- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
19 Mayıs 2011: 13:10 #791953
Anonim
Ağlama kalbim, hicranın ahıyla burkulma!
Her lahza geçip gidiyor seslenmeden
Simende bir iz bırakıyor lal olmuş halinden, mütrebessim çehresinden
İdrakinm bu ahval üzere hayli fakirken, bilmem ki ne gelir hala şikayet etmekten
Bir ömür nedamet bu sinemdeyken, sürurun o izleri yüreğimden sessizce kaybolmuşkenKime ne söylerim,kuytu köşemdeyim
Gelenin halinden ,geçip gidenin melalinden ne anlarım, kanadı kırılmış azadeyim
Hazanın rengiyim, hüznün müdavimiyim, toprağın yadettiği yalnız kalan bir nefesim
Nerdeyim, hangi hal üzereyim, kıt aklımla sanki sarhoş olmuş zavallı bir can-ı avareyimSığınırım efkarıma ve derd-i gamıma
Aman vermeyen her bir sızıya, yüreğimin dinmeyen sancısıyla, sukut ettiren ahuzarımla
Umut besledim yıllarca, hülyalar derledim yalnızlığımla, yadına eriştiğim yarin nazıyla
Başbaşa kaldım anılarla, okumaya çekindiğim mektuplarıyla,hasret kaldığım o kelamınaArtık bir çare olmadığına kani geldim
Şikayetlenmek ve nedamet içinde nefeslenmekten badirelerin sahraya anbean eriştim
Hangi devanın adresinde nefeslendim ve gönlümün şehredilmesine ırsat verdim, inledim
Yıllarca kime ne söyledim, en yakınlarımdan gizledim o sessizliğin yalnız müdavimiydimYıllara ne istiyorsunuz benden dedim
Figan eden halimi aşikar eyledim, bahtıma çaresiz kanaat ederek susmayı öğrendim
Kuytu köşelere meylettim, kanadı kırılım bir kuş misaliydim, gözyaşalarımla yürüdüm
Lafazanlığı hiç sevmezdim, ne derlerin furyasında kefilsizdim,dramatik bir hal üzereydimDinlediğim şarkılar içimi açıyordu
Sanki yıllara sari suskunluğumu şehreden birer tanıktı,içinde saklanılan bir zamandı
Kiminin derdi, kiminin emeli, kiminin tükenmeyen hevesi vardı,bir an içinde ki harmandı
Giden ahıyla gitti, kalan umudun prangalarında tutulu kaldı, kalp neden hiç anlaşılmadıMustafa CİLASUN
19 Mayıs 2011: 13:12 #791954Anonim
Geriye ne kaldı, ruhumun hicranı niye farktı!
Artık silmek istiyorum bu gözyaşlarımı
İçinden çıkamadığım bin bir sıkıntıları, yüreğimi sağlayan derin acıyı
Susmak kifayet etmiyor, direnmek alıp uzaklara götürüyor, sabır imdadıma yetişiyor
Meşkaleye dalsam, herşeyi unutmak için uğraşsam, düşlerin furyası peşimi bırakmıyorYoksa ben kendimle barışık mı değilim
Hala bin hüzün ile suallerin takibindeyim, sanki bir hafiye misali yalnılaşan nefesim
Muhakemem ne kadar istikaemetimi belirler, istişarem hangi vadinin izlerini işaret eder
Gönül neye meyleder, ukteleşen feryatlar neden kemaliyet için derdest olmayı elan ötelerNefesin sahibi bu fakir halimden ne bekler
Tevdi edilen emanetler ihmalkarlığıma şahitlik eder, kalbi lekelerim arileşmeyi bekler
Hangi nefen halime kefil olmayı teyit eder, bu kadar viranelik ahuzarlığıma elbette yeter
Nereye baksam, içinden çıkılmaz zamana dinmeyen figanımı anlatsam, dinecek bu kederGözlerim günlerdir neden uykuya hasret
Vecdiyle felaha erişeceğim, ümidiyle beslendiğim, sabrıyla filizlendiğim hangi fedret
Sanki içimde yaşıyorum medceziri, sinsice esaretiyle nefeslendiğim hevesleri ve o ukteleri
Nizama nuhtaç ahvalimi, fikretmeye fevki yetişmeyen kıt aklımı, korkutan elem sancılarıBir aziklik var içimde, yılların hamasetiyle
Dile gelen kelamın ahıyla, medet uman serabıyla, hikayeleşen ayetlerin ibretli yadıyla
Hangi lisanı öğrenmeliyim, hal dilini mi talim etmeliyim ve gönül kırmamanın umuduyla
Çaresizlik ne kadar bedbah bir bedelmiş, ihmal edilenlerin beklediği umut turabı namıylaAklım çok karışık, izanım evet, bulanık
Niçin hesabım bu kadar açık, mizan mefkuresi içimden çıkmayan uyanık ve tanıdık
Bir söz vermiştik, sanki bedelsiz bir ömür tükettik, mağfireti hangi manada nefeslendik
Müddetin aşkıyla neye şahitlik ettik, ecrin harıyla nevakit vicdanımızla yüzleştikmiştikMustafa CİLASUN
20 Mayıs 2011: 08:30 #792004Anonim
Sinemde bir sersin, hasretin payasinde ülfetsin!

Gün gelir unutursun demiştim
Sana halin çetrefilliğinden hazinle bahsetmiştim
Kalbimin ikliminde sevginle serinleyerek seni tembihlemiştimLakin akan zaman harmanında
Ve hasadın cenahında yalnızlığımla yine andım
Senden kalan an ve hazları terennüm ederek öyle sabahladımYalan desem de içim el vermiyor
Mütemadiyen vefayı sorgulayarak seni yad ediyor
Muhabbet dirliğinde ve kalbin erdemliğinde seni hiç bulamıyorÖyle zor ki bu anı ve hali yaşamak
Ummanın dehlizlerinde kulaç atmak misali bir kor
İçimden atmak ve ruhumun sancılarından çıkartmak kolay mıAh titremelerimle ateşte yanıyorum
Ürpertiler zerresinde kalbimin hicranına kanıyorum
Öylece savruluyorum ve umutlarımla hazanı haz ile kokluyorumUmut işte dinmek bilmiyor ve arıyor
Aşkın türabında ve gönlün cenahında sürurla anıyor
Gıyabında yüreğim ah çekerek, halinin ikliminde bahtını diliyorŞimdi ne yaparım, hüzün için varım
Sevdanın harında sayıklarım ve sevileni aşkla anarım
Kimliğimin pervazlarında ve hasretin dergahında vefayı sorarımYaralı bir kuş misali şimdi kanatsızım
Ufuklar bendinde şevksiz yaşayan solgun bir baharım
Ömür sayfamda ve kalan anlarımla tefekkür dirliğinde yaşarımAşk ikliminde bahardır ve çok anlamlıdır
Her kim hakikatle dilerse her mevsim aşkla başkadır
Kalbi hicran vuslat içinde tazeliğini koruyan sevdanın salasıdırÖlümle aşk anlamlaşan bir bahtiyarlıktır
Korkular kalbin dirliğinde anlamını kaybeden zandır
Muhabbet ve nitelik şuur birliğinde şenlenen renklerin şahıdırMustafa CİLASUN
20 Mayıs 2011: 08:31 #792005Anonim
Hiç bilmesen, yadetip firkatine eriştirmesen de!

Ne söylesem nafile biliyorum
Bizzat yaşamadan ve halde demini bulmadan
Kalbin itminana doymadan ruhun sancıdan arınmadan olmuyor işteO hal bir başka melal diyorum
Hissiyatımın renklerinde fevkalade haz alıyorum
Lakin her nasılsa onu anlatmaya muaf fak olamıyorum ve susuyorumO vakit kalbimde asudeleşiyor
Ruhum bir seyyah olarak adeta kıtaları dolaşıyor
Sevdam mütemadiyen harlaşıyor ve kudret halimde azimle korlaşıyorBiliyorum edepten anlamam
Ve edebiyatın rüknüyle nefesimi anlamlaştıramam
Halimde derlediğim ve yıllara sari sefilliğimle varlığımı hasredenimNefesten ziyade sermayem yok
Edepten maada keyfiyetim dirliğimde nedense yok
Tefekkür muhayyilem fevkalade çok ve umutlarda gerekçelerde ne okÖğrenmek meraka tabiidir
İdrak insan ikliminde fevkaladeleşen gülü badiredir
İzan kulluk birliğinde ve zihin kalbin sezgisiyle inkişaf içinde sebeptirNice güftelerde ne gizlidir
Aşk neden mevsimlere tabii olmayan hazzı güzelliktir
Gönül ikliminde ritmini bulan suhulettir ve bir ahenk içinde haysiyettirGel korkularını yenerek dinle
Urbasız tende aşk bir bahane ve kalbin fakirliği senle
Ruhun asudeliği anlam bütünlüğünde ve hakiki aşk sor kiminle derdindeMustafa CİLASUN
20 Mayıs 2011: 09:20 #792021Anonim
Halime duçar olur nefesin, sessizliğin lal olan dilisin!
Henüz titreşimler başlıyordu
Hissiyatım renklerin birliğinde edep diliyordu
Kalbim yıllara sâri suskunluğunu terk ederek şevke erişiyorduMeğerse gönülde ne baharlar
Hazanın mahzunluğunu anlatan sessiz çığlıklar
Baharın sancısıyla ses vermez ağıtlar vaktin zuhurunu bekliyorNe vakit seni ansam yağmurun
Meltem asudeliğinde hazzın ve bekleyen bahtın
Tecellisi aklıma geliyor ve derin düşüncelere doğru yol aldırıyorAn ve vaki olacak zamanını anan
Aşk için çırpınarak sevdanın rahlesinden kaçan
Ecrin pervazlarından içtinap ederek heveslerine boğulan her canNeler anlatıyor kalbime bilsen
Nefesin müddetiyle bütünleşerek hicranı yensem
Ölüm için nefesi zikredip irfanı seçsem ve senin ülfetine erişsemKalbinin derinliğinde seyretsem
Haiz olduğun zarafeti temaşa ederek nefeslensem
Gönlümün umutlarını çok görmesen ve bir şevk ile seslenip yücelsenNe kaybettirir sana anlayabilsem
O vakit çekilirim sinemin derinliğine ve sessizliğimle
Nefesim her ne kadar seni zikrederek kalbime hüzün tohumu ekseGam değil razıyım virane halime
Yeter ki sen serzenişlerinle kalbimi titretip nefeslenme
Razıyım senden gelecek sitemli her nefese hicran hali yâd etse deGörünme artık fersiz gözlerime
Kalbim her ne kadar darbı mesel ederek sırrını derlese
Ruhum ruhunun müstesna güzelliğinde ve senin saadetin için sukuttaNiyazım aşk seninle anlamlaşsın
Sevda harıyla semaları aydınlatsın ve yıldızlara anlatsın
Her sırrın saklı kalsın, mefkûren tefekkürünle nur salsın ve anılsın
Halime duçar olur nefesin, sessizliğin lal olan dilisin!
Henüz titreşimler başlıyordu
Hissiyatım renklerin birliğinde edep diliyordu
Kalbim yıllara sâri suskunluğunu terk ederek şevke erişiyorduMeğerse gönülde ne baharlar
Hazanın mahzunluğunu anlatan sessiz çığlıklar
Baharın sancısıyla ses vermez ağıtlar vaktin zuhurunu bekliyorNe vakit seni ansam yağmurun
Meltem asudeliğinde hazzın ve bekleyen bahtın
Tecellisi aklıma geliyor ve derin düşüncelere doğru yol aldırıyorAn ve vaki olacak zamanını anan
Aşk için çırpınarak sevdanın rahlesinden kaçan
Ecrin pervazlarından içtinap ederek heveslerine boğulan her canNeler anlatıyor kalbime bilsen
Nefesin müddetiyle bütünleşerek hicranı yensem
Ölüm için nefesi zikredip irfanı seçsem ve senin ülfetine erişsemKalbinin derinliğinde seyretsem
Haiz olduğun zarafeti temaşa ederek nefeslensem
Gönlümün umutlarını çok görmesen ve bir şevk ile seslenip yücelsenNe kaybettirir sana anlayabilsem
O vakit çekilirim sinemin derinliğine ve sessizliğimle
Nefesim her ne kadar seni zikrederek kalbime hüzün tohumu ekseGam değil razıyım virane halime
Yeter ki sen serzenişlerinle kalbimi titretip nefeslenme
Razıyım senden gelecek sitemli her nefese hicran hali yâd etse deGörünme artık fersiz gözlerime
Kalbim her ne kadar darbı mesel ederek sırrını derlese
Ruhum ruhunun müstesna güzelliğinde ve senin saadetin için sukuttaNiyazım aşk seninle anlamlaşsın
Sevda harıyla semaları aydınlatsın ve yıldızlara anlatsın
Her sırrın saklı kalsın, mefkûren tefekkürünle nur salsın ve anılsınMustafa CİLASUN
Mustafa CİLASUN
20 Mayıs 2011: 09:48 #792023Anonim
Müddet-i nefesin dirdarında ki ey yolcu!

Vuslatın serabından içersin
Kalbinin letafetleriyle sinenden sahifeler seçersin
Kim bilir hangi umutta demsin ve sabrın vuzuhunda kedersin
Zihnin girdaplarında çilesin, azimetin bağrında sefilsin ve iradene kefilsinNice bahtlar umuda kanıyor
Yağmur damlaları ötelerden ikramla hicranı anıyor
Sevda mevsimlerinde gönül yol alarak aşkın serencamına uzanıyor
Umut kanaat ikliminde pervazlarda yeşeriyor ve güle tebessüm gönderiyorAşkın çemberi ihata ediyor
Dil her ne kadar bizar kalsa da, edebiyle anlamlaşıyor
Yol yolcularını bekliyor, han yalnızlıktan korkuyor, kalbin ne diyor
Öyle bir aşk rıhtımı ki ruhumu okşuyor ve rüzgârların muştusu haz veriyorHaklısın ki bahar sürurdur
Hazan umutlar sofrasında solgunluğa giden nağmedir
İşte o vakit kalbin biçaredir, geceler senin için anlaşılmaz kederdir
Karanlık duygular ve arza akseden umutlar çare adına muhabbeti bekliyorBilir misin şairin ağıtını
Yanmadan yazan çaresizliği, hevesler için hederliğini
Nedensizlik yokuşunda yudumlanan sefilliği ve fersiz gözlerde şevki
Söyler misin hesapsız ne var kâinatta nitelik ruhun hakikatinde niye nöbetçiEy yolcu rüzgâr arkadaşın
Biliyorum ki umutların sırdaşın, Süreyya yıldızı hazzın
Tefekkür sevdan, kanaat urban, ölüm ancak halinde sürurlu sayfan
İzlerinle anlamlaşan, melalinde çığlık çığlığa şafaklara umutla bağlanan
Nefesin kadrinde ve hevesin renklerinde tuval üzerinde resmettiğin manzaranGönlün sanki bir çağlayan
Aşk sessizlik yortusunda kalbi inşiraha soyunan muazzam
İhsan sadakatinde, ihlâs kendi saadetinde, tevazuu nefsin kadrinde gam
Ey ayan olan, nefesin mühletinde çare arayan, umut filizlerini hakka yollayanNe olur bir an yese kapılma
Ruhun hissettirdiklerinde uzak kalma ve illaki kalbini anla
Aşikâr olan ayetlerden korkma, hikâye edilen hakikatlerden uzaklaşma
Artık vuslatın tınısını anla, hesabın neticesini unutma ve yolun başlangıcındaMustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 07:47 #792075Anonim
Sinemi meftun bırakan o firkatin ve sessizliğin!
Bazen
Can çıkmadan huy çıkmaz derler ya
Ruhun daralmalarında ayazlar kuşatır anlaKalp
Sahibinden azade olunca nahoş umutla,
Sevda kuraklığında aşk derin acılar tadındaSenin
Huyuna, umut için solgunluğuna aşığım
Halinde taşıdığın o mefkûrenin sancısındayımTeninin
Naifliğinde ben soluksuz devrancıyım
Ben tenimde kiracıyım, ancak seninle hancıyımBizi
Muhabbete gark eden ziyadesiyle manadır
Aşk, nur ikliminde taliplisini arayan kervancıdırGülün
Kokusunda, ötenin sultasında aranacaktır
Şayet murattan bahsedilecekse şaşılmayacaktırRenklerin
Envai çeşitleriyle heveslerini destele
Zevklerin azamisinde düşün nefeslerini tüketmeNihayet
Ömrün takip edileceği zaman hanesinde
Ruhun ilk adresin kayıplarında gidiyor adımlarlaBen
Seninle bahtiyarım ancak sol yanım ağrısa da
Hicran şarkıları beyhudeliğime bir selam salsa daHasret
Damarlarımda kuruyan kanın tek ahı olsa da
Ruhum kendi sarhoşluğunda, kalbim Hakkın yolunda…Mustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 07:50 #792076Anonim
Kalbim, hilkatim, hakikatim ve gerçeğim!

Hepimiz
Gelmiştik bir şekliyle
Nasip olunacak dirliğin alınacak nefesleriyleHilkatin
Takip edilecek izlerinden giderken
özlemi çekilen, yüreği ısıtan, sevgiye kavuşmakBu sayede
Aşılmayacak bir engel çıkar mı
Katlanılmayacak çile ve çıkarılmayacak bir varlıkMefkûreleşen,
Umutlar yumağı olarak sineleri coşturan
Aşk ve sevdayla vakfedilen canla inzivayla gidilir
Yoksa
Asırlarca onca çileler niye çekilir
Yaratan eza etmek için mi bizleri halk etmiştirNiçin
Tebliğ eden mübelliği göndermiştir,
Neden kızgın çöller ikliminde gülü işaret etmiştir
Kalpleri
Neden iman hakikatine erdirmiştir,
Hiç esirgemediği tebessümü hoşgörüyü öğretmiştir
Onu yaratan,
Aynı anda tuğyana sabırla bakandır
Mühleti anlamlandıran ve hikâyelerle uyaran haktırSadece
Ve yalnızca mürebbiyelerle,
Vesilelerle aklı, izanı gerçeğe davet eden zarafetti
İnsan
Fıtratına uygun olmayan,
Edebi ve zihni tarumar eden zilleti haberdar ederek…
Azabın
Nihayetinde temizlenecek
Ona duçar olmayanlar, sabrı bir erdem sayan canlarEfendiler
Efendisinin sancağı altında nefeslenerek
Dirilişin, ölümde süzülüşün itminanlığıyla göçüp gitmekO an ve
Zaman kavramının anlamının manalaştığı
Batın içinde zahire kapı aralayan ummanın denkliğindeVuslatın işaretleri,
Faziletin hikmeti ve çilenin keyfiyeti
Aşkla işliği anlaşılacak ve bahar gün gibi açığa çıkacak
Mustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 09:16 #792077Anonim
Yadettiğim bir an, ruhuma işleyen zaman!

O an çok çaresizdim
Suskunluğa mahkûm olacak kadar halsizdim
Kime ne diyebilirdim, terennüm ettiğim derdin esiriydim
Babam hayli saftı
Anam mutfak adına mütemadiyen kaygılıydı
Yokluk yanı başımızda, hicran her zaman karşımızdaydı
Maaş vakti gelince
Münhal olduğu üzere babam hiç bulunmazdı
Anam sabaha kadar uykusuz kalır ve beni de uyandırırdı
Gün ışımadan
Çarşıda ne kadar sabahçı kahve varsa bakardık
Korkuyla barışık yaşardık, henüz okul başlangıcına uzaktık
Ne derman vardı
Ve ne de binecek bir vasıta için karşılık vardı
Soğuk ve kaygı, korku ve ön yargı bir telaşla yanımızdaydı
Bu o kadar acıydı ki
Babam namına sinemde buharlaşan bir sancıydı
Aile niye vardı, efrat kim için kutsiyet cenahında hayâydı
Çok susamıştım
Yürümekten bizardım lakin anneme söylemezdim
Onun hicranını artırmamak adına çaresiz sukuta geçerdim
Aramak nafileydi
Yorgunluk her halimizde serzenişlerin habercisiydi
Annem nedameti davet ederek bedduaların refakatindeydi
Ne sıcak bir ekmek
Ve ne de hasreti çekilen bir yudum çay bulunmazdı
Her zaman denesiz çorba ve bir haftalık pişen ekmek vardı
Babam maaşı bitirince
Arkadaşlarının tavsiyesiyle bir âlemin keyfiyetinde
İki gün sonra karşımızdaydı, lakin ne para ve ne de ar hardı
Mustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 09:18 #792078Anonim
Bilmem ki ne haldeydim, yitik bir nefes misaliydim!

–Gözlerimden yaş boşalıyordu.
Oysaki bu konuda pek alışkanlığım yoktu.
Halin fakirliğinde, kalbin sevgiye hasret iklimiyle nefesleniyordum.Yapraksız bir dal misaliydim.
Şevksizliğe gark olan hicranı abideydim.
Ne gülmeyi bilirdim ve ne de tebessüm için yüreğimi hasredendim.Bilmek için erdemden azadeydim.
Düşünmek için bilmeyi, idrakle hissetmeyi özümseyemezdim.
Hoyratlığın kadrindeydi takatsiz nefesim ve çok fakirdi bildiklerim.Tekâmül adına, sevda babında,
Aşksız kurak ayazlarda, poyrazın hırçınlığında,
Kan çanağına dönen gözler ve hissiz nefesler lahuti şiirler dinler.Alp götüre bir zaman dilimine,
Kahraman Tazeoğlunun sesinden arazını dinliyorum.
Yüreğin burkulduğunu, dilin kuruduğunu, gözler boşalınca hissettimŞiir adına her ne yazılsa az dedim.
Sarsılan hislerimle titremeye başladı tüm bedenim.
Ben ne kadar sefilim, kalbi hissedişleri ben nereden bilirim dedim.Avuçladığım toprağı öylece sıktım,
Ve gözlerimden akan yaşlarla onu nemlendirdim.
Kokusunu içime hasretle çektim ve iklimlerin seren camına kilitlendim.Hissetmek adına kalbi olmak dedim.
Ruhun insicamından uzaklığımı bir bir gözden geçirdim.
Hilkatin muvacehesince, aklın mücerretliğinde nefsimi güncellemiştimHasreti ve özlemi yeniden anladım
Sevda adına yanmayı, aşk babında kanmayı tanımladım.
Ötelerin hazzıyla, vuslatın kalan sayfalarında, gül kokusuna yaslandım.Çaresizliğimle el açıp yakardım.
Nefesin kalanlarıyla, ömrün devranında hardım.
Tek başıma kala kaldım, arkama dahi bakmadan suskunluğa uzanmıştım.Mustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 13:52 #792081Anonim
Talihi Rana, bahtı cennet olasıca dediğim…

Satırlarınızda ;
Bazen ;
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…
İstanbul,
İstanbul…Diyen Necip Fazıl’ı…
Bazen ;
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydımMısralarıyla Nurullah Genç’i…
Bazen ;
Mona Roza, siyahgüller, ak güller
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyahgüller ak güllerşiirinin sahibi Sezai Karakoç’u…
Bazense ;
O’na dair satırlara istinaden yorum yapamadığım,
divan edebiyatının idolü olarak gördüğüm İskender Pala’yı buluyorum, görüyorum..Nur alası, nur olası, nur olup bu alemden çıkası… Gözü, gönlü nurlanası…
Kaleme kuvvet, yüreğe sağlık, cedde rahmet…
Vakt-i Cuma… Duaların makbul olduğu vakitte, dualarınızda yer almak duasıyla…
Cevaben yazdığım:
Zarafetinizle bu bedbin ve zavallı nefesi meftun eylediniz.
Ruhumun seyrinde, umutlarla şakıyan bir meşale misali yücesiniz. Bilesiniz..
Edebin yudumlandığı, edebiyatın sazendeleri üstatlarla anılmak
Ne diyeyim ki yüreğinizin asudeliğine karşı nasıl mümkündür duyarsız kalmakFazlasıyla hak ediyorsunuz, niyazlar için şimdi müsterih olunuz
Fakir sefilliğimden sudur edecek dileklerimle, umudunuza gark olasınızEmanet sayfama fevkalade renk kattınız takdirler sizin hakkınız
Bu anlamda kalbinizi, ruhunuzu sahibine emanet ediyor ve selamlıyorum…Mustafa CİLASUN
21 Mayıs 2011: 13:52 #792082Anonim
Gönül yanar, dil susar,lisan-ı halden kim anlar!

Sanki bir yangın sonrasındayım yol boyunca
Adım adım hicran yakamda, hüzün sinemi hadsizce dağlayınca
İçim burkuluyor sessiz kalınca, kapımı çalan bir umudun nefesi olmayınca
Fersiz kalıyor gözler, unu takip eden izler, ruhumu bizar bırakıyor onca taranelerBaşım ellerimin arasında, çaresiz bir nazarla
Yüreğimde başlayan tufan anbean bahtımın lahzasında, hazanın ahıyla
Figan ediyor gönül, lalleşiyor şevksiz dil, hiç aman vermiyor bihaber soluğuyla
Nereye baksam, içinden çıkılmayan bu zamana derd-i gamımı anlatsam korkuylaNeden bin hüzün ile bir yol alır ve yaşarım
Suaallerin peşine takılırım,halimin fakirliğine ibret içinde bakarım
Gönül kapımın açılmadığına yanarım, kalbimin inşiraha hasretini nasıl anarım
Sessiz bir şekilde, temaşa eylediğim iklimin zindeliğinde umudumla lahzaya ramınGözlerimin pınarı kurumuş yaş akmaz
Bir gönülde şefkat ve muhabbet hasıl olmayınca rahmet niye sual eylemez
Firakımda fidanlar yeşermez,gül-i nihalden haber beklenmez,umutlar hiç gülmez
Aklım kıt hikmetine erişmez, idrakim kapalı lütfundan aşkıyla niye nasiplenemezKuşlar kanat çırparken, kuzular melerken
Kelabekler rengarek sürurun şevkiyle aidiyetlerine sadakat ederlerken
İzanım ve ruhum bu hakikati yakinen bilirken, tercihlerim ki ahvalime ağlarken
Sinem feryat eder, vicdanım kalbime an be an neler söyler, vakit geçti artık mı derSus artık ne olur yüreğim kaldırmıyor
Lisan-ı halimin fakirliğine herkes kıs kıs gülüyor, lakin gönlüm el vermiyor
Vakit daraldı diye telkin ediyor, göçüp gitmeden serdetmem için tenbih ediyor
Gün bitiyor, sokaklarda ki tezahürat hiç dinmiyor, aklım neden hala sual ediyorMustafa CİLASUN
23 Mayıs 2011: 09:07 #792204Anonim
Kalbi hissedişin ve güfteleştirdiğin o hazin çilelerin!

Ne bilirdim ki
Nihayetinde bir tevdi edilen nefestim
Emanet hükmüyle senin şefkatli kollarına teslim edilmiştim
Sen halsizdin
Hamiyet adına nasipsiz bir suhulettin
Çaresizliği sabırla bereketlendirerek kanaate iltica etmiştin
Beklentilerin
Ve hayali sukut ile geçen günlerin
Dişlerini sabırla sıktığın çilelerin ve solgun ümitle niyetlerin
Halis niyetlerin
Secdede ki akan yaşlar güzelliğin
Teslimiyet içindeki ülfetin ve ihsan adına sonsuz gayretlerin
Hiç yılmazdın
Muhakkak çareyi umutla arardın
Kimseyi kınamazdın, kendi halinde uzun yolculuğu hep anardın
Evlatların adına
Şayet çileleri yudumlamak haksa
Aşkla yoğrulmak ve sevdanın çeperlerini arşınlamak koklanınca
Derlediğin heveslerin
Güfteleştirdiğin hazin çilelerin
Gariplik adına masumlaşan aziz nefesin, hüznümün kalesi oldu
Kolum kanadım
Ve fersizleşen gözlerim doldu
Dizlerim takatsizleşirken, ayaklarım sukutuyla şevki uğurladı
Dilim dönmez oldu
Kalbim titremeyle solgunluğu andı
Toprağın kokusuyla var olan hasretliğim vuslat için yakarandı
Solgun tenin
Kefeni kuşanan çileli bedenin
Tabut içinde ki sessizliğin, ölümle arkadaşlığı bize anlatmıştı
Mustafa CİLASUN
Not:(Değerli dostlar, rahatsızlığım vesilesiyle bazen uğrayacağımı ifade etmek istiyorum.)
23 Mayıs 2011: 09:09 #792206Anonim
Ne hazindi hasrettiğin nefesin ve hüzünle gidişin!
Ne yılar yetti
Ve ne de bahşedilen ömür
Dertleri anlatmak için kifayet edecek bir faziletti
Nihayetinde
Kendi halinde masum bir nefesti
Çok gayret etti, mısralarıyla gönülleri ne fethetti
Nesillerin dağarcığında
Fevkalade kök salan bir çınarı ebetti
Yalnızlık onun için ne büyük bir kederdi ve yetindi
Kime şikâyet edecekti
Ve kimin hakkından gelebilecekti
Kendi halinde bir nefesti, şiirleriyle çok âlemlerindi
Sabiler için bir şevkti
Aşk adına hasreti anan hicranı dertti
Anlatmak adına mısralarıyla ummana uzanan bir erkti
Liyakatli yapısı
Azimetle şiire olan tutkulu sevdası
Aşiyan için tek yarası ve yalnızlık adına dinlediği şarkısı
Ne çare olacaktı
Yalnızlık can için ne kadar murattı
Muhabbet için nefesler ikliminin bereketi şart ve farktı
Lakin ne kadar anlaşıldı
Güzü battaniyeler içinde geçirtmek mi haktı
Kim ne kadar anlamak için uğraştı, kitaplar çok mu sattı
Dostlar ne için vardı
Kadirşinaslık mazi sayfalarında mı kaldı
Hak adına hakikat, kimin umurunda olan anlaşılmayandı
An her geçen gün
Sessizliğin serencamında yaklaşıyordu
Hal, bizzat hakikati biliyordu, lakin dil çaresiz kalıyordu
Ölüm mukadderattı
Şiir yazmak sevda adına maslahattı
İradeyi kanaat tercihler için şart olan hakikatli bir hesaptı
Dünya sevenlerine kaldı
Ukba serinliği ve haşyeti kime yardı
Nefesleri anlamlaştırmaksanat adına şart olan bir sevdaydı
Mustafa CİLASUN
1 Haziran 2011: 08:23 #792457Anonim
Ruhum nazar ediyor, o an ve zaman kalbime sesleniyor!
Bırak ne olur
Sarılayım ayaklarına ve solgun umutlarına
Yıllara sâri olan suskunluğumun feveran eden hissiyat çığlığınaAcımsızlaşan ahına
Serzenişlerini demlediğin bakir torağına
Gönül pervazlarında tazelenen umutlarının sevdasında ağıtlarınaBiliyorum ki çok sefilim
Densizliğin nedenlerinde kaybolmuş biçareyim
Şimdi kime ne derim, boynumu büker sessizliğimle eceli beklerimBaharı hasretle beklerken
Hazanın sahifelerini def ederek nefeslenirken
Bedbinliğin ahında senin halinin naifliğini terennüm etmeyi dilerkenKarşıma yalnızlığım çıkıyor
Ummanlara uzanıyorum, bulutlara bakınıyorum
Lakin bizar halim geçit vermiyor ve nefeslerim kalbime sesleniyorNeleri öğrendiysem
Sevgisiz ve muhabbetsiz takatimi tüketiyor
Aşk kendi ikliminde gayrete galebe çalarak muhataplarını bekliyorSerkeşliğim arkadaşlık ediyor
Hicran hınçla yüreğimde meşaleleri tetikliyor
Gözlerim ufuklara nazar ederken hükmeden yaşlar kime sesleniyorAnlamak için feraset gerekiyor
İdrak iltica edenler için kalbi muhayyele diliyor
Akıl basiret için meşvereti davet ederek hikâyeleri hazla derliyorSessizliğime kim ne diyor
Mısralar meramın irtihali için neden hüzünleşiyor
Hamiyet kalbim ikmalinde ve ruhun bakire mertliğinde aşk diliyorYazmak yanmadan kaçmak mı?
Düşünceleri hissiyat ikliminde derlemek ağlamak mı?
Dost kimliğinde hem hal olmak ve varlığa şahit tutmak tuhaf mı?Mustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.