• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 286 ile 300 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #789060
    Anonim

      Zihne hükmediliyor, kalbi lekeler ele veriyor!

      125497.jpg

      Her gün
      Yeni bir karar veriliyor
      Canlar telef ediliyor kan sökün ediyor

      Ertelenen
      Hınçlar sahneleniyor
      Desiselere takat yetmiyor an tükeniyor

      Maslahat
      Belamlar sayesinde
      Cehaletin hükmüyle bir bir sıralanıyor

      Yegâne
      Ve mücerret hüküm
      Göz ardı edilerek ekrandan gizleniyor

      Realite
      Öteleniyor zımnen
      Yasaları hiçlemiyor adam haykırırken

      Efrat
      Sessizdir bir hışımken
      Tuğyanı estirendi talanı icbar ederken

      Hüküm
      Yegânedir evrenseldir
      Gayeye götüren müşahhas denklemdir

      Akıl aciz
      Bilgi naçiz edilirse
      Tebaaya tahakküm etmek ne kolaydır

      Fakirlik
      Kader sayılmaktadır
      Talan edilen hakkın elinden alınandır

      Tek düze
      Bir hayattı sunulan
      Sanat adına da kepazeliğe boyanandır

      Takiyye
      İlmi siyaset olunca
      Kursakları arlanmaz haramı soluyunca

      Nefsin
      Sıfatın gücün olunca
      Vatandaş ne yapa aşk şarlatanın olunca

      Mustafa CİLASUN

      #789061
      Anonim

        Neden vazgeçilemez, kalpte hicran giderilmez!

        124533.jpg

        Artık

        Ne bahara nede ayaza

        Kayıtsız kalamayacağımı anla

        Gecenin

        Sabahına bir nazarla

        Melale yaşattığın acı yalnızlığıma

        Önümde

        Ömürden vazgeçmek var

        Hülasasını anlatırım umutla hazana

        Şayet bahar

        Seninle anılacaksa eğer

        Aşk serabıma çiçekler sunsa sancıyla

        Meğer ki o yar

        Soyut bir kavram kalacaksa

        Anlamak için zaman feryadıyla ağlasa

        Kanım aksa

        Kalbim sessizliğini korursa

        Ruhum ömrümünn vaktine aşkı soracaksa

        Seninle anlamlı

        Fetheden mümbit filizler

        Sinemde koruduğum sezgiler, yazılan şiirler

        Kimliğinde gizlediğin

        Nakarat halinde ki serzenişler

        Geceden sabaha kadar fersizdi bakan gözler

        Kabulümdür halin

        Hiç silinmez zerkettiğin anın

        Rahmetin güzelliğindedir temaşa eden salkım

        Elhak bu aklım

        Seni sana asla anlatamaz

        Farkın sabrın, ar hayâ duvarın, aşkın hakikatin

        Anlatılmaz kimseye

        Yakan dert buysa sorulmaz

        Aşk iklimine nasip sorgusuz, suvalsiz yaşanmaz

        Çileler niye bir

        Umut içinde naifce yeşerirler

        Zümrüd-ü anka gibiler, renkleriyle ne hasrederler

        Mustafa CİLASUN

        #789062
        Anonim

          Neden sual etmek geliyor, geçmişin izleri silinmiyor!

          125785.jpg



          Gel
          Ne sen sormuş ol
          Ne de ben anlatayım bu kederimi

          Sen
          Geleceğin umud-u şevki
          Yüreklerin hasreti sürurun adresisin

          Nesiller
          Hoyratça harcanıyorlar
          Nefisler ne desise kuruyor, kandırıyor

          Tüketim
          Ve keyfiyet açıkça şırınga ediliyor
          İrade zafiyeti hal ekseni elan öteleniyor

          Alafranga
          Asırlardır zihinlere tetikleniyor
          Adamlık alt kültür olarak şimdi anlatılıyor

          Örfü
          Hassasiyet ve cehalet adına
          Milli haslet hamaset namına damgası yiyor

          Millet
          İlletler içinde nimet umut ediyor
          Millet içinde ayrışan bereket duasına çıkıyor

          Folklor
          Hangi dansın güdümünde eriyor
          Göbek atmak sıradan maharet telakki ediliyor

          O kızlar ki
          Ar ve edepleriyle ancak nurlar
          Edep yok olunca kepazeliği nasıl soluyacaklar

          Alkışlar
          Gelen gidene tempo tutarlar
          Zaten bir duruşun sahibi olsalar işlerini yaparlar

          Geceden
          Sabaha denk densiz eğlenceler
          Kim kimin derdinde haram bahane olunca ne derler

          Millet
          Artık bizarlığı kader sanınca
          Kanaat içinde efkârını soluyunca umutlar hazanlaşır

          Patronlar
          Bir tıraş olmak için yatlarıyla
          Yunan adalarını tercih edince, madur edilen hayıflanır

          Ahmet
          Mehmet, Recep, Tuğçe
          Asgari ücrete mahkûm olup yaşayacak, köleliği başlar

          Vatan
          Toprağını kanıyla koruyanlar
          Kansız, mecalsiz artık kâğıt toplayanlar, ne mahzundur

          Pet şişelerden
          Atılan her şeyden umuda
          Koşuyor, efradı için canla direniyorlar, kim onu anlıyor

          Palazlananlar
          Sabahın körüne denk yarıştalar
          Viski kadehleriyle, kandırılmış flörtleriyle ne rezaletteler

          Aşkın
          Sevginin içine ettiler, arlanmazlar
          Soysuzca nefeslenip gasp ettiler, adamlıktan uzaklaşanlar

          Şekliyet için
          Tekebbürün iflahı için ne dediler
          Nesli zalimce yokluk içinde çökerttiler, hiç önemdemediler

          Yetmedi
          Devletin hazinesizi kemirdiler
          Vatandaşı düşman misali hakir gördüler, yalanla avuttular

          Varislerini
          Sermayenin her çeşidini
          Renklendirip, unvanlarla piyasa edindiler, öteyi sual etmezler

          Devlet
          Kendi içinde millet olmaktan
          Patronların solukları altında kalmayı yeğledi evet ,garip değil mi

          Yıllarca
          Milletin efradının acısını kim dinledi
          Asırlarca inin inim inleterek bilmem ki neden sefilliğe terk edildi

          Hakları
          Ellerinden bilakis çalındı, inancı alındı
          Dört duvar arasında cürümler kim için sıralandı, nefesler anladı mı

          Zindan
          Adamlığa müptela kaldı, can adandı
          Namlu mermiler içinde hiçbir zaman ısınmadı, hakikat adına aklandı

          Mustafa CİLASUN

          #789063
          Anonim

            Durma söyle göçüp giden bu an, hangi zamandan!

            123233.jpg

            Geçti

            Onca zaman seninle

            Selvilerin gölgesinde sevginin

            Güzelliğin

            Nezaketin, ürkek halin

            Sofiyane zarafetin edep içinde

            Gizlendiğin

            Yumuşaklığında letafetin

            Mizacınla arz eylediğin ülfetin

            Kelebek

            Kadar zarif hafif

            Şevki sevk eden renkli kişiliğin

            Yüreğinde

            Vakarını koruyan hedefin

            Hissetmek için dikkatte ki halin

            Gayretinle

            Atalete taş çıkartan elin

            Tükenmeyen kanaati bilen gücün

            Geceyi

            Sehere denk bekleyişin

            Sabahın bereketinden söz edişin

            Hali

            Meftun bırakan

            Kalbi ihsana doyuran samimiyetin

            Yüksünmeden

            Bana ne demeden

            Refahı öncelemeden hışımla gidişin

            An ve zaman

            İçinde nefes alan her kan

            Anlamak için yaşayan hanif olan can

            Muktedir

            Olmak gücün nispetinde

            Bilgin yok ise güç sadece kaba heybe

            Can aşk ile

            Kan toprak için nafile

            Nasip kimin eliyle hikmet sabrın elinde

            Mustafa CİLASUN

            #789085
            Anonim

              Neden kalbim zikreder, ruhum refakat eder!

              İnşiraha ulaşmayı hangi gönül diler
              Gören göz, işitilen söz, ruhun didarında saklanan öz vaktini bekler
              Ehliyet sahibi olmak yetmez, kemali yet için nefsi temayülünü terbiyey-i aşk gerek
              Şikâyet etmek kefaletine itibar etmez, vecdin hak için olmadıkça aşk haline gerekmez

              Ey Rabbim derken, kalbini gözet
              Nasıl bir lisandan bahsediyorsun, niyetinin hoyratlığını nizam et
              Nefsin hür oldukça, zafiyetlerin ruhunu boğdukça, sevdaya değil, sefilliğe itimat et
              Yükünün ağırlığından, tercihlerinin bağnazlığından tez vakitte imtina et, aşktır hakikat

              Kulağına gelen ney’in sesi ne söyler
              Ruhunun evveliyatını, ahirin için dünya hayatının ahını hikâye eder
              Ne kadar debdebelik varsa tefekkür etmeni tavsiye eder, sessizliğin aklından eser
              Tevdi edilen emanetler adına, ihmalkârlığını edebi diliyle öğütler, kalbine dikkat et der

              Bilmem ki takat-i derman kimdendir
              Nefes-i can aşkın elindendir, firkatine ram olmadığın sevda hangi günedir
              Bahtın kazası takdir değimlidir, tercihlerin adına düştüğün yanlışlar nasıl telafi edilir
              Af ve mağfiret yaradan Rabbinin vaadi değil midir, korku ve haşyet bilinmeyen cehalettir

              Sana senden daha yakın olan kimdir
              Rızkının sahibi bizzat Cenabı Hak değil midir, peki, öyleyse tekebbür niyedir
              Akan zaman nasıl bir hesabın ramıyla coşup gitmektedir, akletmeyen cana şimdi ne denir
              Hangi bahane nefsini kurtarmak için yetecektir, cazibesini kaybetmiş nefes değerli midir

              Gönül kapın açılsın, aşka abat olsun
              Umutların hiçbir zaman kurumasın, kalbinin latifliğinde yeis palazlanmasın
              Her vakit hak ve hakikat dostları gönül kapını çalsın, serin uykundan aşk ile uyandırsın
              Ne kadar ukdelerin varsa, vecdin sevdasıyla sineni bıraksın, bir emel kalbini oyalamasın

              Ruhunu yoran, kalbini burkan acın kalmasın
              Akıl ve izanın istikametin için vuslatını aralasın, unuttuğun mefkûren anlamlaşsın
              Seni var eden, her zerrene dirlik bahşeden ne kadar hamiyetli gönül varsa hiç usanmasın
              Vahdetin yolunu açsın, idrakin aşkın firkatine kansın, aşk-ı dünya hal-i vecdine adansın

              Mustafa CİLASUN

              #789116
              Anonim
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hangi varlığıma güvenir, hesabına serilirim![/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Elhak, aşk ve nefes adına şükretmeliyim[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Nasıl bir lahzanın eşiğinde firkatleşen idrakime meyletmeliyim[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Merakımı ecir ve hasene yönetmeliyim, kaygı ve zanı derfetmeyi bilmeliyim[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Ne kadar ön yargım varsa kalbimi ve ruhumu arileştirmeliyim, felaha ermekliyim[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Neden kuşku ve korku bırakmaz yakamı[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Vuslatım için tahkikim, halimin firkat-i aşka ram olmasına için aşikar mı[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hasretmekten imtina ettiğim kaygı ve müteredditleşen ahvalim kalbim için ar mı[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hiç sevdanın şadına erişmeyen nazar, cehdin süruru için aklı ve irademi kollar mı[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Ey yalnızlığıma çare sunan umut nerdesin[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hangi demin vecdiyle senaya erişmektesin, neden hal-i sefilliğime refakat etmezsin[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Yoksa el vermeyecek kadar ümitsizmisin, nefsi hastalıklarıma şifa halketmezmisin[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Neden bu kadar garip ve silik halin içindeyim, sessizliğin şadında habersiz nefesim[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Zikrederken kalbim buruklum içindedir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Meftun olduğum furkan nasıl bir vakitten söz etmektedir, idrakim nerdedir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hemhal olduğum nefesler neden bu densizliğimi görmezden gelerek, üzmektedir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hangi çare nasibi, sabrı ve kanaatimi beklemektedir, niyetim kifayet edecekmidir[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Micaç nefsin teranesinden neşet etmektedir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Akıl ve izan ruhun selameti için iradeni beklemektedir, elbette tercih senindir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hak ve hakikat latif kalbini bekleyen güzelliktir, o ilm-i siyasette neler gizlidir[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Kaza, kader içiçedir, niyetin vuslata erişmek için aşka iltica etmeni beklemektedir[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Bilmem ki hala neden durur ve bakarsın[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Akan zaman içinde yazılmış bir fermansın, aklın ve iradenle hak yolunda cansın[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Hesabını düşünen adaksın, her lahzanın derlediği ülfetin abadına elbette sadıksın[/FONT]
                [FONT=Palatino Linotype, serif]Neden bezgin ve yorgunluk yaşamaktasın, yıllara sari ihmalkarlığını bırakmalısın[/FONT]

                [FONT=Palatino Linotype, serif]Mustafa CİLASUN[/FONT]

                #789128
                Anonim

                  Bir lahza ki aşka ram, sevdaya meftundur!

                  464454.jpg


                  Gülüp geçmemeli, an ve zaman önemsenmeli
                  Bir lahza ki
                  aşka ram, sevdaya meftundur! Acabalarla vakit geçirmemeli, aşk ki kalbin ve ruhun lisanıyla şehre dilmeli
                  Nefesin bereketi, sıhhatin hasrettiği hususiyeti ibretle düşünmeli, bağnazlık edilmemeli
                  Kalbine kim kötülük eder, neden aklını bahanelere vesile eyler, idrak, izan fark edilmeli

                  Yunus deyip geçme, anla kendinden geçireni
                  Ruhunu davet eden, iradesinden vazgeçiren, ihsan ve ihlâsa yönelten hissedilmeli
                  Her gün bir ölü misaline bürünürken, seni muhafaza eden melek görevliyken ne demeli
                  Hangi nizamın talim ve terbiye edileni, seni sen yapan kalbin ve ruhun ihmal edilmemeli

                  Hazana nazar et, iklimin senfonisini seyret
                  Ahenk nedir, onun pak ülfetini sinenin derinliğinde sessizce ve hazla hisset
                  Deryanın içinde ki sükûnetini, dağın bağrında ki letafeti yalnızlığında bir temaşa et
                  Varsa şayet benliğinde asabiyet, nefsi temayüllerinde onca emel ve hırsın, aşka havale et

                  Cazip olan nesne bile olsa çok kıymetlidir
                  İnsan, ihsan ve takva üzere nefeslendikçe itibar edilir, zarafet ve edebi kalbindedir
                  Bir takiye içindeyse, niyetini yaratan ve fark eden basiret sahibi, zavallılığına vermektedir
                  Peki, haddizatında kim kime ziyan ederek huzuru mahşerde ki hesabını ihmal etmektedir

                  Ruh lekeyi kabul etmez, kalp ihmale gelmez
                  Ne kadar tasaddukun varsa, latifleşen ecrinle buluşmadıkça devaya eriştirmez
                  İnsan bu zafiyetleri hiçbir vakit sulha erdirmez, irade ve akıl maşuk içindir, geçilmez
                  Sevda kararmışsa, akıl tutulmuşsa, irade boşluk içinde kalmışsa, o esarettir, lafı edilmez

                  Hu derken, hamt ederken arın nefsi halden
                  Yıllara sâri ibretlik hamasetlerinden, hatırla o imtina ettiğin şefkat ve muhabbetten
                  Şimdi geriye ne kaldı, yaşanmış hevesler hangi manada ruhun ve kalbine hakikati anlattı
                  Muhakkak ki her nefes için zaman daraldı tefekkür etmek için aşka kalbin nasıl muhtaçtı

                  Aşk, ruhun ve kalbin en ulvi membasısıdır
                  Hak ve hakikat üzere ilhamı namdır, dil şad olsa da efkârı sanki bezirgânlığınadır
                  Zaman aynı zamandır, nefesin insan bünyesinde ne farkı vardır huşu ve aşk bambaşkadır
                  İnsan Rabbine kul oldukça, nefsi marazlarından kurtuldukça muhterem olan bir
                  insandır

                  Mustafa CİLASUN

                  #789169
                  Anonim

                    Ayrılık her yanımda aşkı anlatan bir pusula!

                    76242.jpg

                    Kalbim hicran içinde, sessizlik ikliminde
                    Çareler şifa sunmuyor, ruhumun hasret çeken firkatine ve ah u elemine
                    Sararıp solduran dinmeyen özleminle, sabırda ki direnişim bir hüzün vecdinde
                    Gözyaşlarım aman vermiyor, şehrine malik olmadığım bu idrakim hangi aleminde

                    Can dedim, nefsimle hala bedelleşemedim
                    An dedim, hangi vaktin eşiğinde firkatina ram olacağımı hiç bilemedim
                    Bir ömür umutla beslendim, serabın serencamında bazen kederlendim, inledim
                    Nereye baksam,ruhumun hicranıyle yakarsam, meftun eden hüznümü hasrettim

                    Nasıl bir deryanın derdiyde seninleyim
                    Bahtıma seslenen her keder ve çileyle halini tebessümle yadeden bir viraneyim
                    Zikrimle ve kıtkanaat fikrimle yoluna yüz sürmeye adayım,bu hal üzere avarayım
                    Neden iliklerime kadar nüfus etmez, hasrettiğin ve bıraktığın şefkatin ne yapayım

                    Sanki bir dere misali akıyorum sağa, sola
                    Aklın istikameti, ruhumun hasret çektiği vahdeti, kalbimin dinmeyen kederi ne ola
                    Alacağım her bir kararın kararsızlığında inlersem, iltica ettiğim hamiyetin kavura
                    Savruluyorum şimdi bu halim nice ola, muhtaclığımın kadrini bilmem ki kim sora

                    Sığındığım kanatlar, umut ettiğim anlar
                    Ruhuma seslenen sessiz çığlıklar, sensizlikte ki nefesimi kesen sorumsuz nazarlar
                    Sinemi burkan olumsuzluklar, ne vakit dinecek, kalbim sürurla o halini yadedecek
                    Sevincim, neşem gelecek, azmin, vecdim o hamiyetinin ilhamıyla aşkla filizlenecek

                    Hakikati fark etmeyen göz kalbi olur mu
                    Her bir tarafı kuşatan ayetler, onca nefeslerin şehrine malik olur, anlaşılır mı
                    Aşkın ve edebin serdedildiği bir sahrada hiç haşyetin izi bulunur vede sorulur mu
                    Akıl, kalp anlamalı idrak ruhun yetisiyle vuslatınla buluşmalı sevdan anlaşılmalı

                    Mustafa CİLASUN

                    #789171
                    Anonim

                      Mahkûm eden hisler, mahzunlaşan nefesler!

                      75063.jpg

                      Sen nedense
                      Özleyememdiyordun

                      Kâbusların korkutan
                      Eşiğinde o an sabahlarken

                      Her halinde
                      Kalbi değişikliği yaşarken

                      Hislerime asla
                      Müdahale edemiyordun

                      Bazen nedense
                      Unuttuğunu düşünüyordum

                      Martıları seyrederken
                      Geceleri düşünceelerimi yazarken

                      Sukutun girdabına
                      Mahkûm hayallerim bırakmıyordu

                      Gecenin o karanlık
                      Göğsünde hüzünle sinembesleniyordu

                      Dağlara yaslanırken
                      Seyrettiğim sessizce nazar edenbulutlar

                      Seni anlatıyordu
                      Hülyalar yaşatıyor, içim içime sığmıyordu

                      Hoyrat ellerin pençesinde
                      Makûs melalim, gönül ve mevsimlerim

                      Senin sevdanı

                      Anlatıyor ve muhabbetinle yaşatıyordu

                      Kör kuyuların da
                      Kuruyan umut bekleyişi, elem zerkediyordu

                      İklimleri değiştiren
                      Hercümerç hayallerim boyun bükerek ağlıyordu

                      Toprağın şefkatini
                      Ararken yağan yağmurlar o an neler söylüyordu

                      Senden şarkılar
                      Söylüyordu nağmeleriyle, hissiyatın yakarışlarında

                      Mustafa CİLASUN

                      #789189
                      Anonim

                        Ruhum ne vakit kanacak, aşkın narıyla arınacak!

                        Bir sessizliğin dehlizinde ve hüzün içindeyim
                        Hangi suali sorsam, merak ettiğim ne varsa muhatabını bulsam derdindeyim
                        İçin için kanayan yaramın, devaya muhtaç aklımın, ruhumu kuşatan hicranın eşiğindeyim
                        Neden böylesi bir badirenin kaldırımlarında ilerlemekteyim, hissiz, şevksiz bir avareyim

                        Can emanet-i devlettir, nefes bu hal içindedir
                        Gözler nereye nazar etse, idrakin sulbünden neşet eden manaya ulaşmazsa kederdir
                        Elem kalbim için söyle nasıl bir derttir hakikate vasıl olmayan aşk hangi vadide rehberdir
                        Gamı zanlar nefsin değil midir, hal ehli neden bu hastalığı yıllardır tedavi etmemektedir

                        İçimde yaşattığım canavar neden sessizdir
                        Yıllardır hasrettiğim zafiyetler kalbim için delil değil midir, lal olan hesap kimindir
                        Ruhum her vakit kaybettiğim tercihlerimde, neden bir sessizlik içinde nezaret etmektedir
                        Hangi vaktin şahitliğinde dile gelecektir, ruhumu bizar bırakan iradesizlik ne diyecektir

                        Yar dedim, yine nefsimi an be an önceledim
                        Can dedim, müddeti nefesin kıymetini hiç takdir etmeden, heveslerime hasrettim
                        An dedim, ne aşkı hakikat manasında ve ne de sevdayı narın edasıyla hiç zikretmedim
                        Vecde gelen nefesleri ibretle seyrettim, ecir için canhıraş uğraşanlara refakat edemedim

                        Gül koklayım dedim, dikenine meylettim
                        Neden bu kadar şefkatizdir gönlüm diye, sessizlik içinde, sefil halimle kederlendim
                        Huşu içinde ağlayanları gördüm, içten içe imrenerek kalbi elemimle o vakit yüzleştim
                        Halimin perişanlığını arz etmek istedim, ruhumu esir eden ahvalden kurtulayım dedim

                        Hangi rıhtıma gitsem, bir hüzün var içimde
                        Martılar, kendi âlemlerinde seslenseler de, deryanın derinlerindeyim düşüncelerimle
                        Umulur ki gönül kapım bir gün açılacak, kalbin inşirahın süruruyla hüzünden kurtulacak
                        Yıllara sâri derdest olduğum an, umutlarımla anlamlaşacak, bu hicran artık ağlatmayacak

                        Sessizce nida ediyorum, aşkın edebine bürünüyorum
                        Yakaran bir kalp ile asla şikâyet etmiyorum, ne kadar yanlışım varsa kabul ediyorum
                        Hata ve kusur içinde olduğumu yakinen biliyorum, hal ve ahval üzre sana iltica ediyorum
                        Rabbimsin, Rahman ve Rahim olan aşk sensin, beni benden daha iyi bilensin, diyorum

                        Mustafa CİLASUN

                        #789251
                        Anonim

                          Gür hisli ve gür imanlı nefesler coşacaktır ancak!

                          23758.jpg


                          Beni benden alan bir ahenkti, unutulmayan nefesi
                          Her lahzasında nasıl da kederliydi, derdi hiç anlaşılmayan o mefkuresiydi
                          Yaşadığı yıllarda kimbilir ne kudretli çilelere direndi ve asla pes etmeyi bilmedi
                          Çünki iman ettiği ve hasrettiği kalbi taatiydi, ruhunun hicran zerkeden direnciydi

                          Takati yettiği nispette ulvi aşkını esirgemedi
                          Kıtkanaat geçindi, zemherinin lisan-ı halini nefeslendi,ancak vecdim budur dedi
                          Bir ömür feryat etti, bazen bülbülle dertleşti, sanki yalnız nefeslenen feyzi ahenkti
                          Dile getirdiği her meramı, yazdığı onlarca hatırası şimdi günyüzüne çıktı ve inletti

                          Kariye seslenirdi, sessizce gönlünü hasrederdi
                          Nereye baksa, hakikati için yılmadan çırpınsa, devrinde hakkıyla anlaşılmıyordu
                          Gözlerine uyku girmi, nefesine takatte yetişmiyordu yokluk onun naif arkadaşıydı
                          Sabrıyla anlaştı, kanaatiyle ferahlardı, azmi ve cehdi onun vazgeçilmez mizacıydı

                          Ruhu yıpratan nedir, hangi esaret ki güzeldir
                          İnsan Yaradanına kul olmayı başardığı nispette kıymetlidir, çünki ahsen üzeredir
                          Varlığın karanlığa iten her vesvesesi zaten hakkıyla bilinmektedir, neden zafiyettir
                          Şafak kalbine seslenirken, amel ve taatin Rabbini beklerken nerdeydin, ne eziyettir

                          Yüreğini aydınlatan hitabı niye ihmal edersin
                          Aidiyetinden söz eden kitabın yüzünü neden hiç açmıyorsun ve anlamıyorsun
                          Bir ömürün hesabını tutmayacak mısın, esaretini bahtın olarak mı yaşayacaksın
                          Nefsi serkeşliğinden, yıllardır ihmal ettiğin o hakikatlerden ne vakit kurtulacaksın

                          Seni anlatan, aklını ve izanını yaratan aşkı ara
                          Şimdiye kadar hasrettiğin ömrünü karanlık içinde artık bırakma, o kalbini anla
                          Sevdaya gark olmayan bir nefesin varsa sakın bir ülfet sanma,avuntulara kapılma
                          Derin uyku bitsin, seherler vecdinle şenlensin,
                          melekler sana refakat etsin, unutma

                          Mustafa CİLASUN

                          #789252
                          Anonim

                            Gönül tahtında bir katre olmak, aşkı bu hal üzere yaşamak!

                            32820.jpg


                            Dökülen damlalar henüz toprağa düşmeden
                            Sevenin yüreğinde bir sızıyı oluşturmuyorsa
                            Gözde olmak, ne ki gönlün ayarında olmayınca
                            Bırakılan her damlayla
                            sevgiden uzaklaşılacaksa

                            Sevmek ne ki gözlerden yaş her an akmayacaksa
                            İstemeden de, isteyerekte dilenen
                            sevgi kalbe konmaz
                            Filizlenen lahuti
                            sevgiden istense de asla uzaklaşılmaz
                            Yaşanan
                            aşktan, olan sevdadan kalp hiçbir an yorulmaz

                            Biçareliği yaşatan, kalbi bizar bırakan salındığın ahvalin
                            Bir türlü girdirmedi ki gönlüne, gitmene ne sebep olacak
                            Verilmiş bir karardan haberdar olacak, aşkı unutturacak
                            Mahzeni andıracak, hasret bıraktığın sevdanı unutturacak

                            Fersiz bu gözlerin bakması neye delalettir kifayetsizdir
                            Kalben yapılmayan her nazar biçareliğin hengâmesidir
                            Sevemedin bir türlü, kalbinin zerresinde yeşeremedim
                            Gönül tahtında bir katre olamadan sinenden gönderildim

                            Senin her halinin ve hatta gizemlerde kalan melalinin
                            Göremediğim tenin, resmettiğin her bir mısrada ki şiirin
                            Benim için namütenahi bir serinlikti sen kabul etmesen de
                            Yaşattığın bir
                            sevgiydi hiç pas vermesen de çekip gitsen de

                            Bir kez olsun beni düşündüğünü bilmem onu hissetmem
                            En büyük bahtiyarlığım olduğunu senin asla bilememen
                            Aşkımı heder etmen, sevgimi hiçlemen beni terk etmen
                            Öykülerin en hazini, masalların en acımasız bir nihayetidir

                            Sen yine öykünle kal, senaryolarını bir an durma yine yaz
                            Aşklarınla sarmaş dolaş, sevdalarınla sarhoş ol ister savaş
                            Bırak bu sefili sen bizar olma, teninin kokusun da boğulma
                            Resmettiğin gönül hücrende ki hasretinle hiç durma raks et

                            Mustafa CİLASUN

                            #789295
                            Anonim

                              Bir kere şad olsam, ruhumun figanıyla arınsam!

                              Yıllardır suskunum, içime akıtırım figanımı
                              Ürkek bir nazarla seyrederim ibret sunan aşk-ı manayı, hakka uzanan sevdayı
                              Duygulanırım, içime kapanırım, sakin ve seçkin iklimlerde nefes alırım rahatlarım
                              Kadrine malik olmadığım lehçelerin merakına dalarım, aşiyan şanı bülbüle bazen sorarım

                              Adıyaman’a gittim, nemrut dağına çıktım
                              Seherin ilk ışıklarında kalbimi yoran bir bayırdan çıktım, nefesim daraldı anladım
                              Biraz dinlenmek istedim, gelen kalabalığı görünce edebimden hiç seslenmeden kalktım
                              Devasa taşları göründe birden şaşırdım, emel ve hırsın nelere yol açtığını o anda yaşadım

                              Evvelin emanetçileri güneşe taparlarmış
                              Tazim için ne kadar heybetli kurbanlar adamış, dağın tepesine heykeller yaptırmış
                              Farklı farklı isimler takmış, insan ne kadar boşluktaymış ve hakikat adına kayıtsızmış
                              Nasıl bir tefrika içinde kalpleri aralanmış, itikatlarını bizzat yaptıklarına acıyla bırakmış

                              Dikkatimi çektiler, güneş doğuyor dediler
                              Biraz durakladım, nasıl anlamalıydım, her zaman doğam güneşe ibretle bakmalıydım
                              Hangi lahzanın sancılarıydı içimi ürperten o esrar inşiraha muhtaçtır muhakkak her nazar
                              Hissiyatımı derledim, tefekkür etmenin terennümüyle müddeti nefesi nedense yâd ettim

                              Kimdim, nerden geldim ve ömrü tükettim
                              Aklımı nerde ve nasıl aracı ettim, idrakimi neden nefsanîlikten öteledim, önemsemedim
                              Merak edemeyecek kadar sefildim, sual etmeyecek kadar densizdim, yüreğimle eğlendim
                              Ruhuma niçin bu kadar mesafeliyim mukadder olan an’a müddeti zamana ne demeliydim

                              Şahit olduğum şehrin haline üzüldüm
                              Fevkalade ihmal edilmiş, çevre düzeni sanki hiç düşünülmemiş, çocuklar serpilmiş
                              Yakınlık kurduğum çocuklarım dramı çok sancılıydı, yokluk ve ihtiyaç hat safhadaydı
                              Boya sandığını kapan kaldırımlara kapanmıştı, ısrarcı olmaları kaçınılmaz bir kaygıydı

                              Mardin’e gitmek üzere yola çıkmıştık
                              Bir biri ardı sıra açılan kuyularla tanıştım, umut adına azmi ve emeli nasıl tanıdım
                              Fevkalade tarih abidesiydi, zikredilen zenginliklerin bir mekânıydı, sakinliğine baktım
                              Şahit olduğum nazarları kendi aklımca sorguladım, merak ve heyecan azdı, meraklandım

                              Mustafa CİLASUN

                              #789344
                              Anonim

                                Sinemi dağlayan, içimi burkan bir vedaydı!

                                94006.jpg

                                Yıllardır
                                Yüreğimin sessizliğinde gizlediğim
                                Onun pak halini görmek adına beklediğim
                                Suskun melalimi seferber eylediğimlahzalardı

                                Halimi
                                Meftun bırakan, beni benden alan
                                Hissiyatıma derin bir hicran bujrakan yârin hasretiyle
                                Umutla bekliyor ve onun hasretiuyle öylece nefes almaktayım

                                Onu anlamak
                                Ziyadesiyle ve yakinen tanımak arzusundaydım
                                Lakin ne mümkündü ulaşmak, zerre yol aldırmıyordu

                                O eşşiz ürkek bakışları
                                Ne kadar tatlıydı, baharı yaşatan bir sevdaydı
                                Meramımı zikretmek, hemhal olup dinlemek istiyordum

                                Tenine akseden
                                Edep ve nezaket bir başkaydı, fevkalade alımlıydı
                                Yıllar sonra yüreğime şevk veren kıpırdamalar başlamıştı

                                Sahaflar çarşısında
                                Onun izlerini bulmak için çok bekledim
                                Merakın harıyla gayetlere girdim, sessiz ve sakince bekledim

                                Oldukça sosyal
                                Ve hatta serinkanlı olmama rağmen her nedense
                                Muaffak olup bir türlü kendisine yakın olmayı başaramıyordum

                                Açıkça korkuyordum
                                Onun nazarları karşısında, mahcubiyeti söz konusu olorsa

                                Erimekten, güneşe hasret
                                Kar misali sessizliğinde taaccüp edeceğinden çekiniyordum

                                Bazen düşünüyordum
                                Neden bu sıkıntılara duçar oluyorsun, sancılar yaşıyorsun diye
                                Lakin sormak ne işe yarıyor ki, ruhum ve kalbim yadını anarken

                                Gönül dinlemeyince
                                Sevmeyi arzuladığınız bir kuşun uçmasını asla
                                Dileyemezsiniz biliyorum, yanımdan hiç ayrılmasın dersiniz

                                Zira onun nereye
                                Gideceğini asla bilemezsiniz, acabalarla çaresiz yetinirsiniz
                                Sancılar çeker ve merak edersiniz, nasibin hikmetini deşifre edemezsiniz

                                Ben yaklaştıkça
                                O uzaklaşıyordu, ben uzaklaştıkça o yakınlaşıyordu
                                O an yaklaştığını hissettiğim duyguların hükmü bağlıyordu

                                Ne zamana kadar sürecek
                                Birşey diyemem ve sabır neye kadir der, nasibi umut ederim
                                Bu satırlar yüreğimde uysal adımlarla dile geliyor, geçmişi yad ediyor

                                Yürüyen o yâr ile
                                Yıllar sonra karşılaştım ve habersizce kendi kendime uzaklaştım
                                Demek ki kısmet değilmiş, düşünmek kifayetsizmiş, niyet kefil değilmiş

                                Mustafa CİLASUN

                                #789345
                                Anonim

                                  Ruhuma gam zerkeden kurşuni sokaklarda!

                                  92855.jpg


                                  Kondra sokaklarında
                                  Olanlardan habersiz şekilde
                                  Dertli sineler, yol almaya devam ederler

                                  Bunlardan ikisi
                                  Karar almışlardır kendi aralarında

                                  Atlamayacaklardır hiçbir
                                  Kapıyı ve her eve sokacaklardır
                                  Ellerindeki mukaddes davetiyeyi

                                  Bu niyetle
                                  Çalarlar her bir kapıyı
                                  Ve yaparlar çağrılarını
                                  Mütebbessim bir çehre
                                  İle yaparlar gerekli olanı

                                  Dedikleri gibi
                                  Atlamazlar hiçbir haneyi
                                  Aynen karar aldıkları gibi

                                  Kimisinden o anda
                                  Alırlar tepkilerini, kimisinden ise
                                  Sonradan gelecektir davetin neticesi

                                  Kimi için
                                  Bu davet bir mekân beraberliği
                                  Manasını taşırken,
                                  Kimi gönül için de

                                  Âhiret
                                  Beraberliğine vesile olan
                                  Bir tanışmanın başlangıcı olacaktır.

                                  Küçücük davetiye
                                  Belki de bazı sinelerin
                                  Yamaçlarında bir kartopu
                                  Gibi yuvarlanmaya başlamıştır bile

                                  Çığa ne zaman
                                  İnkılâp edeceğini kestirmek
                                  O esnada imkânsızdır

                                  Neyse onlar
                                  Tohumlarını atarlar toprağa

                                  Bakalım kaçı boy
                                  Verip de selâma duracak
                                  Kaçı sinesinde
                                  Nice başağı barındıracaktır

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 286 ile 300 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.