• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 271 ile 285 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #788662
    Anonim

      Vecdin ne vakit aşk olacak, ruhun ferahlayacak!

      Nefesin firkatiyle anlamlaşmalısın
      Yüreğinin derinliğinde ki hasrete aklın ve idrakinle kavuşmalısın
      Ne kadar anlamsızlık varsa her fırsatta onun ikliminden uzaklaşmalısın
      Gül-i nihalin kokusundan bir an bile ayrı kalmamalısın, lalenin asudeliğine kanmalısın

      Tefekkür ruhunu dinlendirir, kalbini serinletir
      İhsan ve ihlâsa kavuşmak için ne gerekmektedir, akıl etmek niyedir
      Akıp giden zaman neler söylemektedir, ömür denilen kumaş ne çabuk eskimektedir
      Edep halin, inşirah kalbin, idrak ruhun, izan aklın, iraden vuslatın olacaktır, istemektedir

      Gökyüzünde neler var, hangi esrar kalbini anar
      Zahir olmak, cezbeden halin emanetinde bulunmak, faniliği unutmak yakar
      Bir lokma ekmeğe muhtaç nefes ne umar, safahat içinde yaşamak nasıl bir ar, aşkı boğar
      Ülfetin, erdemin, nasib-i kanaatin, sabr-ı hakikatin feyzinden nasıl bir can korkarak kaçar

      Kalbinin sahibine yabancı olmak, ne cehalettir
      İlmin bir şubesi olan merak hangi maksudun derdindedir, insan aşk üzeredir
      Hilkati ve mefkûresi bu minval üzre şekillenecektir, yoksa dosdoğru yol kimin içindir
      Vasfi yet ve nitelik, azim ve öncelik nedenlere ulaşmaktır, saikleri aramaktır, tercihindir

      Nazar etmek, temaşa etmekten çok farklıdır
      Farkı fark ettiren ise muhakkak ki ruhun yetisi olan idraktir ve aşk-ı ihsandır
      Her can ölümle bedellidir, her ne kadar dillendirmese de sinesinin derinliğinde ki nedir
      Kayıp olan şahsiyet midir, yoksa kalbi ve ruhi esaret midir, zikretmeyen o gönül nicedir

      Ahenk, aşktır, sevdadır, ram-ı esrardır
      Dirlik ve birlik için kalbine ne lazımdır, yetim ve öksüzlere sahip çıkmak haktır
      Ecir imanını bereketlendirir, fikir zikrini kenetlendirir, istişare aklın için ihtiyacındır
      Kuvvetin banisi bellidir, emanetin sahibi kimdir, hesap nasıl bir günün aşk-ı eminidir

      Kitab-ı celil akıl ve idraki olanlar içindir
      Kul olabilmek, yaratan için secde etmek, iltica edip gönlünü aşkına erdirmek fevktir
      Nedensiz bir ömür kim için gayedir, nihayetinde insan başıboş değildir, iraden senindir
      Sual etmeyen, kıt kanat geçinen, tahkiki öncelemeyen, hukukunu önemsemeyen fakirdir

      Mustafa CİLASUN

      #788709
      Anonim

        Sukut ederim, sana neyleyim ey Yar!

        28903.jpg



        Bir gün koparıp elemi bu kalbime attın
        İkrarı ezelden sessizliğinde seyrederken
        Sinende süzülen hüsranı, ayan etmeden
        O hicranını kasidenin eşliğinde anlattın

        Kalbime hüsranı doladın bıraktın öylece
        Sen nasıl istersen kal, yeter ki bana söyle
        Atma diyarı kalbimi, sitemle örme, görme
        Yüreğim ellerinde mahkûm, bitap eyleme

        Seyreyle dalgaları, uçan martıları, yatları
        Yatır sende, yüreğinde sakladığın kalanları
        Tenini okşasın, sana dokunsun bırak suları
        Kavrasın seni, kuşatsın sendeki her hücreyi

        Geceler, senin yalnızlığının en mümtaz şahidi
        Yüreğinde korlaşan, o muazzam haşyet hasleti
        Biçare kaldın, tanımadın sana âşık olan bir canı
        Umarım diyorsun, beklediğin bir selamı yollayanı

        Ne diyeyim ey yar, sen nasıl istiyorsan öyle kal
        İster prangada, ister halatta, ister gecelerde sal
        Eteklerinden süzülen efkâr, nağmeyle şakıyan sular
        Bir selam göndermesen de gam değil sen öyle kal

        Mustafa CİLASUN

        #788710
        Anonim

          Suskunlaşan ruhum ahuzar içinde!

          176062.jpg


          Her okunan ezanda

          Kalbim hüzünle buluşuyor nedense

          Annesiz olmak ne acı bir nağmeymiş hakkıyla bilinse

          Evlatlarım nazar edince

          Refikam kendi kavlince sessizliğinde

          Tefekkür etmek hicranı gam oluyor işte ne hikmetse

          Arkada kalanlar

          Hatıra namına anlamlaşan sayfalar

          Büyük bir ihtimamla sakladığın albümleşen her anılar

          Teket teker

          Gözlerimin önünde ve seninle

          Bıraktığın nefeslerin dirliğinde ve kalbi silinmezlerde

          Odalar anlamsız

          Senden arta kalanlar haksız

          Ruhum dirliğinde kararsız ve gönlüm şimdilerde yarsız

          Nereye girsem

          Hüzün hiç peşimi bırakmıyor

          Kurutarak astığın patlıcanlar ve kesilen aş makarnalar

          Yeni aldığın tavalar

          Henüz kutusunu açmadığın bardaklar

          Ocak üzerinde bırakılanlar, sahanlıkta ayaza kalanlar

          Hepsini derledim

          Evlatlarına hatıra olarak verdim

          Torunlarını unutmadım onlara da aziz hatıranı bıraktım

          Şimdi çayımı

          Senin bardağınla içiyorum hüzünle

          Sırların senin ikliminde kaldı vasiyet edemeden gidince

          Yutkunmalarım

          Boğazında elemle düğümlenince

          Sökün ediyor yaşlar gözlerime kendi dirliği güzelliğinde

          Mustafa CİLASUN

          #788711
          Anonim

            o an ve zamanda ki esrarın teneffüsündedir aşk!

            61593.jpg

            Çark hızla yol almaya devam ediyor
            Bir müdahale imkânımız bulunmuyor
            Kaygılar olsa ne yazar ki zuhur ediyor
            Seni içine çekiyor düşünmelidir diyor

            Anlamak için anlamlı olmak gereklidir
            İzan için tefekkür elzemdir öyle dilenir
            Böyle almış başını gidiliyor ne beklenir
            Zevk için sarf edilen gayret ah çektirir

            Sende bir hardal tanesi misali öğütülen
            Zaman katresinde şekillenip salıverilen
            İnsan olarak lütuf bahşedilen beklenen
            Nefsin konusunda hikâyelerle öğütlenen

            Ezelden izleri merak ederek büyüyebilmek
            Halin enginliğinde ahenk için nefeslenmek
            Ey Hak diyebilmek ahın haşyetinde dilemek
            Ahir nedir bilmek kabir için aidiyeti istemek

            Aşk değilse aşikâr olan halden maada bulur
            Aşk ki haldir melaldir dirilmek için sonuçtur
            Canı cananı
            dünyayı ukbayı ihata için nurdur
            Nefsi zevki mideyi bedeni nizam ettiren odur

            Mustafa CİLASUN

            #788712
            Anonim

              Gönlüme düşen katreleri ayan ederken!

              106112.jpg


              İnsanız
              Neyi ve nasıl
              Anladıklarımızla bizler farklıyız

              Şiiriler yazılır
              O an hislerin dirliğinde
              Neler saklıdır asla bilinmez

              Her
              Yazılan bir şiir
              Nihayetinde kısa bir hikâyedir

              Kim
              Bu mısralardan etkilenir
              Kim silinmezlerinde derlenir yazan için bilinmez

              Eren olmak
              Ruhi iklimde
              Ahengi bulmakla ilintilidir

              Veren olmak
              Bahşedenin dirliğinde
              Nefes almayı becermektir

              Abit olmak,
              Köleliğe kulluk
              Ekseninde ram olmaktır

              Zakir olmak
              Uzvu azanın haşyete
              Soyunarak uykuyu unutmasıdır

              Ben
              Kimliğimde derbeder olan
              Hederlikte bir bent oluşturan

              Abdi aciz olarak
              Çalışmalarımı gönül dostlarına
              Paylaşım olarak beyan ediyorum

              Mustafa CİLASUN

              #788728
              Anonim

                Suskundur geceler, uyku tutmuyor gözler!

                Kalbim neler söyler
                Lal olan bu halim nasıl söz söylemeye cüret eder
                Neden umutlarıma hicran hayret eder, niyet nasıl bir vaktin ahını gözler
                Kendi kimliğinde ne kadar garibim, sanki kimsesiz bir nefesim, bu halimi kim özler

                Ömür lahzası esrarlı
                Tercihlerim hangi akitlerin o muştusuyla orantılı
                Neden kalbim yaralı, zihnim sancılı, ruhum sessizliğinde ne kadar manalı
                Nefsim bir karabasan edalı, merakım neye sevdalı, idrakim neden sefillik adına yaralı

                Gönül bir ummandır
                Umut, niyetin halisliğinde gayedir, yoksa aşk nedir
                Maşuk nasıl bir sevdanın bendidir, hasret kimedir, anlamak kalbin içindir
                Aşk, ruhunun firkatine, aklın selimliğine, tercihin ihsan mertebesine ulaştıran tavdır

                İnsan, edebiyle anlamlıdır
                Talime hor bakan, nezaketi umursamayan evet, yabandır
                Adab-ı muaşereti bilmeyen ve önemsemeyen, aklının estiğini yapan nasıldır
                Hoyratlık cehaletten ve kalbin kemali yet esikliğinden sudur eden bir noksanlıktır

                İnsanın mükellef olması nedir
                Aklın ve izanın, kalbin ve vicdanın hakka ram olmasıdır
                Arayışın, nedenlere varışın, merakı hakikate firkat kılışın aşk-ı nişanesidir
                İnsan farkı fark eden candır, ilim en muteber azığıdır, edep vazgeçemeyeceği ardır

                Cahil, bilmeden cüret edendir
                Ukala bilmediğini bildiği halde çaka satandır, nar niye vardır
                Aklını ve azmini, niyetini ve vecdini aidiyet hesabını anlamak adına insandır
                Yoksa aşk ve vuslat nasıl bir nedendir, keyfiyet zül olan kalbin büyük talihsizliğidir

                Merak ettiğin her şeyi deneme
                Tecrübesizliğini de o naif kalbini lekeleyerek sakın giderme
                Herkes yapıyor ve hiç ayıplamıyor tuhaflığına gitme, nefsini önceleyip erime
                Nasibini umutla bekle, sabrın yorgunluğunu ah ederek giderme, kalbini ihmal etme

                Mustafa CİLASUN

                #788921
                Anonim

                  Ahım aşkın firkatinde, an be an umut içinde!

                  462698.jpg


                  Lütfeden, ne güzel ihya etmiş
                  Tanzim-i
                  sanatını ruhumun didarına öğretmiş, ne ülfetle öğüt vermiş
                  Nakşettiği hikâyelerin ibret sahnelerini en bariz bir şekilde aklım için nakletmiş
                  Ürperten sahneleri, haşyet içinde kalan nefesleri, ders almayan o gönülleri işaret etmiş

                  Neden insana bu kadar önem vermiş
                  Nesiller boyu öğüt ve tavsiyeler muhafaza edilmiş, resulünü göndermiş
                  Akletmeyenler diye dikkat çekmiş, yükün ağırlığından aşikâr zamanda söz etmiş
                  Şer yuvalarından, ilga eden hezeyanlardan, münker olan meraklardan da sakının demiş

                  Kalbin nazar gah olduğunu söylemiş
                  Kuluma en yakınım demiş, niyetin ve amelin sarih olmasını öncelemiş
                  Sakın ha aldatan olma demiş, sadakati ne kadar güzel zikretmiş, ihlâsa önem vermiş
                  Desise ve entrikaları, nefsi zafiyetleri, şek ve şüphe içinde ki bulanıklığı ayan eylemiş

                  Rızkının o yegâne sahibi kimmiş
                  Neden emeller içinde boğulmamayı tavsiye etmiş, muttaki ol demiş
                  Helal kazancı fevkalade övmüş, haramlardan kaçınmamızı da özelikle işaret etmiş
                  Neden insan hesapsız dememiş, nefesin müddetine dikkati çekmiş, vakit öteyi dilemiş

                  Mükellef olana kadar esirgemiş
                  Aile sorumluluğunu ve nesil emniyetini fevkalade önemsemiş
                  Din ve vicdan emniyetini kime vermiş, akıl ve idrak sahipleri için ne hikâye etmiş
                  Kalbin ve ruhun farkını anlamak ve yaşamak adına aşk şarabından ne güzel bahsetmiş

                  İnşiraha ulaşan kalbe müjde vermiş
                  Hanif kullarım demiş, vecdine şahit olduğu tasattuklarını şad etmiş
                  Cennet ve cehennemden söz ederken niçin dikkatleri çekmiş, takvayı işaret etmiş
                  Zebaniler için nasıl kelam etmiş, yakacaklar için hangi ibretlikleri hiddetle söylemiş

                  Mizanı ne kadar zarif ifade etmiş
                  Mahşerin nasıl bir haşyet içinde zuhur edeceğine dikkatleri çekmiş
                  Kabirde yatan bedenler için nasıl bir andan bahsetmiş, kıyametin vaktini söylemiş
                  İnsan sahipsiz değildir, sırat-ı müstakim üzeredir, aşk ve sevda adına adanmıştır demiş

                  Mustafa CİLASUN

                  #788923
                  Anonim

                    Duyma hıçkırıklarımı ve hicran içinde ki yalnızlığımı!

                    77287.jpg


                    Düşündükçe
                    Geliyor işte yaşlar
                    Gözlerimden boşalan hicrani yakarışlar

                    Şu hissiyatımda
                    Dinmeyen sancılar ve o samimi niyazlar

                    Sinemde dalgalanan ne
                    Hazzı aşklar yârin derdiyle
                    Sessizlikte dil-i hal haykırışlar kime

                    Asla isteyemem
                    Onu üzecek her hali ve melali hevesi

                    Sinemde durulmayan
                    Dalganın ahu figanını, yakan yalnızlığı
                    Sinemde kanayan sevdanın elim yarasını

                    Biçare olarak
                    Gizlerim her vakit yâri üzmesin diye
                    Bir mendil kokusunda duyulan nice yakarışları

                    Sessizlik içinde
                    Terennüm edilen haklı haykırışları
                    Muhayyilemi kuşatan o masum bakışlarını

                    Dileyemem artık
                    Yârim üzmesin naçarlığı yaşamasın diye

                    Bizarım artık
                    Elbette ki elhak hazanım hüzün içinde
                    Yaşamak zorundayım hem de ondan kaçanım

                    Sessiz aldığım nefesten
                    Hissiz kalan bu tenimdeki hareketten

                    Bilmelisin ki
                    Bir çaresizliğimi mecburen yaşarım
                    Kendi halimde ,dinmeyen acı kederimle

                    Mustafa CİLASUN

                    #788926
                    Anonim

                      Sensiz, ne kadar hissiz velhasıl süruru nefessiz!

                      77178.jpg


                      Yine dalmıştım düşlerimin arasına
                      Baktım ki sen geliyorsun martıların uğultusuyla

                      Karanfilin hazzı deryasından
                      Bir ummanın o eşşizleşen sahnesinden

                      Silinmeyen kalan izlerinden
                      Halime işlenen nakışların hecesinden

                      Mağrur halinle sen süzülürken
                      Hayâ perden salınıyordu yanaklarından arın pervasıyla

                      Yere düşen her damla yaşı
                      Göz pınarların hicran ile öyle salıyor ki

                      Ezelde rahmetin
                      Naif mağfireti,eEdebi halinin şevkiyle

                      Senin gelmen demek yüreğindeki sızının
                      Bir çağlayan iştiyakıyla galeyana gelmesiydi

                      Mahzunlaşan sokak aralarından
                      Gecenin sinsi olan karanlığında sinede vuku bulan
                      Acının hissedilmesi ve sessiz iniltilerin kesilmemesiydi

                      Elbet dayanamazdım
                      Ne hazindir ki kendi halimeydi
                      Melalimde oluşan bu mevcut kahrım, dinmez sancılarım

                      Velhasıl sitemlerim
                      Acımasız hezeyanlarım
                      Sefilliğimde ki acizliğimin önünü alamadığım acı izleriydi

                      Sen gelemezdin
                      Çok kederliydin şu an
                      Dünyadan göçüp gitsem de bilmem ki hiç anacakmısın

                      Aşkın için reva görülen
                      Halimde yaşadığım divaneliğimi
                      Sensizliğin viranesinde hemhal olduğum garip sefilliğimi

                      Ruhu solgun
                      Bu bedende ki anlamsızlaşan teni
                      Günlerce bir müşkül canı, hicran firkatinde gezdirdiğimi

                      Mustafa CİLASUN

                      #788951
                      Anonim

                        icon1.gif Gül sinesini açamaz, aşka sessiz kalamaz!

                        463052.jpg

                        Her zerresinde edebin aşkı nüfus etmiştir
                        Fevkalade sessiz, esir eden emelden habersiz, bir lisan-ı halin sahibidir
                        Nezaket ve naiflik mühim özelliğidir, kim nazar etse bilir, ahenksizliği sevmeyendir
                        Maraz bir halin elemindedir sabrı ve kanaati elhak aksettirdiği feragatiyle hasretmektedir

                        Raks eden bir asudedir, tebessüm içindedir
                        Ne gamı, ne de insanı çileden çıkartan bühtana yabancıdır, derde ramdır
                        Her halinde ihsan saklıdır, muarız olan her şeye yabancıdır, hakikat şadında namdır
                        Şehretmeye, esrarında ki ülfeti anlamaya, insanın melalini anlatmanın aşkına tavdır

                        Kim koparırsa ses çıkartmaz ve ağlamaz
                        Hak ve hakikatin ilhamında ki aşktan uzaklaşamaz, figanını anlatamaz
                        Nasibin mizanı
                        aşktır, nizam edilmiş sevdadır, niyet ve azmin hicranında umut vardır
                        Her anında sahibiyledir, ne kadar çilenin müptelası olsa da ebette
                        aşk-ı muhabbet ardır

                        Ötenin insicamından söz eder sessizce
                        Aşikâr eylediği kokuyu salar teklifsizce, bilme ki nasıl bir feyzin lehçesinde
                        Hangi vecdinden bahsetsem, asırlara sâri ülfetini zikretsem, kokladığımda aşk kimde
                        Ruhum fevkalade susuzluk içinde, esaret zincirleri neden irademin aciz zafiyetlerinde

                        Neden her gül kokmaz, aşkı yaşamaz
                        Şekli yet içinde nefeslenen zümrelerin kederinden kurtulamaz ve uzaklaşamaz
                        İnsan, kalbi ve ruhunun vecdiyle idrakiyle yaşayan, vakıaları yorumlayan aziz candır
                        Hesabın esrarında ki perdeleri aralayandır, tahkiki bu nispetle vardır, akıl şuura tavdır

                        Bitap olmuş bir ten kim için vuslattır
                        Arasat nasıl bir vaktin nizamıdır, aşkın ilhamına yaban olan gönül nasıl insandır
                        Hevesler muhakkak ki edebin tanzimine muhtaçtır, nefsin istek ve emelleri sonsuzdur
                        Ehl-i hal sahibi nefesler, ilmin sahihliğinde ki gayretler, elbette
                        aşkın nazarına muhtaçtır

                        Gayesi hak olmayan, aşka yabandır
                        Nefsi telakkiler içinde zikredilen heveslerdir, tene nüfus eden bir çirkinliktir
                        Edep kalbin ve ruhun vazgeçemeyeceği zenginliktir, hak ve hakikat üzere ahenklidir
                        Farkı fark edemeyecek kadar ihsan ve inşirahtan yoksun bir nefes bu sevdayı nasıl bilir

                        Mustafa CİLASUN

                        #788967
                        Anonim

                          O ulvi vecdi kırmak, farkını anlamadan hazan olmak!

                          127374.jpg


                          İnsanı,

                          Her canı

                          Sadece yürekte kalmayan anı

                          Kalbin hükmünü anlayanı,

                          Sadece kan pompalayan yüreği,

                          Tüm canlılarda olduğu bilinmeli

                          Oysa

                          Kalp öyle mi?

                          Kulluğun öznesi,

                          Aklın zirvesi

                          Nazarın sahnesi

                          Aşkın yekparesi

                          Âlemlerin deşifresi,

                          Anlamanın gerekçesi,

                          Muhabbetin hazinesi,

                          Hamiyetin perdesi,

                          Edebin hal iksiri,

                          Dirliğin zaviyesi,

                          Birliğin adresi,

                          Husumetin reddiyesi,

                          Şefkatin davetçisi,

                          Arzın yaratılış sebebi

                          Sevginin müstesna yeri,

                          Halk edilen her şeyi,

                          Kulluğu ölçüsünde serdetmeyi nizam eden, iradeye yön veren erktir.

                          Onu kırmak;

                          Halden anlamamak,

                          Maksada bigane kalmak,

                          İşaret taşlarını okuyamamak,

                          Ötelerin sevdasıyla soluklanmadan yaşamaktır…

                          Acizliği,

                          Nefs iliğinde,

                          Zevkinin hükmünde,

                          Heveslerinin hadsizliğinde,

                          Enaniyetinin halinde ki yüzsüzlüğünde,

                          Görmeden,

                          Hırsı, hıncı nizam etmeden,

                          Nefesin müddetini hissetmeden,

                          Gideceğin adresin ürpertisiyle üşümeden,

                          Bir canı, kalbi taşıyan anlaşılmayanı kırmak,

                          Yozluğun, duyarsızlığın, vefasızlığın okunması,

                          Evrensel mesajın hiç anlaşılmadan okunması,

                          Gül kokusunun hasretine uzanılmaması demektir…

                          Mustafa CİLASUN

                          #788971
                          Anonim

                            Ah yar ne olur sen bizar olma, naif kalbini burkma!

                            31459.jpg

                            Ey gökyüzünün alyansları siz duyun bu sesimi
                            Sinem harap, yürek bitap, bir ses etmiyor sevgili
                            Yalnız siz anlarsınız, biliyorum ki sessiz kalırsınız
                            Efkâr-ı halimizi, evet sizlerle suskun yâre anlatırız

                            Yıldırım aşkımı, yakan ar mı hangi anı yaşıyoruz
                            Ani bir vakitte olacak bir iş miydi mantığı anıyoruz
                            Direnmesinde ne haklıymış, öyle diyor aşkı tanıyan
                            Aşkın kıvamımdan bihaber olan o sevgili bir gülizar

                            Tacir değilim, sanatçı hiç değilim ki ben biçareyim
                            Açıkça haykırıyorum ey ahali bilin ki ne seviyorum
                            Küllenen ateşi kora dönüştüren anı merak ediyorum
                            Eğer bu aşk değilse, evet ben insan değilim diyorum

                            Bir final mi bu an, mantığın katresini elbet arayalım
                            Anılan mahlûkat-ı hayvaniye değil insan anlayayım
                            İnsanın kalbinde zuhur eden, sineyi fetheden bir aşkı
                            Kim bilir, nasıl bir tahayyülle esininden faydalanalım

                            Bırak zaten perişanım, ben kendi halinde bir insanım
                            Anlamam mantıktan, her türlü zanaattan, biçareyim
                            Ne yapar, yargılarsın ki hadsizlikti, yüreğime yanarım
                            Anlamam ki denizden, geceden, meşkten bir ahenkten

                            Ah yar sen bizar olma, yeter ki sen bari biraz solma
                            Bir dosttun, engin tavsiyelerine gark oldum, soldum
                            Yürek neymiş demeliyim, şiire süresiz ara vermeliyim
                            Çekilmeliyim melalime, kalbime çeki düzen vermeliyim

                            Mustafa CİLASUN

                            #788972
                            Anonim

                              Ruhumu Kuşatan, Ne Müthiş Bir Aşk!

                              28122.jpg

                              Sevmek adına çıktığım seyri âlemde,
                              Yılların, alacaklı olduğu tüm zamanı,
                              Bir çırpıda ve hınçla geri almak adına,
                              Durmak bilmiyor ve seyrine dalıyordu…

                              Dalların bıraktığı yapraklar düşüyordu.
                              Esintinin serinliğine, kendini bırakarak,
                              Sanki salınıyordu, hala hazzın meşkini,
                              Kahırdan uzak bir mertlikle, yaşıyordu.

                              Durakladım, bakakaldım o an mekânda,
                              Ruhumu kuşattığı o aşkın, ayak izleriydi.
                              Tamamen kendi halinde, aşkı divanelerdi.
                              O kadar muazzam bir vecdi teslimiyetti ki,

                              Nutkum durmuştu o an nebatat karşısında.
                              Onlarda bir candı, ayrılmaz can cananlardı
                              Vefa onlarda, hakkaniyetin hassasiyeti vardı.
                              Toprak olsa, kaybolsa da asla gam kalmazdı.

                              Yetmişti artık sevgi uğruna seyri bu âlemim,
                              Kimselerde görmüyordum evet, namerdim
                              Aşkı anlamayan o biçare, yaşadığını zikreder,
                              Böyle asılsız teraneye, söyle kimler iltifat eder…

                              Mustafa CİLASUN

                              #789023
                              Anonim

                                Bizzat efendim talim ettirmiş ve öğretmişti!

                                En yakınları hemen yanındaydı
                                Günlerce mefkûresini anlatmıştı, hiç yılmadan şefkatini gönüllere yansıttı
                                İbretin, ihsanın, ihlâs didarında ki farkını bizzat kendi yaşadı ve yılmadan anlattı
                                Kasten gönül kırmadı, sabrı direniş saydı, kanaat etmeyi kalbin sahibinin aşkında anladı

                                Hem yetim ve hem de öksüzdü
                                Kalbi nazarın, lisan-ı halin, umud-u azmin, feday-ı gayretin eşiz sahibiydi
                                Kırmadan, incitmeden hasretmeyi, tebessüm zenginliğini, dirayet kadirliğini öğütledi
                                Kim kapısını çalsa, bir sual sormak için gözlerine baksa, nefsim demedi, vakti ödevi bildi

                                Çilenin rengiydi, aşkın sezgisiydi
                                Fevkalade sade ve tevazuu ehliydi, ne kadar eza edilirse şikâyet etmezdi
                                Hamiyetin ve rahmetin bereketini ruhunun derinliğinden aksettiren bir aşk-ı nefesti
                                Sizler gibiyim derdi, ten ve cismani olarak bedelli olduğunu ayan ederdi, ne ulvi rehberdi

                                Güç ve kuvvet bizzat verilmişken
                                Her türlü şer ahvale karşı korunmuşken, edep telakki etti, sahibim sen bilirsin dedi
                                Ümmeti için ömür verdi, her halin ve vaktin esrar perdesini aşikâr eyledi, sevgi zerk etti
                                Açlığın hamiyetli olduğunu gösterdi, nefsi hastalıkları işaret edip kalbinizi koruyun dedi

                                Ruhun ihtiyacını, kalbi inşirahı anlattı
                                Ecir ve ihsanın, vuslat adına takvanın, insanı yaşatmanın gayesiyle hep çırpındı
                                Sinelere suskun nazarıyla taht kurdu, talim ve terbiye için hiç durmadı, sabırla okşadı
                                Refikaları için rikkatini esirgemedi, her haliyle kefildi, sadelik namına bedelliydi, yaşattı

                                Beşerin banisi, ümmetinin hamisiydi
                                Hayvanat âleminin şefkat ve zarafet elçisiydi, mütemadiyen gözetirdi, esirgemedi
                                İnsanlık adına ne muazzam bir müjdenin sahibiydi ve aşkın hakikat elçisi olarak ülfetti
                                Nefsimizden daha ziyade seveceğimizi tembih etti, o nispette iman etmiş olacaksınız dedi

                                Dilim söylerken, kalbim sukut etti
                                Nefsi hastalıklarım irademe hücum ederek, kalbime neden takiye içindesin diye seslendi
                                Aklım ve izanım bu vakitte neden sensizliğine çekildi, ruhumun figanı firkatime yetmedi
                                Hangi lahzada hıçkırsam, uzlete çekilerek gözyaşlarımı umutla bıraksam sinem gülmedi

                                Mustafa CİLASUN

                                #789050
                                Anonim
                                  463731.jpg



                                  Solmayan bir gül-i nihal misali
                                  Umut açmalı sinemde, vecdimi cezp edecek kuvvet ve önemle
                                  Yeis ve nedamet zaten etrafımda ziyadesiyle, hevesler nizam edilmedikçe
                                  Akıl kemale ermedikçe, lisan-ı hal edebe bürünmedikçe, kalbim farkı fark etmedikçe

                                  Rahmetin sahibi ruhuna aşikâr
                                  Nasıl bir mefkûre olmalı ki hakikate yabancı olsun, neden şikâr
                                  Vakti gelince, toprak hasretini çekince, nevi şahsına münhasır o an gelince yağar kar
                                  Aşkın firkatine nail olmayan, mukallit halinden kurtulamayan can, şaşıp etrafına bakar

                                  Beyni kan besler, yürek pompalar
                                  Kan yerine su ikame edilince, o nefes nasıl bir suskunluk yaşar
                                  İnsan ne kadar yabancıysa ölüme bir taaccüp içinde bakar, daha sonra üzülür ağlar
                                  Hangi vaktin eşiğindedir anlamaktan korkar, haline değil, giden için kahrından yanar

                                  Bir boşluğun sarhoşluğunda acınır
                                  O an ve akan zamanda ne umut kalır ne tefekkür etmek yaklaşır
                                  Nasıl bir idrakin meylinde nefeslendiği amel ve ifadeleriyle yakından anlaşılır
                                  Etrafına bakınır, aczi yeti bariz bir şekilde sırtarır, akıl ve izan lal olmak adına hızlanır

                                  Taziye için gelenler tuhaflaşırlar
                                  Bir birinden farksız suallerle mahzunlaşan o nefesin acısını tazelerler
                                  Vah, tüh demeyi asla esirgemezler, biraz zaman geçince de işgaliyelerini serde terler
                                  Nasıl bir iman ve itikat üzere bulunduklarını pek önemsemezler, nasılsa vakit var derler

                                  Her nedense asabiyet içindedirler
                                  Kalp kırmayı sanki marifetmiş gibi zikrederler, gönlün naifliğini bilmezler
                                  Sahip oldukları ne varsa, hırs ve tamahkârlık ruhunu boğunca, tekebbür hasrederler
                                  Kabir ziyareti hiç cazip gelmez, mevtayı defnetmek işlerinden alıkoyar hiç ilgilenmez

                                  Oysa insan ibret zarifliğinde candır
                                  Aklı ve aşkı söz konusu olunca iradesinden vazgeçecek nispette adaydır
                                  Yoksa İsmailler, Hasanlar ve Hüseyinler niye iman vecdinde sevdadır, şehit tacıdır
                                  Feda olmak, hakikat adına ruhunu ve kalbini ortaya koymak insan için ne büyük
                                  aşktır

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 271 ile 285 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.