• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1,126 ile 1,140 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #815009
    Anonim

      Umut, ruhumdan neşet eder, kalbim aşkıyla besler…


      Orjinal boyutu icin tiklayin 720x531px and 71KB.
      300414_246118335423129_7693330_n.jpg

      Bir sevda kasidesi söylenmeli
      Yüreği yakan, hicranın sağanağında ağlatan
      Gün yüzüne hasret umutlara şevki yaşatan ve sineyi rahatlatan
      Sabrı kanaati fark sayan, ecir ve ihsanda coşkuya kavuşturan bir güzellik dillenmeli

      Yanık sesler, sevdasına hasret nefesler
      Ne cennete ve ne de cehenneme ram olmak için çekinenler
      Araf’ın sessiz çığlığını bilmeyenler, berzah için şüpheye düşen biçareler
      Her ezgide kendinden bir şey bulan kederler, yalnızlık sahilinde düşünen bedenler

      Kanadı kırılan kuşun feryadı vardır
      Umut dağları oluşturan muradın yanıklığı nasıl bir yaradır
      Han duvarları, gözün yaşları, yüreğin ağıtları, sukut ettiren hicran ırmağı
      Ruhumdan nükseden hüznü hatırlatır, içimin sızlaması derin bir acıdır, sabır baş tacıdır

      Ne zaman bir ebru üstadını görsem
      Hüsn-ü hat üzerine nefeslenen edebin rahlesinde serinlesem
      Neyzenin ruhundan akseden nağmelerle hazzın mehtaplarını seyretsem
      Tuval üzerine resmedilen hülyanın, ümit yağmurlarının heyecanıyla gönlümü teselli etsem

      Hangi beşer, kemali yet için gayret eder
      İnsanlık vasfına nail olmak ne kadar faziletliymiş meğer
      İlim akla, hassasiyet ruha, edep ve nezaket şuura refakat ederse
      Gönül sevdaya, melal aşka, hissiyat en makbul bahara aşinadır, hakkıyla dert edinilse

      Hiçlikten korkma, varlığa araç olmaktan kork
      Nefsine abanma, kalbini karartma, aklını bulandırma
      Arifin sözüne, dervişin haline, sevdanın narına, aşkın sofrasına uzaksan kork
      İnsan iki doğumu yaşamış bir kemali yettir, kulluk ihsanıyla mücehhez olmuş hedeftir unutma

      Mustafa CİLASUN

      #815018
      Anonim

        374250_303255979709364_1377377526_n.jpg

        Sana ne kadar tutkunsam, o kadar yorgundum…

        Bilmiyorum ki nasıl olacak
        Akıl, izan ne vakit halimin insicamına acıyacak
        Vicdanım bir ömür mü sızlayacak, sine narlaşıp, umutlar mı solacak
        Gönül ne zaman hicranının hasretinden kurtulacak, ruhum huzura kavuşacak

        Beni benden alan bir hal var
        Sessizliğin yalnızlığına sevk eden hüzün içimi yakar
        Dil susar, göz şevksiz bakar, nereye el atsam, bir yaprağa bakıp ağlasam
        Hazanın kuşatan efkârıyla yol alıp, ummanın serencamına dalsam ve hıçkırıklar bıraksam

        Sen bilmiyordun, susuyordum
        Kalbini incitmemek için acıyla sabrediyordum
        Her ne söylesen boyun büküyordum, kalbimi nasıl incitiyordun
        Kabalığı ve nadanlığı sevmiyordum, gözyaşlarımla yetiniyor, umut besliyordum

        Sevmenin ne demek olduğunu biliyordum
        Gönül lisanıyla melalini şerh etmeyi diliyordum
        Fakat ne yapsam, hangi devaya tutunsam sen istemiyordun
        Ben çekiniyordum, masumca bir ümidin nefesinde eriyordum, sabırla bekliyordum

        Bilmem ki nasıl bir sürgünün hışmındayım
        Prangalara vurulan hissiyatımla yastayım, sanki devasız bir hastayım
        Ben sustukça sen sabrıma yükleniyor, kalbimi viran ediyordun, ne kadar sefih görüyordun
        Bazen insan olduğumu unutuyor vehmine kapılıyordum, hangi teselliye baş vursam anlamıyordun

        Artık çaresiz boyun büküp
        Sana olan umudu yitirdim, ne kahır ve ne de isyan ettim
        Bahtıma düşen nasibe bel bağladım, her hicran perdesi açılınca ürperdim
        Sürgün olan bu sevdanın çilesine bir ömür vakfettim, sineme nakşeden izleri silmedim

        Mustafa CİLASUN

        #815024
        Anonim

          190111_191959937505636_4829449_n.jpg
          Ya Resul, Ya Nebi nidaları arşa yükselirken…

          Her vaktin bir eşref saati vardır
          Gönülleri ihya eden, hissiyatı büyüleyen, gözyaşını sel eyleyen
          Aklı ve izanı hakikatin feyzine gark eden, vicdanı buğulayan zamanlar farktır
          Ruh inşiraha açılırken, kalp nazar gah olduğunu teyit ederken, azim ve irade kararlıdır

          Efendimizin merhameti zarifti
          Kalbe sürur bahşeden esin misaliydi, şevki ümitti
          Sadakat ve eminlikte her canın itminana sevk eden fedayı firdevsti
          Tevazu ve edepte insanlığın rehberi, şefkat ve muhabbette mübelliği olan müjdeydi

          En bedevisinden, en şairine
          Saltanat süren beşeri sefilliğe, köleliği nükseden rezilliğe
          Nisayı meta haline getiren cehalete, gaspı meşru sayan caniliğe
          Zulmü alkışlayan cemiyete, küfür üzere şartlanan sapkınlığa gönlünü kapatan naifti

          Ümmetine karşı ne kadar endişeliydi
          Her niyazında hassasiyetle dile getiren emaneti hicrandı
          Bir kul niteliğinde ve insan kimliğinde ne kadar edep içinde ecri sadıktı
          Rabbine karşı haşyetin en müteessir aksettiği, mütehassıslığın zirve yaptığı niyazdı

          Şayet ümmet adına bir hakikat varsa
          Vahdeti hiçe sayanlar hala desiselerin hesabıyla nara atarsa
          Cemaat asabiyeti parçalanmaya çanak tutarsa, akıl ve irade asimile olur
          Ruhsuz bir beden, beşer kalmakta ısrar eden, nefsi emareyi sıfat sayan meydanı istila eder

          Ramazanın bereketi, ruhlara sürur zerk eder
          Gönüller sürur içinde ibadet ve tazime icabet ederek hicran diner
          Merak etmek, nedenler üzerinden sual eylemek, hanif bir kul olmak için koşmak
          Ümmet ve kulluk ikliminde mevsimleri bahar eyler, üşüyen ve yalnızlaşan yürekleri ihya eder

          Mustafa CİLASUN

          #815027
          Anonim
            230505_209652885736341_527686_n.jpg

            İnsan, onur ve edeple omurgalı olmalı, zaafı dışlamalı…

            Evet, bu hakikati teslim etmeliyim
            İlmi siyaset diyene iltifat etmeden
            Vicdanın sesiyle hareket etmeliyim
            Akıl ve izan farkını idrak etmeliyim

            Umman gönülde yaşayan bir sevda
            Kelam, fikrin edasında ki vecdi nida
            Şayet aşk, nefsin ihyasında ki harsa
            Olmaz hiçbir derde deva, eza boşuna

            İnsan, kul olmak için sırrı revandır
            Ne canan ve ne de nar için manadır
            Köle olmak ne vakit sevda nazarıdır
            İhsan ve inayet, aşkın mütealasıdır

            Ne zaman bir ah etsem sızım gamdır
            Yeis neden şevkten uzak bir zamandır
            Hazan hüznü yaşamak için mi vardır
            Umut hangi bahtın ibrette mizanıdır

            Gönül sığ olursa, nefs hükmetmeyecek
            Akıl ve izan fikrin azlığına ne diyecek
            Merak ilmin bir şubesidir kim bilecek
            İrade, azmin halinde huluse erişecek

            Mizan korkutmasın hakkı sevdadır
            İnsan için en ulvi bir meyan şavkıdır
            Aşk için vazgeçilmez bir ar-ı itibardır
            Hak ve hukuk niye vardır, aşk nardır

            Menfaat tellalları niye etrafı kuşattı
            Ruh, en soysuzun kal’inde ki sancıydı
            İnsanı köleleştiren kavga nefs tacıydı
            Çaresiz bırakılan kulda ibret acısıydı

            Siyaset asla bir rantın payesi olamaz
            Hakka karşı kullanıp ihsan bulunmaz
            Dünya adına ne varsa fanidir sığmaz
            Ruh ve kalp vicdanın halinde uyumaz

            Edep, insanın en erdemli şeceresidir
            Nar ve nur içinde ki bereketin halidir
            Sineler niye mahzunluk için firkattir
            Vuslat, ruhun vazgeçilmez payesidir

            Kul, ihsana erişince kalbi nazar eder
            Zan ve ezadan arîleşerek hakka gider
            İhlâslı bir gönül aşkta yok olmak ister
            Maşuk için iraden mahiyette ki değer

            Mustafa CİLASUN

            #815035
            Anonim

              Bilmem ki neden mahzunluğun vecdiyle akarım…

              Orjinal boyutu icin tiklayin 960x720px and 155KB.
              21176_586565478045078_1962421374_n.jpg

              Ruhumda derin bir hicran var
              Ne kadar dilemesem de hüzün sinemde kaim olan bizar
              Yar desem, gönül vakfetsem, aklın selimliğinde muradın şevkiyle inlesem
              İnsan olmanın feyzine yüz sürsem, hakikat adına bahtıma düşene hamt edip göçsem

              Nerede boynu bükük birini görsem
              Kırık yürekle sokaklarda dilenen simaları seyretsem
              Takati kesilmiş yaşlı nefesin son dem mücadelesine hüzün ile refakat etsem
              Ruhumun sahibini düşünsem, sebebi hikmetin inhisarında ümitle beklesem ve üzülmesem

              Ölüm içimde ki neşem ve sevincim
              Vaktin bahşettiği nispette kahır içinde bulunmaktan çekinirim
              Elimde olanla yetinenim, hırsı sevmeyen bir nefesim, azim ve iradeyi hak bilirim
              Yazılan kadere boyun büker, bizzat tercih ettiğim amellerin zafiyetlerine neler söylerim

              Hüzzam ve hicaz makamını severim
              Sazendeyi dinledikçe tefekkürün zindeliğinde sanki arifim
              Halimin fakirliğini nefeslenir, kalbimin yıpranan tellerinin kederini dinlerim
              Gün yüzüne hasret ne kadar umut kalmışsa bir ömür beklerim, vaktine ram nimet derim

              Kitabı Celili tilavet eden aziz nefesin
              Teganniye kaçmayanını severim, nefsini öncelemeyene kefilim
              Hassaten kıraat ettiği ayetleri şerh eden naif kalpli hatipleri dikkatle dinlerim
              Hüsn-ü hatta gönül vermiş zarif hissiyatlı nefesleri seyretmeyi ve de dinlemeyi isterdim

              Alaylı bir kimliğin müntesibi olarak
              Liyakat ve edebi haslet bakımından sabırla azmetmiş
              Asliye tini asimile etmemiş, nefsi için şerre araç olmamış fazilete erişmiş
              Ruhu yüce, gönlü umman misali sevdaya timsal nefesler en büyük hayranlığımdır

              Mustafa CİLASUN

              #815036
              Anonim

                Yâdımdan nükseden bir hüzün var, ey yar…


                Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 44KB.
                394451_586565814711711_1912756883_n.jpg

                Ne kadar gizlesem
                Her lahzanın ümitleriyle yeniden dirilsem
                Sabır denen deryanın derinliğinde hicran ile nefeslensem
                Bilmem ki ne vakit içimin sızısını dindirsem, şevki sürur ile nazar etmeyi hissetsem

                Artık aynaların sır perdesi kalmadı
                İçselliğin ak sedası her yanımı sardı, mecal uzaklaş
                şen yaprak, kuruyan toprak, sevdasına adanmış yüreğin titremesine bak
                Ömürden geçilse, risaleler ezberlense, idrak firkate yenik düşşse, hal bizar, umut hazandır

                Neden kalabalıklar haz vermiyor
                Ruhuma sancı zerk ediyor, hüzün her lahzada sesleniyor
                Anlayamadığım, kavrayamadığım bir yabancılığın korkusu mu nüksediyor
                Şaşkınlığım, abartılı bulduğum, asla haz alamadığım keşmekeşlik her yanımda bitiyor

                Ten ne kadar güzel olursa
                Nefeslerin dikkatlerini celbe dip üzerinde toplasa
                Ruhunda ve kalbinde hak ve hakkaniyet azmi bulunmuyorsa yaradır
                Ne sefih bir gamdır, ruhsuz bir maceradır, zafiyet içinde çürüyen mecaldir, korksa da

                Kalbin hangi halinden söz edeyim
                Aklın derecelerini hangi idrakimle şerh edeyim
                Vasfımı aşikâr eyleyen nadanlığımın ayan olan farkını nasıl gizleyim
                Ruhumdan tebarüz eden yükün altında, gönül bahçemin kalın surlarından sesleneyim

                Ne kadar zulmetsen
                Ah u zar etmem için sabrımı denesen
                Ömrü besteleyen güfteyi notalara çevirip sazendeye versen
                Mızrap kırılır, akort darılır, saz mahzunlaşır, sazende şaşkınlık içinde etrafına bakınır

                Mustafa CİLASUN

                #815039
                Anonim

                  Ey yar, hangi yaradan bahsetsem yüreğim ağlar…


                  Orjinal boyutu icin tiklayin 800x532px and 57KB.
                  969079_586565024711790_1348440298_n.jpg

                  Bilmem ki ümmet hangi telakkilerde
                  Tefrikanın en korkunç dehlizlerinde ve esaretin içinde
                  Ruhuna niçin bu kadar bigâne, vicdan suskun, izan yorgun peki, neyin derdinde
                  Akıllara kimler hâkim, iradeler ne kadar vahim, vicdanlar sanki rehin, hal bizar kendi ikliminde

                  Asya’ya baksan, Afrika’yı anlasam
                  Ortadoğu’nun kanayan yaralarını nasıl bir irfanla sarsam
                  Hangi yüzle ellerimi açsam, rahmet ve bereketi fark etmeyenleri ne yapsam
                  Nasıl bir dua ile haykırıp, yakarsam ve ümmeti Muhammed’in bu elim halini anlatsam

                  Hangi dramın kitabını okusam
                  Ekranlara yansıyan ve çırpınan çığlığı hakkıyla duysam
                  Zalimin dinmeyen zulmü karşısında, mazlumun sabrı ve cefasındaki metaneti
                  Yüreğimin derinliklerine bir acı nida gibi bıraksam, sefil ve sefih kimliğimin farkına varsam

                  Ne mazlumun hakkıyla yanındayız
                  Ve ne de zalimin tuğyan ve talanı karşısında dimdik ayaktayız
                  Adeta seküler bir kimliğin gölgesinde saklıyız, paganlaşan yüreklere neden acırız
                  Varlık adına, hırs ve rekabet ortamında hangi hukuku tanırız, cebretmeyi marifet sayarız

                  Ruhumuzdan zalimleri atmamız lazım
                  Yıllara sâri sinemizde beslediğimiz canavarlığı niye saklarız
                  Fırsatçılığı kime bırakırız, imkânları savurgan bir hevesle niçin ortalığa atarız
                  En kuytu bir şekilde nefsi heveslerimize dalarız, evet, rahat ve huzuru bitmeyecek sanırız

                  Ümmet ilmen ve fikren güçsüz bırakıldı
                  En kutsallarına bigâne kalması sağlandı, avuntulara daldı
                  Etnik milliyetçilik aniden nüksetti, mezhepsel asabiyet muhabbeti budadı
                  Mel’am tipli maksatlar kürsüleri kaptı, taguti temayüzler etrafı sardı, kul sessiz kalmaya zorlandı

                  Mustafa CİLASUN

                  #815040
                  Anonim

                    Ruhumda kopmalar başlıyor, hüzün kapımı çalıyor…


                    Orjinal boyutu icin tiklayin 720x476px and 80KB.
                    189812_198250083543288_2624183_n.jpg

                    Haram aylar var, vardı
                    Gecelerin kutsiyetine hürmet göstermek şarttı
                    Aylardan Ramazan olunca, ruh ve gönüller gözyaşlarına kanardı
                    Beşer ibadet etmek için kapı kapı gayrete koşar, Rabbinin katında rıza arardı

                    Aklın ve kalbin efendisi
                    İradenin ihsan adresi, vicdanın suhulet sesi
                    Yüreğin inşirah perdesi, gözyaşlarının sevda muhayyilesi
                    Ne kadar endişe ederdi, ümmetini bu halini görendi, hassasiyet O’nun içindi

                    Hangi zaviyeden baksak
                    İster hazan, ister zemheri mey anında kalsak
                    Her hal ve hareketinde ki ibreti anlamaya çalışsak ve kavrasak
                    Hayatımızın felsefesi yapıp, azimle ümmeti olmaya layık olsak ve avunmasak

                    Filistin’den tut nereye kadar
                    Asırlardır sömürülen zavallı halklar, köle yapılanlar
                    Zulmün karşısında duramayacak kadar onuru ve omurgası kırılan varlıklar
                    İnsanlık adına ne kadar utanç içinde bulunduğumuzun söyle ne kadar farkındalar

                    Sabiler ezbere zorlanıyor
                    Canlı bir tahakkümün içinde düğümleniyor
                    Bu hale itiraz etmek kifayet etmiyor, kolaydan cennet umudu vehmediliyor
                    Mukallit olmak, örfü inanışla hayata bel bağlamak, ümmeti Muhammed’e çözüm getirmiyor

                    Rahmetli babam çok üzülürdü
                    Annem seyrettiğine dost mu düşman mı diye sual eylerdi
                    Düşman deyince, “defi dürülsün” derdi ve her ikisi de ümit içinde beklerdi
                    Konu komşu geçim derdindeydi, bazen muhabbet olsun diye konuya girerlerdi

                    Mustafa CİLASUN

                    #815045
                    Anonim

                      Kayseri Hunat hatun Kültür ve Sanat Merkezi… 10267.jpgk_mehmetgazi_hunat_hatun_kulliyesi.jpg

                      Ne müthiş bir hikâye
                      Bin iki yüz yirmi iki yıllarına tekâmül ediyor
                      Takriben dokuz asır öncesi kalbi bir umut olarak inşa ediliyor
                      Gayrimüslim iken mübadele gereği sultanın zevcesi oluyor ve sonra devam ediyor

                      Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat
                      Alanya Kalesini anlaşma gereği teslim alıyor ve kralın
                      Kızını da bu anlaşma seyri içinde kabul ederek, zevceliğe alıyor
                      Oğlu Giyasettin Keyhüsrev’den sonra Müslüman oluyor ve kendini vakfiyelere adıyor

                      Selçuklu dönemi itibariyle başlayan
                      Cami, Medrese, Hamam ve diğer müştemilat inşa edilirken
                      Hamamın farklı bir hikâyesi anlatılır ve hassasiyet içinde ki yeri itibarlıdır
                      Ve bu bakımdan cami inşaatı durdurulur ve hamamın tez zamanda yapılması sağlanır

                      Cami yapımında çalışan bir can
                      Suskun bir şekilde kenarda ve boynu bükük halde beklemektedir
                      Durumu fark eden ileri gelenler meramını sual ederler ve bu minval üzereyken
                      Mehbare sultana vaziyet iletilir, mağdur işçi rüyasında ihtilam olur ve ne yapacağını şaşırır

                      Bu vaziyet içindeyken uzak durdum der
                      Sultan hemen cami inşaatının durmasını ve hemen yanına
                      Hamam yapılması karar verir ve böylece hesapta yokken zaruret eda edilir
                      Hunat hatun Manzumesi olarak dokuz asırdır vakarla ayakta duran bu medrese için

                      Büyükşehir belediyesi vakıflardan kiralayarak
                      Restorasyon yaptırdı ve hassasiyetle aslına uygun olarak
                      Yeniden vaziyet ederek Hunat hatun kültür ve sanat merkezi vasfına getirildi
                      Hüsn-ü hat, Ebru, Resim, Tezhip, Tespih, Çini, Ney dinleti, Ney ve halı atölyeleri kuruldu

                      Kur’an meal ve tefsiri,
                      Arapça, Osmanlıca, Hadis, Fıkıh, Sahaf, okuma odası
                      Yazar odası ve çok maksatlı konferans salonu olmak üzere hizmete sunuldu
                      Çok geniş Eyvanıyla ailelerin gece geç saatlere kadar huzur buldukları mekân olmuştur
                      Bu fakiri, böylesi kıymetli ve kentin merkezinde bulunan değerin yönetilmesi için vazifelendirilmiştir

                      Mustafa CİLASUN

                      #815047
                      Anonim

                        Şöyle bir geçmişe gitmek istedim, göçenleri yâd ettim… 18994_621353094566316_1913909511_n.jpg

                        Atimden ne beklerdim
                        Hangi işaret taşlarının izlerinde nefeslenirdim
                        Onca cefayı nasıl bestelerdim, sabır yokuşlarında yanarak bilenirdim
                        Dinmeyen bir umudun arifesinde tefekkür etmeyi en büyük bahtiyarlık olarak görürdüm

                        Kul, kanaat denizinde arınmalı
                        Her ırmağın suyuna dalmaktan sakınıp, durulmalı
                        Güneşin zeval bulduğu andan kaçınmalı, gecenin bir yarısında uyanmalı
                        Ruhunu ve aklını yaratan sahip için secdeye kapanmalı, mizan için yaşanmaya adanmalı

                        Ne dilencinin haline acı
                        Ne de viran olmuş hanlardan nükseden sızıya ol kadı
                        Bahtın bir kitabı vardır, ömür içinde nice belalar saklıdır, akıl kim için sırdır
                        Aklına teslim edilen iraden bahtını şerh eden irfandır, azim senin en müstesna azığındır

                        İlim, merakın şubesindendir
                        Akıl ve izan, vicdanınla muvazene içinde bulunmalıdır
                        Her esen fırtınadan korkmadan, tesirinde kalan acziyetler hatırlanmalıdır
                        Her kimin ihsana ihtiyacı varsa, hastane köşelerinde mecali kesilen ortadaysa koşmalıdır

                        Kendine yetmeyen can neyler
                        İçini kemiren vehimlerle aynanın karşısına geçer
                        Bin bir meramlarla suretlerin insicamında iniler, sessizce kahreder
                        Kalbin ve ruhun düştüğü durumu es geçer, güya aklı olan bir değer, hevaya rağbet eder

                        Mustafa CİLASUN

                        #815048
                        Anonim

                          Hangi salada el açsam, hıçkırıkla O’na yakarsam… [TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                          [TR]
                          [TD=”class: td1, width: 20″]wol_error.gif[/TD]
                          [TD=”class: td2″]Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( %1$sx%2$s ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın[/TD]
                          [/TR]
                          [/TABLE]
                          946282_574214725955321_2021364394_n.jpg

                          Her ne kadar vehmetsem
                          Müteessir olup içinde bulunduğum lahzada titresem
                          Kalbimin derinliğinde nükseden viraneliğimi hesap ederek inlesem
                          Yeniden bilincimi tazelesem, lekelerimden temizlensem ve zafiyetleri terk etsem

                          Niçin geçmişin yükü ağır
                          Beşer sıfatı aklıselim için ne ağır, idrak adına kahır
                          Bulduğunu yiyen, helal, haram bilmeyen, hassasiyetini kaybeden sağır
                          Bedene hapsolmuş, esareti meşru saymış ve kanıksamış, nefsine kölelik yapmış ne ağır

                          Takriben dört yaşındaki
                          Henüz umudun en samimi heyecanında sevinçken
                          Anne ve babası bakımından neşeyken, en değerli bir emanetken
                          Katledilmesi, defin karesi, öteye aşina hevesi ne kadar hüzün içinde içimi titretiyor

                          O an, anne ve babası
                          Yüreği dağlanan yakınları, sessizliğe kananları
                          Kalbin en samimi ağlatan sebebi, nasıl muhayyilemize alacağız
                          Nasıl bir hak ve hukukla Rabbimize dertleneceğiz, nefsi temayüzleri terk edeceğiz

                          Ey Rabbim sen bilirsin
                          Sen aklımı ve irademi bahşeden yegâne sahipsin
                          Nefsi zafiyetlerim, bitmez tükenmez telakkilerimle nasıl huzuruna geleceğim
                          Ne olur, beni bana bırakma, aklım ve iradem var ama, yanılmama sen fırsat verme

                          Bir ömür imtihan içendeyiz
                          Bu hakikati idrak etmek için nasıl bir bilinçteyiz
                          Ne Efendimiz Muhammet Mücteba’ya ve ne de emniyet ettiği haki katlara
                          Ne kadar samimiyetle sarılmaktayız, hayatın mihengi yapıp ve öyle yaşamaktayız

                          Mustafa CİLASUN

                          #815052
                          Anonim

                            Ey yar hangi sanat ve sanatçıdan kelam edeyim!


                            Orjinal boyutu icin tiklayin 793x493px and 110KB.
                            249006_622008504500775_634523964_n.jpg

                            Tarihçesine baktığımız vakit
                            Her sanat dalının mazisi ve derinliği sarihtir
                            Ve fakat ne hikmetse iktidara alternatif üretmek arzusu gariptir
                            Ukalalıkları hadsizdir, Millet onların nezdinde sürüdür, seçilmiş iktidar diktatördür

                            İnsandır deriz, sabrederiz
                            Her türlü lafazanlıklarına sukut ederek nazar ederiz
                            Hangi ülkü uğruna yüreklerini koyduklarını merak eyleriz, bekleriz
                            Gayri ahlaki ne kadar çirkeflik varsa, nefsi aymazlık bu kadar sefih olunca çekiniriz

                            Eline kadeh alan, uluorta konuşan
                            Ressamın diye çaka satan, piyanistlik adına savunulan
                            Kilise müziğini çalmakla fark atan, Tiyatro adına gammazlık yapan
                            Sinema üst atlığına soyunan, her sahnesinde nefsi keyfiyetini ortaya koyan olunca

                            Musevilerin ve Hıristiyanların
                            Ateizm adına fedai kesilen, şaklabanlık yapan densizlerin
                            Her türlü standardı alt eden, her sıkışğında başka bir çehreye bürünen batının
                            Sosyalizm adına savunuculuğun, şiddet ve gasp konusunda korkusuzluğa fark atan

                            Hiçbir kutsallığı tanımayan
                            Hak ve hukuku talan ederek, özgürlük taslayan
                            Cebir ve işgali meşru sayan, Milletin hür iradesini dikkate almayan
                            Ne kadar bedbaht ve sefih terör yandaşları ortalığı kasıp kavurmuşsa, yanlarındadır

                            Geleneksel sanatlarımız
                            İçselliği ve edebi bir farklı açıdan hasreden üstatlarımız
                            Ruhu ve kalbine bigâne kalmayan ve asıl sanatçının kim olduğunu bilen varlığımız
                            Her zaman olduğu gibi vakar ve kemaliyetle vaziyetlerini koruyor,sinelerde taht kuruyor

                            Mustafa CİLASUN

                            #815056
                            Anonim

                              Dil-hun olurum yâd-ı cemalinle senin ben…


                              Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 78KB.
                              260491_586566488044977_107169647_n.jpg

                              Vaktin sessiz derinliğindeyim
                              İçime işleyen, ruhumun insicamını etkileyen
                              İklimlerin meftun eden, suhuletine götüren, feyzi amber nefeslendiren
                              Huzuru ikbalin ilham zerk ettiği, düşünceler ırmağına çektiği ve fakat ürkütmediği yerdeyim

                              Sinemde biriken sualler vardı
                              Göçüp giden lahzadan iz bırakan meramlardı
                              Sebebi hikmetine vakıf olmak nasıl bir hicrandı, sır perdesi asıldı
                              Bilgi ve bilinç henüz nadandı, arzı enam eden suretler içimi acıtan dramdı

                              Bir vakte doğru koşuyordum
                              Şevki kanaat içinde umut besliyordum, ya sabır diyordum
                              Kalbimden nükseden sevginin şavkıyla ümitlere akıyordum, nerede yanılıyordum
                              Firkatin nidasına bakıyordum, yüreğimi titreten naifliğe nasıl imreniyordum

                              Öteler içimde yaşattığım ikbaldir
                              Nereye baksam, hangi azamı hatırlasam ve sukuta kansam
                              Hiçbir varlığın tamahında olmasam, ruhumu ahdiyle bir barıştırsam
                              Her belanın selametine bel bağlasam, kemali yet vasfı için rabbime el açıp yakarsam

                              Ne vakit sevdanın şavkıyla yansam
                              Hakikate mazhar kılan aşkın vecdiyle ruhumu arındırsam
                              Bedeni ihtiyaçlar için avunmasam, nefsin derin yaralarını nasıl sarsam
                              Zan ile nazar etmekten kurtulsam, her türlü asabiyeti bıraksam ve O’na yakarsam

                              Şehnaz makamında ki bu eseri dinlerken
                              Kalbim durmadı, kalem aradı, sessizce düşen damlaları yazdı
                              Kuytu ve sakin bir dergâhta kalbi yakarışlarını anlattı, malikine şevkle anlattı
                              Başlık olarak yer verdiğim bu beyan ne kadar içli ve bir o kadarda samimi gelince, melali kal eyledim

                              Mustafa CİLASUN

                              #815060
                              Anonim

                                Ne buğz et, ne nefrete evet, içindeki belayı def et… 0477.jpg

                                Hangi hekime gitsen
                                Eline tutuşturulan reçeyle ikna olup sevinsen
                                Ümit içinde sükûnete erişip, şifa bulmayı sabırla beklesen
                                Ve fakat ne çare desen, içine düşğün gamdan temizlenmek için yeniden sual etsen

                                Her doğan beni âdem beşerdir
                                Ancak, insan olmak için azmi ve bilgisi gerekir
                                Kemale ermek niçin fazilettir, kul olabilmek latifliği onda gizlidir
                                Edebin her lahzası erdem için elzemdir, fark ettiren kalbi inşirah ve hassasiyetidir

                                Asabiyet nefsin hususiyetidir
                                Terbiye ve tezkiye edilmeyen nefs ne kadar şerdir
                                Bilgi ve tecrübe, sabır ve metanet, ümit ve şecaat en kavli gerekçedir
                                Kul olan, hiçlikte buluşur, ihsanla konuşur, ecirle durulur, çileyle yol alır ve sevinir

                                Bir sevdası vardır, O’na ramdır
                                İçine hüzün zerk eden kederin şevkine adanmıştır
                                Endişe etmek, nitelik için emek vermek, benlikten sıyrılıp hakka erişmek
                                Aşkın, ruhu ve kalbi ihya ettiğini, nefsi ötelediğini, mizan için derlediğini anlamaktır

                                Gönlünüzde mal sevgisi olmasın
                                Hırs ve haset barınmasın, kalbiniz riyaya kanmasın
                                Nefsi avuntular ve hevesi arzular umut sanılmasın, emel kanıksanmasın
                                Gıybet yüreğinizin bereketini kurutmasın, asabiyette nazarlarınızdan okunmasın

                                Sokak ortasında çalan çırpan
                                Gasp etmek için pusu kuran, kuytu yerleri arayan
                                Bahtının kazası için habersiz yakalanan can, ne kadar perişandır
                                O’na imdat edecek kim vardır, en yakın olan yar, ne kadar kalbinde yaşamaktadır

                                Mustafa CİLASUN

                                #815065
                                Anonim

                                  Kayserilinin temel meziyetleri ve hususiyetleri…


                                  Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x768px and 134KB.
                                  kayseri-erciyes-dagi.jpg

                                  Öncelikle hakkı teslim etmek lazım
                                  Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olan bir iklimi vardır
                                  Hiçbir tabii zenginliği ve gelir durumu olmadığından çaresizdir
                                  Muhakkak ki ticaretle uğraşmak ve rızkını temin etmek için şartlıdır

                                  Gelenekselliğe bağlı bir hasleti vardır
                                  Bağ sohbetleri, tasavvuf dersleri, edep telkinleri kardır
                                  Ticarete gösterdiği hassasiyeti, muhafazakârlık adına koruyandır
                                  Gece hayatından pek hazlanmayan, yatsı namazından sonra eve
                                  kapanandır

                                  Bir Kayseriliyim diyen bir insanda
                                  Temel olarak şu unsurlar bulunmalıdır
                                  Ticaretle iştigal ettiği dükkân, en önemli hassasiyetidir
                                  Ev, bağ, mezar ve binek sahibi olmaları elzemdir, yoksa acınandır

                                  Bağ göçmeler öte için bir hazırlıktır
                                  Çocukların toprakla haşır neşir olmaları arzulanandır
                                  Bahis oyunları, stadyuma gitme merakı, futbola adanması kıttır
                                  Tasarruf yapmayı, iktisat içinde yaşamayı ve yarının hazırlığı asıldır

                                  Hayır ve hasenatı yerinde kullanması
                                  Fevkalade araştırarak hata yapmaktan sakınması
                                  Kimi zenginlerin asilzade gibi davranması, kimisi derviş olması
                                  Dini mübin için fedakârlığa her zaman aday bulunması ve sakınmaması

                                  Ve fakat sanayi tesisleri artıkça
                                  Fevkalade göç almıştır ve hasletler farklılaşştır
                                  İç Anadolu’nun ticarette parlayan yıldızı olunca örf yıpranmıştır
                                  Geleneksel din anlayışı ve sohbet ortamlarında ki cemaat farkı açığa çıkmıştır

                                  Evine ve hanesine bağlı bir yapıdadır
                                  Refikası en liyakatli ve saygın bir konumdadır
                                  Mutfak kültürü fevkalade zengin ve leziz olmak durumundadır
                                  Mantı, yağlama, içli köfte, hamur işinin nevileri olağan sayılmaktadır

                                  Kıyafete çok para harcamayı sevmez
                                  Arabanın esaslısından hoşlanır ve fakat tasarruflu olanı alır
                                  İstişare etmeyi çok sever, il nezdinde yapılan etkinliklere icabet eder
                                  Devlete her zaman bağlı ve duasını eksik etmeyen bir anlayışa sahiptir

                                  Evlatlar muhakkak ki okumalıdır
                                  Yalnız, ticarette asla-a geri kalmamalıdır
                                  Çıraklık, kalfalık ve ustalık mevkilerini özümlemek durumundadır
                                  Muhakkak ticarete aşina, eğer mizacı müsait değilse memuriyete başlatılır

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 1,126 ile 1,140 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.