• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 406 ile 420 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #792459
    Anonim

      Yerinme, aşkın sessizliğinle bir kez kalbimi dinle!

      231628.jpg

      Ne olur düşünmek için vakit ayır
      Hilkatin sağanağında ve ömrün sayfalarında iradene sarıl
      Ruhun imbiklerinden hicran güzelliğinden hüznü kalbin ile ayır ve ayıl

      Gidenler serzenişleriyle anılıyor
      Gelenler çığlık çığlığa feryada sarılarak hamiyet aranıyor
      Himmet mahzunluğunda kime bakıyor ve rahmet vicdanda ne arıyor

      Biliyorum senin ulvi güzelliğini
      Kalbine hasredilen mümbit bereketli sevgi ve muhabbetini
      Ecrin senin kudretinle anlamlaşan deruniliğini ve sessizliğin renklerini

      Sen fedakârlığa namzet nefersin
      Nefesin katresinde ve edebin enginliğinde nazar edensin
      Ötelerin zarifliğinde sabrın nakışlarında kanaati işleyen muhteremsin

      Senin ruhundan nükseden hicran
      Sessizliğin serinliğinde seyreden buhran sana zor gelmez
      Umudun anlamlaşan hayallerinde ve mefkûrenin karelerinde azim var

      Vakıalar ve yazılan ulvi anılar
      Sabırla ve tahammülle sevginin hasredildiği aşkla anlamlı
      Aşk iklimlerin değil, zamanının tüm safhalarında seni anan bahtiyardır

      İnsan iradesiyle anlamlıdır
      Kul ihsan ve ihlâs terazisinde değer bulacak bir adaydır
      Hakikat gün gibi aşikârdır, vicdan ve murakabede bunun için mutlaktır

      Sev lakin yerinmeden sev
      Ver fakat ecrin mülahazandaki kadri bilerek gizlice ver
      Sabrın ağında ve taş yastıkta toprağı en mukaddes yatak olarak bil

      Mahzun nefeslerin derinliğine eğil
      Mağdur gönüllerin limanında kanaatle muhabbetle meyil
      Kalan an ve anlamlaşacak o zaman dirliğin ve birliğin nişanesi olacak

      Nice aşklar yeksan olurken
      Ruhun insicamında kederler nağmeleri hicranla davet ederken
      İyilik ve ihsan an ve zamanının sahifelerinde halini ülfetle yad edecektir

      Mustafa CİLASUN

      #792472
      Anonim

        Bilmem ki birgün anlarmısın, ah edip yanarmısın!

        305216.jpg

        Diliyorum ki çok geç olmasın
        Kalbinin asudeliği ruhunla anlamlaşarak aksın
        Aşk için sorgulanmasın, mananın hakikatinde elbette anlamsın
        Lakin gönlün yalnızlık yaşamasın, hasretin hazanında yorgunluğa kanmasın

        Ne korkunç gecelerin elindesin
        Hissiyatın prangalarındaki sancıların kederisin
        Dikilen
        gözlerin umudunda, tavan arasında, yastığın taş olunca
        Niçin yaratıldığını, aynalardan aksayan burukluğunu ve umudun huzurunu

        Bir gün anlarsın hayal ufkunu
        Çare adına ötelediğin yutkunduğun bağnazlığını
        Sabrın baharını, zihnin hazanını, kelamın kanaatle anlamlaşanı
        Sevginin nasıl hasredildiğini,
        gözlerin perdelerinden boşlan katrelerin sesini

        Her ne kadar içim elvermese de
        Kalbimde demlediğim elemin
        sergisini açacağım
        İbret adına ne varsa ruhuma anlatacağım, nefsimin tuğyanını
        Benliğimde ihsanla, dilimde ikramla, zihnimde anlamlaşan varlığımda haksın

        Yar adına neyi zikretsem varsın
        Aşk yoksunuyum, sevmenin şerefindedir umudum
        Zamanın yolcusuyum, hamiyetin vurgunuyum hasreti yaşarım
        Salanın sesinde ürpertilere kanarım ne yastığımla ve ne de yatağımda kalırım

        Sende bir gün meramımı anlarsın
        İçimin burukluğunu hissederek mısralarda yaşarsın
        Uzanan ellerim, fakirliğimde kalbim, fersizleşen
        gözlerim anar
        Lanet adına her ne varsa derinliğinde suskunluğunu yaşar ve hikmetiyle bakar

        Seyir kalbimde perdeleri açıyor
        Temaşa ettiğim hazan vaktin felahından bahsediyor
        İşte o
        zaman sinemdeki hicran anlamıyla tuval üzerine yansıyor
        Hüzzam eserler hissiyatımda renkleniyor ve ruhum hilkatinden ibret sunuyor

        An ve senin kalbinle anlamlaşan
        Aşkın hakikatindeki ikramı anlayarak ecirle yaşayan
        Korkma artık, vaat edilen ikramdan azade olma, sevdanı korla
        Vurgun
        zamana kalma, hissiyatın dalgalarında boğulma kalbinle aşkı unutma

        Giden derdin tezgâhında acemi
        Arz edilen
        sanat adına her ne sergileniyorsa vehim mi
        Ölçüler değişti, kuvvetin dengesi sekilerleşti, hakikat ötelendi
        Mert ve haliyle namert varlık zehabında belirsizleşti, masumluk
        aşkla yüzleşti

        Sen ancak kalbimle bir demsin
        Tevdi edilen nefesin eşiğinde zadesin ve böyle hürsün
        Ancak
        sevgiyle bir bütünsün ve feragatinle ihsanda sürursun
        Ati adına ülfetsin, naiflik babında fevkalade mertsin ve edebin dilinde
        sevgizin

        Mustafa CİLASUN

        #792473
        Anonim

          Firkatin içimde gamdır, ah u figan ettiren zamandır!

          308245.jpg

          Ey selvi boylum üzülme
          Hüznün güzergâhında çaresiz büzülüpte üşüme
          Sırların hengâmesinde ha ne olursun hicran içinde bugün inleme

          Nice gönüller hapiste
          İşte umutlar kalbinde sürur içinde filizlenmeyince
          Keder sinemin sahifesinde ve hüzün yüreğimde hasretin derdinde

          Gölgem korkuluğum oldu
          Gece sinemde kimsesiz bir konuk olarak bakındı
          Bilmem ki şevk nerelerde hissiyatın salkımı oldu ve halimi unuttu

          Nereye yönelsem sancı ar
          Ey hamiyet nerdesin hasretin yumağında kim var
          Mukadderat mı ruhum hayli bizar, nefesimin kimlere ne zararı var

          Ey gönül ha sen ol aldırma
          Ruhumda hal fakirliğinin manzaralarını bırakma
          Nazarların hakkında yese kapılma ve umudun rahlesinden korkma

          Yangın yüreğin hasretidir
          Yazmak hal ehlinin edep içinde nefeslenmesidir
          Aşk kimin zadesidir, çile neden sinenin derinliğine işlenen nefestir

          Yangınım nice nefesin arına
          Ha ne olur birazda bulunsa kalbimin toprağında
          Ruhumun hilkatinde gizlenen sanatta ve umutlarımın tutamlarında

          Ey anne seslenme rüyalarımda
          Babam ötelerin sessizliğinde bilemiyorum anla
          Evlat olmak, bağrımda sefilliği solumak ve hakkın rızasını unutmak

          Adımlarım nereye götürüyor
          Sesin uzandığı sezgiyi hakkıyla kimler çözüyor
          Her nefes kalbin ikliminden neler söylüyor ruhum ona refakat ediyor

          Ne deyim hakkınızı teslim ederim
          Seçtiğim kelimeler yüzünden anlaşılmıyor melalim
          Şikâyetleri nefeslenirim ve kelimelerin unutulmasından hayâ ederim

          Neyleyim ki edebin biçaresiyim
          Neden anlaşılamayacağını nasıl fakirliğimle akıl ederim
          Muhakkak ki bağışlamanızı dilerim zira halimde demlenenle giderim

          İşte efendim nedense böyleyim
          Elbette anlaşıldığın kadar değerlisin itiraz etme bilirim
          Tutkunu olduğum kelimeleri kime teslim ederim ve sessizliğe veririm

          Her ne kadar tuhaflığım varsa da
          Lakin yazmak için tefekkür dirliğinde nefeslenmek muratsa
          Okuyan, okumayan farkı nefeslerle anlaşılsa da dua umudum yanımda

          Mustafa CİLASUN

          #792535
          Anonim

            Ruhum aşka yabancı mıdır, kalbime ne anlatır!

            302755.jpg

            Ne yüreğimin beynime uzanan eli
            Ve ne de dilimin amansız kederi kalbimde diner
            Halimde zuhur eden
            heceyi ve açılan pencereyi kim seyreder
            Ki gitmeden, âlemden göçmeden muhabbetin şevkinde bekliyor güfteler

            Neden senden uzakta sensizliğe sürgünüm
            Kalbimi burkan hasretin deminde ne fakir hürüm
            İbretin aynasında, bilinççin sofrasında küskün bir elemim
            Artık kederimle bütünüm ve hüznün toprağında, sürgün kalan nefesim

            Ne arş kifayet eder ve ne de marş bir keder
            Derdin serabında kim bir bade içer, halinden geçer
            Tuğyan eden kalbi kim neyler ve muhabbet
            aşktan da geçer
            Hicran hakikatten söz eder,
            aşk azimet için vazgeçilmeyen kutsi değer

            Alnım ne kadar ak, ruhumda dinmez şafak
            İnsan hayatında fark, kul kimliğindeki ittifak ve ilhak
            Şayet zafiyetler hala vazgeçilmeyen duraksa nerede kaldı fark
            Umutlarda son durak, kalbi manada
            sevgiye ram olmak şahtır mutlak

            Neden yabancıyım ve kimliğimde hancıyım
            Kime nedenleriyle davacıyım ve feragat ta sancılıyım
            Kalan
            zamanımda, hicranın uhde bırakan sayfalarında acıyım
            Ufkumdaki umman ve artık önemsenmeyen
            zamana neden davacıyım

            Sevda satır aralarında temaşa ediyor aşka
            Ecir koridorlarında ve çileli solumalarda kim yabancı
            İnayet bekleyen, niyazı hak eden gönüller sevdaya çok sancılı
            Gel artık bir durak kalmadı, kalbi manada haz hazanı kuşanıp karıştı

            Gönül yasam mağdurdan yana çok hicranda
            Gasp edilen nice haklar, hakikatin sağanağında umutta
            Vuslat nitelikle barışık aklın vicdanla ihsanı yaşatan vakıaysa
            Ne olur aska korkma, samimiyet ihlâstan noksan duygusallıksa anla

            Edep hasreti yaşatan bir ahlakın ummanıysa
            Lafazanlık edenler kimin umurunda, kalp
            aşka açıksa
            Sevda bu manada tensellikten uzaklaşan haki katsa unutma
            An ve seni bekleyen
            zaman tefekkürün ikliminde ve merakın sahnesinde

            Mustafa CİLASUN

            #792536
            Anonim

              Gözler niye yaş döker, kalbi hissedişi ayan eder!

              284168.jpg

              Henüz idrak edene kadar
              Zihnim ne anlar ve sadece merak içinde bakar
              Kalbim ruhun ummanından misaller sunar ve
              gözlerim çaresiz bakar

              Gün bitmek üzere şimdi
              Yeşeren umutlar iklimler misali dipdiri
              Edebine bürünmüş, sabrı bilenmiş, kanaat ehli bir nisanın süruru gibi

              Ey ağalar ve paşalar
              Varlık namına anlamsızlığa çanak tutanlar
              Mazlumun ahından anlamayan, biçareyi adam saymayan korkusuzlar

              Nereye baksam solgun
              Mideler fevkalade doygun ve hırslarla soygun
              Zihinler bilgiye aç, kalpler idrake muhtaç ve ruhum nedendir kapkaç

              Ey ehli aşk nerdesin
              Hani yaşayan
              insanlarda fazilet için o fark
              Bire gafil ha ne olur ki artık uykudan bir nebze hoşnutluk içinde kalk

              Canlar zevki seferdeler
              Açlığın dergahında sabır neden ahu figan eder
              Aşk kimin gönlünde fevkalade feyiz için nöbet bekler ve çileyle iç içeler

              Ey aşk kim sana muhtaç
              İradeyi bağışlayanlar ve nefsini kollayan sakiler aç
              Edep, halin derinliğine ufki sedalara ve ihsanı saltanata neden duyuyor ihtiyaç

              Artık sessizliğime çekileyim
              Gecenin dirilişine şahitliğimi secdelerle göğüsleyeyim
              Seher için umutla bekleyim ve hayırlar içinde nefesimi sahibine teslim edeyim

              Ey hak halimi arz edeyim
              Senden b
              aşka kime kalbimin lekelerinden söz edeyim
              Ruhumu prangalarından kurtarmak için nasıl bir niyaz edeyim ve sana geleyim

              Yazıyor işte melali halden
              Hangi kimliğin sığ dirliğinden ve edebe muhtaç dilden
              Kurtar artık kalbimi acizliğin kirliliğinden ve bahşet bereketin faziletli derdinden

              Mustafa CİLASUN

              #792538
              Anonim

                Nereye gitmeliyim, hangi eşikte müddat-i nefesteyim!

                259075.jpg


                Ardım sıra baktığımda
                Her ne kadar yüreğim dağlanarak acıyı yaşatsa da
                Aşk kalbime sancıların serencamını anlatıp ruhumu hazla kuşatınca


                Neyleyim selam vermesinler
                Zanlarla
                gülümseyip halimle alay etsinler nefesler
                Hiç hamiyet göstermesinler ve nefesin azizliğine aldırmayıp gitsinler


                Ben kendi kendimle davalıyım
                Ruhumda feveran eden hırçın dalgalarla gamlıyım
                Ve nefsimle belalıyım, hakikat bendine ihtiyacı bulunan bir
                insanım


                Kime ne derim, sefilliği bilirim
                Kalbi fakirliğimle nefeslenirim, ruhumda halsizim
                Solgun umutlarımla toprağı özlerim ve anılarımla yüzleşip üzülürüm


                Ne kaldı geriye baksam hasret
                Amma lakin bu mümbit ülfet kimler için bir dert
                İhsan kalbim için zaruret ve ihlâs ruhum için edep içinde bir nimet


                Aşk sevilene seslenmez, üzemez
                Sevilen için her hangi bir basireti gerekli görmez
                Seven kalp için inşirah dileyerek umuda küsmez ve hazzı terk etmez


                Hicran yetiyor işte her nedense
                Ruhum prangaların eşiğinde özgürlüğe meyletse de
                Kalbim kendi ikliminde ve
                aşkının müstesna güzelliğinde asudeleşince


                İşte o vakit beşerlik azat oluyor
                Kul olmak letafeti yetiyor ruhu iştiyakla kuşatıyor
                İnsan olmak kemali yeti arzuluyor ve edep dirliğinde hilmi salıyor


                Aşk seni kalbinle nazar ettiriyor
                Zanlardan kurtarıyor ve inayet için azmettiriyor
                Feragati önceliyor ve takvayı
                gözler önüne sererek seni yetiştiriyor


                O vakit hakikat seni anıyor
                Kalbin
                aşk ile hakkı zikrediyor suhuleti diliyor
                Vuslat erişilmez olmaktan çıkıyor ve seni muhabbetle davet ediyor

                Mustafa CİLASUN

                #792539
                Anonim

                  Çok diledim ve fakat her nedense öyleyemedim!

                  230348.jpg

                  An zamanın katresiydi
                  İnsan kimliğinde kime ne söylenebilinirdi nedenler belirsizdi
                  Gönlümün sessiz iklimi hazanın solgunluğuna gebeydi zira hicran kaderdi


                  Aldırmadan yol aldığım yılar
                  Sabahlara denk çektiğim sessiz sancılar neler anlatıyordu
                  Lakin kime ne anlatabilirdim, edebi fakirliğim ve kifayetsiz halim vardı


                  Suskunluğumla arkama bakamazdım
                  Hasretimi kimselere anlatamadan ahımla say
                  falar açamazdım
                  Ömür solgunluğunu sabır dirliğinde ve
                  aşkın uhdesiyle hale anlatamazdım


                  Feraset bu kadar zor mu?
                  Ruhumun ikliminden nazarlar takatsizliğimle ne kadar anlamlı
                  Umut kimlerin müstesna süruru bahtı ve bereketin anahtarı çok anlamlı


                  Ne deyim yorgunluğuma solgunum
                  Ne derler kaygısıyla ve zan toprağında kaygılıdır umutlarım
                  Teslimiyette ve kalbi saflığımla tercihi irademle lekelenmişti tohumlarım


                  Açtığım sayfalarda hüzün var
                  Toprağın kokusunda mazur mahzunluğum beni korkulara salar
                  Bilirim ötelerin iklimindedir solmayan bahtı bahar ve rengârenk say
                  falar


                  Aşk kendi dirliğinde umuttur
                  Hilkatin bağrından ve ahseni husustan mükerrem konuktur
                  Evveliyatında ve bahşedildiği olgusuyla kudretten nükseden nuru soluktur


                  Heveslerim hali bağlamıyor
                  Umutlarım gerekçesiz bilinçsizliğimle bereketi sorguluyor
                  Semadan nükseden o sağanak ve her bir damlasında anlam bulan hakikat


                  Gölgem ne kadar yalancı
                  Ellerim avuçlarımla sanki hayallerimin en bariz tortusu
                  Ömür sermayenden ve akıl haznemden iradeyi infaz korkularım arkamda


                  Sessizliğimle yol alıyorum
                  Nazarlarımla suskun kalarak halime say
                  falar açıyorum
                  Kimseye asla kırılmıyorum katiyen ayıplamıyorum zira kendime bakıyorum

                  Mustafa CİLASUN

                  #792599
                  Anonim

                    Umut içinde nefeslenmek, aşkın esiniyle feyizlenmek!

                    165827.jpg

                    Hayat her nedense…
                    Anlaşılır olmayı dileyince aniden
                    Kendini koy verdi, halin ikliminde ve sessizliğinde

                    Zihnimde…
                    Yaşadıklarım sıralandı yakinen
                    Fevkalade acı olan nahoş hissin hicran rengi misali

                    Her yaşadığım…
                    Geçmiş
                    gözlerimin önünden
                    Bir şerit misali geçiyordu aniden ve selam vermeden

                    Yıllarca…
                    Aradığım ve
                    özlemiyle
                    Kavrulduğum sevda artık bir kenara çekilmişti nedense

                    Şayet hiç…
                    Anlamadığımı söylersem
                    Sadece melalimi avutacağımı teslim etmeliyim usulünce

                    Bu manada…
                    Hiçliğimin fakirliğine sığınırım
                    Muhakkak ki onun şefkatini anarım, lakin çok uzaktayım

                    Bir meltemin…
                    Esintisinde yine bu halimde
                    Hasretim yeşerirdi kendi sessizliğinde ve o suhuletiyle

                    Masum…
                    Gülmeleri ve bir tebessümü
                    Açılan penceresinin önünde nazarıma denk gelir isterken

                    Heyhat…
                    Artık çok geç bir
                    zamanların
                    Nezaket ikliminde nefes alanların fedakârlık için dirliğini

                    Yok sayanların…
                    Sevdaları
                    aşkları yok artık mazide
                    Bir umudun hazzı kuşatan ışığı kalmadı bırakma kendini Yâr

                    Kendi haline…
                    Ve günahkârlığın kalan vebaline
                    Sakın acımasın halime kimse bizar kalmasın yaşattığı ahvalime

                    Nereden …
                    Bilinirdi ki böyle bir divanelik
                    Yaşanmadan çileyi çekebilmek
                    aşk umuduyla hazla serinlemek

                    Bir an bile olsa…
                    Bu yozlaşan hicranı ilkimde
                    Sine-i can ile letafeti teneffüs etmek ve meşkiyle esinlenmek

                    Ne kadar…
                    Zor şeymiş meğer anlaşılır olamamak
                    Hali anlatamamak meramı hali hissedecek cana sunamamak

                    İşte…
                    Böyle bir hayatı yaşamak zorunda kalmak
                    Daha da evlası bedenin ilk hanesi olan teni sürekli unutmak

                    Bedeni …
                    Aşk yolunda kullanmamak
                    Ruhi iklimi haz ile yudumlamak asliyetteki manaya kanmak

                    Sen yinede…
                    Diliyorsan melalimi anlamıyorsan
                    Aşk sadece tenle yaşanır diyorsan sen kal kimi diliyorsan

                    Ve şaşarım…
                    Nasıl bir mizan önceliyorsan
                    Hale iksir bahşeden sevdan diliyorum sarmaşık gibi sarsın

                    Halini kuşatarak…
                    Cemali anlatsın ve seni ona yakınlaştırsın
                    Canın önemini ibretle haykırsın nazarın kadrini hatırlatsın

                    Mustafa CİLASUN

                    #792600
                    Anonim

                      Kalbim hasretin firakında, ruhum suskunlaştıkça!

                      85702.jpg

                      Bilmeliydin ki senin
                      Hissiyatınla nefeslenmek
                      Cihanın rengârenk
                      gülleriyle
                      Bezenerek hem hal olmak demektir

                      Baharlarda aşkı anmak
                      Ve onu doyasıya yudumlamak
                      Ne kadar mukaddestir bir bilseydin

                      Her gün duvar başlarına
                      Bırakılan o bayat ekmekleri
                      Suya bandırarak yemek bir lütuftur

                      Suya hasret bir selvi misali.
                      Korkuya taş çıkartan lav gibi
                      Gecelerin sessizliğinden ürpermek ne ki

                      Bilmeyen için aşk ne ki
                      Bilinen her melalde ki seyri
                      İdrak için hakikat tercih edilmeli

                      Durmadan akan suların hikmeti!
                      Susuzluğun sinedeki açtığı külfeti!
                      Akletme yenler için olan merak ne ki

                      Sen ki sahilde şakıyan suların
                      Hıçkırığında kendini buluyorsun.
                      Halini bekleyen
                      geceye anlatıyorsun

                      Sızını cihana haykırıyorsun
                      Anlaşılır olmak için yazıyorsun
                      Paylaşım için edeple soluyorsun

                      Lakin gözyaşların kurumadıkça
                      Toprak suya hasret kalmadıkça
                      Çileler sabır ile yudumlanmadıkça

                      Aşk asla bulunmaz değil mi?
                      Aşk sizce fedakârlık öyle değil mi?
                      Melali tevazu ile vakfetmenin emri

                      Hizmette zaruret keyfiyeti
                      Seni cezp eder değil mi senin için
                      Talebe olmak keyfi diplomalı olmak azmi

                      Sözün kuvveti mesabesinde
                      Öyle değil mi adam olmakta fevki
                      Akidede ki mevcut bulunan her şevki

                      Aşk ile kelime-i tevhidi
                      İkrar etmek için vakit vaki
                      sevgiler
                      Senin için saklı, akıl idrak edenler için katkı
                      Tefekkür edilmedikçe ruh,
                      insan içinde evet,saklı

                      Mustafa CİLASUN

                      #792612
                      Anonim

                        Nerden bilirdim çünkü hala küçüktüm!



                        33394.jpg

                        Çok iyi hatırlıyorum
                        Henüz altı yaşlarındaydım ve sadece nazdım
                        Sabahın ilk ışıklarıyla sokağa çıkmıştım ve yalnız geziniyordum


                        Sokakta sessizlik hâkimdi
                        Hiçbir yerden ne ses ve ne de seda duyulmuyor
                        Kuşatan yalnızlık ve merak için gizlediğim haylazlık yaklaşıyordu


                        Birkaç ev ötede bulunan
                        Ve nihayet iki katlı olan arkadaşların evleri vardı
                        Demir kapısı ilk karşılayan olunca ve sessizlik halimi de kuşatınca


                        Şevksiz yutkunmalar
                        Ve nazarıma takılan yırtık bir meşin topun içiydi
                        Bir müddet durdum ve kapıyı açarak beton zemindeki topu almıştım


                        Gizli bir haz duyuyordum
                        Fakat sevincimi gizleyerek, merakı kuşanıyordum
                        Nihayet koşarak evimize geldim ve anneme sevinçle hikâye ettim


                        Annem dikkatlice yüzüme baktı
                        Ve yüreği burkularak çaresiz anlatmaya başlamıştı
                        Oğlum senin olmayan ve emanetinde bulunmayanlardan mesafeli dur


                        Başkasına ait olana heveslenme
                        Bir yolunu bularak ta elde etmeye asla cüret etme
                        Çünkü sen sahipsiz değilsin ve hepimizi yoktan var eden Allah bilir


                        Her ne yaparsan ve niyetlenirsen
                        Neticesi muhakkak seni bularak vadi yerine getirir
                        Haram lokma ve habersiz alınan her vasıta senin başına bir beladır


                        Unutma ve heveslerinle avunma
                        Bulduğun her şeyi kendinin sanma ve hazla aktarma
                        Öncelikle bir düşün ve daha sonra neticesiyle baş başa kalacak işin


                        Haydi, aldığın gibi geri götür
                        Bu yapmış olduğun hareket kulağına küpe olsun demişti
                        Ve ben suskunluğumu muhafaza edip hiç olmayan topu geri vermiştim


                        Mustafa CİLASUN

                        #792614
                        Anonim

                          Ruhumun figanı kalbimi burkuyor, içim sızlıyor!

                          338842.jpg

                          Vaat edilen umut niye aman vermiyor
                          Salıverdiğim nefesler hicranımla hesapla bedelleşiyor
                          Ruhumun azadeliği yüreğimi burkarak, sineme hasreti yağdırıyor
                          Dilim susuyor, kalbim konuşuyor,
                          gözlerim mecalsiz bir şekilde ufka bakıyor

                          Her attığım adımda gözüm kararıyor
                          Göçtüğüm mekânlar artık nefesimi bırakarak ağlıyor
                          Bilmem ki geriye ne kalıyor, ne bir ses ve ne de bir eser bağlıyor
                          Ruhumun bizarlığı niye halimi korkutuyor, hesap kalbimde bir b
                          aşkalaşıyor

                          Yalnızlığıma avdet eden yârin sesi
                          Ruhuma şevk bahşeden busesi, edebiyle o aziz nefesi
                          Sanki kalbime vuslatın payesiydi, fakirliğime hamiyeti eğledi
                          İşte sineme sudur eden süruru ve nefesin ilzamında ki kutlu nuru anlamıştım

                          Çekildiğim sessizliğimle onu andım
                          Bağrımın yangınlığında ve hıçkıran umutlarımla ağladım
                          O an ve geçmeyen
                          aşkı zamanda bilmem ki ne kadar dağlandım
                          Çok dalgındım, görmediğim dalgaların serencamında hicranımı yudumladım

                          Hüznün feyziyle ellerimi öyle açtım
                          Ağladım, durmadan yüreğimi açarak yangında adımladım
                          Acizliğimle ve dilimin sefilliğinde halimin fakirliğini Rabbime anlattım
                          Gönlümü aç, çilede inkişafı ruhuma kat nefesimi sürurla ve edeple halime tat

                          Dinmiyor elemin furyası kalbimde
                          Bilmem ki daha ne kadar refakat edecek bu sefil halime
                          Hani o iştiyakla bıraktığım kutlu umutlarım hala nasibi hak seferinde
                          Ömür sahifemde, nefesin göçü haşyetiyle elemle demde, mizan hazin halimde

                          Bir nazar eğleme artık nefes bitti
                          Sürur kalmayınca kalbimde şevk tükendi ve sessiz gitti
                          Beyan edemediğim meramım ve mısralara yazdığım yangınlığım hissedildi
                          Gönül ummana yöneldi, derdi gamını hicranıyla ve nefesin kalanıyla ona döktü

                          Mustafa CİLASUN

                          #792662
                          Anonim

                            Gönlümün yalnız ve suskun yakarışlarıı!

                            366235.jpg

                            Şimdi düşünmek için bir akıl gerek
                            Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek
                            Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek
                            Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek

                            Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı
                            Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını
                            Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı
                            Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer

                            Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki
                            Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki
                            Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki
                            Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye

                            Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım
                            Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım
                            Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım
                            Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım

                            Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi
                            Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini
                            Şimdi divanındayım
                            Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım
                            Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım

                            Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım
                            Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım
                            Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım
                            Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım

                            Mustafa CİLASUN

                            #792663
                            Anonim

                              Hasret sinemi yaktı, solgun gönül virane kaldı!

                              367410.jpg

                              Beklemek kar etmez, aşktan vazgeçilmez
                              Çareisz hal sükuta çekilsede, sevda yadellerden hicranı yürekte bitirmez
                              Söz yetmez, anlam şehredilmez
                              Aşk, halin deminden asla vazgeçmez

                              Ne olur sormayın aşkı bana
                              Yılların kaybolmuşluğu, yüreğimi burkarak hasreti anlatsa da
                              Gözler aransa, sözler gönüllerde aşkın ülfetini koklatsa
                              sabır bir mecak bırakmasa, hıçkırıklar hali sulasa da hiç korkma

                              Ey yar, yadınla teselli ile umuda sarılırım
                              Sabahlara dek halini anar, ruhundan esinle aşkla çoşarım
                              Dile gelen eşiklerden vesileleri koklarım
                              Yanarım, bahtım için suskun çığlığımı bilmem nasıl anlatırım

                              Ne kaldı ömürden, gönülde akan efkarın sesinden
                              Dile gelen hicranın busesinden, hüznün nağmesinden ve ferinden
                              Bir ah çektiren kederinden, esir alan hasretin kadrinden
                              Ruhumun sedasından zerkedilen göçmelerden ve elemden

                              Sormayın artık aşkı bana, gayrı söz edemem
                              Gönül dilini aşikar eyleyip, çaresizliğimi yüreğinize hasredemem
                              Edebin sahifelerinde nefeslenmeden bir huzura eremem
                              Bir aşktan ve birde ölümden feragat edemem

                              Mustafa CİLASUN

                              #789663
                              Anonim

                                Ne mızrap sustu, ne gönül mahzunluğu gama bıraktı!

                                382840.jpg


                                Yıllara anlatamadım…
                                Ne kadar an gelip yüreğimi titreterek geçmişse
                                Ruhum idrakin mukaşefetinde, sinem umman derinliğinde,kal kime ne söyler dinle
                                Bir ömür geçti, ne mızrap sustu, ne gönül mahzunluğu bıraktı, evet an ve an arandı

                                Ne bekliyordum çaresizlikten…
                                Dilin sabrın merdanesinde soluk soluğa kalışından, yüreğimin aczi burukluğundan
                                Niye söz dinlemez, melalim sükutu istemez,
                                gözlerim şimdi kimseyi gözmez
                                İçimin yanıklığı dinmez, nefesim ney üflemeye yetmez,titremelerim söyle geçmez

                                Çevherdir özün, halime nakşeden sözün…
                                Edebin rahlesinde, ülfetin payesinde nefeslenmen sinemi dağlayan sükutu közün
                                Aklım ermez, iradem azimet için ruhumun sesini dinlemez, kalbim niye erişmez
                                Kalan nefesim feyzin için sineme serinlik vermez, dilim edebe hakkıyla bürünmez

                                Gün açıyor her an hasretin bağrında…
                                Sımsıkı birşekilde sarıldığım umudum olmasa,çilenin
                                rahmeti kalbimde yaşamasa
                                Hazan ibretim için şakısa, zemheri idrakim için hakikatin
                                aşkını sürurla anlatsa
                                Müddeti nefesim ne kaldıysa, kanaat ruhum için en zarif mübadele feyzi olacaksa

                                Kitabı celil ve hasretin dili gül anlaşılınca…
                                Çekiliyorum sükutun say
                                falarına, sessiz çığlığım hiç duyulmadan ruh çıkacak sa
                                Başlıyor yine hıçkırıklarım durmuyor umudun cenahında, nidam vicdan lahzasına
                                Diriliş senfonisi vuslatın tınısında bir hesabı mizansa, korkma
                                aşkı hakça anla

                                Kim çıkarsa çıksın karşına, bel bağlama…
                                Önce kalbin sesini, ruhunun yetisini, aklın ve irfanın irşadı çehresini halinde yaşa
                                Dile gelen tutkuyu bir sevda sanma, heves
                                aşkı öldürür, keyfiyet nefse tabidir anla
                                Hakikat sedası etrafında ve iradeyi akıl muhakemende koşulsuz başlıyor umursa

                                Mustafa CİLASUN

                                #792664
                                Anonim

                                  Sussam gönül razı değil, serdetsem ruhuma ar gelir!!

                                  382524.jpg

                                  Ne yapsam, hiç şaşırmadan kalbimin sesini anlasam
                                  Ne kadar mahzunluğum varsa, içime atsam, Rabbime
                                  aşkla ellerimi açsam
                                  Kimseye aldanmadan, nefsimin hoyratlığına kanmadan sevdanın meşkini anlasam
                                  İçimin yaıklığını, sinemin bizarlığını, hakikatın rahlesinde arındırsam

                                  Ey Rabbim…
                                  Sen bilirsin, sen her hareket ve kuvvetin yegane sahibisin, bizzat melikimsin
                                  Acziyetimin, zafiyetler içinde tükettiğim her bir nefesin hesabına kefilsin
                                  Ne yaptımsa, sığınmalar yumağında mizanı bekliyor, andıkça yüreğim titriyor
                                  Nereye baksam, hangi nazarı okusam, bir garipliğin lahzasında içim gidiyor

                                  Niye böyleyim…
                                  Akan
                                  zamanda ve bir avuntu içinde, telakkiler nefsimi okşadıça elan bencileyim
                                  Ezan okunuyor, camiler hazin içinde bakıyor, ruhum bizar olup hazan yaşıyor
                                  İmanın mı mukallit, ihsanım mızan içinde hezeyan, kalbim yine içler acısı ağlıyor

                                  Ne vakit bir mevta görsem…
                                  Bizzat yüzsüslüğümün perdelerini çekerek, ruhumun sedasını dinlesem inliyor
                                  Feryatlar niye duyulmuyor, beşer olmak bu kadar sefillik mi yüreğime işliyor
                                  İnsan olmak yetmiyor, muhakeme etmek, idrakin lehçesinde
                                  aşkı koklamak istiyor

                                  Gülen sabinin yüreğinde masumluk ne ise…
                                  Dönen
                                  zaman içinde imanın telakkilerin lahzasında bir dirhem keder nefesse
                                  Hakikatin şehrine amade olan gönlüm niye böyle meşakkat içinde, elemiyle söyle
                                  Kalmadı hevesim, nefsimin aymazlığına tek çare biliyorum iksiri
                                  aşkın nasip eyle

                                  Dil kuruyor, gönül ağlıyor, gözler hüzün boşaltıyor…
                                  Hicranın her sahnesi bir bir sinemin tuvalinde açılıyor, durmuyor hıçkırık başlıyor
                                  Nefesim kesik kesik, sessizliğin kadrinde kalan ruhumun lisanını mahzun bakıyor
                                  Kalbim seni anıyor,
                                  rahmetine sığınıp umutlarım kanatlanıyor ve için sızlıyor

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 406 ile 420 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.