• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 526 ile 540 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #794743
    Anonim

      Görenler beni divane sansın, öyle ansın!

      66469.jpg

      Feda olduğum aşk aşikâr olmasın
      Ne kadar figanım varsa kimseler t
      arafından kınanmasın
      Alaya alınan nefsim olsun, ruhumun firkati kalbi nazargahına duyulsun
      Gözyaşlarım sessizce boşalsın, ne kadar vecdim kalmışsa, gönül sultanına ulaşsın

      Aşk; tenimden ve dilimden uzaklaşsın
      Halimin ve ruhumun lisanıyla anlamlaşsın, onu yaşatsın
      Kalbim ne kadar inşiraha muhtaçsa, azmim onun için sadık kapılar aransın
      Kalmışsa merakım, itminan olmam için yakarsın, iradeden vazgeçiren için yansın

      Evlad-ü iyalim hiç farkında olmasın
      Ne kadar emelleri varsa, hissiyatları talime muhtaçsa kansın
      Kalbin her lahzasında ş
      aşkınlığa duçar kalmasın, her dualarında fidanlaşsın
      Ötenin
      aşkı ruhunun en bakir sahnelerinde meşki yaşatsın, nedametten uzaklaşsın

      Bu âlem, ruhun için sevday-ı vuslattır
      İhlâs ve ihsan tavı için
      zamandır, gayesi olmayan kul hicrandadır
      Arzın halini
      hikaye eden bir kitap vardır, her ayetinde ibret ne muazzam bir aşktır
      Hissetmeyen kalp nasıl bir hüsran ile muhataptır, niyet ve irade en mühim icraattır

      Korkular harap eder, saygıyı öteler
      Ne kadar kaygın varsa ruhuna müracaat eder, kalbin ise dinler
      Akıl ve izan iradene tabii olan yetiler, fikretmek için ilmi deliller kimi bekler
      Her bir t
      araftadır ibretlik cesetler, ruhsuz ten neden çürümek için vaktine rucu eder

      Evvelin dilinden bahset, ruhun bilir
      Ait olduğun hilkat nasıl bir gerekçe için sana tevdi edilmiştir
      Sual etmek niye elzemdir, mukallit olmak elhak acizliktir, azim etmek niçindir
      Seni senden alan bir
      zaman var, saklı umutların için müddet-i nefes mağfiretindir

      Mustafa CİLASUN

      #794750
      Anonim
        Nazar et ,hicranıma kayıtsız kalıpta yanma!

        72302.jpg

        Su misali sineye akın ediyor
        Hangi halin nimetidir o an ve akan
        zamanda bilinmiyor
        Cezbediyor, hissiyatı ihata eyliyor, akıl acze giriyor, idrak ise sessizleşiyor
        Fikir sukut ediyor, azim niye yön değiştiriyor, irade maslahat içinde filizleniyor

        İlham kimin muradıdır
        Alıp götüren hicran esir etmek için mi lahza içinde sınavdır
        Ruhum niçin perişandır, suaallerim cebapsız kalmaktadır,sine yanmaktadır
        O anı mı suçlamalıyım, nasibi b
        aşka cihetten mi yorumlamalıyım, ne yapmalıyım

        Kalbim nazargah aline
        Sevda besler her fırsatta söyle niye, kader belirsiz mi öyleyse
        Ruhumu cezbeden hal hangi iklimin turabında sukut etmesene,bizarlığım kime
        Aşk,aklı,izanı bilmez, dilegelen nefsniliği kabullenmez, hakakit hali ruhaniyetine

        Sevgi bakirdir, edebin dilidir
        Samimiyet lahzasında ki gönlünü hasredişindir,ihsan iledir
        Ne vakit nefsini önceledin,ben dedirten illete büründün, o
        zaman şekliyet içindir
        Ruhun ve kalbin yoksa, tenin boyalar içinde arza sunulsa
        aşk adına da beyhudedir

        Ne ukba ve ne de dünya
        Visali içindir görülen her rüya,bahaneler esir eden halini anla
        Ruhunun feryadını daha ziyade duysana, kalbinin hıçkırıklarına yaban kalma
        Ne kadar
        gözyaşın varsa, beyhude akıtma, edebin nazarıyla yol almalısın yorma

        Aşık,maşuku için ardır
        Onun içinde nur olmak ne müthiş bir sevdadır, nefsin edep halidir
        Nar ile yaşamak bahtiyarlıktır, rızay-ı baride kul olmak iştiyaktır ve de farktır
        Fani olan varlıktır, ten ise lafazanlıktır, ruhun payidar olmak için yaşamaktadır

        Mustafa CİLASUN

        #794751
        Anonim

          Ey Rabbim, sen bilirsin, mağfidet edenimsin!

          74761.jpg

          Kapına geldim, esaretimle uzaklaştım
          Anlamak için hiç uğraşmadım, kolay olana kapıldım ve inandım
          Heveslerim için yaşadım, kim ne yapıyorsa hakikat sandım, nasıl yanıldım
          Halimi cezbeden her rüzgarı aşk sandım, hangi nefese dokunsam acıyla sızlardım

          Ne ruhumun ve ne de kalbimin farkındaydım
          Sanki nefsimi ihya etmek için vardım ve bu manada yol alan ayıptım
          Akan gözyaşlarımı serzenişlerim için kar sayardım, vicdamın adına duyarsızdım
          Hangi meclise girsem şekliyeti önceleyen nefesleri görsem pek garipser ve ürkerdim

          İçimde var olan korkuyu nasıl gizlerdim
          Ne zaman bir insan ölse, ağıtlar durmak bilmese, yıkamak için su nöbetteyse
          İçim sızlardı, nazar ettiğim beden ne kadar anlamsızdı, haşyet o an nasıl ızdıraptı
          Açılan kabir sukut halindeydi,en yakınları keder içindeydi,elhak nefes müddetliydi

          Neden bu kadar duyarsız ve arsızdım
          Tahkik edemeyecek kadar pişkinlik adına hazandım, nasip şadında kuraktım
          Oysa yaratığın bir candım, bir ömür hicran ile yakarmayı başaramadım,utandım
          kaybolmuş bir nefesten farksızdım, ummana açılmış bir yelkenli misali gamsızdım

          Nasip ettiğin bir vesileyle ayıldım
          Hayıflanmak için ne kadar geç kalmıştım, kalbim ve ruhuma kötülük yaptım
          Nefsi lekelerimle arlanmadan yaşamayı marifet sandım, güçlü olmak için vardım
          Her lahzasında alıp götüren lahzayı anlamadım, ne vakit müsibet gelse şaşardım

          Müddet senin tasarrufundadır
          Nasip elhak taktir eylediğin vicdandır, ancak seninle vardır
          Lütfeyledin, fırsat verdin, farkı fark etmem için dikkatimi çektin ve nasip ettin
          Varlığından habersiz iken zatına yakın eyledin, iltica etmem için ruhuma gel dedin

          Mustafa CİLASUN

          #794783
          Anonim

            Gönül tecelli ister, hevesin ter’ini neyler!

            71612.jpg

            Düşünmek akıl saikiyle yol eyler
            Fikretmek için idrak ve kalp sahibinin rızası için umut besler
            İrade senindir, hürriyetinin nispetinde ki erktir,külli irade için nöbet bekler
            Cüz’i irade zahirindir, emel ve niyetinle kaim olan dirliğindir, vakt-i saatini bekler

            Hangi esbabı giyersen giy yakınma
            Ruhuna ve kalbine ne kadar yabancıysan işte o vakit ağlama
            Ar, kalbidir, edep vicdanın rengindendir,ruhunu şehretmedikçe iman ettim sanma
            Taklit ettiğin her ne varsa, esaretinden kurtulmak için bir an bile durma, aldanma

            Gam etmek, meylinin inhisarıdır
            Niyetin
            aşka ram olmadıkça, heveslerin için nasıl gerekçedir
            Ömür bahaneler için değildir,
            zaman alıp götüren hakikattir, nafile nefes niyedir
            Hesap edilmeyen lahza iblis için neticedir, idrak ve akıl bunun için tevdi edilmiştir

            Medet dilenirken afakilik yapma
            Nasibin kalkmadıkça beyhude yere sızlanıpta yakarma
            Ne kadar fedakar isen, gönlünü hakka teslim edip sukunetiyle yüzleşmemişsen
            İhsan ve ihlasın adını anma, ham sofuluk yaparak şekliyet için kapı kapı dolaşma

            Aşk,ruhunun teslim olduğu nardır
            Kalbin edebin sahrasında nazargah olduğunun farkındaysa hazdır
            Yakın olan efradın değil, ruhunun niyazında ki hakikattir, korkun ar’ın olacaktır
            Her nereye baksan, halini anlamayan nefesin alay konusu olsan,
            aşk yaşanacaktır

            Aşk; seni sana bırakmayan bir hardır
            Ruhunun ve kalbinin aidiyetiyle yol aldıran bir vuslattır
            Lamekandır,tenden ari olan bir divandır,sukutun muhabbetine kandıran nazardır
            Ağlarken sızlanma, ruhunu bizar edip hıçkırma, sessizlik içinde
            aşkın vecdini yaşa

            Mustafa CİLASUN

            #794784
            Anonim

              Bir ömür sukut edip dinledim,esirin ettin!

              68884.jpg

              Ne kadar hülyalar kurmuştum
              O an ve
              zaman gelene kadar düşlerle hephal olup uyanmıştım
              Acze düşmemek için hep çalışmış ve azimle sabredip kimseye bulaşmamıştım
              Hissiyatımı bakir bırakmıştım, ümit içinde bir sururu yaşayacağımı ummuştum

              Kim ne söylerse dikkate almamıştım
              Acabalarla yol almayı ruhum için maraz sanmış, kanmamıştım
              Hangi
              hikaye anlatırlısa yine önyargıyla bakmıştım, ihtimal vermeyip atmıştım
              Deneme, yanılma terlakkisinde olan bir candım, öncelikle inanmayı öne çıkarırdım

              Gel zaman ve de git zaman oldu
              Duygular inkıtaya uğradı,ş
              aşkınlık ziyadesiyle artı ve acıttı
              Umulan ne varsa sukut-u hayal olarak karşıma çıktı, suallerim artıkça arttı
              Mahkum edilmek istenen bahtım mıydı veya sukun köle olmam mı bir maslahattı

              Neye ayak uyduramadım, anlamadım
              Her ne dileniyorsa yapmaya çalıştım, huzursuzluktan kaçındım
              İma ile nazar edilmesinden korkardım, kalbi ve ruhi manada neden anlaşılmazdım
              Hangi kabahatimin kurbanıydım, samimi olmayan nasıl bir niyetin tutsağı oldum

              Suçlamak adına ne yapmalıydım
              Nasıl bir çare adına kapıları çalmalıydım,umut için yaşamalıydım
              Kim diliyorsa olsun, ben sakınırım yargıç olmaktan ve
              insanları yargılamaktan
              Gerekçesi olsa dahi
              insana kıymaktan,müddet-iğ zamanın vaktini anlamamaktan

              Üzmek ve yermek için yaşamıyorum
              Nasıl bir mecraya gittiğimi biliyorum, vicdanımı ihmale almıyorum
              Zalimin zalimliğinin taktir hakkının kime ait olduğunu samimi düşünüyorum
              Mühleti veren,
              rahmet etmeyi önceleyen, mizanı ve mahşerin sahibine sığınıyorum

              Mustafa CİLASUN

              #794805
              Anonim

                Yüreği yakan sen olma,bir canın ahını alma!

                94327.jpg

                Cezbine kapılması için uğraşma
                Etrafında pervane olup,türlü k
                okular sürünüpte kuşatma
                Hangi emelin nefesisin, nefsi manada nasıl bir mesafedesin hali çıldırtma
                Meyledilen olmaktan imtina etmeyi sakın ihmale alma,hesap ruhidir asla unutma

                Zavallıdır insan, kanan can
                Hevesleri uğruna aklından vazgeçip, hülyalara dalan kan
                Aidiyetini unutan furkan,ahseni takvim üzre yatarılan ve korunan
                zaman
                Zafiyetleridir yolda bırakan, nedensizlik üzre hayatını ikame eden biçare yaşayan

                İnsan,yaratılmıştır ve azizdir
                Aklını ve idrakine bigane kalan bilsen ne kadar sefildir
                Kalbin en latif payendir, nazargah olarak taltif edilen yegane tercihindir
                Hafife alma, ulu orta salınma, cezbetmek için şekliyete boyanıpta derbeder olma

                İnsan,akıl ve nazarda eşittir
                Hukuku olan bir nefestir, hakkını gaspetmek ihanettir
                Nisa evvel emirde ve ezelin dilinde mübarektir, neslin güvencesi ve şefkat elidir
                Onun halini anlamamak çirkinlik ve cehalettir, tahakküm etmek ise cinnete eşittir

                Kul,ruhun sahibine iltica edendir
                İhlas ve ihsan üzre varlığını hasreden sebeptir, ecir için serdir
                Aşk adına gerekçedir,sevda lahzasında sebeptir,mağfiret ve umut içindeki gayedir
                Ruhunu esir eden varsa, nefsi marazları kalbinde hastalık sa ne kadar aciz nefestir

                İnsan, okumalı ve yaşamalıdır
                Ruhun ve kalbin gıdası bilgi ve inşirahtır, vecdi rikkati
                aşktır
                Ne kadar kendine yabancıysan, nafile yere nefsinle alet olup salınıyorsan ayıptır
                Akıl ve izan niye vardır, mizan kimler için meraktır, hesapsız bir mahluk varmıdır

                Mustafa CİLASUN

                #794806
                Anonim

                  Mefkurende ki ülfeti anmak ve sana yazmak!

                  91895.jpg

                  Şimdi sana

                  Nasıl hitap edeceğimin
                  Hicranıyla baş başayım

                  Günlerce
                  Düşünmüştüm oysaki
                  Güzellikler melalimi kuşatırken

                  Elbette ki
                  Seni ve seninle akseden
                  Her şeyi,
                  Pınarların asudeliğini

                  Şelalenin
                  Kendi içselliğinde
                  Var olan suhuletini düşünürken

                  Gün
                  Ağaramaya
                  Yüz tuttuğu bu vakitlerde

                  Hala
                  Sana atfedeceğim
                  Değer konusunda
                  Güceneceğini düşünerek

                  Kim bilir kaç kez
                  Yüreğimi soğutmaya almıştım
                  Kederimi Ummanlara dökmek için

                  Seni
                  Senin içselliğinde
                  Düşünememenin aczi
                  Ne kadarda müşkülmüş

                  Seni
                  Sana anlatmak,
                  Senin nazarınla deryalara
                  Kulaç atmak

                  Ancak
                  Seni dinlerken
                  Mümkünmüş meğer

                  Dirliğimin
                  Tüm nağmelerinde
                  Seninle dem almıştım
                  Meşki tanımıştım
                  Ahengi anlamıştım

                  Hozan bağların
                  Kıraç topraklarında
                  Kanadı kırık kuşun beklentisi

                  Toprak altında
                  Mazi olanların senin
                  Melalinde oluşturduğu
                  Mefkûre zenginliği karşısında

                  Kendi
                  Kimliğimde hiçliğimi
                  Tanımama vasıl oluyordu

                  Çobanın
                  Asıl azığının sabır olduğunu
                  Bir emanet
                  İtminanlığında savrulduğunu

                  Kavalı ile
                  Hicranını aktardığını
                  Yalnızca senden öğrenmiştim
                  Bir mürebbiye dinginliğinde

                  Toprağa karışan
                  Yaprağı zarif ellerinin
                  Parmaklarıyla kavrarken

                  Sanki
                  Onun serencamını
                  Deşifre ediyordun

                  Ötelerden
                  Haline yansıyan güzellikleri
                  O an
                  O kadar bariz
                  Fark ediyordum ki

                  Tahayyülüm
                  Neticesiz kalıyordu

                  İki damla gözyaşlarınla
                  Dereleri ayağıma getiriyordun
                  Bizzat halde yaşatarak anlamını

                  Sen birliğin içinde
                  Âlemlere kapı aralayan
                  Güzelliğin şevkini bahşettin bana

                  Zavallı halimle
                  Nasıl cüret edebilirim
                  Sana bir şey yazmaya

                  Mustafa CİLASUN

                  #794856
                  Anonim

                    Yazılmıştı mısralar, dile gelen o sızılar!

                    38218.jpg

                    Bir tanem hiç bilir miydim aman veririr miydim
                    Senin sessizlik içinde fark ettirmeden üzülmene
                    Sen görünmezlerde seyir halinde sanki sezendin
                    Nerden bilirdim, hiç hissettirir miydim, bilseydim

                    Ancak bilmelisin ki hasretti sineden dile gelenler
                    Mısralar halinde şekillenip güfteleşen tüm
                    şiirler
                    Gönül titremeden, dil kitlenmeden her süzülenler
                    Efkârın harmanıydı sensizlikte çekilen tüm çileler

                    Benden soğumana sebep olacak tüm şiirler yırtılır
                    Hatta silinip atılır, bilmelisin ki mutlaka unutulur
                    Meğer nasıl
                    şiirlermiş, sende tesirini sürekli artırır
                    Halin benden uzaklaştırır hüznü yaşatır ve ağlatır

                    Ha dilim dursaydı, sinem kurusaydı yazar mıydım
                    Bir daha
                    şiir yazmayı bırakırdım, asla yazmazdım
                    Sensiz hiç olamazdım, melaline hasret kalamazdım
                    Seni hiç görmesem dahi üzülmene sebep olamazdım

                    Oysaki alin için yazmıştım, hasretineydi tüm kahrım
                    Hicranımı anlayamadın kayıplarda garip yaşayandın
                    Çaresizdim, ne yapmalıydım,
                    şiirlerle ancak dayandım
                    İstemeden seni uzaklaştırdım ve bir selamınla anladım

                    Mustafa CİLASUN

                    #794857
                    Anonim

                      Kalp nazar eder, göz aşkın firkatine döker!

                      94436.jpg

                      Bir ömür sussam, hiç konuşmasam
                      Boğazım kuruyup, acziyetim için soluk soluğa kalsam,ağlasam
                      Ruhumun hicran damlalarını bir bir sahibine sessizce ve melülleşerek yazsam
                      Dinmeyen figanımı saklasam, huzura çıkınca utanmasam, umutları soldurmasam

                      Kanmalı yüreğim, yanmalı aşkınşa
                      Haşyet salan nar’ın tesir etmeyecek feryadıyla, ecir muştusuyla
                      Meskun bir halin senasıyla, mahzun nefesin edasıyla, yetimlerin
                      gözyaşlarıyla
                      An olsam,bir ömür derlediğim hissiyatımı lahzaların sükunetine bıraksam, arıyla

                      Ruhum zikreder, kalbim dinler
                      Dilim lal olmuş bir halde müddet-i
                      zamanın edebiyle ürker
                      Sineme hıçkırıklar sökün eder,vicdanım ah u zarıyla sessizlik içinde şikayet eder
                      Nefsim zelilliğini fark eder, nefesin
                      zamanından haya eder, ne kadar ram ise ah der

                      Kimim, saiki olan bir cürümmüyüm
                      Niyetin edebinden, ruhun evvelinden, kalbin dirliğinden uzak güçmüyüm
                      Aşkın suhuletine ve ülfetine bigane olan bir nazar mıyım,ruhuma niye yabancıyım
                      Kime sual etsem, her nefesin serdettiği maslahatları dile getirsem, uzaklaşırmıyım

                      Mevla için feda olmadıdır kalbim
                      Her uzvum ve tüm mevcudatım, sevdaya kar etmiyor, dilelen ne söylüyor
                      Niçin ihlas halimden uzak,gönlüm fevkalade kurak, an canıma bin
                      hüzün veriyor
                      Hangi dilden kal etmeliyim,şahit olduğum vakitlere el vermeli ve sürura ermeliyim

                      Kul, aşık olmaktan gayrı ne ister
                      Hakkın sevdası gönlünde biten ekinleri meşk ile ve muhabbetle biçer
                      Nefsi telef olur ve ibretin rengine girer, her hesap vakitsiz bir lahzaya hucum eder
                      Keder ne kadar gam olsa da, salih amel ve sahih niyetin vuslata erişmen için yerter

                      Mustafa CİLASUN

                      #794866
                      Anonim

                        Dil-i harab-ı aşkımın yegane sebeb-i arısın!

                        29430.jpg


                        Kifayet etmez oldu feryadım
                        Bir ömür dinmeyen
                        gözyaşlarım, sinemi dağlayan sancılarım
                        Hal’imi, kal’ime dönüştürdün, yıllardır firkatin şadıyla ümitlerimi yeşerttin
                        Ne
                        zaman sukut etsem,hıçkırıklarımı nefeslerin şahitliğinden saklasam, şevkimdin

                        Fedana razıyım,bu mu alın yazım
                        İçimden çıkmayan sızılarım,her bir lahzada susuz ve yalnızım
                        Bin
                        hüzün içinde korkular yaşamaktayım,sessizliğin karşısında ağlamaktayım
                        Söyle nedir kabahatim, boyun büktüren sessizlik içinde ki saltanatın ve o kararın

                        Artık haline çok mu yabancıyım
                        Sanki evsiz barksız bir yolcuyum, ıssız sokağın ahına sığınırım
                        Yanmayor artık şevk nazarlarım, açmıyor ki bu gönlümde umutlu sabahlarım
                        Ruhuma ne kadar yabancıyım,ededin haline temaşa eder kalbimin yadına ağlarım

                        Halim harap oldu,umutlar soldu
                        Her mevsim zemheri olup hissiyatın ahıyla sullare konu oldu
                        Açtığım
                        kitap sayfaları sukutumun feryadıyla ıslandı, o an ne müthiş bir ramdı
                        Firkatim şaduman oldu, kalbim anbena umutlansa da, artık vakitte çok geç oldu

                        Hiç sual etmedin,bir ses vermedin
                        Halini bu kadar harap edecek bir vebalmiydim, nerdeydin
                        Ruhun ve kalbin lisanını işitmeeyecek kadar şenmiydin,bir ömür keder verdin
                        Hangi nefese aşikar eylesem vaktini bekledim, edebin halinde kaldım söylemedim

                        Bahtım dedim, boyun büktüm
                        Kalan nefesten gayrı ne varsa hasrederek sabırla bekledim
                        Artık tükeniyor müddet-i nefesim, takatiszdir bedenim, fersizdir
                        gözlerim
                        Suskun kaldı bu dilim, firkatin halimi perişan etti bilmeni istedim, üzülme derim

                        Mustafa CİLASUN

                        #793834
                        Anonim

                          [TABLE]
                          [TR]
                          [TD][h=1]Halim derledi, dilim kal eyledi![/h][/TD]
                          [/TR]
                          [/TABLE]


                          81590.jpg

                          Öncelikle bir merhabayla başlıyorum satırlarımı yazmaya…
                          Çok nadiren denediğim bu tür çalışmalar, ancak zihnimi zorladığı vakitler
                          bir iki kelam etmeyi, sizinle paylaşmayı, lüzum ettirdiğinden olsa gerekir.

                          Bilmenizi dilerim ki, her yazan gibi, şiir, deneme, hikâye çalışmalarını fırsat bulduğumuz
                          sürece takip etmekteyiz.

                          Birçok arkadaşımız bu gayretin peşinde, yoğun bir çaba sarf etmekteler.
                          Bilseniz ne kadar memnun kalıyorum, bu uğurda gösterdikleri gayretten mütevellit.
                          Oysaki hayatın bu acımasız açmazlarında fedakârlık göstererek bizlerle duygularını paylaşıyorlar.

                          Sizde öylesiniz.
                          En azından öyle zannediyorum…
                          Fırsat buldukça okumaya gayret ettiğim birçok şiiriniz de vurgularınız çok dikkatimi çekmişti.

                          Yazılarınız hakeza…

                          Sanki yılların tecrübesini gönül hücrenize hapsederek bugünleri beklemişiniz!
                          Bir bendin başında melalinizle baş başa, ağacın dalları arasın da, kuşların şakıyan
                          nağmelerinde siz başka âlemleri yaşıyorsunuz.

                          Parmaklarınızın kavradığı bir çöp parçasıyla, toprak zeminin tuval zenginliğini kullanarak
                          anladığınız, kavradığınız hayatın sayfalarında kalan izlerin güftesini yazarak
                          resmediyorsunuz.

                          En bariz dikkatimi çeken yanınız manayı fevkalade öncelemeniz olmuştur.
                          Ufki yelpazeniz alışılmışın dışında ve farklı zenginlikte.
                          Kullandığınız temalar, son derece ilginç…

                          Gece gibi, kan yaşları gibi, yalnızlık gibi, okyanus ve balık gibi sıralayabiliriz.
                          Bazen hesap sormanız dahi çok farklı…
                          Öyle ki bütün hesaplarınızı ukbanın derinliğinde bulunan mizan ölçeğine biriktiriyorsunuz.

                          Hayata bakışınız da sevgi üst perdeler de yalnız aşırı hüzün ışığı göstermiyor.
                          Işıksız bir ortam, tefekkür için bir zenginliktir.
                          Ama gözler görmeli, bir heyecan olmalı, hayatı rahmetin enginliğinde yaşamalı.

                          İşte siz yazılarınız da hissiyatın her nüansını farklı bir şekilde tasarlıyorsunuz.
                          Bu durum elbette bir zenginliktir.
                          Bir seçiciliktir.

                          Fakat bir okuyucunuz olarak sürekli hüzün mısralarını okumam şahsen beni üzüyor.
                          Zannederim genç bir hanım arkadaşsınız.
                          İnancınızın kuvvetli olduğuna inanıyorum, satırlarınızdan bu hissi alıyorum.

                          O vakit bir geleceğin hesabıyla
                          Hayatınızı tanzim ediyorsanız, bir kadere inanıyorsanız niye üzüntü o zaman.

                          Hani her cefa aşk içindi…
                          Hakkın Cemali içindi…
                          Efendimiz içindi…

                          Korkarım ki siz yıllarca bir oyun dahi oynamamışsınızdır.
                          İp atlamamışsınızdır, met değnek oynamamışsınızdır, öyle mi yoksa?
                          Bakın efendimiz neler yapmamış ki, muhabbet için, sevgi için değil mi?

                          Sizin yüreğiniz henüz çok taze, bakınız hayat sizlere neleri vaat ediyor.
                          Ama çok kaygılara kapılamadan, acabayı çok sık kullanamadan olmaz mı?
                          Sizin gibi yazan bir arkadaşla aynı sitede bulunmaktan keyif almaktayım.

                          Bu bakımdan mutluyum, gelecek adına umutluyum.
                          Sizi en kalbi duygularımla kutluyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum…

                          Mustafa CİLASUN

                          #793835
                          Anonim

                            Anlamak kifayet etmiyor, azim gerekiyor!



                            10149.jpg

                            Sessizliğimin
                            tüm Kadrelerinde nefeslenirken
                            hilkatimin muvacehesince bir insan olmam,
                            onun için hayatı anlamam, ruhumla barışık olmam
                            gerekmez mi diye sormadan edemiyorum.

                            Her şeyden habersizken…
                            Bir sahibe muhtaçlıyken…
                            Halimde umut için bakarken…

                            Zaman ve mekân sayesinde
                            sabitlenerek resmedilen o anı hangi çocuğun
                            güzel gözlerinde, halinde ki teslimiyette görmeyiz ki…

                            Geleceğin teminatları olarak
                            taltif edilen bu şefkatin emanetçisi çocukların
                            hak ve hukuku adına ne hezeyanlar beyan edilmiyor ki…

                            Oysaki tertemiz ve berrak
                            hafızalarıyla merakın eşiğinde
                            nefeslenirlerken muhakkak bir teslimiyet içindedirler…

                            Onlar için anne ve babaları
                            tüm varlıklarını seferber ederler…
                            Kendi hürriyetlerini vakfederler,
                            heveslerinden vazgeçerler…

                            Yeter ki
                            çocuklarımız
                            bir eminlik içinde
                            büyüsünler diyerek…

                            Kolay mı
                            anne ve baba olmak…
                            Onun değerine müdrik bulunmak…

                            Bir zillet uğruna
                            zevklere sarılmak…
                            Ne olduğu belirsiz ilişkilerde bulunmak…
                            Adına da bir hak diyerek nisaları pazarlamak…

                            Bizim olan,
                            milletin efradı bulunan insanlar…

                            Hak adına
                            nefes alan canlar çaresiz kalanlar…
                            Bizzat hakları ellerinden sökülerek alınan zavallılar…

                            Biliyoruz ki bunlar bizim canlardı…
                            Sahipsiz bırakılan masum kanlardı…
                            Teslim olmaları bizlere olan inançlarındandı…

                            Akıl… Nesil… Can… Mal… Din…
                            Gibi beş temel hak ve özgürlüğü korumak zorunda bulunan nizam…

                            Nizamlara vaziyete eden bizim olan insan…
                            Mazlumu zalimin ellerine teslim eden bir vicdan…

                            Ben yine sakin köşemde nefes alırken…
                            Tevdi edilen canın nihayetini beklerken…
                            Niyazımla ellerimi yaşlarla yüzüme sürerken nasibi beklerim….

                            Mustafa CİLASUN

                            #793836
                            Anonim

                              Sadakat, gönüllü köleliğe yol açmamalı!

                              3339.jpg

                              İnsanların
                              temel niteliklerini irdelerken,
                              kişilik yapılarını ve içinde bulundukları
                              sosyal dokuyu mutlaka göz önüne almamız gerekir…

                              Çünkü
                              şahsiyetin oluşumunda aile, çevre
                              ve dolayısıyla yaşadığı koşullar son derece önemlidir…

                              Ama
                              bazı şahsiyetler vardır ki,
                              hangi koşullarda yaşarsa yaşasın
                              dirayet ve şecaat konularında daha samimi,
                              ön yargıdan uzak durmayı başararak daha duyarlı oluyorlar,
                              feragat konusunda örnek alınacak değerlere haiz bulunuyorlar.

                              Bu karakterdeki insanları
                              incelediğimizde, gönlü açık ama gözü tok, yapmacık
                              tavırlardan uzak, gözünü budaktan asla esirgemediği görürüz…

                              Böylesi
                              âlicenap insanlar
                              olduğu gibi görünürler, beğenilme
                              ve makam korkusu gibi kompleksleri taşımazlar…

                              Net ve pürüzsüz
                              bir şahsiyet sahibi olmalarının yanı sıra, çabuk
                              gönlü alınan, aza kanaat eden bir kişilik sahibi olmayı başarırlar…

                              Fakat
                              ne hazindir ki böyle insanlar
                              genelde kaybeden, ufki derinliği bulunmayan,
                              kanaat eden, tahkik açılımı kısır olan bireylerdir…

                              İnandırıldığı her fırsatta,
                              varlığını feda ederek yüreklerini ortaya koyarlar, asla
                              güçlerinin hesabını yapmazlar, Allah ne verdiyse diyerek başlarlar…

                              Böyle davranmak
                              zorunda olduklarına inanırlar,
                              asla geleceğin hesabını yapmazlar
                              ve bunları da bir fazilet olarak telakki ederler…

                              Hizmetlerinde
                              kusur etmedikleri malum efendilerin
                              bir kısmının sadist, egoist ve şahsiyetsiz
                              kişiler olduklarını her nedense bir türlü anlak istemezler…

                              Çünkü
                              yapılarında asla kötülük bulunmaz,
                              ön yargı açmazı taşımazlar, sadakati
                              mutlak sayalar, aksi bir davranışı ihanet olarak telakki ederler…

                              Samimi olmanın
                              bunu gerektireceğine inanırlar…

                              Efendi makamını
                              müstekbirce elde eden malum kişiler
                              yiğit, mert, maksatsız, samimi, fedakâr
                              olan bu insanlar sayesinde kuvvet bulurlar…

                              Civanmert insanlarm
                              hak ve hukukunu ve gelecekteki
                              durumunu ihmal ve inkâr etmeyi her zaman başarırlar…

                              Meselenin aslı özünü al,
                              posasını kaldır at, kimseye görünmesin ve sakın
                              ses çıkarmasın, eline biraz ulufe tutuşturun yeter derler…

                              Vefakâr insanımız
                              güç ve kuvvetten düştüğü için,
                              işveren olan efendi duruma el koyarak
                              hemen talimatını vermiştir zira varlıkta vefanın anlamı yoktur…

                              Gücün ve başarının
                              kendiyle orantılı olduğunu
                              vurgulamaktan tutsaklıklarından dolayı zevk alırlar…

                              Faziletin ve ülfetin
                              kendilerinden kaynaklandığını,
                              her fırsatta öne çıkararak yandaşlarına imada bulunurlar…

                              Asliyetin
                              kimlere ait olduğunu bildikleri
                              halde korkularından itirafta bulunamazlar…

                              Maddesini,
                              manasını ve namusunu
                              hiç çekinmeden emanet ettikleri
                              bu insanlardan bir sadakatsizlik olmayacağını çok iyi bilirler…

                              Bunun için
                              her zaman istismar ederler
                              ve mazi denkliğinde gönül eğlendirirler.
                              Bunca haksızlığın neticesini karmaşık kişiliklerinden hesaplayamazlar…

                              Maddenin
                              fevkalade bir manası vardır.
                              Mana ikliminde maddeleşmeyi başaranların asla
                              manası yoktur zira insanı insan yapan mana derinliğidir.

                              Mutlak bir
                              hesap gününün olduğuna
                              iman ederek, hareket ve tavırlarımızı,
                              çalışanlarımızı asla ihmal etmemeliyiz, netleştiremezler. ..

                              Mustafa CİİLASUN

                              #794929
                              Anonim

                                Nazar eden kalbim, kal ederken!

                                4702.jpg

                                Artık sarıyordu
                                terennüm ettiğim
                                kederin salgısı yavaş yavaş…

                                Her yanımda
                                kalan boşlukları bir acıma
                                duygusu taşımadan kuşatıyordu…

                                Sanki
                                çaresizdim, boş vermişliğin
                                nedametiyle seyri halin takipçisi kesildim…

                                Neden bu duyguları
                                yaşamak zorunda kaldığımı
                                her nedense düşünmek dahi istemiyordum…

                                Bir can
                                bu denli bizar oluyorsa,
                                zorunda bırakılıyorsa duygusallığımı ağır basıyor…

                                Yoksa
                                ben işimi sağlam yapayımda
                                kim yanlış yaparsa gözünün yaşına
                                bakmam mı demeyi tercih etmeliydim…

                                Avutulan,
                                aldatılan özellikle bir maksada
                                binaen fırsatın zemini olarak kullanılmak!

                                Takiyyeler içinde
                                hayatı konforunu artırmak!

                                Bu uğurda
                                bir engel tanımayı
                                marifet telakki etmek!

                                Sırf merakın t
                                atmini için denemek istemek!

                                Kişilik
                                görünürlüğünde insanlık sıfatını
                                taşıyarak bunu başardığına inanmak!

                                Sevgiyi
                                özümsemeden, sebebini bilmeden,
                                nedeniyle hiç ilgilenmeden bakmak!

                                Zannın
                                karelerinde adımlayarak
                                Ön kararın etkisiyle yaşamaya çalışmak!

                                Hemen kızmak,
                                hiddet için sebep aramak,
                                şiddeti özgüven telakki etmek!

                                Hayatı
                                mahcup olmamak kaygısıyla
                                idame etmeye çalışarak yaşamak!

                                Kim ne deri
                                önceleyerek ona göre
                                konuşlanmak ve adam olmak için yarışmak!

                                İnanmak!
                                İnancın tahrip fitilleriyle tarumar
                                edildiği bir zeminde bunu başarmaya çalışmak!

                                İnananlar üzerinde
                                oynanan oyunların farkına varamamak!

                                Ferasetin
                                iflası başarmak! İhlâsın sadece
                                sözcülüğünde lafazan olmayı başarmak!

                                Rahmetin
                                sebebi hikmetinden
                                bihaber olarak yaşamayı başarmak!

                                Acıların
                                ne kadar değerli olduğundan
                                haz almadan uyumayı başarmak!

                                Nimetin
                                ehemmiyetinin,
                                faziletinin tefekküründen
                                mahrum kalmayı başarmak!

                                Aşk için yarışmak!
                                Anlamadan bakışmak!

                                Ten
                                kokusu sebebiyle kapışmak!

                                Sonra kokuşmak!

                                Saygıyı
                                dışlayarak arsızlık
                                ikliminde yaşamaya çalışmak!

                                Nezaketin
                                elzemliğini sadece merakın
                                afakı için seferber ederek beğenilmek!

                                Suçlamayı
                                marifet telakki ederek
                                sığ bir tahayyülün sefilliğinde ikamet etmek!

                                Kılıcı, kını,
                                kızı, edebi, erkeği, merdi
                                tamamen maddi ölçüsüyle değerlendirmek!

                                Kitabı kebiri
                                sevap telakkisiyle okumak,
                                anlamadan bakmak, anlamsız olmak!

                                Kutlu geceleri
                                kurtuluşun terakkisiyle
                                her bir şeyi o güne hasrederek serilmek!

                                Mesaj üstüne
                                mesaj çekerek güya gönüllerin
                                fethine bu maksatla birden erişmek!

                                İtibar
                                ölçüsünü deşifre etmeden,
                                temayülün esintisinde ne aradığını bilmemek!

                                Herkes
                                nasıl olsa bir şekilde yaşıyor,
                                bizde böyle yaşamalıyız diyecek kadar zillet!

                                Hukuk devleti varsa,
                                yönetim biçimi demokrasi ise,
                                cumhuriyet sadece birilerin tekelinde ise

                                Çözüm
                                o kadar uzak diyarlarda
                                seyredilen bir manzara telakkisidir!

                                Neden
                                her şey insan içinse,
                                insanlar niye kararlarında ki tercihleri
                                sebebiyle dışlanarak sıra dışı olmaya itilirler.

                                Severken
                                neden sevdiğini bilmeyen!
                                Met ederken çıkarını düşünen!

                                Kızarken
                                hıncıyla hareket eden,
                                Meylederken hislerini bilmeyen nasıl bir insandır?

                                Bir nimeti yerken,
                                bir yaratılmışı severken,
                                Nebatat ile serinlerken sebebi bilmez isek

                                Nedensiz zannedersek,
                                asla düşünmeyi öncelemeden
                                ömür tüketirsek ne bilmem ki ne demeli!

                                Kâinatın
                                ve her zerrenin sahibi olan
                                Cenabı hak en yakınımız da iken,

                                Bizim
                                ne kadar uzaklarda kaldığımız tefekkür
                                edilerek, bakışımızı ve manamızı netleştirmeliyiz.

                                İşte aşk o zaman
                                manasında yaşanacak bir hazdır.
                                Sevda bu uğurda sarf edilen yüceliğin tezahürüdür.

                                İnsanı insan yapan
                                yaratılmış bulunduğu hilkatidir.
                                Canı canan ile anlamlı kılan ona hasredilen sevgidir.

                                Mustafa CİLASUN

                                #794948
                                Anonim

                                  Haksızlığa sabretmek,vaktini beklemektir!

                                  31672.jpg

                                  Külli iradenin sahibi bellidir
                                  Nasiptir,vakitlidir,nefese ait gerekçedir,kader çizgisinde ki erktir
                                  Ruh,hilkatin muvacehesinde bu bahislere yaban değildir,zuhurunu beklemektedir
                                  Kalp inşirahına kavuşunca, firkatiyle gönlünü yıkayınca her lahzası için amadedir

                                  O an ve akan zaman içinde
                                  Keder her ne kadar halden arileşse de, hissiyata mani değildir
                                  İnsan, ruh ve bedeniyle, kalbinin açılan say
                                  falarında ki kazaların gerekçesidir
                                  Umut etmek, malik olan maşuka yönelmek, teslimiyet içinde vucut bulmak vecttir

                                  İlmi talim etmek nazdır
                                  İnsan umut ve niyazıyla var olan yaşayandır,hesaba adaydır
                                  Nitelik ve nicelik bakımından takva cihetiyle furkandır,
                                  aşk adına bir farktır
                                  Bilmeden ve anlamadan yol almak, mukallit adına ihlastır,ikame edilen sanıktır

                                  Can, düşündükçe insandır
                                  Kan, bir nutfeden meydana gelmiş olan mükellef olan irfandır
                                  Vaktin eşiğinde,kitab-ı celilin rehberliğinde,habib-i kibriyanın sünnetiyle farzdır
                                  Maksat nail olmak adına kul olabilmeyi başarmaktır, nar ise zaten haşyet tacıdır

                                  Talebe imtihanda bilirse geçer
                                  Kul, ruhi ve kalbi dirliğinde ihsan ve ihlası
                                  aşk edinirse hulusa erer
                                  Erdem kalbi olmaktır, şekliyetten kaçınmak adına şarttır, ruhun şevk ilacıdır
                                  Ecir,feda olabilmeyi
                                  göze alacak kadar aşka adaydır, arifin kısmetinde inşirahtır

                                  Gönül kapısı vecdinle açılacaktır
                                  Azmin, ilme yabancı ise bereketsizdir,tülek bir güvercin misalidir
                                  Miskinlik içinde çöküntiye kapı aralamak iman adına züğürtlük beyanatıdır
                                  Oysa
                                  insan aklı ve ruhuyle muhakeme ederse ve istişareyi öncelerse mükafaattır

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 526 ile 540 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.