
Tenini okşasın, sana dokunsun bırak suları
Kavrasın seni, kuşatsın sendeki her hücreyiGeceler, senin yalnızlığının en mümtaz şahidi
Yüreğinde korlaşan, o muazzam haşyet hasleti
Biçare kaldın, tanımadın sana âşık olan bir canı
Umarım diyorsun, beklediğin bir selamı yollayanıNe diyeyim ey yar, sen nasıl istiyorsan öyle kal
İster prangada, ister halatta, ister gecelerde sal
Eteklerinden süzülen efkâr, nağmeyle şakıyan sular
Bir selam göndermesen de gam değil sen öyle kalMustafa CİLASUN
8 Nisan 2011: 08:56 #788710Anonim
Suskunlaşan ruhum ahuzar içinde!

Her okunan ezanda
Kalbim hüzünle buluşuyor nedense
Annesiz olmak ne acı bir nağmeymiş hakkıyla bilinse
Evlatlarım nazar edince
Refikam kendi kavlince sessizliğinde
Tefekkür etmek hicranı gam oluyor işte ne hikmetse
Arkada kalanlar
Hatıra namına anlamlaşan sayfalar
Büyük bir ihtimamla sakladığın albümleşen her anılar
Teket teker
Gözlerimin önünde ve seninle
Bıraktığın nefeslerin dirliğinde ve kalbi silinmezlerde
Odalar anlamsız
Senden arta kalanlar haksız
Ruhum dirliğinde kararsız ve gönlüm şimdilerde yarsız
Nereye girsem
Hüzün hiç peşimi bırakmıyor
Kurutarak astığın patlıcanlar ve kesilen aş makarnalar
Yeni aldığın tavalar
Henüz kutusunu açmadığın bardaklar
Ocak üzerinde bırakılanlar, sahanlıkta ayaza kalanlar
Hepsini derledim
Evlatlarına hatıra olarak verdim
Torunlarını unutmadım onlara da aziz hatıranı bıraktım
Şimdi çayımı
Senin bardağınla içiyorum hüzünle
Sırların senin ikliminde kaldı vasiyet edemeden gidince
Yutkunmalarım
Boğazında elemle düğümlenince
Sökün ediyor yaşlar gözlerime kendi dirliği güzelliğinde
Mustafa CİLASUN
8 Nisan 2011: 09:19 #788711Anonim
o an ve zamanda ki esrarın teneffüsündedir aşk!

Çark hızla yol almaya devam ediyor
Bir müdahale imkânımız bulunmuyor
Kaygılar olsa ne yazar ki zuhur ediyor
Seni içine çekiyor düşünmelidir diyorAnlamak için anlamlı olmak gereklidir
İzan için tefekkür elzemdir öyle dilenir
Böyle almış başını gidiliyor ne beklenir
Zevk için sarf edilen gayret ah çektirirSende bir hardal tanesi misali öğütülen
Zaman katresinde şekillenip salıverilen
İnsan olarak lütuf bahşedilen beklenen
Nefsin konusunda hikâyelerle öğütlenenEzelden izleri merak ederek büyüyebilmek
Halin enginliğinde ahenk için nefeslenmek
Ey Hak diyebilmek ahın haşyetinde dilemek
Ahir nedir bilmek kabir için aidiyeti istemekAşk değilse aşikâr olan halden maada bulur
Aşk ki haldir melaldir dirilmek için sonuçtur
Canı cananı dünyayı ukbayı ihata için nurdur
Nefsi zevki mideyi bedeni nizam ettiren odurMustafa CİLASUN
8 Nisan 2011: 09:38 #788712Anonim
Gönlüme düşen katreleri ayan ederken!

İnsanız
Neyi ve nasıl
Anladıklarımızla bizler farklıyızŞiiriler yazılır
O an hislerin dirliğinde
Neler saklıdır asla bilinmezHer
şiir
Yazılan bir
Nihayetinde kısa bir hikâyedirKim
Bu mısralardan etkilenir
Kim silinmezlerinde derlenir yazan için bilinmezEren olmak
Ruhi iklimde
Ahengi bulmakla ilintilidirVeren olmak
Bahşedenin dirliğinde
Nefes almayı becermektirAbit olmak,
Köleliğe kulluk
Ekseninde ram olmaktırZakir olmak
Uzvu azanın haşyete
Soyunarak uykuyu unutmasıdırBen
Kimliğimde derbeder olan
Hederlikte bir bent oluşturanAbdi aciz olarak
dostlarına
Çalışmalarımı gönül
Paylaşım olarak beyan ediyorumMustafa CİLASUN
8 Nisan 2011: 17:32 #788728Anonim
Suskundur geceler, uyku tutmuyor gözler!
Kalbim neler söyler
Lal olan bu halim nasıl söz söylemeye cüret eder
Neden umutlarıma hicran hayret eder, niyet nasıl bir vaktin ahını gözler
Kendi kimliğinde ne kadar garibim, sanki kimsesiz bir nefesim, bu halimi kim özlerÖmür lahzası esrarlı
Tercihlerim hangi akitlerin o muştusuyla orantılı
Neden kalbim yaralı, zihnim sancılı, ruhum sessizliğinde ne kadar manalı
Nefsim bir karabasan edalı, merakım neye sevdalı, idrakim neden sefillik adına yaralıGönül bir ummandır
Umut, niyetin halisliğinde gayedir, yoksa aşk nedir
Maşuk nasıl bir sevdanın bendidir, hasret kimedir, anlamak kalbin içindir
Aşk, ruhunun firkatine, aklın selimliğine, tercihin ihsan mertebesine ulaştıran tavdırİnsan, edebiyle anlamlıdır
Talime hor bakan, nezaketi umursamayan evet, yabandır
Adab-ı muaşereti bilmeyen ve önemsemeyen, aklının estiğini yapan nasıldır
Hoyratlık cehaletten ve kalbin kemali yet esikliğinden sudur eden bir noksanlıktırİnsanın mükellef olması nedir
Aklın ve izanın, kalbin ve vicdanın hakka ram olmasıdır
Arayışın, nedenlere varışın, merakı hakikate firkat kılışın aşk-ı nişanesidir
İnsan farkı fark eden candır, ilim en muteber azığıdır, edep vazgeçemeyeceği ardırCahil, bilmeden cüret edendir
Ukala bilmediğini bildiği halde çaka satandır, nar niye vardır
Aklını ve azmini, niyetini ve vecdini aidiyet hesabını anlamak adına insandır
Yoksa aşk ve vuslat nasıl bir nedendir, keyfiyet zül olan kalbin büyük talihsizliğidirMerak ettiğin her şeyi deneme
Tecrübesizliğini de o naif kalbini lekeleyerek sakın giderme
Herkes yapıyor ve hiç ayıplamıyor tuhaflığına gitme, nefsini önceleyip erime
Nasibini umutla bekle, sabrın yorgunluğunu ah ederek giderme, kalbini ihmal etmeMustafa CİLASUN
14 Nisan 2011: 08:30 #788921Anonim
Ahım aşkın firkatinde, an be an umut içinde!

Lütfeden, ne güzel ihya etmiş
Tanzim-i sanatını ruhumun didarına öğretmiş, ne ülfetle öğüt vermiş
Nakşettiği hikâyelerin ibret sahnelerini en bariz bir şekilde aklım için nakletmiş
Ürperten sahneleri, haşyet içinde kalan nefesleri, ders almayan o gönülleri işaret etmişNeden insana bu kadar önem vermiş
Nesiller boyu öğüt ve tavsiyeler muhafaza edilmiş, resulünü göndermiş
Akletmeyenler diye dikkat çekmiş, yükün ağırlığından aşikâr zamanda söz etmiş
Şer yuvalarından, ilga eden hezeyanlardan, münker olan meraklardan da sakının demişKalbin nazar gah olduğunu söylemiş
Kuluma en yakınım demiş, niyetin ve amelin sarih olmasını öncelemiş
Sakın ha aldatan olma demiş, sadakati ne kadar güzel zikretmiş, ihlâsa önem vermiş
Desise ve entrikaları, nefsi zafiyetleri, şek ve şüphe içinde ki bulanıklığı ayan eylemişRızkının o yegâne sahibi kimmiş
Neden emeller içinde boğulmamayı tavsiye etmiş, muttaki ol demiş
Helal kazancı fevkalade övmüş, haramlardan kaçınmamızı da özelikle işaret etmiş
Neden insan hesapsız dememiş, nefesin müddetine dikkati çekmiş, vakit öteyi dilemişMükellef olana kadar esirgemiş
Aile sorumluluğunu ve nesil emniyetini fevkalade önemsemiş
Din ve vicdan emniyetini kime vermiş, akıl ve idrak sahipleri için ne hikâye etmiş
Kalbin ve ruhun farkını anlamak ve yaşamak adına aşk şarabından ne güzel bahsetmişİnşiraha ulaşan kalbe müjde vermiş
Hanif kullarım demiş, vecdine şahit olduğu tasattuklarını şad etmiş
Cennet ve cehennemden söz ederken niçin dikkatleri çekmiş, takvayı işaret etmiş
Zebaniler için nasıl kelam etmiş, yakacaklar için hangi ibretlikleri hiddetle söylemişMizanı ne kadar zarif ifade etmiş
Mahşerin nasıl bir haşyet içinde zuhur edeceğine dikkatleri çekmiş
Kabirde yatan bedenler için nasıl bir andan bahsetmiş, kıyametin vaktini söylemiş
İnsan sahipsiz değildir, sırat-ı müstakim üzeredir, aşk ve sevda adına adanmıştır demişMustafa CİLASUN
14 Nisan 2011: 09:24 #788923Anonim
Duyma hıçkırıklarımı ve hicran içinde ki yalnızlığımı!

Düşündükçe
Geliyor işte yaşlar
Gözlerimden boşalan hicrani yakarışlarŞu hissiyatımda
Dinmeyen sancılar ve o samimi niyazlarSinemde dalgalanan ne
aşklar yârin derdiyle
Hazzı
Sessizlikte dil-i hal haykırışlar kimeAsla isteyemem
Onu üzecek her hali ve melali hevesiSinemde durulmayan
Dalganın ahu figanını, yakan yalnızlığı
Sinemde kanayan sevdanın elim yarasınıBiçare olarak
Gizlerim her vakit yâri üzmesin diye
Bir mendil kokusunda duyulan nice yakarışlarıSessizlik içinde
Terennüm edilen haklı haykırışları
Muhayyilemi kuşatan o masum bakışlarınıDileyemem artık
Yârim üzmesin naçarlığı yaşamasın diyeBizarım artık
hüzün içinde
Elbette ki elhak hazanım
Yaşamak zorundayım hem de ondan kaçanımSessiz aldığım nefesten
Hissiz kalan bu tenimdeki harekettenBilmelisin ki
Bir çaresizliğimi mecburen yaşarım
Kendi halimde ,dinmeyen acı kederimleMustafa CİLASUN
14 Nisan 2011: 10:07 #788926Anonim
Sensiz, ne kadar hissiz velhasıl süruru nefessiz!

Yine dalmıştım düşlerimin arasına
Baktım ki sen geliyorsun martıların uğultusuylaKaranfilin hazzı deryasından
Bir ummanın o eşşizleşen sahnesindenSilinmeyen kalan izlerinden
Halime işlenen nakışların hecesindenMağrur halinle sen süzülürken
Hayâ perden salınıyordu yanaklarından arın pervasıylaYere düşen her damla yaşı
Göz pınarların hicran ile öyle salıyor kiEzelde rahmetin
Naif mağfireti,eEdebi halinin şevkiyleSenin gelmen demek yüreğindeki sızının
Bir çağlayan iştiyakıyla galeyana gelmesiydiMahzunlaşan sokak aralarından
Gecenin sinsi olan karanlığında sinede vuku bulan
Acının hissedilmesi ve sessiz iniltilerin kesilmemesiydiElbet dayanamazdım
Ne hazindir ki kendi halimeydi
Melalimde oluşan bu mevcut kahrım, dinmez sancılarımVelhasıl sitemlerim
Acımasız hezeyanlarım
Sefilliğimde ki acizliğimin önünü alamadığım acı izleriydiSen gelemezdin
Çok kederliydin şu an
Dünyadan göçüp gitsem de bilmem ki hiç anacakmısınAşkın için reva görülen
Halimde yaşadığım divaneliğimi
Sensizliğin viranesinde hemhal olduğum garip sefilliğimiRuhu solgun
Bu bedende ki anlamsızlaşan teni
Günlerce bir müşkül canı, hicran firkatinde gezdirdiğimiMustafa CİLASUN
14 Nisan 2011: 16:53 #788951Anonim
Gül sinesini açamaz, aşka sessiz kalamaz! 
Her zerresinde edebin aşkı nüfus etmiştir
Fevkalade sessiz, esir eden emelden habersiz, bir lisan-ı halin sahibidir
Nezaket ve naiflik mühim özelliğidir, kim nazar etse bilir, ahenksizliği sevmeyendir
Maraz bir halin elemindedir sabrı ve kanaati elhak aksettirdiği feragatiyle hasretmektedirRaks eden bir asudedir, tebessüm içindedir
Ne gamı, ne de insanı çileden çıkartan bühtana yabancıdır, derde ramdır
Her halinde ihsan saklıdır, muarız olan her şeye yabancıdır, hakikat şadında namdır
Şehretmeye, esrarında ki ülfeti anlamaya, insanın melalini anlatmanın aşkına tavdırKim koparırsa ses çıkartmaz ve ağlamaz
Hak ve hakikatin ilhamında ki aşktan uzaklaşamaz, figanını anlatamaz
Nasibin mizanı aşktır, nizam edilmiş sevdadır, niyet ve azmin hicranında umut vardır
Her anında sahibiyledir, ne kadar çilenin müptelası olsa da ebette aşk-ı muhabbet ardırÖtenin insicamından söz eder sessizce
Aşikâr eylediği kokuyu salar teklifsizce, bilme ki nasıl bir feyzin lehçesinde
Hangi vecdinden bahsetsem, asırlara sâri ülfetini zikretsem, kokladığımda aşk kimde
Ruhum fevkalade susuzluk içinde, esaret zincirleri neden irademin aciz zafiyetlerindeNeden her gül kokmaz, aşkı yaşamaz
Şekli yet içinde nefeslenen zümrelerin kederinden kurtulamaz ve uzaklaşamaz
İnsan, kalbi ve ruhunun vecdiyle idrakiyle yaşayan, vakıaları yorumlayan aziz candır
Hesabın esrarında ki perdeleri aralayandır, tahkiki bu nispetle vardır, akıl şuura tavdırBitap olmuş bir ten kim için vuslattır
Arasat nasıl bir vaktin nizamıdır, aşkın ilhamına yaban olan gönül nasıl insandır
Hevesler muhakkak ki edebin tanzimine muhtaçtır, nefsin istek ve emelleri sonsuzdur
Ehl-i hal sahibi nefesler, ilmin sahihliğinde ki gayretler, elbette aşkın nazarına muhtaçtırGayesi hak olmayan, aşka yabandır
Nefsi telakkiler içinde zikredilen heveslerdir, tene nüfus eden bir çirkinliktir
Edep kalbin ve ruhun vazgeçemeyeceği zenginliktir, hak ve hakikat üzere ahenklidir
Farkı fark edemeyecek kadar ihsan ve inşirahtan yoksun bir nefes bu sevdayı nasıl bilirMustafa CİLASUN
15 Nisan 2011: 08:26 #788967Anonim
O ulvi vecdi kırmak, farkını anlamadan hazan olmak!

İnsanı,Her canı
Sadece yürekte kalmayan anı
Kalbin hükmünü anlayanı,
Sadece kan pompalayan yüreği,
Tüm canlılarda olduğu bilinmeli
Oysa
Kalp öyle mi?
Kulluğun öznesi,
Aklın zirvesi
Nazarın sahnesi
Aşkın yekparesi
Âlemlerin deşifresi,
Anlamanın gerekçesi,
Muhabbetin hazinesi,
Hamiyetin perdesi,
Edebin hal iksiri,
Dirliğin zaviyesi,
Birliğin adresi,
Husumetin reddiyesi,
Şefkatin davetçisi,
Arzın yaratılış sebebi
Sevginin müstesna yeri,
Halk edilen her şeyi,
Kulluğu ölçüsünde serdetmeyi nizam eden, iradeye yön veren erktir.
Onu k
ırmak;Halden anlamamak,
Maksada bigane kalmak,
İşaret taşlarını okuyamamak,
Ötelerin sevdasıyla soluklanmadan yaşamaktır…
Acizliği,
Nefs iliğinde,
Zevkinin hükmünde,
Heveslerinin hadsizliğinde,
Enaniyetinin halinde ki yüzsüzlüğünde,
Görmeden,
Hırsı, hıncı nizam etmeden,
Nefesin müddetini hissetmeden,
Gideceğin adresin ürpertisiyle üşümeden,
Bir canı, kalbi taşıyan anlaşılmayanı k
ırmak,Yozluğun, duyarsızlığın, vefasızlığın okunması,
Evrensel mesajın hiç anlaşılmadan okunması,
Gül kokusunun hasretine uzanılmaması demektir…
Mustafa CİLASUN
15 Nisan 2011: 09:01 #788971Anonim
Ah yar ne olur sen bizar olma, naif kalbini burkma!
Ey gökyüzünün alyansları siz duyun bu sesimi
Sinem harap, yürek bitap, bir ses etmiyor sevgili
Yalnız siz anlarsınız, biliyorum ki sessiz kalırsınız
Efkâr-ı halimizi, evet sizlerle suskun yâre anlatırızYıldırım aşkımı, yakan ar mı hangi anı yaşıyoruz
Ani bir vakitte olacak bir iş miydi mantığı anıyoruz
Direnmesinde ne haklıymış, öyle diyor aşkı tanıyan
Aşkın kıvamımdan bihaber olan o sevgili bir gülizarTacir değilim, sanatçı hiç değilim ki ben biçareyim
Açıkça haykırıyorum ey ahali bilin ki ne seviyorum
Küllenen ateşi kora dönüştüren anı merak ediyorum
Eğer bu aşk değilse, evet ben insan değilim diyorumBir final mi bu an, mantığın katresini elbet arayalım
Anılan mahlûkat-ı hayvaniye değil insan anlayayım
İnsanın kalbinde zuhur eden, sineyi fetheden bir aşkı
Kim bilir, nasıl bir tahayyülle esininden faydalanalımBırak zaten perişanım, ben kendi halinde bir insanım
Anlamam mantıktan, her türlü zanaattan, biçareyim
Ne yapar, yargılarsın ki hadsizlikti, yüreğime yanarım
Anlamam ki denizden, geceden, meşkten bir ahenktenAh yar sen bizar olma, yeter ki sen bari biraz solma
Bir dosttun, engin tavsiyelerine gark oldum, soldum
Yürek neymiş demeliyim, şiire süresiz ara vermeliyim
Çekilmeliyim melalime, kalbime çeki düzen vermeliyimMustafa CİLASUN
15 Nisan 2011: 09:34 #788972Anonim
Ruhumu Kuşatan, Ne Müthiş Bir Aşk!
Sevmek adına çıktığım seyri âlemde,
Yılların, alacaklı olduğu tüm zamanı,
Bir çırpıda ve hınçla geri almak adına,
Durmak bilmiyor ve seyrine dalıyordu…Dalların bıraktığı yapraklar düşüyordu.
Esintinin serinliğine, kendini bırakarak,
Sanki salınıyordu, hala hazzın meşkini,
Kahırdan uzak bir mertlikle, yaşıyordu.Durakladım, bakakaldım o an mekânda,
Ruhumu kuşattığı o aşkın, ayak izleriydi.
Tamamen kendi halinde, aşkı divanelerdi.
O kadar muazzam bir vecdi teslimiyetti ki,Nutkum durmuştu o an nebatat karşısında.
Onlarda bir candı, ayrılmaz can cananlardı
Vefa onlarda, hakkaniyetin hassasiyeti vardı.
Toprak olsa, kaybolsa da asla gam kalmazdı.Yetmişti artık sevgi uğruna seyri bu âlemim,
Kimselerde görmüyordum evet, namerdim
Aşkı anlamayan o biçare, yaşadığını zikreder,
Böyle asılsız teraneye, söyle kimler iltifat eder…Mustafa CİLASUN
15 Nisan 2011: 16:08 #789023Anonim
Bizzat efendim talim ettirmiş ve öğretmişti!
En yakınları hemen yanındaydı
Günlerce mefkûresini anlatmıştı, hiç yılmadan şefkatini gönüllere yansıttı
İbretin, ihsanın, ihlâs didarında ki farkını bizzat kendi yaşadı ve yılmadan anlattı
Kasten gönül kırmadı, sabrı direniş saydı, kanaat etmeyi kalbin sahibinin aşkında anladıHem yetim ve hem de öksüzdü
Kalbi nazarın, lisan-ı halin, umud-u azmin, feday-ı gayretin eşiz sahibiydi
Kırmadan, incitmeden hasretmeyi, tebessüm zenginliğini, dirayet kadirliğini öğütledi
Kim kapısını çalsa, bir sual sormak için gözlerine baksa, nefsim demedi, vakti ödevi bildiÇilenin rengiydi, aşkın sezgisiydi
Fevkalade sade ve tevazuu ehliydi, ne kadar eza edilirse şikâyet etmezdi
Hamiyetin ve rahmetin bereketini ruhunun derinliğinden aksettiren bir aşk-ı nefesti
Sizler gibiyim derdi, ten ve cismani olarak bedelli olduğunu ayan ederdi, ne ulvi rehberdiGüç ve kuvvet bizzat verilmişken
Her türlü şer ahvale karşı korunmuşken, edep telakki etti, sahibim sen bilirsin dedi
Ümmeti için ömür verdi, her halin ve vaktin esrar perdesini aşikâr eyledi, sevgi zerk etti
Açlığın hamiyetli olduğunu gösterdi, nefsi hastalıkları işaret edip kalbinizi koruyun dediRuhun ihtiyacını, kalbi inşirahı anlattı
Ecir ve ihsanın, vuslat adına takvanın, insanı yaşatmanın gayesiyle hep çırpındı
Sinelere suskun nazarıyla taht kurdu, talim ve terbiye için hiç durmadı, sabırla okşadı
Refikaları için rikkatini esirgemedi, her haliyle kefildi, sadelik namına bedelliydi, yaşattıBeşerin banisi, ümmetinin hamisiydi
Hayvanat âleminin şefkat ve zarafet elçisiydi, mütemadiyen gözetirdi, esirgemedi
İnsanlık adına ne muazzam bir müjdenin sahibiydi ve aşkın hakikat elçisi olarak ülfetti
Nefsimizden daha ziyade seveceğimizi tembih etti, o nispette iman etmiş olacaksınız dediDilim söylerken, kalbim sukut etti
Nefsi hastalıklarım irademe hücum ederek, kalbime neden takiye içindesin diye seslendi
Aklım ve izanım bu vakitte neden sensizliğine çekildi, ruhumun figanı firkatime yetmedi
Hangi lahzada hıçkırsam, uzlete çekilerek gözyaşlarımı umutla bıraksam sinem gülmediMustafa CİLASUN
16 Nisan 2011: 19:07 #789050Anonim

Solmayan bir gül-i nihal misali
Umut açmalı sinemde, vecdimi cezp edecek kuvvet ve önemle
Yeis ve nedamet zaten etrafımda ziyadesiyle, hevesler nizam edilmedikçe
Akıl kemale ermedikçe, lisan-ı hal edebe bürünmedikçe, kalbim farkı fark etmedikçeRahmetin sahibi ruhuna aşikâr
Nasıl bir mefkûre olmalı ki hakikate yabancı olsun, neden şikâr
Vakti gelince, toprak hasretini çekince, nevi şahsına münhasır o an gelince yağar kar
Aşkın firkatine nail olmayan, mukallit halinden kurtulamayan can, şaşıp etrafına bakarBeyni kan besler, yürek pompalar
Kan yerine su ikame edilince, o nefes nasıl bir suskunluk yaşar
İnsan ne kadar yabancıysa ölüme bir taaccüp içinde bakar, daha sonra üzülür ağlar
Hangi vaktin eşiğindedir anlamaktan korkar, haline değil, giden için kahrından yanarBir boşluğun sarhoşluğunda acınır
zamanda ne umut kalır ne tefekkür etmek yaklaşır
O an ve akan
Nasıl bir idrakin meylinde nefeslendiği amel ve ifadeleriyle yakından anlaşılır
Etrafına bakınır, aczi yeti bariz bir şekilde sırtarır, akıl ve izan lal olmak adına hızlanırTaziye için gelenler tuhaflaşırlar
zaman geçince de işgaliyelerini serde terler
Bir birinden farksız suallerle mahzunlaşan o nefesin acısını tazelerler
Vah, tüh demeyi asla esirgemezler, biraz
Nasıl bir iman ve itikat üzere bulunduklarını pek önemsemezler, nasılsa vakit var derlerHer nedense asabiyet içindedirler
Kalp kırmayı sanki marifetmiş gibi zikrederler, gönlün naifliğini bilmezler
Sahip oldukları ne varsa, hırs ve tamahkârlık ruhunu boğunca, tekebbür hasrederler
Kabir ziyareti hiç cazip gelmez, mevtayı defnetmek işlerinden alıkoyar hiç ilgilenmezOysa insan ibret zarifliğinde candır
aşkı söz konusu olunca iradesinden vazgeçecek nispette adaydır
Aklı ve
Yoksa İsmailler, Hasanlar ve Hüseyinler niye iman vecdinde sevdadır, şehit tacıdır
Feda olmak, hakikat adına ruhunu ve kalbini ortaya koymak insan için ne büyük aşktırMustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.