- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Temmuz 2013: 12:03 #815009
Anonim
Umut, ruhumdan neşet eder, kalbim aşkıyla besler…
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x531px and 71KB.
Bir sevda kasidesi söylenmeli
Yüreği yakan, hicranın sağanağında ağlatan
Gün yüzüne hasret umutlara şevki yaşatan ve sineyi rahatlatan
Sabrı kanaati fark sayan, ecir ve ihsanda coşkuya kavuşturan bir güzellik dillenmeliYanık sesler, sevdasına hasret nefesler
Ne cennete ve ne de cehenneme ram olmak için çekinenler
Araf’ın sessiz çığlığını bilmeyenler, berzah için şüpheye düşen biçareler
Her ezgide kendinden bir şey bulan kederler, yalnızlık sahilinde düşünen bedenlerKanadı kırılan kuşun feryadı vardır
Umut dağları oluşturan muradın yanıklığı nasıl bir yaradır
Han duvarları, gözün yaşları, yüreğin ağıtları, sukut ettiren hicran ırmağı
Ruhumdan nükseden hüznü hatırlatır, içimin sızlaması derin bir acıdır, sabır baş tacıdırNe zaman bir ebru üstadını görsem
Hüsn-ü hat üzerine nefeslenen edebin rahlesinde serinlesem
Neyzenin ruhundan akseden nağmelerle hazzın mehtaplarını seyretsem
Tuval üzerine resmedilen hülyanın, ümit yağmurlarının heyecanıyla gönlümü teselli etsemHangi beşer, kemali yet için gayret eder
İnsanlık vasfına nail olmak ne kadar faziletliymiş meğer
İlim akla, hassasiyet ruha, edep ve nezaket şuura refakat ederse
Gönül sevdaya, melal aşka, hissiyat en makbul bahara aşinadır, hakkıyla dert edinilseHiçlikten korkma, varlığa araç olmaktan kork
Nefsine abanma, kalbini karartma, aklını bulandırma
Arifin sözüne, dervişin haline, sevdanın narına, aşkın sofrasına uzaksan kork
İnsan iki doğumu yaşamış bir kemali yettir, kulluk ihsanıyla mücehhez olmuş hedeftir unutmaMustafa CİLASUN
24 Temmuz 2013: 15:30 #815018Anonim

Sana ne kadar tutkunsam, o kadar yorgundum…
Bilmiyorum ki nasıl olacak
Akıl, izan ne vakit halimin insicamına acıyacak
Vicdanım bir ömür mü sızlayacak, sine narlaşıp, umutlar mı solacak
Gönül ne zaman hicranının hasretinden kurtulacak, ruhum huzura kavuşacakBeni benden alan bir hal var
Sessizliğin yalnızlığına sevk eden hüzün içimi yakar
Dil susar, göz şevksiz bakar, nereye el atsam, bir yaprağa bakıp ağlasam
Hazanın kuşatan efkârıyla yol alıp, ummanın serencamına dalsam ve hıçkırıklar bıraksamSen bilmiyordun, susuyordum
Kalbini incitmemek için acıyla sabrediyordum
Her ne söylesen boyun büküyordum, kalbimi nasıl incitiyordun
Kabalığı ve nadanlığı sevmiyordum, gözyaşlarımla yetiniyor, umut besliyordumSevmenin ne demek olduğunu biliyordum
Gönül lisanıyla melalini şerh etmeyi diliyordum
Fakat ne yapsam, hangi devaya tutunsam sen istemiyordun
Ben çekiniyordum, masumca bir ümidin nefesinde eriyordum, sabırla bekliyordumBilmem ki nasıl bir sürgünün hışmındayım
Prangalara vurulan hissiyatımla yastayım, sanki devasız bir hastayım
Ben sustukça sen sabrıma yükleniyor, kalbimi viran ediyordun, ne kadar sefih görüyordun
Bazen insan olduğumu unutuyor vehmine kapılıyordum, hangi teselliye baş vursam anlamıyordunArtık çaresiz boyun büküp
Sana olan umudu yitirdim, ne kahır ve ne de isyan ettim
Bahtıma düşen nasibe bel bağladım, her hicran perdesi açılınca ürperdim
Sürgün olan bu sevdanın çilesine bir ömür vakfettim, sineme nakşeden izleri silmedimMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2013: 09:14 #815024Anonim

Ya Resul, Ya Nebi nidaları arşa yükselirken…Her vaktin bir eşref saati vardır
Gönülleri ihya eden, hissiyatı büyüleyen, gözyaşını sel eyleyen
Aklı ve izanı hakikatin feyzine gark eden, vicdanı buğulayan zamanlar farktır
Ruh inşiraha açılırken, kalp nazar gah olduğunu teyit ederken, azim ve irade kararlıdırEfendimizin merhameti zarifti
Kalbe sürur bahşeden esin misaliydi, şevki ümitti
Sadakat ve eminlikte her canın itminana sevk eden fedayı firdevsti
Tevazu ve edepte insanlığın rehberi, şefkat ve muhabbette mübelliği olan müjdeydiEn bedevisinden, en şairine
Saltanat süren beşeri sefilliğe, köleliği nükseden rezilliğe
Nisayı meta haline getiren cehalete, gaspı meşru sayan caniliğe
Zulmü alkışlayan cemiyete, küfür üzere şartlanan sapkınlığa gönlünü kapatan naiftiÜmmetine karşı ne kadar endişeliydi
Her niyazında hassasiyetle dile getiren emaneti hicrandı
Bir kul niteliğinde ve insan kimliğinde ne kadar edep içinde ecri sadıktı
Rabbine karşı haşyetin en müteessir aksettiği, mütehassıslığın zirve yaptığı niyazdıŞayet ümmet adına bir hakikat varsa
Vahdeti hiçe sayanlar hala desiselerin hesabıyla nara atarsa
Cemaat asabiyeti parçalanmaya çanak tutarsa, akıl ve irade asimile olur
Ruhsuz bir beden, beşer kalmakta ısrar eden, nefsi emareyi sıfat sayan meydanı istila ederRamazanın bereketi, ruhlara sürur zerk eder
Gönüller sürur içinde ibadet ve tazime icabet ederek hicran diner
Merak etmek, nedenler üzerinden sual eylemek, hanif bir kul olmak için koşmak
Ümmet ve kulluk ikliminde mevsimleri bahar eyler, üşüyen ve yalnızlaşan yürekleri ihya ederMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2013: 13:59 #815027Anonim
İnsan, onur ve edeple omurgalı olmalı, zaafı dışlamalı…
Evet, bu hakikati teslim etmeliyim
İlmi siyaset diyene iltifat etmeden
Vicdanın sesiyle hareket etmeliyim
Akıl ve izan farkını idrak etmeliyimUmman gönülde yaşayan bir sevda
Kelam, fikrin edasında ki vecdi nida
Şayet aşk, nefsin ihyasında ki harsa
Olmaz hiçbir derde deva, eza boşunaİnsan, kul olmak için sırrı revandır
Ne canan ve ne de nar için manadır
Köle olmak ne vakit sevda nazarıdır
İhsan ve inayet, aşkın mütealasıdırNe zaman bir ah etsem sızım gamdır
Yeis neden şevkten uzak bir zamandır
Hazan hüznü yaşamak için mi vardır
Umut hangi bahtın ibrette mizanıdırGönül sığ olursa, nefs hükmetmeyecek
Akıl ve izan fikrin azlığına ne diyecek
Merak ilmin bir şubesidir kim bilecek
İrade, azmin halinde huluse erişecekMizan korkutmasın hakkı sevdadır
İnsan için en ulvi bir meyan şavkıdır
Aşk için vazgeçilmez bir ar-ı itibardır
Hak ve hukuk niye vardır, aşk nardırMenfaat tellalları niye etrafı kuşattı
Ruh, en soysuzun kal’inde ki sancıydı
İnsanı köleleştiren kavga nefs tacıydı
Çaresiz bırakılan kulda ibret acısıydıSiyaset asla bir rantın payesi olamaz
Hakka karşı kullanıp ihsan bulunmaz
Dünya adına ne varsa fanidir sığmaz
Ruh ve kalp vicdanın halinde uyumazEdep, insanın en erdemli şeceresidir
Nar ve nur içinde ki bereketin halidir
Sineler niye mahzunluk için firkattir
Vuslat, ruhun vazgeçilmez payesidirKul, ihsana erişince kalbi nazar eder
Zan ve ezadan arîleşerek hakka gider
İhlâslı bir gönül aşkta yok olmak ister
Maşuk için iraden mahiyette ki değerMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2013: 17:04 #815035Anonim
Bilmem ki neden mahzunluğun vecdiyle akarım…
Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 155KB.
Ruhumda derin bir hicran var
Ne kadar dilemesem de hüzün sinemde kaim olan bizar
Yar desem, gönül vakfetsem, aklın selimliğinde muradın şevkiyle inlesem
İnsan olmanın feyzine yüz sürsem, hakikat adına bahtıma düşene hamt edip göçsemNerede boynu bükük birini görsem
Kırık yürekle sokaklarda dilenen simaları seyretsem
Takati kesilmiş yaşlı nefesin son dem mücadelesine hüzün ile refakat etsem
Ruhumun sahibini düşünsem, sebebi hikmetin inhisarında ümitle beklesem ve üzülmesemÖlüm içimde ki neşem ve sevincim
Vaktin bahşettiği nispette kahır içinde bulunmaktan çekinirim
Elimde olanla yetinenim, hırsı sevmeyen bir nefesim, azim ve iradeyi hak bilirim
Yazılan kadere boyun büker, bizzat tercih ettiğim amellerin zafiyetlerine neler söylerimHüzzam ve hicaz makamını severim
Sazendeyi dinledikçe tefekkürün zindeliğinde sanki arifim
Halimin fakirliğini nefeslenir, kalbimin yıpranan tellerinin kederini dinlerim
Gün yüzüne hasret ne kadar umut kalmışsa bir ömür beklerim, vaktine ram nimet derimKitabı Celili tilavet eden aziz nefesin
Teganniye kaçmayanını severim, nefsini öncelemeyene kefilim
Hassaten kıraat ettiği ayetleri şerh eden naif kalpli hatipleri dikkatle dinlerim
Hüsn-ü hatta gönül vermiş zarif hissiyatlı nefesleri seyretmeyi ve de dinlemeyi isterdimAlaylı bir kimliğin müntesibi olarak
Liyakat ve edebi haslet bakımından sabırla azmetmiş
Asliye tini asimile etmemiş, nefsi için şerre araç olmamış fazilete erişmiş
Ruhu yüce, gönlü umman misali sevdaya timsal nefesler en büyük hayranlığımdırMustafa CİLASUN
25 Temmuz 2013: 22:10 #815036Anonim
Yâdımdan nükseden bir hüzün var, ey yar…
Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 44KB.
Ne kadar gizlesem
Her lahzanın ümitleriyle yeniden dirilsem
Sabır denen deryanın derinliğinde hicran ile nefeslensem
Bilmem ki ne vakit içimin sızısını dindirsem, şevki sürur ile nazar etmeyi hissetsemArtık aynaların sır perdesi kalmadı
İçselliğin ak sedası her yanımı sardı, mecal uzaklaştı
Düşen yaprak, kuruyan toprak, sevdasına adanmış yüreğin titremesine bak
Ömürden geçilse, risaleler ezberlense, idrak firkate yenik düşmüşse, hal bizar, umut hazandırNeden kalabalıklar haz vermiyor
Ruhuma sancı zerk ediyor, hüzün her lahzada sesleniyor
Anlayamadığım, kavrayamadığım bir yabancılığın korkusu mu nüksediyor
Şaşkınlığım, abartılı bulduğum, asla haz alamadığım keşmekeşlik her yanımda bitiyorTen ne kadar güzel olursa
Nefeslerin dikkatlerini celbe dip üzerinde toplasa
Ruhunda ve kalbinde hak ve hakkaniyet azmi bulunmuyorsa yaradır
Ne sefih bir gamdır, ruhsuz bir maceradır, zafiyet içinde çürüyen mecaldir, korksa daKalbin hangi halinden söz edeyim
Aklın derecelerini hangi idrakimle şerh edeyim
Vasfımı aşikâr eyleyen nadanlığımın ayan olan farkını nasıl gizleyim
Ruhumdan tebarüz eden yükün altında, gönül bahçemin kalın surlarından sesleneyimNe kadar zulmetsen
Ah u zar etmem için sabrımı denesen
Ömrü besteleyen güfteyi notalara çevirip sazendeye versen
Mızrap kırılır, akort darılır, saz mahzunlaşır, sazende şaşkınlık içinde etrafına bakınırMustafa CİLASUN
26 Temmuz 2013: 13:50 #815039Anonim
Ey yar, hangi yaradan bahsetsem yüreğim ağlar…
Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 57KB.
Bilmem ki ümmet hangi telakkilerde
Tefrikanın en korkunç dehlizlerinde ve esaretin içinde
Ruhuna niçin bu kadar bigâne, vicdan suskun, izan yorgun peki, neyin derdinde
Akıllara kimler hâkim, iradeler ne kadar vahim, vicdanlar sanki rehin, hal bizar kendi iklimindeAsya’ya baksan, Afrika’yı anlasam
Ortadoğu’nun kanayan yaralarını nasıl bir irfanla sarsam
Hangi yüzle ellerimi açsam, rahmet ve bereketi fark etmeyenleri ne yapsam
Nasıl bir dua ile haykırıp, yakarsam ve ümmeti Muhammed’in bu elim halini anlatsamHangi dramın kitabını okusam
Ekranlara yansıyan ve çırpınan çığlığı hakkıyla duysam
Zalimin dinmeyen zulmü karşısında, mazlumun sabrı ve cefasındaki metaneti
Yüreğimin derinliklerine bir acı nida gibi bıraksam, sefil ve sefih kimliğimin farkına varsamNe mazlumun hakkıyla yanındayız
Ve ne de zalimin tuğyan ve talanı karşısında dimdik ayaktayız
Adeta seküler bir kimliğin gölgesinde saklıyız, paganlaşan yüreklere neden acırız
Varlık adına, hırs ve rekabet ortamında hangi hukuku tanırız, cebretmeyi marifet sayarızRuhumuzdan zalimleri atmamız lazım
Yıllara sâri sinemizde beslediğimiz canavarlığı niye saklarız
Fırsatçılığı kime bırakırız, imkânları savurgan bir hevesle niçin ortalığa atarız
En kuytu bir şekilde nefsi heveslerimize dalarız, evet, rahat ve huzuru bitmeyecek sanırızÜmmet ilmen ve fikren güçsüz bırakıldı
En kutsallarına bigâne kalması sağlandı, avuntulara daldı
Etnik milliyetçilik aniden nüksetti, mezhepsel asabiyet muhabbeti budadı
Mel’am tipli maksatlar kürsüleri kaptı, taguti temayüzler etrafı sardı, kul sessiz kalmaya zorlandıMustafa CİLASUN
26 Temmuz 2013: 21:56 #815040Anonim
Ruhumda kopmalar başlıyor, hüzün kapımı çalıyor…
Orjinal boyutu icin tiklayin 720x476px and 80KB.
Haram aylar var, vardı
Gecelerin kutsiyetine hürmet göstermek şarttı
Aylardan Ramazan olunca, ruh ve gönüller gözyaşlarına kanardı
Beşer ibadet etmek için kapı kapı gayrete koşar, Rabbinin katında rıza arardıAklın ve kalbin efendisi
İradenin ihsan adresi, vicdanın suhulet sesi
Yüreğin inşirah perdesi, gözyaşlarının sevda muhayyilesi
Ne kadar endişe ederdi, ümmetini bu halini görendi, hassasiyet O’nun içindiHangi zaviyeden baksak
İster hazan, ister zemheri mey anında kalsak
Her hal ve hareketinde ki ibreti anlamaya çalışsak ve kavrasak
Hayatımızın felsefesi yapıp, azimle ümmeti olmaya layık olsak ve avunmasakFilistin’den tut nereye kadar
Asırlardır sömürülen zavallı halklar, köle yapılanlar
Zulmün karşısında duramayacak kadar onuru ve omurgası kırılan varlıklar
İnsanlık adına ne kadar utanç içinde bulunduğumuzun söyle ne kadar farkındalarSabiler ezbere zorlanıyor
Canlı bir tahakkümün içinde düğümleniyor
Bu hale itiraz etmek kifayet etmiyor, kolaydan cennet umudu vehmediliyor
Mukallit olmak, örfü inanışla hayata bel bağlamak, ümmeti Muhammed’e çözüm getirmiyorRahmetli babam çok üzülürdü
Annem seyrettiğine dost mu düşman mı diye sual eylerdi
Düşman deyince, “defi dürülsün” derdi ve her ikisi de ümit içinde beklerdi
Konu komşu geçim derdindeydi, bazen muhabbet olsun diye konuya girerlerdiMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2013: 13:12 #815045Anonim
Kayseri Hunat hatun Kültür ve Sanat Merkezi…


Ne müthiş bir hikâye
Bin iki yüz yirmi iki yıllarına tekâmül ediyor
Takriben dokuz asır öncesi kalbi bir umut olarak inşa ediliyor
Gayrimüslim iken mübadele gereği sultanın zevcesi oluyor ve sonra devam ediyorSelçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat
Alanya Kalesini anlaşma gereği teslim alıyor ve kralın
Kızını da bu anlaşma seyri içinde kabul ederek, zevceliğe alıyor
Oğlu Giyasettin Keyhüsrev’den sonra Müslüman oluyor ve kendini vakfiyelere adıyorSelçuklu dönemi itibariyle başlayan
Cami, Medrese, Hamam ve diğer müştemilat inşa edilirken
Hamamın farklı bir hikâyesi anlatılır ve hassasiyet içinde ki yeri itibarlıdır
Ve bu bakımdan cami inşaatı durdurulur ve hamamın tez zamanda yapılması sağlanırCami yapımında çalışan bir can
Suskun bir şekilde kenarda ve boynu bükük halde beklemektedir
Durumu fark eden ileri gelenler meramını sual ederler ve bu minval üzereyken
Mehbare sultana vaziyet iletilir, mağdur işçi rüyasında ihtilam olur ve ne yapacağını şaşırırBu vaziyet içindeyken uzak durdum der
Sultan hemen cami inşaatının durmasını ve hemen yanına
Hamam yapılması karar verir ve böylece hesapta yokken zaruret eda edilir
Hunat hatun Manzumesi olarak dokuz asırdır vakarla ayakta duran bu medrese içinBüyükşehir belediyesi vakıflardan kiralayarak
Restorasyon yaptırdı ve hassasiyetle aslına uygun olarak
Yeniden vaziyet ederek Hunat hatun kültür ve sanat merkezi vasfına getirildi
Hüsn-ü hat, Ebru, Resim, Tezhip, Tespih, Çini, Ney dinleti, Ney ve halı atölyeleri kurulduKur’an meal ve tefsiri,
Arapça, Osmanlıca, Hadis, Fıkıh, Sahaf, okuma odası
Yazar odası ve çok maksatlı konferans salonu olmak üzere hizmete sunuldu
Çok geniş Eyvanıyla ailelerin gece geç saatlere kadar huzur buldukları mekân olmuştur
Bu fakiri, böylesi kıymetli ve kentin merkezinde bulunan değerin yönetilmesi için vazifelendirilmiştirMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2013: 16:02 #815047Anonim
Şöyle bir geçmişe gitmek istedim, göçenleri yâd ettim…

Atimden ne beklerdim
Hangi işaret taşlarının izlerinde nefeslenirdim
Onca cefayı nasıl bestelerdim, sabır yokuşlarında yanarak bilenirdim
Dinmeyen bir umudun arifesinde tefekkür etmeyi en büyük bahtiyarlık olarak görürdümKul, kanaat denizinde arınmalı
Her ırmağın suyuna dalmaktan sakınıp, durulmalı
Güneşin zeval bulduğu andan kaçınmalı, gecenin bir yarısında uyanmalı
Ruhunu ve aklını yaratan sahip için secdeye kapanmalı, mizan için yaşanmaya adanmalıNe dilencinin haline acı
Ne de viran olmuş hanlardan nükseden sızıya ol kadı
Bahtın bir kitabı vardır, ömür içinde nice belalar saklıdır, akıl kim için sırdır
Aklına teslim edilen iraden bahtını şerh eden irfandır, azim senin en müstesna azığındırİlim, merakın şubesindendir
Akıl ve izan, vicdanınla muvazene içinde bulunmalıdır
Her esen fırtınadan korkmadan, tesirinde kalan acziyetler hatırlanmalıdır
Her kimin ihsana ihtiyacı varsa, hastane köşelerinde mecali kesilen ortadaysa koşmalıdırKendine yetmeyen can neyler
İçini kemiren vehimlerle aynanın karşısına geçer
Bin bir meramlarla suretlerin insicamında iniler, sessizce kahreder
Kalbin ve ruhun düştüğü durumu es geçer, güya aklı olan bir değer, hevaya rağbet ederMustafa CİLASUN
27 Temmuz 2013: 20:30 #815048Anonim
Hangi salada el açsam, hıçkırıkla O’na yakarsam… [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( %1$sx%2$s ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Her ne kadar vehmetsem
Müteessir olup içinde bulunduğum lahzada titresem
Kalbimin derinliğinde nükseden viraneliğimi hesap ederek inlesem
Yeniden bilincimi tazelesem, lekelerimden temizlensem ve zafiyetleri terk etsemNiçin geçmişin yükü ağır
Beşer sıfatı aklıselim için ne ağır, idrak adına kahır
Bulduğunu yiyen, helal, haram bilmeyen, hassasiyetini kaybeden sağır
Bedene hapsolmuş, esareti meşru saymış ve kanıksamış, nefsine kölelik yapmış ne ağırTakriben dört yaşındaki
Henüz umudun en samimi heyecanında sevinçken
Anne ve babası bakımından neşeyken, en değerli bir emanetken
Katledilmesi, defin karesi, öteye aşina hevesi ne kadar hüzün içinde içimi titretiyorO an, anne ve babası
Yüreği dağlanan yakınları, sessizliğe kananları
Kalbin en samimi ağlatan sebebi, nasıl muhayyilemize alacağız
Nasıl bir hak ve hukukla Rabbimize dertleneceğiz, nefsi temayüzleri terk edeceğizEy Rabbim sen bilirsin
Sen aklımı ve irademi bahşeden yegâne sahipsin
Nefsi zafiyetlerim, bitmez tükenmez telakkilerimle nasıl huzuruna geleceğim
Ne olur, beni bana bırakma, aklım ve iradem var ama, yanılmama sen fırsat vermeBir ömür imtihan içendeyiz
Bu hakikati idrak etmek için nasıl bir bilinçteyiz
Ne Efendimiz Muhammet Mücteba’ya ve ne de emniyet ettiği haki katlara
Ne kadar samimiyetle sarılmaktayız, hayatın mihengi yapıp ve öyle yaşamaktayızMustafa CİLASUN
29 Temmuz 2013: 11:38 #815052Anonim
Ey yar hangi sanat ve sanatçıdan kelam edeyim!
Orjinal boyutu icin tiklayin 793x493px and 110KB.
Tarihçesine baktığımız vakit
Her sanat dalının mazisi ve derinliği sarihtir
Ve fakat ne hikmetse iktidara alternatif üretmek arzusu gariptir
Ukalalıkları hadsizdir, Millet onların nezdinde sürüdür, seçilmiş iktidar diktatördürİnsandır deriz, sabrederiz
Her türlü lafazanlıklarına sukut ederek nazar ederiz
Hangi ülkü uğruna yüreklerini koyduklarını merak eyleriz, bekleriz
Gayri ahlaki ne kadar çirkeflik varsa, nefsi aymazlık bu kadar sefih olunca çekinirizEline kadeh alan, uluorta konuşan
Ressamın diye çaka satan, piyanistlik adına savunulan
Kilise müziğini çalmakla fark atan, Tiyatro adına gammazlık yapan
Sinema üst atlığına soyunan, her sahnesinde nefsi keyfiyetini ortaya koyan oluncaMusevilerin ve Hıristiyanların
Ateizm adına fedai kesilen, şaklabanlık yapan densizlerin
Her türlü standardı alt eden, her sıkıştığında başka bir çehreye bürünen batının
Sosyalizm adına savunuculuğun, şiddet ve gasp konusunda korkusuzluğa fark atanHiçbir kutsallığı tanımayan
Hak ve hukuku talan ederek, özgürlük taslayan
Cebir ve işgali meşru sayan, Milletin hür iradesini dikkate almayan
Ne kadar bedbaht ve sefih terör yandaşları ortalığı kasıp kavurmuşsa, yanlarındadırGeleneksel sanatlarımız
İçselliği ve edebi bir farklı açıdan hasreden üstatlarımız
Ruhu ve kalbine bigâne kalmayan ve asıl sanatçının kim olduğunu bilen varlığımız
Her zaman olduğu gibi vakar ve kemaliyetle vaziyetlerini koruyor,sinelerde taht kuruyorMustafa CİLASUN
29 Temmuz 2013: 16:46 #815056Anonim
Dil-hun olurum yâd-ı cemalinle senin ben…
Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 78KB.
Vaktin sessiz derinliğindeyim
İçime işleyen, ruhumun insicamını etkileyen
İklimlerin meftun eden, suhuletine götüren, feyzi amber nefeslendiren
Huzuru ikbalin ilham zerk ettiği, düşünceler ırmağına çektiği ve fakat ürkütmediği yerdeyimSinemde biriken sualler vardı
Göçüp giden lahzadan iz bırakan meramlardı
Sebebi hikmetine vakıf olmak nasıl bir hicrandı, sır perdesi asıldı
Bilgi ve bilinç henüz nadandı, arzı enam eden suretler içimi acıtan dramdıBir vakte doğru koşuyordum
Şevki kanaat içinde umut besliyordum, ya sabır diyordum
Kalbimden nükseden sevginin şavkıyla ümitlere akıyordum, nerede yanılıyordum
Firkatin nidasına bakıyordum, yüreğimi titreten naifliğe nasıl imreniyordumÖteler içimde yaşattığım ikbaldir
Nereye baksam, hangi azamı hatırlasam ve sukuta kansam
Hiçbir varlığın tamahında olmasam, ruhumu ahdiyle bir barıştırsam
Her belanın selametine bel bağlasam, kemali yet vasfı için rabbime el açıp yakarsamNe vakit sevdanın şavkıyla yansam
Hakikate mazhar kılan aşkın vecdiyle ruhumu arındırsam
Bedeni ihtiyaçlar için avunmasam, nefsin derin yaralarını nasıl sarsam
Zan ile nazar etmekten kurtulsam, her türlü asabiyeti bıraksam ve O’na yakarsamŞehnaz makamında ki bu eseri dinlerken
Kalbim durmadı, kalem aradı, sessizce düşen damlaları yazdı
Kuytu ve sakin bir dergâhta kalbi yakarışlarını anlattı, malikine şevkle anlattı
Başlık olarak yer verdiğim bu beyan ne kadar içli ve bir o kadarda samimi gelince, melali kal eyledimMustafa CİLASUN
30 Temmuz 2013: 16:03 #815060Anonim
Ne buğz et, ne nefrete evet, içindeki belayı def et…

Hangi hekime gitsen
Eline tutuşturulan reçeyle ikna olup sevinsen
Ümit içinde sükûnete erişip, şifa bulmayı sabırla beklesen
Ve fakat ne çare desen, içine düştüğün gamdan temizlenmek için yeniden sual etsenHer doğan beni âdem beşerdir
Ancak, insan olmak için azmi ve bilgisi gerekir
Kemale ermek niçin fazilettir, kul olabilmek latifliği onda gizlidir
Edebin her lahzası erdem için elzemdir, fark ettiren kalbi inşirah ve hassasiyetidirAsabiyet nefsin hususiyetidir
Terbiye ve tezkiye edilmeyen nefs ne kadar şerdir
Bilgi ve tecrübe, sabır ve metanet, ümit ve şecaat en kavli gerekçedir
Kul olan, hiçlikte buluşur, ihsanla konuşur, ecirle durulur, çileyle yol alır ve sevinirBir sevdası vardır, O’na ramdır
İçine hüzün zerk eden kederin şevkine adanmıştır
Endişe etmek, nitelik için emek vermek, benlikten sıyrılıp hakka erişmek
Aşkın, ruhu ve kalbi ihya ettiğini, nefsi ötelediğini, mizan için derlediğini anlamaktırGönlünüzde mal sevgisi olmasın
Hırs ve haset barınmasın, kalbiniz riyaya kanmasın
Nefsi avuntular ve hevesi arzular umut sanılmasın, emel kanıksanmasın
Gıybet yüreğinizin bereketini kurutmasın, asabiyette nazarlarınızdan okunmasınSokak ortasında çalan çırpan
Gasp etmek için pusu kuran, kuytu yerleri arayan
Bahtının kazası için habersiz yakalanan can, ne kadar perişandır
O’na imdat edecek kim vardır, en yakın olan yar, ne kadar kalbinde yaşamaktadırMustafa CİLASUN
30 Temmuz 2013: 22:11 #815065Anonim
Kayserilinin temel meziyetleri ve hususiyetleri…
Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x768px and 134KB.
Öncelikle hakkı teslim etmek lazım
Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olan bir iklimi vardır
Hiçbir tabii zenginliği ve gelir durumu olmadığından çaresizdir
Muhakkak ki ticaretle uğraşmak ve rızkını temin etmek için şartlıdırGelenekselliğe bağlı bir hasleti vardır
Bağ sohbetleri, tasavvuf dersleri, edep telkinleri kardır
Ticarete gösterdiği hassasiyeti, muhafazakârlık adına koruyandır
Gece hayatından pek hazlanmayan, yatsı namazından sonra eve
kapanandırBir Kayseriliyim diyen bir insanda
Temel olarak şu unsurlar bulunmalıdır
Ticaretle iştigal ettiği dükkân, en önemli hassasiyetidir
Ev, bağ, mezar ve binek sahibi olmaları elzemdir, yoksa acınandırBağ göçmeler öte için bir hazırlıktır
Çocukların toprakla haşır neşir olmaları arzulanandır
Bahis oyunları, stadyuma gitme merakı, futbola adanması kıttır
Tasarruf yapmayı, iktisat içinde yaşamayı ve yarının hazırlığı asıldırHayır ve hasenatı yerinde kullanması
Fevkalade araştırarak hata yapmaktan sakınması
Kimi zenginlerin asilzade gibi davranması, kimisi derviş olması
Dini mübin için fedakârlığa her zaman aday bulunması ve sakınmamasıVe fakat sanayi tesisleri artıkça
Fevkalade göç almıştır ve hasletler farklılaşmıştır
İç Anadolu’nun ticarette parlayan yıldızı olunca örf yıpranmıştır
Geleneksel din anlayışı ve sohbet ortamlarında ki cemaat farkı açığa çıkmıştırEvine ve hanesine bağlı bir yapıdadır
Refikası en liyakatli ve saygın bir konumdadır
Mutfak kültürü fevkalade zengin ve leziz olmak durumundadır
Mantı, yağlama, içli köfte, hamur işinin nevileri olağan sayılmaktadırKıyafete çok para harcamayı sevmez
Arabanın esaslısından hoşlanır ve fakat tasarruflu olanı alır
İstişare etmeyi çok sever, il nezdinde yapılan etkinliklere icabet eder
Devlete her zaman bağlı ve duasını eksik etmeyen bir anlayışa sahiptirEvlatlar muhakkak ki okumalıdır
Yalnız, ticarette asla-a geri kalmamalıdır
Çıraklık, kalfalık ve ustalık mevkilerini özümlemek durumundadır
Muhakkak ticarete aşina, eğer mizacı müsait değilse memuriyete başlatılırMustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.