- Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
31 Temmuz 2013: 15:58 #815070
Anonim
Görsel ve yazılı basının düşüğü vahim hali…
Ne zaman elime alsam
Bilgi edinmek için okumaya başlasam
Haber adına yer verilen hadiseler için doğruluk arasam
Bir gün kuşku duymadan, güvenerek, maksadını bilerek haber okusamHer ne hikmetse bu zevat
Haddinden fazla ukala ve akıl danelik başa bela
Yüksekten bakmayı ve yüksek sesle konuşmayı hak sayarlar
Ellerine geçirdikleri imkânlarla birden kuvvet dengesi yarışına girerlerRant elde etmek için durmazlar
Her türlü elde etmeyi meşru sanırlar, savunma yaparlar
Adeta kapitaliste taş çıkartacak nispette varlığın aracı olurlar
Hak ve hukuku önce kendi menfaatleri zaviyesinden olmak üzere tanırlarFakir, fukara adına tellallık yaparlar
Güya erdemli bir davranış olarak öne çıkmak için pusarlar
Her şirketten reklam alabilmek için piyasayı hazır hale getirirler
Örf ve âdeti hiç bilmezler, hayâyı geçerler, edepten de o kadar nasipsizlerNasılsa dördüncü kuvvet görürler
Öyleye, yasama, yürütme, yargı ve en tabi basın
Her nasılsa bu erklerin hepsine tahakküm etmeyi gaye bilirler
Kim yanlarındaysa adeta birden ordu kesilirler, demokrasiyi silerlerMilletin hâkimiyetini asla istemezler
Küresel medya ve yandaşlarıyla birlik içindeler
Seçilmiş lik adına hükümet edenleri halkın gözünden düşürürler
Her türlü desise ve şer odaklarıyla hükmetmeyi veya gücü ele geçirmeyi isterlerHer türlü çifte standardı görürsünüz
Boyalı basın, kadın hakları der, kadını meta olarak sürer
Çevre adına alaladıkları gizli maksadı süsler ve böylece şiddeti öne sürer
Hükümet edemiyor diye, tahrir meydanları nakaratını yeniden ve edepsizce denerMustafa CİLASUN
31 Temmuz 2013: 17:31 #815071Anonim
İnsan hakları adına saltanat süren gafiller…

Azınlıklar aklıma geldikçe
Hak ve hukuku gasp edilenler dilekçe verdikçe
İnsan olarak aranmak, çareye başvurmak, davacı olmak dilenince
Darbe anayasaları dört duvar arasına hapsedip, iflahını kesip, mecbur edinceİnsanlık adına vahşet simsarı
Gasp ve talan erbabı, şiddet ve terör sevdalıları
İnsanlıktan nasipsiz nükseden çığlıkları, adalet adına süregelen nutukları
Yıllarca ruhumu daralttı, içimde var olan ferahlığı bin bir bahane ile kenara attıÖncelikle beyin göçünü sağladı
Radyo ve televizyon marifetiyle masumları tavladı
Kültür erozyonunu bir tufan gibi hanelerde yaşattı, aileler yabancılaştı
Bin parçaya bölünmüş zümreler, etnik devşirmeler, meta ya köle olanlar sıralandıNe kadar kanun varsa kanıksandı
Ecnebilerin yasaları, soysal hakları umut sayıldı
Milleti ezen ve zulmeden satılmış nefesler, hırsları uğruna atıldı
Hiçbir hak ve hukuk tanımadan demokrasiyi askıya aldı ve halk şartlandırıldıÖnce terör tertip edilerek sergilendi
Milleti efradı adeta kobay olarak seçildi, inanan çaresizdi
Bizzat dinimübine hakaret edildi, müminler bin bir bahaneyle kelepçelendi
Alıp götürdükleri yer, kimse tarafından belli değildi, işkencenin alası onda denendiVatanı ve Milleti bu hale getiren kimdi
Gönüllere korku zerk ederek, en çok sevdiği asker esirdi
Emir komuta Emperyalist güdümlüydü, şayet karşı çıkarsan ölüm senindi
Ruhsuz ve kalpsiz olan simsarla, görev zayiatı diye yalanla aileyi teselli ederlerdiBatının gerçek yüzünü bilmeyen ne yapsın
Rahmetli şairimiz Mehmet Akif’in safahatını okumaktan kaçınmasın
Sezai Karakoçları, Muhammet İkballeri, Cemil Meriçleri, Kemal Karpat’ları okusun
Adaleti, hak ve hukuku, insanı değeri hakkıyla kim veriyor, hangi yasa vaaz ediyor baksınMustafa CİLASUN
31 Temmuz 2013: 22:04 #815076Anonim
Yaratılanı sev, yaratana güven, çekinme…
Orjinal boyutu icin tiklayin 1600x1200px and 681KB.
Kalbinin gücü vardır
O mekân müstesna bir nazar gâhtır
Ruhundan beslenen feyzi imtihandır, niyet adına farktır
Hangi düşlerin seyrinde tefekkür etsen, bilgiden uzak kalsan sancıdırİnsani değerler asildir
Adap ve edep insana yakışan nezakettir
Kul, hassasiyetiyle ecre malik olacak namzedi saiktir
Rahmet sevgi üzerine bereketlidir, ihsanla faziletlidir, akıl ne içindirDikeni görünce çekip gitme
Sinesinde beslediği nüvelerin vaktini merak et çekinme
Neden gülü, laleyi, sümbülü, orkideyi, karanfili görünce yüzün güler
Sevgi yakarışları yağmur gibidir, bereketi kalpte hissedilir, ruhla murada erilir, direnmeİnsan bilgiyle güçlü ve dirayetlidir
Kalp imana tabi olunca en zarif bir kitabiyedir
Varlık ne ki, hiçlik en ziyade murakabe, sevda insanlaştırır
Kulluk üzere hassasiyet O’na yakınlıktır, aşk senin için en latif azıktırHayvanat ve nebatat yaratılmıştır
Onlarda en tabi yaşamak için hilkatlerine tabi sadıklardır
İnsandan kaçarlar, aç bırakılınca saldırırlar, hayatiyetini temin için ne yapacaklar
Şefkate açtırlar, hissedince en sadık hale gelirler, haline muti olup sabırla beklerlerİnsandan kork, nefsi adına koşandan
Nefsi için cana kıyan, keyfi için can yakan varlıktan uzak dur
En vahşi canavar, nefsine adanmış ve kulluktan nasip almamış, kalpsiz varlıktan
Sevginin bir bedeli vardır, feda olmaya ram eyleyen serencamdır, vicdan sezgisi irfandırMustafa CİLASUN
2 Ağustos 2013: 16:30 #815091Anonim
Bir çile yolculuğuna adanmalı, hiç arkaya bakmamalı…
Orjinal boyutu icin tiklayin 900x889px and 43KB.
İnsan davasıyla mücehhez bulunmalı
Hangi şartta olursa olsun, zafiyete kapı aralamamalı
Sosyal şartlar bahane edilerek tavizler verilmemeli, statü için elenmemeli
Nasıl bir sıfatın müntesibi olduğunu bilmeli, en yakınıyla muhabbet etmeye nail olmalıİnsan imtihana tabi olmuş canandır
Hesapsız heyecan dileyenler için, gönül kapısı kapalıdır
Nefsi arzular nihayetsiz tufandır, aklın ve bilginin arifçe nazarı asıldır
Yoksa bedbaht olmak haktır, tercihler bizzat kararındır, cehalet kalbi karalıktırHer zaman aşktan söz ediyorsun
Ve fakat hakikatine müdrik olmaktan hala ürküyorsun
Niçin acabalar furyasında vakit geçiriyorsun, dervişi görünce ah ediyorsun
Neden hak için gönlünü hasretmiyor, sevdasıyla istikamet bulmuyor, ne bekliyorsunBir geçmişini hatırla, hiç hayıflanma
Ne kadar varlığın ve hükümranlığın varsa, sakın aldanma
Ne Karun, ne Nemrut zalim olmaktan başka, tağutluk yapınca, ne oldu unutma
Her ölüm bir kıyamettir, vakti saati gizlidir, haşyet kul için dikkat kesilen edeptirSen kalbini koruyup, kulluk yapmayınca
Ne kadar maraz var, sinende yok sanma, şeytan yakınlaşınca
Nefsini avenesine alınca, bin bir heyecan yaşamak için çanlar çalmaya başlar
Her günahta ve kasten işlenilen haramda, seni senden alan bir heves vardır, aldanmaİman üzere bulunmak ve yaşamak istiyorsan
Fikrin ve zikrin, düşlerin ve amelin, kalbinden nükseden ümidin
Hakikate duçar olması, ruhunun bizar bulunmaması, ancak hassasiyetinledir
Hiçbir takva ve zikir sayısal değildir, tüm vücut ve melal O’na hasredilerek anılmalıdırHangi sohbet meclisine gitsen kıssalar okunur
O an itibariyle konunun etkisinde kalan can, cezbe kapılır
Kimi vakit gazel ve ilahiler söylenir, ne söylenmişse harfiyen uyulur
Ve fakat yılladır hakikat karşısında suskun bırakılan vicdan ve akıl nasıl anlaşılırMustafa CİLASUN
2 Ağustos 2013: 22:18 #815094Anonim
Akşamın olduğu yerde, hüzün bir başkadır sinemde…
Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x768px and 109KB.
Her geçen vakit
İçme işleyen ibret yakarışların çığlığıydı sanki
Bilmediğim, şerhine malik olmadığım deruni bir nidanın sedası vardı
Ne kadar yakındı, nefsi telakkilerime ne kadar uzaktı, ruhun enginliğine nazardıGün batarken
Melal suskun bir vaziyette dalarken
Ten ürperir, hissiyat bereketlenir, gözyaşları yavaşça inerken
Aşkın kalbe inşirah vadeden serinliği, sevdanın izanımda firkatleştiği aşikârkenHala neyin hesabını yapıyorum
En çok düşündüğüm ve zikrettiğime köle olmayı
Varlık adına hırsa kapılmayı, hiçliği miskinlik saymayı, ukalalık yapmayı
Kimseye bırakmıyorum, her mevzunun içine dalıyorum, utanmayı beceremiyorumYürek, kalp aynı değil mi?
Hangisi beyne kan pompalar, hangisi irfan yolunu açar
Vicdan niçin iradeye bakar, pasif hale getirildiğinde niçin içim yanar
Ruhun kitabından kim anlar, nasıl bir vuslatın sevdasıyla, bir gün aşk kapımı çalarCeylanın ah u zarı var
Zavallı ne kadar da melül melül bakar
Kırılmış ayağın, vaktini bekleyen kaygının, sancısı kim anlar
Nasıl bir insicamın pençelerinde olacaktır av, her belanın bir esrarı hikmettir yarBazen gönlüme küserim
Karşımda ki muhatabın üzülmemesi için dilimi büzerim
En nihayetinde feragat etmeyi, fedakârlıkta direnmeyi hakikat bilirim
Zafiyetlerin ne kadar zillet olduğuna kanaat getirenim, azimeti her zaman severimDin gönül eğlendirmek için değildir
Bahanelere kurban edilen akait ve ziyan olan ameller kimindir
Efendimizin muhabbet ve emanetleri ne kadar kalbinin müstesna yerindedir
Rahmet ve mağfiret her can içindir, müddeti nefes olan insan mizana bedelli kalptirMustafa CİLASUN
3 Ağustos 2013: 12:35 #815102Anonim
O gözlerin kimseye umut vermesin, yüreğine işlemesin…
Orjinal boyutu icin tiklayin 694x441px and 359KB.
Masumiyetin naifliği hilkattir
İradi olmak, hevese kapılmak, heyecan yaşamak seçenektir
Akıl ve bilgi, dimağ ve şuur muvazeneyi gerektirir, rastgelelik sefilliktir
Kuruyup düşen yaprağa bakma, onun resmeden melalde hüzün yaşama, izan senindirHangi güzelliğin cazibesine kapılmışsan
Sabah, akşam onun düşleriyle aynanın karşısında uğraşırsan
Beğenilmek hastalığına kapılıp, ruhunu ve kalbini hiçe sayıp, çaka satarsan
O hevesin aynaları kırılır, zannın içine alan girdabı soldurur, nefes daralır, için burkulurSen ki en müstesna bir varlıksın
Esrarını içinde barındıran hikmetin kuvvetinde nazsın
Niçin bu kadar kırılgansın, bin hüzün içinde içine kapanıp, ağlarsın
Seni birilerinin beğenmesi değil, cezbeden hale gelmek için niye anlamsız gayrete kapılırsınHerkesin dilinde olmak, çok mu önemli
Neden başarıya karşı bir doyumsuzluğun var fakat kalbin bizar
Ruhundan nükseden derin sızılar, vicdanına eza veren sahta ağıtları kim duyar
En ufak bir meselede kaprise kapılıyorsun, içinde ki boşluğu ne kadar haykırıyorsun, an kan ağlarNe sahte gülücüklerin, ne asılsız vaatlerin
Ruhun ve kalbinden zuhur etmeyen yansımaların
Hakikate bigâne bırakan çılgınlıkların, yalnızlığa iten bağnazlıkların
Kurbanı olma, bilgiye ulaş, arifin nasihatlerinden nasibini al, kuşkuların gider, hayıflanmaÖmür kitabının açılmış çok zarif sayfaları var
Ruhundan nükseden hicran damlaları ve kalbinde korunan izleri
Hakikat yoluna izhar eyle, keşkelerle yol alma, yaşadığın şartları dikkatten kaçırma
İçinde bulunduğun an ve seni şartlarıyla kuşatan zaman bahtının ikramlarıdır, kahırda bulunmaMustafa CİLASUN
3 Ağustos 2013: 13:45 #815105Anonim
Hicran oldu hayat bana, hüzün sayfalarımla…
Orjinal boyutu icin tiklayin 700x525px and 58KB.
Bilme ki ne söylemeliyim
Bir ömür derlediğim güftelerimle bir hal içindeyim
Sanki şairin yüreğinde, sazendenin hicran perdelerinde nefeslenmekteyim
Neyleyim, işte hakikatimde böyleyim, düşünceler kervanında yol alan derbederimNe hakkıyla kul oldum
Ne de sakinin gözlerine dalıp, derdi gamını sordum
Yolda kalmışların, mecali kesilenlerin, çaresizlik içinde gözyaşı dökenlerin
Melallerinden nükseden figanı duydum, var olan gücümle, solgun ümitle çareye koyuldumYusuf’un, o masum ve hicran’i sesi
Teslim olduğu ağabeylerinin bin bir bahane içinde ki halleri
Muhterem pederinin çaresizliği, sabrın ve kanatın azizliği, dile gelen hikmetleri
El açan, umutla bakan, gözlerinden kan kusan, yüreği parçalanan, ruhundan bihaber olanların akıbetleriHer geçen mevsim yüreğime seslenir
Hangi çiçeğe baksam, gülü koklamak için yaklaşsam
Sessizliğin zarifliğinde ki dikenin teslimiyetinde ki sevdayı hatırlasam
Aşkın, ulvi çehresini bulsam, hali edebe koyan naifliğin kitabını okusam ve O’na kansamNe yetimim, ne de garip bir nefesim
En yakınları olduğu halde kimsesizliğin hicran bahçesindeyim
Ne yazsam, ruhumun sahibine yakarsam, kalbimin yaralarını biran unutsam
Gönlüme inşirah zerk edecek arifleri bulsam, efendimizin siyerini okurken, sürur ile kaybolsamNe nutuk atan aklı evvele
Ve ne de hilkatinin gereği havlayan köpeğe
Bilmem ki ne söyleyeyim aç ve susuz düşkünlere, imdat bekleyenlere
Sözüm vardır, kutbu cihan denilen nefeslere, yurt yarışına giren kapı kapı gezenlere
Güç ve kuvvet peşinde koşan alalanmış niyetlere, tefrika zerk eden cemaat birliklerineMustafa CİLASUN
3 Ağustos 2013: 22:34 #815118Anonim
Her gecenin bir kadri vardır, kadir gecesi fark yaşatandır…
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır..
O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.
O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” (Kadir Suresi )”“Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor:
-Dedim ki: Ya Rasul
, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim?
Şöyle buyurdu:- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Bu duayı mutlaka okuyun)
(Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)Kökenbilimi
Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kuran’ın doksan yedinci suresi olan beş ayetlik Kadr Suresi’nde bahsedilir. Bu surede Kuran’ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, ‘azamet‘ ve ‘şeref’ demektir. Kadir Suresinde Kuran’ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.
Kadir gecesinin zamanı
Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan‘ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; “Siz Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız” emiştir.
Kadir gecesinin İslamiyet’teki önemi
Kadir Gecesi, Müslümanlara göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir gecedir. Kur’an’da şöyle tanımlanmıştır:
“Doğrusu biz Kuran’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”
İnna enzelnahu fi leyletil kadr. Ve ma edrake ma leyletül kadr. Leyletülkadri hayrun min elfişehr. Tenezzelül melaiketü verruhu fiha biizni rabbihim min külli emr. Selamün hiye hatta madla’il fecr.Bilmem ki başka izaha gerek var mı?
En kalbi samimiyetimle hayırlara vesile olmasını diliyor,
Ümmeti Muhammed’in aktif akıl, aktif vicdan mesabesine geçmesi arzu ediliyor
Kulluk bilinci ve hiçlik konusunda ki hassasiyeti her vakit dikkat üzerinde bulundurmamız gerekiyor…Mustafa CİLASUN
4 Ağustos 2013: 16:20 #815119Anonim
Ben nasıl hüzünlenmeyim, arka mı dönüp gideyim…
Bilmem ki neden anlamazlar
Böylesi kararmış gönüllerle nasıl bir sevda yaşarlar
Hangi hesabın vadesinde nefes nefese kalırlar, evlat adına yüzü kızarmayanlar
İçim titriyor, yüreğimin burukluğu gitmiyor, gözler nazar ederken hayret kuşatıyorHangi günler için sönmeyen umuttun
Ruhumdan ve gönlünden inşirah zerk ettiği muradıydın
Sana nasıl bakardı, gözünden sakınır, her türlü meşakkati göze alırdı
Sen naz ettikçe hoşlanır, mütebessim eda içinde arkasına yaslanır ve ümitle yaşardıO kadar yokluğa rağmen, sabretti
Yaz demedi, kış demedi, gece gündüz mücadele etti
Senin geleceğini düşünerek, yemedi, içmedi, harçlığını eksik etmedi
Kim bilir arkandan ne kadar sevinirdi, geleceğin ana kadar düşlerin izindeydiNe yaptın, anneni çaresiz bıraktın
Seksen beş yaşında olmasına hiç aldırmadın, umursamadın
Güya sen de bir insandın, imtihana tabi olacak hazandın, hiç arlanmadın
Köylünün “evladı varken bize yardım etmek düşmez” i duyuracak kadar sıkılmadınMalatya’nın Darende İlçesinin
Yavuzlar köyünde yaşayan bu biçare teyzeden bahsediyorum
Hazin hikâyesini köyün camisinde imamlık yapan Abdullah hocadan dinledim
O kadar içli ve samimi anlatıyordu ki içim parçalandı, hocam siz ne gerekiyorsa yapın dedimİftariyeliğine hüzünle şahit olmuş
Bir haftalık tulumba tatlısı ve yufka ekmek bulunuyormuş
Duygulanmış, köylüye sual edince,“hocam evlatları varken bize düşmez” demiş
Ve bu köylüler mutat Kur’an hatmeden, zikir halkalarıyla ibadeti yetine getiren kullarmışArtık bir söz söyleyecek ne kaldı
Nerede kaldı o civarın takva timsalleri, feraset ehilleri
Bu seksen beş yaşında ki zavallı teyze bu kadar düşkün bırakılır mı?
Söyle, hangi insanlık, hangi duyarlılık bu kadar hüznün karşısında çekimser kalırİnsan anladığını yaşamalı, aldanmamalıdır
Adet ve töre üzerine din kaim edilmez, bilmem ki daha nasıl anlatılmalıdır
Dinin şer’i kaynakları ortadadır, maslahatlar gözetilerek, akideler yıpratılmamalıdır
Köyle ne bilsin diyen kabalığa da söz hakkı tanınmamalıdır, dünyalığından taviz vermeyen, nafile yere simsarlık yapmamalıdırMustafa CİLASUN
4 Ağustos 2013: 21:44 #815122Anonim
Kimseye bir sözüm yok, yüreğimin derdindeyim…
Orjinal boyutu icin tiklayin 1920x797px and 880KB.
Ey saki niçin bakmazsın
Sende mi çulsuzlara bir hak tanımazsın
Sefil nefesleri insan saymazsın, gözlerine bakan meramı hiç anlamazsın
Söyle nasıl bir hırsı heyecansın, ne mazlum ve de mağdurun dertlerinden çok uzaksınKabak kemaninin derdi var
Nasıl bir taksime girse yüreğimi yaralar
Kimseye bir sözüm yok içim kan ağlar, hüzün sinemde kor olur çıkar
Nedense ne hakkıyla sevebildim ve ne de sevilmenin süruruyla kendimden geçtimSanki kendiyle keşmekeş nefestim
Hangi sevdayı merak ettim, nefislerin halini seyrettim
Aşkın edep rahlesinde ki hassasiyetiyle kendimden geçtim, bilmem hangi düşteydim
Ruhumu ve kalbimi ram eyleyen bir fırtınanın ellerindeydim, telakkiler adına müşküldümEy saki bakma, boş ver ve gelip geç
Bilmem kaç müşterin olmuştur, sessizce göçüp giden
Bir gün olsun senin derdi gamını dinlemeyen, her vakit senden bekleyen
Hoş gör be saki, derliler gelir, hüzne dalanlar kapıda belirir, gün batınca sesler kesilirHangi gecenin sabahından söz edeyim
Taş olan yastığımdan nasıl bahsedeyim, geceyi üzerime örteyim
Banklarda uyuyan, sokak aralarında çaresiz bakan, bir umut adına koşan
Garları mesken tutan, ayazda fırın ızgaralarının üzerinde yatan, kendini bırakandan mı?Zavallı kadın gecenin nu saatinde
Uykuya hasret kalmış gözleriyle ve çaresizlik içinde
Kalbinin derin sessizliğinde bulaşıkları yıkıyor, başını önünden ayırmıyor
Rızkını temin etmek için sabrediyor ve metanetle direniyor, bilmem ki evdeki nerde geceliyorEy saki artık gidiyorum, hoşça kal
Sinenin silinmeyenleri ne kadar varsa unut, dostlukla var hal
Giden geri gelmiyor, sevdalar sahraların sessizliğinde ve kalbin vecdinde inliyor
Ruhunun vadinden geri dönen, O’na olan sadakati unutan, Ümmeti olduğu Efendimizden uzak kalan aldırmıyorMustafa CİLASUN
5 Ağustos 2013: 22:30 #815126Anonim
Aşk çilesinde ecir olmak, sevdasıyla O’na ulaşmak…/Mustafa Cilasun [HR][/HR][TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
[TR]
[TD=”class: td1, width: 20″]
[/TD]
[TD=”class: td2″]This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1200×681 and weights 196KB.[/TD]
[/TR]
[/TABLE]

Gönlün umudu aşktır
Sevdasına ram olabilmek kulluğun farkıdır
Kul, aklı ve bilgisiyle marifet halkasına tabi olmalı ve yaşamalıdır
Ruhun insicamından neşet eden ahdi unutmamalıdır, rıza için mutlaka adanmalıdırÖmer’i affeden Allah
Diri diri kız çocuğunu gömen kimdi maazallah
Rahmet ve mağfiret umudun şavkında ihsan olurken, şaşkınlık nedir billâh
Gönül ne bereketli bir ummandır, her marazı temizleyen çağlayandır, çünkü sedası vardırEy tenimden süzülen ter
Ateşi nasıl bilirsin, nefsin kollarında esir misin?
Neden sevdanın suhuletinden içtinap edersin, hak rızasını hiç bilmez misin?
Yedikçe yiyen, keyfiyet içinde serilen, O’na itaate gelince çekinen, nasıl bir ibretsinNe zarurete iltifat ettik
Ne de ruhsatlarla yetindik, doyumsuzluğa sürüklendik
Moderni tenin uşağı haline getirildik, dünyevileşmek adına niçin yarışa girdik
İnsanlığı çok gerilerde bıraktık, kıt kanat geçinen kullara farklı baktık, niye aldandıkBir değirmen vardı
Sıraya girmek nasıl bir meşakkatti, eza demek azdı
Un çektirmek için sabrın rengine bürünmek şartı, muhabbet ikbaldi
Kadın, erkek rızkı için koşarlardı, samimiyet ve çile onlar için irfana götüren ardıHangi dervişten söz etsem
Meşrebini ve memleketini merak edip, nazar eylesem
Belde ve köyün farkı açığa çıkar, insanlar sadakatinden taviz vermeyen vicdanlar
Dile getirilen niyazları, sessizliğin iklimine bırakılan yaşları, sinede ekte kalanların ibretiyle dirilsemÇaresizlik ümit kapısına götürür
Ruhun serencamından ilzam olunan hüzündür
Samimiyet ve teslimiyet hak kapısı için zaruret kabilinden nasibi güldür
Kula en yakın olan, annesinden ziyade şefkati bulunan, canan adına sevdaya fark atan yegâne hükümdürMustafa CİLASUN
6 Ağustos 2013: 13:46 #815127Anonim
Hüzün vaktinden, bayram sevincine nazar ederken…
Orjinal boyutu icin tiklayin 853x480px and 74KB.
Nefes, vakte amade kılınan andır
Ruhun iptidai noktasında yazılmış bir kitabın adıdır
Ömrün lahzaları bazen hazan, bazen bahar ve bazen de zemheri yaşatandır
Önemli olan umudun solmadan, hissiyat viran olmadan, kalpte hüzün sağanağı başlamadan geçen zamandırBir Ramazan ayı geldi, geçiyor
İçinde ne kadar hikmet ve kıymeti gizliyor, O’na eriştiriyor
Ruhlara dinginlik, kalplere sürur zerk ediyor, akıl ve izan azmettiriliyor
İnsanlık bir kez daha tahayyül etmenin zindeliğinde tefekkür ediyor ve eğitiliyorHangi akşam iftar için beklesem
Nefsimizden ziyade seveceğimizi Efendimiz(s.a) düşünsem
Onun yaptığı iftariyeliği bir bir hüzünle zikretsem ve birde halimi eklesem
Nerede yanlış yapıyoruz diye sual etsem, hangi sevdanın serabında yaşadığımızı tefekkür eylesemHer gece teheccüd kılabildim mi?
Divana durmadan, ruhumu ve gönlümü hazır hale getirdim mi?
Enderun şevkiyle kılına teravihlere hakkıyla icabet ettim mi, yoksa erteledim mi?
Her gün bir bahanenin gölgesinde, Allah kerim demenin ekseninde, oyalanmayı istedim mi?Nice kadir gecesi bahtımızda açtı
Ve fakat pasif hale getirilen akıl ve vicdan ne kadar farkındaydı
Efendimiz(s.a) ne kadar hayatımızdaydı, hangi emaneti kalbimizde yaşatıldı
Okunan naatlar, dile getirilen kıssalar, cemaat içinde zikre bahis olanlarla sınırlanmıştıBayram içime bir hüzün bırakır
Göçüp giden her hakikat ehlini ve müntesiplerini hatırlatır
Bir davayı göğüsleyebilecek şecaat ehli nefesler artık nutku kapalı sanıklardır
Âlemi kâinatta evet, bir bayram yaşanacaktır, hüzün ve hicran vadileri ruhumu kuşatacaktır…(Efendim, nice Ramazan bayramlarına erişebilmeniz dileklerimle, Rabbimden gönlünüzde huzur ve sadetler ihsan buyurmasını, umutlarınızın gözlerinizi yaşartmasını, vuslat için azimden kopmamanızı niyaz eyliyorum..
)Mustafa CİLASUN
6 Ağustos 2013: 22:21 #815128Anonim
Hastane ve huzurevi sakinleri bilmem ki ne bekliyor…
Orjinal boyutu icin tiklayin 1370x650px and 153KB.
İnsandım, düşünmek zorundaydım
İnsanlık adına ne yapabilirimde ısrarla durmalıydım
Geçip giden zamana söyle ki neler anlatmalıydım, hangi lahzayı okumalıydım
Bahşeden, halk eyleyen Rabbin özellikle hassasiyete işaret ettiği ayetlerde durulmalıydımHasta revirde gözlerime bakıyor
Bir umut adına çare bulmaya çalışıyor, ama olmuyor
Nefesi zor güç alan zavallı ne kadar zorlanıyor ve fakat gözleri bakamıyor
Refakatçisi sanki umudu kesmiş, bin kahır içinde nefes nefese anlatıyor, ah yavrun diyorHemşireler ne kadar zarif yüksünmüyor
Kimi zaman sabredip, onca sual karşısında sessizliğini koruyor
Yatalak hastaların sancısı hiç bitmiyor, ağrıların şiddetiyle sanki figan eğliyor
Yarabbi sen bilirsin, sen sahip ve hikmetiyle Rahmet eden yegânesin niyazı yükseliyorHekimle ne kadar telaş içinde çırpınıyor
Çok genç bir nefes trafik kazası neticesinde içeriye giriyor
Hiçbir ses yok, nabız sayılıyor, kalbine masaj yapılıyor, şok tedavisi uygulanıyor
Zavallının boynu bükük, o kadar masum bir duruşu var ki, insanın yüreği o ana dayanamıyorÇaresizlik içinde boynunu büken, yutkunuyor
Bir selam versen kırk yıllık ahbap gibi içini döküyor, ne kadar samimi buluyor
Umudu senin gözlerinde arıyor, kalbinin hassasiyetine yatırıyor, vicdanını uyandırıyor
Nasıl tepkisiz kalırsın, hiç umursamadan maksadına nail olmak için insanlıktan çıkarsın, dedirtiyorŞimdi huzur evleri ne kadar şenlik içindedir
Dilerim Rabbimden ismi gibi gönüllere huzur zerk eden yerlerdir
Sıfatı bir şey sanan zavallıların ellerinde esaret yaşatılan nefesler değillerdir
Onların mağfiret ve rahmet edeni Rabdir, bu hakikatten habersiz olanlar gafillerdirMustafa CİLASUN
7 Ağustos 2013: 13:49 #815131Anonim
Ey yar, ayağımda prangalar var, firkatin dağlar… >
Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 299KB.

Hangi sazı elime alsam
Hüzzam bir perdeden başlayıp, yüreğin figanını bıraksam
Mızrabın çaresizliğini anlasam, telin çığlığını duysam, bu ömrü adasam
Sahranın kuşatan esrarında seraplaşan hayalinle bir lahza buluşsam, feryadını duysamGülmek benim neyime
Ne dikili bir taşım var, ne de varlık içimdeki har
Ruhumu celbeden bir hasret türküsü var, her mısrasında içimi yakar
Ne vakit vuslata ereceğiz yar, ne açlık ve ne de susuzluk sineme elem zerk eden melalOk olsam dışarı atarlar
Yay olsam, ellerinden bırakmazlar, ip olsam kırarlar
Hasret nasıl sinemi dağlayan nar, ne kadar nida etsem, kim duyar
Devasız bir yaram var, hicran ruhumda ummanlaşan nazar, umudum niye hazanlaşır yarArtık yüreğime kar yağar
Çaresiz gözlerin feri kesilir, takatsiz bakar
Hangi ateşe yaklaşsam sinemde bir sızı başlar, dil lal olmuş ne çıkar
Firkatin insicamında nefes kesilir yar, hüzün yağmurları gözlerimden boşalan kararYüreğimde tuttuğum hazin bir ses var
Sanki içimden hiç çıkmayan mütebessim bir nazar
Tuvali alsam, gönül fırçasını serbest bıraksam, gözyaşlarımı boya yapsam
Nasıl bir sevda resmi çıkar yar, ne kadar bilmesen, hissetmenin feyziyle dirilmesen, melal sızlarBilmem ki neden bu kadar yorgunum
Şevke ve sürura yılarca hasret kalmış bir vurgunum
Umutları solan korkuyum, başımı kaldıramam, huzura çıkamam kırgınım
Ömür hanesi viran olunca, düşler ruhumdan uzaklaşınca, yakan kor serinletmeyince, yâdıma ağlarımMustafa CİLASUN
7 Ağustos 2013: 14:57 #815132Anonim
Yüreğimde yara var, ne sabır ve ne de sürur koyar…
Mecnunları çok severim
Vurgun yiyen sinelerinin titremesini dinlerim
Mütevekkil halinde irkilirim, dalan gözleriyle akar giderim
Sual etmekten imtina ederim, emrine amade bir nefes misali dilekleri için kefilimAkıl ya Rab sen muhafaza eyle
Hiç kimseyi kimsenin eşiğinde süründürme
Kalbinde beslediği ümitleri viran eyleme, sukut edeni dinle
Sen sahipsin, maliksin, yaratan ve müddet verensin, şefkatini kimseden esirgemezsinBırakmış kendini zavallı adam
Saç sakal birbirine karışmış, mecnunlaşmış, dağlarda yatarmış
Kayıplara karışır haber alınamazmış, kimi zaman gülerek ortaya çıkarmış
Ne derin bir derdi varmış, dile getirilen hikâyeler içi burkan, yüreği yakan meyandaymışKendini dağlara adamış
Ne kadar ağlamışsa, ruhunda ki hicran dağlamışsa
Gülen ve sevinen bir hale boyanmış, hangi kul görse, yardımına koşarmış
Gönül zenginliği, sevdanın zarafeti, sadakatin naifliği hüznü dışlamış, kalp gözü açılmışŞöyle bir derinden baktım
Kalbimin telleri titriyordu duramadım, ağladım
Çok genç yaşta sevdasına adanmış, gözü kararmış, varlığını bırakmış
Efkârın dağlarında derin derin düşüncelerle baş başa kalmış, hiç arkasına dahi bakmamışİnsanlar nasıl hürmet ediyor
En yakınları gibi görüyor, hiç teklifsiz söyleniyor
Bazen evin kızına nazar ediyor, gülerek ona bir şeylerden bahsediyor
Kızın babası ve ağabeyleri değmeyin, yâdına sesleniyor, acısını tazeliyor, bir vakit sonra gülüyorKöylü çok sahip çıkıyor
Asla gönlü kırılmasın diye hassasiyet gösteriyor
Onun duasını almak, gönlünü yapmaktır kanaatini ifade ediyor
Bir müddet sonra sessizce çekip gidiyor, ne verilmişse teşekkür edercesine tebessüm ediyorMustafa CİLASUN
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.