- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Temmuz 2011: 12:47 #794743
Anonim
Görenler beni divane sansın, öyle ansın!

Feda olduğum aşk aşikâr olmasın
Ne kadar figanım varsa kimseler tarafından kınanmasın
Alaya alınan nefsim olsun, ruhumun firkati kalbi nazargahına duyulsun
Gözyaşlarım sessizce boşalsın, ne kadar vecdim kalmışsa, gönül sultanına ulaşsınAşk; tenimden ve dilimden uzaklaşsın
Halimin ve ruhumun lisanıyla anlamlaşsın, onu yaşatsın
Kalbim ne kadar inşiraha muhtaçsa, azmim onun için sadık kapılar aransın
Kalmışsa merakım, itminan olmam için yakarsın, iradeden vazgeçiren için yansınEvlad-ü iyalim hiç farkında olmasın
Ne kadar emelleri varsa, hissiyatları talime muhtaçsa kansın
Kalbin her lahzasında şaşkınlığa duçar kalmasın, her dualarında fidanlaşsın
Ötenin aşkı ruhunun en bakir sahnelerinde meşki yaşatsın, nedametten uzaklaşsınBu âlem, ruhun için sevday-ı vuslattır
İhlâs ve ihsan tavı için zamandır, gayesi olmayan kul hicrandadır
Arzın halini hikaye eden bir kitap vardır, her ayetinde ibret ne muazzam bir aşktır
Hissetmeyen kalp nasıl bir hüsran ile muhataptır, niyet ve irade en mühim icraattırKorkular harap eder, saygıyı öteler
Ne kadar kaygın varsa ruhuna müracaat eder, kalbin ise dinler
Akıl ve izan iradene tabii olan yetiler, fikretmek için ilmi deliller kimi bekler
Her bir taraftadır ibretlik cesetler, ruhsuz ten neden çürümek için vaktine rucu ederEvvelin dilinden bahset, ruhun bilir
Ait olduğun hilkat nasıl bir gerekçe için sana tevdi edilmiştir
Sual etmek niye elzemdir, mukallit olmak elhak acizliktir, azim etmek niçindir
Seni senden alan bir zaman var, saklı umutların için müddet-i nefes mağfiretindirMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2011: 09:58 #794750Anonim
Nazar et ,hicranıma kayıtsız kalıpta yanma!
Su misali sineye akın ediyor
Hangi halin nimetidir o an ve akan zamanda bilinmiyor
Cezbediyor, hissiyatı ihata eyliyor, akıl acze giriyor, idrak ise sessizleşiyor
Fikir sukut ediyor, azim niye yön değiştiriyor, irade maslahat içinde filizleniyorİlham kimin muradıdır
Alıp götüren hicran esir etmek için mi lahza içinde sınavdır
Ruhum niçin perişandır, suaallerim cebapsız kalmaktadır,sine yanmaktadır
O anı mı suçlamalıyım, nasibi başka cihetten mi yorumlamalıyım, ne yapmalıyımKalbim nazargah aline
Sevda besler her fırsatta söyle niye, kader belirsiz mi öyleyse
Ruhumu cezbeden hal hangi iklimin turabında sukut etmesene,bizarlığım kime
Aşk,aklı,izanı bilmez, dilegelen nefsniliği kabullenmez, hakakit hali ruhaniyetineSevgi bakirdir, edebin dilidir
Samimiyet lahzasında ki gönlünü hasredişindir,ihsan iledir
Ne vakit nefsini önceledin,ben dedirten illete büründün, o zaman şekliyet içindir
Ruhun ve kalbin yoksa, tenin boyalar içinde arza sunulsa aşk adına da beyhudedirNe ukba ve ne de dünya
Visali içindir görülen her rüya,bahaneler esir eden halini anla
Ruhunun feryadını daha ziyade duysana, kalbinin hıçkırıklarına yaban kalma
Ne kadar gözyaşın varsa, beyhude akıtma, edebin nazarıyla yol almalısın yormaAşık,maşuku için ardır
Onun içinde nur olmak ne müthiş bir sevdadır, nefsin edep halidir
Nar ile yaşamak bahtiyarlıktır, rızay-ı baride kul olmak iştiyaktır ve de farktır
Fani olan varlıktır, ten ise lafazanlıktır, ruhun payidar olmak için yaşamaktadırMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2011: 10:00 #794751Anonim
Ey Rabbim, sen bilirsin, mağfidet edenimsin!
Kapına geldim, esaretimle uzaklaştım
Anlamak için hiç uğraşmadım, kolay olana kapıldım ve inandım
Heveslerim için yaşadım, kim ne yapıyorsa hakikat sandım, nasıl yanıldım
Halimi cezbeden her rüzgarı aşk sandım, hangi nefese dokunsam acıyla sızlardımNe ruhumun ve ne de kalbimin farkındaydım
Sanki nefsimi ihya etmek için vardım ve bu manada yol alan ayıptım
Akan gözyaşlarımı serzenişlerim için kar sayardım, vicdamın adına duyarsızdım
Hangi meclise girsem şekliyeti önceleyen nefesleri görsem pek garipser ve ürkerdimİçimde var olan korkuyu nasıl gizlerdim
Ne zaman bir insan ölse, ağıtlar durmak bilmese, yıkamak için su nöbetteyse
İçim sızlardı, nazar ettiğim beden ne kadar anlamsızdı, haşyet o an nasıl ızdıraptı
Açılan kabir sukut halindeydi,en yakınları keder içindeydi,elhak nefes müddetliydiNeden bu kadar duyarsız ve arsızdım
Tahkik edemeyecek kadar pişkinlik adına hazandım, nasip şadında kuraktım
Oysa yaratığın bir candım, bir ömür hicran ile yakarmayı başaramadım,utandım
kaybolmuş bir nefesten farksızdım, ummana açılmış bir yelkenli misali gamsızdımNasip ettiğin bir vesileyle ayıldım
Hayıflanmak için ne kadar geç kalmıştım, kalbim ve ruhuma kötülük yaptım
Nefsi lekelerimle arlanmadan yaşamayı marifet sandım, güçlü olmak için vardım
Her lahzasında alıp götüren lahzayı anlamadım, ne vakit müsibet gelse şaşardımMüddet senin tasarrufundadır
Nasip elhak taktir eylediğin vicdandır, ancak seninle vardır
Lütfeyledin, fırsat verdin, farkı fark etmem için dikkatimi çektin ve nasip ettin
Varlığından habersiz iken zatına yakın eyledin, iltica etmem için ruhuma gel dedinMustafa CİLASUN
26 Temmuz 2011: 09:50 #794783Anonim
Gönül tecelli ister, hevesin ter’ini neyler!

Düşünmek akıl saikiyle yol eyler
Fikretmek için idrak ve kalp sahibinin rızası için umut besler
İrade senindir, hürriyetinin nispetinde ki erktir,külli irade için nöbet bekler
Cüz’i irade zahirindir, emel ve niyetinle kaim olan dirliğindir, vakt-i saatini beklerHangi esbabı giyersen giy yakınma
Ruhuna ve kalbine ne kadar yabancıysan işte o vakit ağlama
Ar, kalbidir, edep vicdanın rengindendir,ruhunu şehretmedikçe iman ettim sanma
Taklit ettiğin her ne varsa, esaretinden kurtulmak için bir an bile durma, aldanmaGam etmek, meylinin inhisarıdır
Niyetin aşka ram olmadıkça, heveslerin için nasıl gerekçedir
Ömür bahaneler için değildir, zaman alıp götüren hakikattir, nafile nefes niyedir
Hesap edilmeyen lahza iblis için neticedir, idrak ve akıl bunun için tevdi edilmiştirMedet dilenirken afakilik yapma
Nasibin kalkmadıkça beyhude yere sızlanıpta yakarma
Ne kadar fedakar isen, gönlünü hakka teslim edip sukunetiyle yüzleşmemişsen
İhsan ve ihlasın adını anma, ham sofuluk yaparak şekliyet için kapı kapı dolaşmaAşk,ruhunun teslim olduğu nardır
Kalbin edebin sahrasında nazargah olduğunun farkındaysa hazdır
Yakın olan efradın değil, ruhunun niyazında ki hakikattir, korkun ar’ın olacaktır
Her nereye baksan, halini anlamayan nefesin alay konusu olsan, aşk yaşanacaktırAşk; seni sana bırakmayan bir hardır
Ruhunun ve kalbinin aidiyetiyle yol aldıran bir vuslattır
Lamekandır,tenden ari olan bir divandır,sukutun muhabbetine kandıran nazardır
Ağlarken sızlanma, ruhunu bizar edip hıçkırma, sessizlik içinde aşkın vecdini yaşaMustafa CİLASUN
26 Temmuz 2011: 09:51 #794784Anonim
Bir ömür sukut edip dinledim,esirin ettin!

Ne kadar hülyalar kurmuştum
O an ve zaman gelene kadar düşlerle hephal olup uyanmıştım
Acze düşmemek için hep çalışmış ve azimle sabredip kimseye bulaşmamıştım
Hissiyatımı bakir bırakmıştım, ümit içinde bir sururu yaşayacağımı ummuştumKim ne söylerse dikkate almamıştım
Acabalarla yol almayı ruhum için maraz sanmış, kanmamıştım
Hangi hikaye anlatırlısa yine önyargıyla bakmıştım, ihtimal vermeyip atmıştım
Deneme, yanılma terlakkisinde olan bir candım, öncelikle inanmayı öne çıkarırdımGel zaman ve de git zaman oldu
Duygular inkıtaya uğradı,şaşkınlık ziyadesiyle artı ve acıttı
Umulan ne varsa sukut-u hayal olarak karşıma çıktı, suallerim artıkça arttı
Mahkum edilmek istenen bahtım mıydı veya sukun köle olmam mı bir maslahattıNeye ayak uyduramadım, anlamadım
Her ne dileniyorsa yapmaya çalıştım, huzursuzluktan kaçındım
İma ile nazar edilmesinden korkardım, kalbi ve ruhi manada neden anlaşılmazdım
Hangi kabahatimin kurbanıydım, samimi olmayan nasıl bir niyetin tutsağı oldumSuçlamak adına ne yapmalıydım
Nasıl bir çare adına kapıları çalmalıydım,umut için yaşamalıydım
Kim diliyorsa olsun, ben sakınırım yargıç olmaktan ve insanları yargılamaktan
Gerekçesi olsa dahi insana kıymaktan,müddet-iğ zamanın vaktini anlamamaktanÜzmek ve yermek için yaşamıyorum
Nasıl bir mecraya gittiğimi biliyorum, vicdanımı ihmale almıyorum
Zalimin zalimliğinin taktir hakkının kime ait olduğunu samimi düşünüyorum
Mühleti veren, rahmet etmeyi önceleyen, mizanı ve mahşerin sahibine sığınıyorumMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2011: 09:17 #794805Anonim
Yüreği yakan sen olma,bir canın ahını alma!

Cezbine kapılması için uğraşma
Etrafında pervane olup,türlü kokular sürünüpte kuşatma
Hangi emelin nefesisin, nefsi manada nasıl bir mesafedesin hali çıldırtma
Meyledilen olmaktan imtina etmeyi sakın ihmale alma,hesap ruhidir asla unutmaZavallıdır insan, kanan can
Hevesleri uğruna aklından vazgeçip, hülyalara dalan kan
Aidiyetini unutan furkan,ahseni takvim üzre yatarılan ve korunan zaman
Zafiyetleridir yolda bırakan, nedensizlik üzre hayatını ikame eden biçare yaşayanİnsan,yaratılmıştır ve azizdir
Aklını ve idrakine bigane kalan bilsen ne kadar sefildir
Kalbin en latif payendir, nazargah olarak taltif edilen yegane tercihindir
Hafife alma, ulu orta salınma, cezbetmek için şekliyete boyanıpta derbeder olmaİnsan,akıl ve nazarda eşittir
Hukuku olan bir nefestir, hakkını gaspetmek ihanettir
Nisa evvel emirde ve ezelin dilinde mübarektir, neslin güvencesi ve şefkat elidir
Onun halini anlamamak çirkinlik ve cehalettir, tahakküm etmek ise cinnete eşittirKul,ruhun sahibine iltica edendir
İhlas ve ihsan üzre varlığını hasreden sebeptir, ecir için serdir
Aşk adına gerekçedir,sevda lahzasında sebeptir,mağfiret ve umut içindeki gayedir
Ruhunu esir eden varsa, nefsi marazları kalbinde hastalık sa ne kadar aciz nefestirİnsan, okumalı ve yaşamalıdır
Ruhun ve kalbin gıdası bilgi ve inşirahtır, vecdi rikkati aşktır
Ne kadar kendine yabancıysan, nafile yere nefsinle alet olup salınıyorsan ayıptır
Akıl ve izan niye vardır, mizan kimler için meraktır, hesapsız bir mahluk varmıdırMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2011: 09:18 #794806Anonim
Mefkurende ki ülfeti anmak ve sana yazmak!
Şimdi sana
Nasıl hitap edeceğimin
Hicranıyla baş başayımGünlerce
Düşünmüştüm oysaki
Güzellikler melalimi kuşatırkenElbette ki
Seni ve seninle akseden
Her şeyi,
Pınarların asudeliğiniŞelalenin
Kendi içselliğinde
Var olan suhuletini düşünürkenGün
Ağaramaya
Yüz tuttuğu bu vakitlerdeHala
Sana atfedeceğim
Değer konusunda
Güceneceğini düşünerekKim bilir kaç kez
Yüreğimi soğutmaya almıştım
Kederimi Ummanlara dökmek içinSeni
Senin içselliğinde
Düşünememenin aczi
Ne kadarda müşkülmüşSeni
Sana anlatmak,
Senin nazarınla deryalara
Kulaç atmakAncak
Seni dinlerken
Mümkünmüş meğerDirliğimin
Tüm nağmelerinde
Seninle dem almıştım
Meşki tanımıştım
Ahengi anlamıştımHozan bağların
Kıraç topraklarında
Kanadı kırık kuşun beklentisiToprak altında
Mazi olanların senin
Melalinde oluşturduğu
Mefkûre zenginliği karşısındaKendi
Kimliğimde hiçliğimi
Tanımama vasıl oluyorduÇobanın
Asıl azığının sabır olduğunu
Bir emanet
İtminanlığında savrulduğunuKavalı ile
Hicranını aktardığını
Yalnızca senden öğrenmiştim
Bir mürebbiye dinginliğindeToprağa karışan
Yaprağı zarif ellerinin
Parmaklarıyla kavrarkenSanki
Onun serencamını
Deşifre ediyordunÖtelerden
Haline yansıyan güzellikleri
O an
O kadar bariz
Fark ediyordum kiTahayyülüm
Neticesiz kalıyorduİki damla gözyaşlarınla
Dereleri ayağıma getiriyordun
Bizzat halde yaşatarak anlamınıSen birliğin içinde
Âlemlere kapı aralayan
Güzelliğin şevkini bahşettin banaZavallı halimle
Nasıl cüret edebilirim
Sana bir şey yazmayaMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2011: 16:11 #794856Anonim
Yazılmıştı mısralar, dile gelen o sızılar!

Bir tanem hiç bilir miydim aman veririr miydim
Senin sessizlik içinde fark ettirmeden üzülmene
Sen görünmezlerde seyir halinde sanki sezendin
Nerden bilirdim, hiç hissettirir miydim, bilseydimAncak bilmelisin ki hasretti sineden dile gelenler
Mısralar halinde şekillenip güfteleşen tüm şiirler
Gönül titremeden, dil kitlenmeden her süzülenler
Efkârın harmanıydı sensizlikte çekilen tüm çilelerBenden soğumana sebep olacak tüm şiirler yırtılır
Hatta silinip atılır, bilmelisin ki mutlaka unutulur
Meğer nasıl şiirlermiş, sende tesirini sürekli artırır
Halin benden uzaklaştırır hüznü yaşatır ve ağlatırHa dilim dursaydı, sinem kurusaydı yazar mıydım
Bir daha şiir yazmayı bırakırdım, asla yazmazdım
Sensiz hiç olamazdım, melaline hasret kalamazdım
Seni hiç görmesem dahi üzülmene sebep olamazdımOysaki alin için yazmıştım, hasretineydi tüm kahrım
Hicranımı anlayamadın kayıplarda garip yaşayandın
Çaresizdim, ne yapmalıydım, şiirlerle ancak dayandım
İstemeden seni uzaklaştırdım ve bir selamınla anladımMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2011: 16:12 #794857Anonim
Kalp nazar eder, göz aşkın firkatine döker!

Bir ömür sussam, hiç konuşmasam
Boğazım kuruyup, acziyetim için soluk soluğa kalsam,ağlasam
Ruhumun hicran damlalarını bir bir sahibine sessizce ve melülleşerek yazsam
Dinmeyen figanımı saklasam, huzura çıkınca utanmasam, umutları soldurmasamKanmalı yüreğim, yanmalı aşkınşa
Haşyet salan nar’ın tesir etmeyecek feryadıyla, ecir muştusuyla
Meskun bir halin senasıyla, mahzun nefesin edasıyla, yetimlerin gözyaşlarıyla
An olsam,bir ömür derlediğim hissiyatımı lahzaların sükunetine bıraksam, arıylaRuhum zikreder, kalbim dinler
Dilim lal olmuş bir halde müddet-i zamanın edebiyle ürker
Sineme hıçkırıklar sökün eder,vicdanım ah u zarıyla sessizlik içinde şikayet eder
Nefsim zelilliğini fark eder, nefesin zamanından haya eder, ne kadar ram ise ah derKimim, saiki olan bir cürümmüyüm
Niyetin edebinden, ruhun evvelinden, kalbin dirliğinden uzak güçmüyüm
Aşkın suhuletine ve ülfetine bigane olan bir nazar mıyım,ruhuma niye yabancıyım
Kime sual etsem, her nefesin serdettiği maslahatları dile getirsem, uzaklaşırmıyımMevla için feda olmadıdır kalbim
Her uzvum ve tüm mevcudatım, sevdaya kar etmiyor, dilelen ne söylüyor
Niçin ihlas halimden uzak,gönlüm fevkalade kurak, an canıma bin hüzün veriyor
Hangi dilden kal etmeliyim,şahit olduğum vakitlere el vermeli ve sürura ermeliyimKul, aşık olmaktan gayrı ne ister
Hakkın sevdası gönlünde biten ekinleri meşk ile ve muhabbetle biçer
Nefsi telef olur ve ibretin rengine girer, her hesap vakitsiz bir lahzaya hucum eder
Keder ne kadar gam olsa da, salih amel ve sahih niyetin vuslata erişmen için yerterMustafa CİLASUN
28 Temmuz 2011: 10:07 #794866Anonim
Dil-i harab-ı aşkımın yegane sebeb-i arısın!

Kifayet etmez oldu feryadım
Bir ömür dinmeyen gözyaşlarım, sinemi dağlayan sancılarım
Hal’imi, kal’ime dönüştürdün, yıllardır firkatin şadıyla ümitlerimi yeşerttin
Ne zaman sukut etsem,hıçkırıklarımı nefeslerin şahitliğinden saklasam, şevkimdinFedana razıyım,bu mu alın yazım
hüzün içinde korkular yaşamaktayım,sessizliğin karşısında ağlamaktayım
İçimden çıkmayan sızılarım,her bir lahzada susuz ve yalnızım
Bin
Söyle nedir kabahatim, boyun büktüren sessizlik içinde ki saltanatın ve o kararınArtık haline çok mu yabancıyım
Sanki evsiz barksız bir yolcuyum, ıssız sokağın ahına sığınırım
Yanmayor artık şevk nazarlarım, açmıyor ki bu gönlümde umutlu sabahlarım
Ruhuma ne kadar yabancıyım,ededin haline temaşa eder kalbimin yadına ağlarımHalim harap oldu,umutlar soldu
kitap sayfaları sukutumun feryadıyla ıslandı, o an ne müthiş bir ramdı
Her mevsim zemheri olup hissiyatın ahıyla sullare konu oldu
Açtığım
Firkatim şaduman oldu, kalbim anbena umutlansa da, artık vakitte çok geç olduHiç sual etmedin,bir ses vermedin
Halini bu kadar harap edecek bir vebalmiydim, nerdeydin
Ruhun ve kalbin lisanını işitmeeyecek kadar şenmiydin,bir ömür keder verdin
Hangi nefese aşikar eylesem vaktini bekledim, edebin halinde kaldım söylemedimBahtım dedim, boyun büktüm
gözlerim
Kalan nefesten gayrı ne varsa hasrederek sabırla bekledim
Artık tükeniyor müddet-i nefesim, takatiszdir bedenim, fersizdir
Suskun kaldı bu dilim, firkatin halimi perişan etti bilmeni istedim, üzülme derimMustafa CİLASUN
29 Temmuz 2011: 15:38 #793834Anonim
[TABLE]
[TR]
[TD][h=1]Halim derledi, dilim kal eyledi![/h][/TD]
[/TR]
[/TABLE]
Öncelikle bir merhabayla başlıyorum satırlarımı yazmaya…
Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler
bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.Bilmenizi dilerim ki, her yazan gibi, şiir, deneme, hikâye çalışmalarını fırsat bulduğumuz
sürece takip etmekteyiz.Birçok arkadaşımız bu gayretin peşinde, yoğun bir çaba sarf etmekteler.
Bilseniz ne kadar memnun kalıyorum, bu uğurda gösterdikleri gayretten mütevellit.
Oysaki hayatın bu acımasız açmazlarında fedakârlık göstererek bizlerle duygularını paylaşıyorlar.Sizde öylesiniz.
En azından öyle zannediyorum…
Fırsat buldukça okumaya gayret ettiğim birçok şiiriniz de vurgularınız çok dikkatimi çekmişti.Yazılarınız hakeza…
Sanki yılların tecrübesini gönül hücrenize hapsederek bugünleri beklemişiniz!
Bir bendin başında melalinizle baş başa, ağacın dalları arasın da, kuşların şakıyan
nağmelerinde siz başka âlemleri yaşıyorsunuz.Parmaklarınızın kavradığı bir çöp parçasıyla, toprak zeminin tuval zenginliğini kullanarak
anladığınız, kavradığınız hayatın sayfalarında kalan izlerin güftesini yazarak
resmediyorsunuz.En bariz dikkatimi çeken yanınız manayı fevkalade öncelemeniz olmuştur.
Ufki yelpazeniz alışılmışın dışında ve farklı zenginlikte.
Kullandığınız temalar, son derece ilginç…Gece gibi, kan yaşları gibi, yalnızlık gibi, okyanus ve balık gibi sıralayabiliriz.
Bazen hesap sormanız dahi çok farklı…
Öyle ki bütün hesaplarınızı ukbanın derinliğinde bulunan mizan ölçeğine biriktiriyorsunuz.Hayata bakışınız da sevgi üst perdeler de yalnız aşırı hüzün ışığı göstermiyor.
Işıksız bir ortam, tefekkür için bir zenginliktir.
Ama gözler görmeli, bir heyecan olmalı, hayatı rahmetin enginliğinde yaşamalı.İşte siz yazılarınız da hissiyatın her nüansını farklı bir şekilde tasarlıyorsunuz.
Bu durum elbette bir zenginliktir.
Bir seçiciliktir.Fakat bir okuyucunuz olarak sürekli hüzün mısralarını okumam şahsen beni üzüyor.
Zannederim genç bir hanım arkadaşsınız.
İnancınızın kuvvetli olduğuna inanıyorum, satırlarınızdan bu hissi alıyorum.O vakit bir geleceğin hesabıyla
Hayatınızı tanzim ediyorsanız, bir kadere inanıyorsanız niye üzüntü o zaman.Hani her cefa aşk içindi…
Hakkın Cemali içindi…
Efendimiz içindi…Korkarım ki siz yıllarca bir oyun dahi oynamamışsınızdır.
İp atlamamışsınızdır, met değnek oynamamışsınızdır, öyle mi yoksa?
Bakın efendimiz neler yapmamış ki, muhabbet için, sevgi için değil mi?Sizin yüreğiniz henüz çok taze, bakınız hayat sizlere neleri vaat ediyor.
Ama çok kaygılara kapılamadan, acabayı çok sık kullanamadan olmaz mı?
Sizin gibi yazan bir arkadaşla aynı sitede bulunmaktan keyif almaktayım.Bu bakımdan mutluyum, gelecek adına umutluyum.
Sizi en kalbi duygularımla kutluyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum…Mustafa CİLASUN
29 Temmuz 2011: 16:28 #793835Anonim
Anlamak kifayet etmiyor, azim gerekiyor!

Sessizliğimin
tüm Kadrelerinde nefeslenirken
hilkatimin muvacehesince bir insan olmam,
onun için hayatı anlamam, ruhumla barışık olmam
gerekmez mi diye sormadan edemiyorum.Her şeyden habersizken…
Bir sahibe muhtaçlıyken…
Halimde umut için bakarken…Zaman ve mekân sayesinde
sabitlenerek resmedilen o anı hangi çocuğun
güzel gözlerinde, halinde ki teslimiyette görmeyiz ki…Geleceğin teminatları olarak
taltif edilen bu şefkatin emanetçisi çocukların
hak ve hukuku adına ne hezeyanlar beyan edilmiyor ki…Oysaki tertemiz ve berrak
hafızalarıyla merakın eşiğinde
nefeslenirlerken muhakkak bir teslimiyet içindedirler…Onlar için anne ve babaları
tüm varlıklarını seferber ederler…
Kendi hürriyetlerini vakfederler,
heveslerinden vazgeçerler…Yeter ki
çocuklarımız
bir eminlik içinde
büyüsünler diyerek…Kolay mı
anne ve baba olmak…
Onun değerine müdrik bulunmak…Bir zillet uğruna
zevklere sarılmak…
Ne olduğu belirsiz ilişkilerde bulunmak…
Adına da bir hak diyerek nisaları pazarlamak…Bizim olan,
milletin efradı bulunan insanlar…Hak adına
nefes alan canlar çaresiz kalanlar…
Bizzat hakları ellerinden sökülerek alınan zavallılar…Biliyoruz ki bunlar bizim canlardı…
Sahipsiz bırakılan masum kanlardı…
Teslim olmaları bizlere olan inançlarındandı…Akıl… Nesil… Can… Mal… Din…
Gibi beş temel hak ve özgürlüğü korumak zorunda bulunan nizam…Nizamlara vaziyete eden bizim olan insan…
Mazlumu zalimin ellerine teslim eden bir vicdan…Ben yine sakin köşemde nefes alırken…
Tevdi edilen canın nihayetini beklerken…
Niyazımla ellerimi yaşlarla yüzüme sürerken nasibi beklerim….Mustafa CİLASUN
30 Temmuz 2011: 09:21 #793836Anonim
Sadakat, gönüllü köleliğe yol açmamalı!
İnsanların
temel niteliklerini irdelerken,
kişilik yapılarını ve içinde bulundukları
sosyal dokuyu mutlaka göz önüne almamız gerekir…Çünkü
şahsiyetin oluşumunda aile, çevre
ve dolayısıyla yaşadığı koşullar son derece önemlidir…Ama
bazı şahsiyetler vardır ki,
hangi koşullarda yaşarsa yaşasın
dirayet ve şecaat konularında daha samimi,
ön yargıdan uzak durmayı başararak daha duyarlı oluyorlar,
feragat konusunda örnek alınacak değerlere haiz bulunuyorlar.Bu karakterdeki insanları
incelediğimizde, gönlü açık ama gözü tok, yapmacık
tavırlardan uzak, gözünü budaktan asla esirgemediği görürüz…Böylesi
âlicenap insanlar
olduğu gibi görünürler, beğenilme
ve makam korkusu gibi kompleksleri taşımazlar…Net ve pürüzsüz
bir şahsiyet sahibi olmalarının yanı sıra, çabuk
gönlü alınan, aza kanaat eden bir kişilik sahibi olmayı başarırlar…Fakat
ne hazindir ki böyle insanlar
genelde kaybeden, ufki derinliği bulunmayan,
kanaat eden, tahkik açılımı kısır olan bireylerdir…İnandırıldığı her fırsatta,
varlığını feda ederek yüreklerini ortaya koyarlar, asla
güçlerinin hesabını yapmazlar, Allah ne verdiyse diyerek başlarlar…Böyle davranmak
zorunda olduklarına inanırlar,
asla geleceğin hesabını yapmazlar
ve bunları da bir fazilet olarak telakki ederler…Hizmetlerinde
kusur etmedikleri malum efendilerin
bir kısmının sadist, egoist ve şahsiyetsiz
kişiler olduklarını her nedense bir türlü anlak istemezler…Çünkü
yapılarında asla kötülük bulunmaz,
ön yargı açmazı taşımazlar, sadakati
mutlak sayalar, aksi bir davranışı ihanet olarak telakki ederler…Samimi olmanın
bunu gerektireceğine inanırlar…Efendi makamını
müstekbirce elde eden malum kişiler
yiğit, mert, maksatsız, samimi, fedakâr
olan bu insanlar sayesinde kuvvet bulurlar…Civanmert insanlarm
hak ve hukukunu ve gelecekteki
durumunu ihmal ve inkâr etmeyi her zaman başarırlar…Meselenin aslı özünü al,
posasını kaldır at, kimseye görünmesin ve sakın
ses çıkarmasın, eline biraz ulufe tutuşturun yeter derler…Vefakâr insanımız
güç ve kuvvetten düştüğü için,
işveren olan efendi duruma el koyarak
hemen talimatını vermiştir zira varlıkta vefanın anlamı yoktur…Gücün ve başarının
kendiyle orantılı olduğunu
vurgulamaktan tutsaklıklarından dolayı zevk alırlar…Faziletin ve ülfetin
kendilerinden kaynaklandığını,
her fırsatta öne çıkararak yandaşlarına imada bulunurlar…Asliyetin
kimlere ait olduğunu bildikleri
halde korkularından itirafta bulunamazlar…Maddesini,
manasını ve namusunu
hiç çekinmeden emanet ettikleri
bu insanlardan bir sadakatsizlik olmayacağını çok iyi bilirler…Bunun için
her zaman istismar ederler
ve mazi denkliğinde gönül eğlendirirler.
Bunca haksızlığın neticesini karmaşık kişiliklerinden hesaplayamazlar…Maddenin
fevkalade bir manası vardır.
Mana ikliminde maddeleşmeyi başaranların asla
manası yoktur zira insanı insan yapan mana derinliğidir.Mutlak bir
hesap gününün olduğuna
iman ederek, hareket ve tavırlarımızı,
çalışanlarımızı asla ihmal etmemeliyiz, netleştiremezler. ..Mustafa CİİLASUN
30 Temmuz 2011: 09:23 #794929Anonim
Nazar eden kalbim, kal ederken!
Artık sarıyordu
terennüm ettiğim
kederin salgısı yavaş yavaş…Her yanımda
kalan boşlukları bir acıma
duygusu taşımadan kuşatıyordu…Sanki
çaresizdim, boş vermişliğin
nedametiyle seyri halin takipçisi kesildim…Neden bu duyguları
yaşamak zorunda kaldığımı
her nedense düşünmek dahi istemiyordum…Bir can
bu denli bizar oluyorsa,
zorunda bırakılıyorsa duygusallığımı ağır basıyor…Yoksa
ben işimi sağlam yapayımda
kim yanlış yaparsa gözünün yaşına
bakmam mı demeyi tercih etmeliydim…Avutulan,
aldatılan özellikle bir maksada
binaen fırsatın zemini olarak kullanılmak!Takiyyeler içinde
hayatı konforunu artırmak!Bu uğurda
bir engel tanımayı
marifet telakki etmek!Sırf merakın t
atmini için denemek istemek!Kişilik
görünürlüğünde insanlık sıfatını
taşıyarak bunu başardığına inanmak!Sevgiyi
özümsemeden, sebebini bilmeden,
nedeniyle hiç ilgilenmeden bakmak!Zannın
karelerinde adımlayarak
Ön kararın etkisiyle yaşamaya çalışmak!Hemen kızmak,
hiddet için sebep aramak,
şiddeti özgüven telakki etmek!Hayatı
mahcup olmamak kaygısıyla
idame etmeye çalışarak yaşamak!Kim ne deri
önceleyerek ona göre
konuşlanmak ve adam olmak için yarışmak!İnanmak!
İnancın tahrip fitilleriyle tarumar
edildiği bir zeminde bunu başarmaya çalışmak!İnananlar üzerinde
oynanan oyunların farkına varamamak!Ferasetin
iflası başarmak! İhlâsın sadece
sözcülüğünde lafazan olmayı başarmak!Rahmetin
sebebi hikmetinden
bihaber olarak yaşamayı başarmak!Acıların
ne kadar değerli olduğundan
haz almadan uyumayı başarmak!Nimetin
ehemmiyetinin,
faziletinin tefekküründen
mahrum kalmayı başarmak!Aşk için yarışmak!
Anlamadan bakışmak!Ten
kokusu sebebiyle kapışmak!Sonra kokuşmak!
Saygıyı
dışlayarak arsızlık
ikliminde yaşamaya çalışmak!Nezaketin
elzemliğini sadece merakın
afakı için seferber ederek beğenilmek!Suçlamayı
marifet telakki ederek
sığ bir tahayyülün sefilliğinde ikamet etmek!Kılıcı, kını,
kızı, edebi, erkeği, merdi
tamamen maddi ölçüsüyle değerlendirmek!Kitabı kebiri
sevap telakkisiyle okumak,
anlamadan bakmak, anlamsız olmak!Kutlu geceleri
kurtuluşun terakkisiyle
her bir şeyi o güne hasrederek serilmek!Mesaj üstüne
mesaj çekerek güya gönüllerin
fethine bu maksatla birden erişmek!İtibar
ölçüsünü deşifre etmeden,
temayülün esintisinde ne aradığını bilmemek!Herkes
nasıl olsa bir şekilde yaşıyor,
bizde böyle yaşamalıyız diyecek kadar zillet!Hukuk devleti varsa,
yönetim biçimi demokrasi ise,
cumhuriyet sadece birilerin tekelinde iseÇözüm
o kadar uzak diyarlarda
seyredilen bir manzara telakkisidir!Neden
her şey insan içinse,
insanlar niye kararlarında ki tercihleri
sebebiyle dışlanarak sıra dışı olmaya itilirler.Severken
neden sevdiğini bilmeyen!
Met ederken çıkarını düşünen!Kızarken
hıncıyla hareket eden,
Meylederken hislerini bilmeyen nasıl bir insandır?Bir nimeti yerken,
bir yaratılmışı severken,
Nebatat ile serinlerken sebebi bilmez isekNedensiz zannedersek,
asla düşünmeyi öncelemeden
ömür tüketirsek ne bilmem ki ne demeli!Kâinatın
ve her zerrenin sahibi olan
Cenabı hak en yakınımız da iken,Bizim
ne kadar uzaklarda kaldığımız tefekkür
edilerek, bakışımızı ve manamızı netleştirmeliyiz.İşte aşk o zaman
manasında yaşanacak bir hazdır.
Sevda bu uğurda sarf edilen yüceliğin tezahürüdür.İnsanı insan yapan
yaratılmış bulunduğu hilkatidir.
Canı canan ile anlamlı kılan ona hasredilen sevgidir.Mustafa CİLASUN
30 Temmuz 2011: 15:18 #794948Anonim
Haksızlığa sabretmek,vaktini beklemektir!

Külli iradenin sahibi bellidir
Nasiptir,vakitlidir,nefese ait gerekçedir,kader çizgisinde ki erktir
Ruh,hilkatin muvacehesinde bu bahislere yaban değildir,zuhurunu beklemektedir
Kalp inşirahına kavuşunca, firkatiyle gönlünü yıkayınca her lahzası için amadedirO an ve akan zaman içinde
Keder her ne kadar halden arileşse de, hissiyata mani değildir
İnsan, ruh ve bedeniyle, kalbinin açılan sayfalarında ki kazaların gerekçesidir
Umut etmek, malik olan maşuka yönelmek, teslimiyet içinde vucut bulmak vecttirİlmi talim etmek nazdır
İnsan umut ve niyazıyla var olan yaşayandır,hesaba adaydır
Nitelik ve nicelik bakımından takva cihetiyle furkandır, aşk adına bir farktır
Bilmeden ve anlamadan yol almak, mukallit adına ihlastır,ikame edilen sanıktırCan, düşündükçe insandır
Kan, bir nutfeden meydana gelmiş olan mükellef olan irfandır
Vaktin eşiğinde,kitab-ı celilin rehberliğinde,habib-i kibriyanın sünnetiyle farzdır
Maksat nail olmak adına kul olabilmeyi başarmaktır, nar ise zaten haşyet tacıdırTalebe imtihanda bilirse geçer
Kul, ruhi ve kalbi dirliğinde ihsan ve ihlası aşk edinirse hulusa erer
Erdem kalbi olmaktır, şekliyetten kaçınmak adına şarttır, ruhun şevk ilacıdır
Ecir,feda olabilmeyi göze alacak kadar aşka adaydır, arifin kısmetinde inşirahtırGönül kapısı vecdinle açılacaktır
Azmin, ilme yabancı ise bereketsizdir,tülek bir güvercin misalidir
Miskinlik içinde çöküntiye kapı aralamak iman adına züğürtlük beyanatıdır
Oysa insan aklı ve ruhuyle muhakeme ederse ve istişareyi öncelerse mükafaattırMustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.