• Bu konu 1,655 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1,141 ile 1,155 arası (toplam 1,657)
  • Yazar
    Yazılar
  • #815070
    Anonim

      Görsel ve yazılı basının düşüğü vahim hali…

      6_bin_778_gazete_ve_dergi_yayimlandi_h11006.jpg

      Ne zaman elime alsam
      Bilgi edinmek için okumaya başlasam
      Haber adına yer verilen hadiseler için doğruluk arasam
      Bir gün kuşku duymadan, güvenerek, maksadını bilerek haber okusam

      Her ne hikmetse bu zevat
      Haddinden fazla ukala ve akıl danelik başa bela
      Yüksekten bakmayı ve yüksek sesle konuşmayı hak sayarlar
      Ellerine geçirdikleri imkânlarla birden kuvvet dengesi yarışına girerler

      Rant elde etmek için durmazlar
      Her türlü elde etmeyi meşru sanırlar, savunma yaparlar
      Adeta kapitaliste taş çıkartacak nispette varlığın aracı olurlar
      Hak ve hukuku önce kendi menfaatleri zaviyesinden olmak üzere tanırlar

      Fakir, fukara adına tellallık yaparlar
      Güya erdemli bir davranış olarak öne çıkmak için pusarlar
      Her şirketten reklam alabilmek için piyasayı hazır hale getirirler
      Örf ve âdeti hiç bilmezler, hayâyı geçerler, edepten de o kadar nasipsizler

      Nasılsa dördüncü kuvvet görürler
      Öyleye, yasama, yürütme, yargı ve en tabi basın
      Her nasılsa bu erklerin hepsine tahakküm etmeyi gaye bilirler
      Kim yanlarındaysa adeta birden ordu kesilirler, demokrasiyi silerler

      Milletin hâkimiyetini asla istemezler
      Küresel medya ve yandaşlarıyla birlik içindeler
      Seçilmiş lik adına hükümet edenleri halkın gözünden düşürürler
      Her türlü desise ve şer odaklarıyla hükmetmeyi veya gücü ele geçirmeyi isterler

      Her türlü çifte standardı görürsünüz
      Boyalı basın, kadın hakları der, kadını meta olarak sürer
      Çevre adına alaladıkları gizli maksadı süsler ve böylece şiddeti öne sürer
      Hükümet edemiyor diye, tahrir meydanları nakaratını yeniden ve edepsizce dener

      Mustafa CİLASUN

      #815071
      Anonim

        İnsan hakları adına saltanat süren gafiller…

        AH%C4%B0M+DEN+CEZA.jpg35974.jpg

        Azınlıklar aklıma geldikçe
        Hak ve hukuku gasp edilenler dilekçe verdikçe
        İnsan olarak aranmak, çareye başvurmak, davacı olmak dilenince
        Darbe anayasaları dört duvar arasına hapsedip, iflahını kesip, mecbur edince

        İnsanlık adına vahşet simsarı
        Gasp ve talan erbabı, şiddet ve terör sevdalıları
        İnsanlıktan nasipsiz nükseden çığlıkları, adalet adına süregelen nutukları
        Yıllarca ruhumu daralttı, içimde var olan ferahlığı bin bir bahane ile kenara attı

        Öncelikle beyin göçünü sağladı
        Radyo ve televizyon marifetiyle masumları tavladı
        Kültür erozyonunu bir tufan gibi hanelerde yaşattı, aileler yabancılaş
        Bin parçaya bölünmüş zümreler, etnik devşirmeler, meta ya köle olanlar sıralandı

        Ne kadar kanun varsa kanıksandı
        Ecnebilerin yasaları, soysal hakları umut sayıldı
        Milleti ezen ve zulmeden satılmış nefesler, hırsları uğruna atıldı
        Hiçbir hak ve hukuk tanımadan demokrasiyi askıya aldı ve halk şartlandırıldı

        Önce terör tertip edilerek sergilendi
        Milleti efradı adeta kobay olarak seçildi, inanan çaresizdi
        Bizzat dinimübine hakaret edildi, müminler bin bir bahaneyle kelepçelendi
        Alıp götürdükleri yer, kimse tarafından belli değildi, işkencenin alası onda denendi

        Vatanı ve Milleti bu hale getiren kimdi
        Gönüllere korku zerk ederek, en çok sevdiği asker esirdi
        Emir komuta Emperyalist güdümlüydü, şayet karşı çıkarsan ölüm senindi
        Ruhsuz ve kalpsiz olan simsarla, görev zayiatı diye yalanla aileyi teselli ederlerdi

        Batının gerçek yüzünü bilmeyen ne yapsın
        Rahmetli şairimiz Mehmet Akif’in safahatını okumaktan kaçınmasın
        Sezai Karakoçları, Muhammet İkballeri, Cemil Meriçleri, Kemal Karpat’ları okusun
        Adaleti, hak ve hukuku, insanı değeri hakkıyla kim veriyor, hangi yasa vaaz ediyor baksın

        Mustafa CİLASUN

        #815076
        Anonim

          Yaratılanı sev, yaratana güven, çekinme…


          Orjinal boyutu icin tiklayin 1600x1200px and 681KB.
          %C3%A7i%C3%A7ek-resimleri-512.jpg

          Kalbinin gücü vardır
          O mekân müstesna bir nazar gâhtır
          Ruhundan beslenen feyzi imtihandır, niyet adına farktır
          Hangi düşlerin seyrinde tefekkür etsen, bilgiden uzak kalsan sancıdır

          İnsani değerler asildir
          Adap ve edep insana yakışan nezakettir
          Kul, hassasiyetiyle ecre malik olacak namzedi saiktir
          Rahmet sevgi üzerine bereketlidir, ihsanla faziletlidir, akıl ne içindir

          Dikeni görünce çekip gitme
          Sinesinde beslediği nüvelerin vaktini merak et çekinme
          Neden gülü, laleyi, sümbülü, orkideyi, karanfili görünce yüzün güler
          Sevgi yakarışları yağmur gibidir, bereketi kalpte hissedilir, ruhla murada erilir, direnme

          İnsan bilgiyle güçlü ve dirayetlidir
          Kalp imana tabi olunca en zarif bir kitabiyedir
          Varlık ne ki, hiçlik en ziyade murakabe, sevda insanlaştırır
          Kulluk üzere hassasiyet O’na yakınlıktır, aşk senin için en latif azıktır

          Hayvanat ve nebatat yaratılmıştır
          Onlarda en tabi yaşamak için hilkatlerine tabi sadıklardır
          İnsandan kaçarlar, aç bırakılınca saldırırlar, hayatiyetini temin için ne yapacaklar
          Şefkate açtırlar, hissedince en sadık hale gelirler, haline muti olup sabırla beklerler

          İnsandan kork, nefsi adına koşandan
          Nefsi için cana kıyan, keyfi için can yakan varlıktan uzak dur
          En vahşi canavar, nefsine adanmış ve kulluktan nasip almamış, kalpsiz varlıktan
          Sevginin bir bedeli vardır, feda olmaya ram eyleyen serencamdır, vicdan sezgisi irfandır

          Mustafa CİLASUN

          #815091
          Anonim

            Bir çile yolculuğuna adanmalı, hiç arkaya bakmamalı…

            Orjinal boyutu icin tiklayin 900x889px and 43KB.
            1220213411cWDyasI.jpg

            İnsan davasıyla mücehhez bulunmalı
            Hangi şartta olursa olsun, zafiyete kapı aralamamalı
            Sosyal şartlar bahane edilerek tavizler verilmemeli, statü için elenmemeli
            Nasıl bir sıfatın müntesibi olduğunu bilmeli, en yakınıyla muhabbet etmeye nail olmalı

            İnsan imtihana tabi olmuş canandır
            Hesapsız heyecan dileyenler için, gönül kapısı kapalıdır
            Nefsi arzular nihayetsiz tufandır, aklın ve bilginin arifçe nazarı asıldır
            Yoksa bedbaht olmak haktır, tercihler bizzat kararındır, cehalet kalbi karalıktır

            Her zaman aşktan söz ediyorsun
            Ve fakat hakikatine müdrik olmaktan hala ürküyorsun
            Niçin acabalar furyasında vakit geçiriyorsun, dervişi görünce ah ediyorsun
            Neden hak için gönlünü hasretmiyor, sevdasıyla istikamet bulmuyor, ne bekliyorsun

            Bir geçmişini hatırla, hiç hayıflanma
            Ne kadar varlığın ve hükümranlığın varsa, sakın aldanma
            Ne Karun, ne Nemrut zalim olmaktan başka, tağutluk yapınca, ne oldu unutma
            Her ölüm bir kıyamettir, vakti saati gizlidir, haşyet kul için dikkat kesilen edeptir

            Sen kalbini koruyup, kulluk yapmayınca
            Ne kadar maraz var, sinende yok sanma, şeytan yakınlaşınca
            Nefsini avenesine alınca, bin bir heyecan yaşamak için çanlar çalmaya başlar
            Her günahta ve kasten işlenilen haramda, seni senden alan bir heves vardır, aldanma

            İman üzere bulunmak ve yaşamak istiyorsan
            Fikrin ve zikrin, düşlerin ve amelin, kalbinden nükseden ümidin
            Hakikate duçar olması, ruhunun bizar bulunmaması, ancak hassasiyetinledir
            Hiçbir takva ve zikir sayısal değildir, tüm vücut ve melal O’na hasredilerek anılmalıdır

            Hangi sohbet meclisine gitsen kıssalar okunur
            O an itibariyle konunun etkisinde kalan can, cezbe kapılır
            Kimi vakit gazel ve ilahiler söylenir, ne söylenmişse harfiyen uyulur
            Ve fakat yılladır hakikat karşısında suskun bırakılan vicdan ve akıl nasıl anlaşılır

            Mustafa CİLASUN

            #815094
            Anonim

              Akşamın olduğu yerde, hüzün bir başkadır sinemde…


              Orjinal boyutu icin tiklayin 1024x768px and 109KB.
              forumdasnet4.jpg

              Her geçen vakit
              İçme işleyen ibret yakarışların çığlığıydı sanki
              Bilmediğim, şerhine malik olmadığım deruni bir nidanın sedası vardı
              Ne kadar yakındı, nefsi telakkilerime ne kadar uzaktı, ruhun enginliğine nazardı

              Gün batarken
              Melal suskun bir vaziyette dalarken
              Ten ürperir, hissiyat bereketlenir, gözyaşları yavaşça inerken
              Aşkın kalbe inşirah vadeden serinliği, sevdanın izanımda firkatleştiği aşikârken

              Hala neyin hesabını yapıyorum
              En çok düşündüğüm ve zikrettiğime köle olmayı
              Varlık adına hırsa kapılmayı, hiçliği miskinlik saymayı, ukalalık yapmayı
              Kimseye bırakmıyorum, her mevzunun içine dalıyorum, utanmayı beceremiyorum

              Yürek, kalp aynı değil mi?
              Hangisi beyne kan pompalar, hangisi irfan yolunu açar
              Vicdan niçin iradeye bakar, pasif hale getirildiğinde niçin içim yanar
              Ruhun kitabından kim anlar, nasıl bir vuslatın sevdasıyla, bir gün aşk kapımı çalar

              Ceylanın ah u zarı var
              Zavallı ne kadar da melül melül bakar
              Kırılmış ayağın, vaktini bekleyen kaygının, sancısı kim anlar
              Nasıl bir insicamın pençelerinde olacaktır av, her belanın bir esrarı hikmettir yar

              Bazen gönlüme küserim
              Karşımda ki muhatabın üzülmemesi için dilimi büzerim
              En nihayetinde feragat etmeyi, fedakârlıkta direnmeyi hakikat bilirim
              Zafiyetlerin ne kadar zillet olduğuna kanaat getirenim, azimeti her zaman severim

              Din gönül eğlendirmek için değildir
              Bahanelere kurban edilen akait ve ziyan olan ameller kimindir
              Efendimizin muhabbet ve emanetleri ne kadar kalbinin müstesna yerindedir
              Rahmet ve mağfiret her can içindir, müddeti nefes olan insan mizana bedelli kalptir

              Mustafa CİLASUN

              #815102
              Anonim

                O gözlerin kimseye umut vermesin, yüreğine işlemesin…


                Orjinal boyutu icin tiklayin 694x441px and 359KB.
                0_77864_54cd111_XL.jpg

                Masumiyetin naifliği hilkattir
                İradi olmak, hevese kapılmak, heyecan yaşamak seçenektir
                Akıl ve bilgi, dimağ ve şuur muvazeneyi gerektirir, rastgelelik sefilliktir
                Kuruyup düşen yaprağa bakma, onun resmeden melalde hüzün yaşama, izan senindir

                Hangi güzelliğin cazibesine kapılmışsan
                Sabah, akşam onun düşleriyle aynanın karşısında uğraşırsan
                Beğenilmek hastalığına kapılıp, ruhunu ve kalbini hiçe sayıp, çaka satarsan
                O hevesin aynaları kırılır, zannın içine alan girdabı soldurur, nefes daralır, için burkulur

                Sen ki en müstesna bir varlıksın
                Esrarını içinde barındıran hikmetin kuvvetinde nazsın
                Niçin bu kadar kırılgansın, bin hüzün içinde içine kapanıp, ağlarsın
                Seni birilerinin beğenmesi değil, cezbeden hale gelmek için niye anlamsız gayrete kapılırsın

                Herkesin dilinde olmak, çok mu önemli
                Neden başarıya karşı bir doyumsuzluğun var fakat kalbin bizar
                Ruhundan nükseden derin sızılar, vicdanına eza veren sahta ağıtları kim duyar
                En ufak bir meselede kaprise kapılıyorsun, içinde ki boşluğu ne kadar haykırıyorsun, an kan ağlar

                Ne sahte gülücüklerin, ne asılsız vaatlerin
                Ruhun ve kalbinden zuhur etmeyen yansımaların
                Hakikate bigâne bırakan çılgınlıkların, yalnızlığa iten bağnazlıkların
                Kurbanı olma, bilgiye ulaş, arifin nasihatlerinden nasibini al, kuşkuların gider, hayıflanma

                Ömür kitabının açılmış çok zarif sayfaları var
                Ruhundan nükseden hicran damlaları ve kalbinde korunan izleri
                Hakikat yoluna izhar eyle, keşkelerle yol alma, yaşadığın şartları dikkatten kaçırma
                İçinde bulunduğun an ve seni şartlarıyla kuşatan zaman bahtının ikramlarıdır, kahırda bulunma

                Mustafa CİLASUN

                #815105
                Anonim

                  Hicran oldu hayat bana, hüzün sayfalarımla…


                  Orjinal boyutu icin tiklayin 700x525px and 58KB.
                  541732_624989847535974_401380784_n.jpg

                  Bilme ki ne söylemeliyim
                  Bir ömür derlediğim güftelerimle bir hal içindeyim
                  Sanki şairin yüreğinde, sazendenin hicran perdelerinde nefeslenmekteyim
                  Neyleyim, işte hakikatimde böyleyim, düşünceler kervanında yol alan derbederim

                  Ne hakkıyla kul oldum
                  Ne de sakinin gözlerine dalıp, derdi gamını sordum
                  Yolda kalmışların, mecali kesilenlerin, çaresizlik içinde gözyaşı dökenlerin
                  Melallerinden nükseden figanı duydum, var olan gücümle, solgun ümitle çareye koyuldum

                  Yusuf’un, o masum ve hicran’i sesi
                  Teslim olduğu ağabeylerinin bin bir bahane içinde ki halleri
                  Muhterem pederinin çaresizliği, sabrın ve kanatın azizliği, dile gelen hikmetleri
                  El açan, umutla bakan, gözlerinden kan kusan, yüreği parçalanan, ruhundan bihaber olanların akıbetleri

                  Her geçen mevsim yüreğime seslenir
                  Hangi çiçeğe baksam, gülü koklamak için yaklaşsam
                  Sessizliğin zarifliğinde ki dikenin teslimiyetinde ki sevdayı hatırlasam
                  Aşkın, ulvi çehresini bulsam, hali edebe koyan naifliğin kitabını okusam ve O’na kansam

                  Ne yetimim, ne de garip bir nefesim
                  En yakınları olduğu halde kimsesizliğin hicran bahçesindeyim
                  Ne yazsam, ruhumun sahibine yakarsam, kalbimin yaralarını biran unutsam
                  Gönlüme inşirah zerk edecek arifleri bulsam, efendimizin siyerini okurken, sürur ile kaybolsam

                  Ne nutuk atan aklı evvele
                  Ve ne de hilkatinin gereği havlayan köpeğe
                  Bilmem ki ne söyleyeyim aç ve susuz düşkünlere, imdat bekleyenlere
                  Sözüm vardır, kutbu cihan denilen nefeslere, yurt yarışına giren kapı kapı gezenlere
                  Güç ve kuvvet peşinde koşan alalanmış niyetlere, tefrika zerk eden cemaat birliklerine

                  Mustafa CİLASUN

                  #815118
                  Anonim

                    Her gecenin bir kadri vardır, kadir gecesi fark yaşatandır…

                    guzel-kadir-gecesi-ile-ilgili-resimler.jpg

                    “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.
                    Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
                    Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır..
                    O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.
                    O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” (Kadir Suresi )”

                    Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor:

                    -Dedim ki: Ya Rasulallah.gif, Kadir Gecesi’ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim?
                    Şöyle buyurdu:- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü anni. (Bu duayı mutlaka okuyun)
                    (Allah’ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

                    Kökenbilimi

                    Kadir gecesinden Mekke devrinde nazil olan ve Kuran’ın doksan yedinci suresi olan beş ayetlik Kadr Suresi’nde bahsedilir. Bu surede Kuran’ın indirildiği kadir gecesinden bahsedildiği için bu sureye Kadir Suresi denmiştir. Kadr, ‘azamet‘ ve ‘şeref’ demektir. Kadir Suresinde Kuran’ın kadir gecesinde indirildiğinden, kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğundan, kadir gecesinin rahmet ve berekete vesile olduğundan, bu sebeple insanlık için taşıdığı değerden bahsedilir.

                    Kadir gecesinin zamanı

                    Kadir gecesinin hangi gece olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Ramazan‘ın yirmi yedinci gününün gecesinde olma ihtimali yüksektir. İslam peygamberi Muhammed Kadir gecesinin hangi gece olduğunu kesin şekilde belirtmemiş, ancak; “Siz Kadir gecesini Ramazan’ın son on günü içerisindeki tek rakamlı gecelerde arayınız” emiştir.

                    Kadir gecesinin İslamiyet’teki önemi

                    Kadir Gecesi, Müslümanlara göre çok hayırlı ve mübarek sayılan bir gecedir. Kur’an’da şöyle tanımlanmıştır:
                    “Doğrusu biz Kuran’ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler.

                    O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”
                    İnna enzelnahu fi leyletil kadr. Ve ma edrake ma leyletül kadr. Leyletülkadri hayrun min elfişehr. Tenezzelül melaiketü verruhu fiha biizni rabbihim min külli emr. Selamün hiye hatta madla’il fecr.

                    Bilmem ki başka izaha gerek var mı?
                    En kalbi samimiyetimle hayırlara vesile olmasını diliyor,
                    Ümmeti Muhammed’in aktif akıl, aktif vicdan mesabesine geçmesi arzu ediliyor
                    Kulluk bilinci ve hiçlik konusunda ki hassasiyeti her vakit dikkat üzerinde bulundurmamız gerekiyor…

                    Mustafa CİLASUN

                    #815119
                    Anonim

                      Ben nasıl hüzünlenmeyim, arka mı dönüp gideyim…

                      Emirdag-yasli-teyze.jpg

                      Bilmem ki neden anlamazlar
                      Böylesi kararmış gönüllerle nasıl bir sevda yaşarlar
                      Hangi hesabın vadesinde nefes nefese kalırlar, evlat adına yüzü kızarmayanlar
                      İçim titriyor, yüreğimin burukluğu gitmiyor, gözler nazar ederken hayret kuşatıyor

                      Hangi günler için sönmeyen umuttun
                      Ruhumdan ve gönlünden inşirah zerk ettiği muradıydın
                      Sana nasıl bakardı, gözünden sakınır, her türlü meşakkati göze alırdı
                      Sen naz ettikçe hoşlanır, mütebessim eda içinde arkasına yaslanır ve ümitle yaşardı

                      O kadar yokluğa rağmen, sabretti
                      Yaz demedi, kış demedi, gece gündüz mücadele etti
                      Senin geleceğini düşünerek, yemedi, içmedi, harçlığını eksik etmedi
                      Kim bilir arkandan ne kadar sevinirdi, geleceğin ana kadar düşlerin izindeydi

                      Ne yaptın, anneni çaresiz bıraktın
                      Seksen beş yaşında olmasına hiç aldırmadın, umursamadın
                      Güya sen de bir insandın, imtihana tabi olacak hazandın, hiç arlanmadın
                      Köylünün “evladı varken bize yardım etmek düşmez” i duyuracak kadar sıkılmadın

                      Malatya’nın Darende İlçesinin
                      Yavuzlar köyünde yaşayan bu biçare teyzeden bahsediyorum
                      Hazin hikâyesini köyün camisinde imamlık yapan Abdullah hocadan dinledim
                      O kadar içli ve samimi anlatıyordu ki içim parçalandı, hocam siz ne gerekiyorsa yapın dedim

                      İftariyeliğine hüzünle şahit olmuş
                      Bir haftalık tulumba tatlısı ve yufka ekmek bulunuyormuş
                      Duygulanmış, köylüye sual edince,“hocam evlatları varken bize düşmez” demiş
                      Ve bu köylüler mutat Kur’an hatmeden, zikir halkalarıyla ibadeti yetine getiren kullarmış

                      Artık bir söz söyleyecek ne kaldı
                      Nerede kaldı o civarın takva timsalleri, feraset ehilleri
                      Bu seksen beş yaşında ki zavallı teyze bu kadar düşkün bırakılır mı?
                      Söyle, hangi insanlık, hangi duyarlılık bu kadar hüznün karşısında çekimser kalır

                      İnsan anladığını yaşamalı, aldanmamalıdır
                      Adet ve töre üzerine din kaim edilmez, bilmem ki daha nasıl anlatılmalıdır
                      Dinin şer’i kaynakları ortadadır, maslahatlar gözetilerek, akideler yıpratılmamalıdır
                      Köyle ne bilsin diyen kabalığa da söz hakkı tanınmamalıdır, dünyalığından taviz vermeyen, nafile yere simsarlık yapmamalıdır

                      Mustafa CİLASUN

                      #815122
                      Anonim

                        Kimseye bir sözüm yok, yüreğimin derdindeyim…


                        Orjinal boyutu icin tiklayin 1920x797px and 880KB.
                        1920x797_1364990083tavernImg3.jpg

                        Ey saki niçin bakmazsın
                        Sende mi çulsuzlara bir hak tanımazsın
                        Sefil nefesleri insan saymazsın, gözlerine bakan meramı hiç anlamazsın
                        Söyle nasıl bir hırsı heyecansın, ne mazlum ve de mağdurun dertlerinden çok uzaksın

                        Kabak kemaninin derdi var
                        Nasıl bir taksime girse yüreğimi yaralar
                        Kimseye bir sözüm yok içim kan ağlar, hüzün sinemde kor olur çıkar
                        Nedense ne hakkıyla sevebildim ve ne de sevilmenin süruruyla kendimden geçtim

                        Sanki kendiyle keşmekeş nefestim
                        Hangi sevdayı merak ettim, nefislerin halini seyrettim
                        Aşkın edep rahlesinde ki hassasiyetiyle kendimden geçtim, bilmem hangi düşteydim
                        Ruhumu ve kalbimi ram eyleyen bir fırtınanın ellerindeydim, telakkiler adına müşküldüm

                        Ey saki bakma, boş ver ve gelip geç
                        Bilmem kaç müşterin olmuştur, sessizce göçüp giden
                        Bir gün olsun senin derdi gamını dinlemeyen, her vakit senden bekleyen
                        Hoş gör be saki, derliler gelir, hüzne dalanlar kapıda belirir, gün batınca sesler kesilir

                        Hangi gecenin sabahından söz edeyim
                        Taş olan yastığımdan nasıl bahsedeyim, geceyi üzerime örteyim
                        Banklarda uyuyan, sokak aralarında çaresiz bakan, bir umut adına koşan
                        Garları mesken tutan, ayazda fırın ızgaralarının üzerinde yatan, kendini bırakandan mı?

                        Zavallı kadın gecenin nu saatinde
                        Uykuya hasret kalmış gözleriyle ve çaresizlik içinde
                        Kalbinin derin sessizliğinde bulaşıkları yıkıyor, başını önünden ayırmıyor
                        Rızkını temin etmek için sabrediyor ve metanetle direniyor, bilmem ki evdeki nerde geceliyor

                        Ey saki artık gidiyorum, hoşça kal
                        Sinenin silinmeyenleri ne kadar varsa unut, dostlukla var hal
                        Giden geri gelmiyor, sevdalar sahraların sessizliğinde ve kalbin vecdinde inliyor
                        Ruhunun vadinden geri dönen, O’na olan sadakati unutan, Ümmeti olduğu Efendimizden uzak kalan aldırmıyor

                        Mustafa CİLASUN

                        #815126
                        Anonim

                          Aşk çilesinde ecir olmak, sevdasıyla O’na ulaşmak…/Mustafa Cilasun [HR][/HR][TABLE=”class: ncode_imageresizer_warning”]
                          [TR]
                          [TD=”class: td1, width: 20″]wol_error.gif[/TD]
                          [TD=”class: td2″]This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1200×681 and weights 196KB.[/TD]
                          [/TR]
                          [/TABLE]
                          5560ab6fc1475422db8704b078722fbe_1355942332.jpg

                          Gönlün umudu aşktır
                          Sevdasına ram olabilmek kulluğun farkıdır
                          Kul, aklı ve bilgisiyle marifet halkasına tabi olmalı ve yaşamalıdır
                          Ruhun insicamından neşet eden ahdi unutmamalıdır, rıza için mutlaka adanmalıdır

                          Ömer’i affeden Allah
                          Diri diri kız çocuğunu gömen kimdi maazallah
                          Rahmet ve mağfiret umudun şavkında ihsan olurken, şaşkınlık nedir billâh
                          Gönül ne bereketli bir ummandır, her marazı temizleyen çağlayandır, çünkü sedası vardır

                          Ey tenimden süzülen ter
                          Ateşi nasıl bilirsin, nefsin kollarında esir misin?
                          Neden sevdanın suhuletinden içtinap edersin, hak rızasını hiç bilmez misin?
                          Yedikçe yiyen, keyfiyet içinde serilen, O’na itaate gelince çekinen, nasıl bir ibretsin

                          Ne zarurete iltifat ettik
                          Ne de ruhsatlarla yetindik, doyumsuzluğa sürüklendik
                          Moderni tenin uşağı haline getirildik, dünyevileşmek adına niçin yarışa girdik
                          İnsanlığı çok gerilerde bıraktık, kıt kanat geçinen kullara farklı baktık, niye aldandık

                          Bir değirmen vardı
                          Sıraya girmek nasıl bir meşakkatti, eza demek azdı
                          Un çektirmek için sabrın rengine bürünmek şartı, muhabbet ikbaldi
                          Kadın, erkek rızkı için koşarlardı, samimiyet ve çile onlar için irfana götüren ardı

                          Hangi dervişten söz etsem
                          Meşrebini ve memleketini merak edip, nazar eylesem
                          Belde ve köyün farkı açığa çıkar, insanlar sadakatinden taviz vermeyen vicdanlar
                          Dile getirilen niyazları, sessizliğin iklimine bırakılan yaşları, sinede ekte kalanların ibretiyle dirilsem

                          Çaresizlik ümit kapısına götürür
                          Ruhun serencamından ilzam olunan hüzündür
                          Samimiyet ve teslimiyet hak kapısı için zaruret kabilinden nasibi güldür
                          Kula en yakın olan, annesinden ziyade şefkati bulunan, canan adına sevdaya fark atan yegâne hükümdür

                          Mustafa CİLASUN

                          #815127
                          Anonim

                            Hüzün vaktinden, bayram sevincine nazar ederken…


                            Orjinal boyutu icin tiklayin 853x480px and 74KB.
                            eGtzZnVlMTI=_o_dnyada-ramazan-bayram-sevinci-yaanyor.jpg

                            Nefes, vakte amade kılınan andır
                            Ruhun iptidai noktasında yazılmış bir kitabın adıdır
                            Ömrün lahzaları bazen hazan, bazen bahar ve bazen de zemheri yaşatandır
                            Önemli olan umudun solmadan, hissiyat viran olmadan, kalpte hüzün sağanağı başlamadan geçen zamandır

                            Bir Ramazan ayı geldi, geçiyor
                            İçinde ne kadar hikmet ve kıymeti gizliyor, O’na eriştiriyor
                            Ruhlara dinginlik, kalplere sürur zerk ediyor, akıl ve izan azmettiriliyor
                            İnsanlık bir kez daha tahayyül etmenin zindeliğinde tefekkür ediyor ve eğitiliyor

                            Hangi akşam iftar için beklesem
                            Nefsimizden ziyade seveceğimizi Efendimiz(s.a) düşünsem
                            Onun yaptığı iftariyeliği bir bir hüzünle zikretsem ve birde halimi eklesem
                            Nerede yanlış yapıyoruz diye sual etsem, hangi sevdanın serabında yaşadığımızı tefekkür eylesem

                            Her gece teheccüd kılabildim mi?
                            Divana durmadan, ruhumu ve gönlümü hazır hale getirdim mi?
                            Enderun şevkiyle kılına teravihlere hakkıyla icabet ettim mi, yoksa erteledim mi?
                            Her gün bir bahanenin gölgesinde, Allah kerim demenin ekseninde, oyalanmayı istedim mi?

                            Nice kadir gecesi bahtımızda açtı
                            Ve fakat pasif hale getirilen akıl ve vicdan ne kadar farkındaydı
                            Efendimiz(s.a) ne kadar hayatımızdaydı, hangi emaneti kalbimizde yaşatıldı
                            Okunan naatlar, dile getirilen kıssalar, cemaat içinde zikre bahis olanlarla sınırlanmıştı

                            Bayram içime bir hüzün bırakır
                            Göçüp giden her hakikat ehlini ve müntesiplerini hatırlatır
                            Bir davayı göğüsleyebilecek şecaat ehli nefesler artık nutku kapalı sanıklardır
                            Âlemi kâinatta evet, bir bayram yaşanacaktır, hüzün ve hicran vadileri ruhumu kuşatacaktır…

                            (Efendim, nice Ramazan bayramlarına erişebilmeniz dileklerimle, Rabbimden gönlünüzde huzur ve sadetler ihsan buyurmasını, umutlarınızın gözlerinizi yaşartmasını, vuslat için azimden kopmamanızı niyaz eyliyorum..smile.png)

                            Mustafa CİLASUN

                            #815128
                            Anonim

                              Hastane ve huzurevi sakinleri bilmem ki ne bekliyor…


                              Orjinal boyutu icin tiklayin 1370x650px and 153KB.
                              Hastane-Bahcesinde-Kalan-Refakatciler.jpeg

                              İnsandım, düşünmek zorundaydım
                              İnsanlık adına ne yapabilirimde ısrarla durmalıydım
                              Geçip giden zamana söyle ki neler anlatmalıydım, hangi lahzayı okumalıydım
                              Bahşeden, halk eyleyen Rabbin özellikle hassasiyete işaret ettiği ayetlerde durulmalıydım

                              Hasta revirde gözlerime bakıyor
                              Bir umut adına çare bulmaya çalışıyor, ama olmuyor
                              Nefesi zor güç alan zavallı ne kadar zorlanıyor ve fakat gözleri bakamıyor
                              Refakatçisi sanki umudu kesmiş, bin kahır içinde nefes nefese anlatıyor, ah yavrun diyor

                              Hemşireler ne kadar zarif yüksünmüyor
                              Kimi zaman sabredip, onca sual karşısında sessizliğini koruyor
                              Yatalak hastaların sancısı hiç bitmiyor, ağrıların şiddetiyle sanki figan eğliyor
                              Yarabbi sen bilirsin, sen sahip ve hikmetiyle Rahmet eden yegânesin niyazı yükseliyor

                              Hekimle ne kadar telaş içinde çırpınıyor
                              Çok genç bir nefes trafik kazası neticesinde içeriye giriyor
                              Hiçbir ses yok, nabız sayılıyor, kalbine masaj yapılıyor, şok tedavisi uygulanıyor
                              Zavallının boynu bükük, o kadar masum bir duruşu var ki, insanın yüreği o ana dayanamıyor

                              Çaresizlik içinde boynunu büken, yutkunuyor
                              Bir selam versen kırk yıllık ahbap gibi içini döküyor, ne kadar samimi buluyor
                              Umudu senin gözlerinde arıyor, kalbinin hassasiyetine yatırıyor, vicdanını uyandırıyor
                              Nasıl tepkisiz kalırsın, hiç umursamadan maksadına nail olmak için insanlıktan çıkarsın, dedirtiyor

                              Şimdi huzur evleri ne kadar şenlik içindedir
                              Dilerim Rabbimden ismi gibi gönüllere huzur zerk eden yerlerdir
                              Sıfatı bir şey sanan zavallıların ellerinde esaret yaşatılan nefesler değillerdir
                              Onların mağfiret ve rahmet edeni Rabdir, bu hakikatten habersiz olanlar gafillerdir

                              Mustafa CİLASUN

                              #815131
                              Anonim

                                Ey yar, ayağımda prangalar var, firkatin dağlar… >
                                Orjinal boyutu icin tiklayin 800x600px and 299KB.
                                en-guzel-masaustu-duvar-kagitlari-7.jpeg

                                Hangi sazı elime alsam
                                Hüzzam bir perdeden başlayıp, yüreğin figanını bıraksam
                                Mızrabın çaresizliğini anlasam, telin çığğını duysam, bu ömrü adasam
                                Sahranın kuşatan esrarında seraplaşan hayalinle bir lahza buluşsam, feryadını duysam

                                Gülmek benim neyime
                                Ne dikili bir taşım var, ne de varlık içimdeki har
                                Ruhumu celbeden bir hasret türküsü var, her mısrasında içimi yakar
                                Ne vakit vuslata ereceğiz yar, ne açlık ve ne de susuzluk sineme elem zerk eden melal

                                Ok olsam dışarı atarlar
                                Yay olsam, ellerinden bırakmazlar, ip olsam kırarlar
                                Hasret nasıl sinemi dağlayan nar, ne kadar nida etsem, kim duyar
                                Devasız bir yaram var, hicran ruhumda ummanlaşan nazar, umudum niye hazanlaşır yar

                                Artık yüreğime kar yağar
                                Çaresiz gözlerin feri kesilir, takatsiz bakar
                                Hangi ateşe yaklaşsam sinemde bir sızı başlar, dil lal olmuş ne çıkar
                                Firkatin insicamında nefes kesilir yar, hüzün yağmurları gözlerimden boşalan karar

                                Yüreğimde tuttuğum hazin bir ses var
                                Sanki içimden hiç çıkmayan mütebessim bir nazar
                                Tuvali alsam, gönül fırçasını serbest bıraksam, gözyaşlarımı boya yapsam
                                Nasıl bir sevda resmi çıkar yar, ne kadar bilmesen, hissetmenin feyziyle dirilmesen, melal sızlar

                                Bilmem ki neden bu kadar yorgunum
                                Şevke ve sürura yılarca hasret kalmış bir vurgunum
                                Umutları solan korkuyum, başımı kaldıramam, huzura çıkamam kırgınım
                                Ömür hanesi viran olunca, düşler ruhumdan uzaklaşınca, yakan kor serinletmeyince, yâdıma ağlarım

                                Mustafa CİLASUN

                                #815132
                                Anonim

                                  Yüreğimde yara var, ne sabır ve ne de sürur koyar…

                                  1368536706_sil5.jpg

                                  Mecnunları çok severim
                                  Vurgun yiyen sinelerinin titremesini dinlerim
                                  Mütevekkil halinde irkilirim, dalan gözleriyle akar giderim
                                  Sual etmekten imtina ederim, emrine amade bir nefes misali dilekleri için kefilim

                                  Akıl ya Rab sen muhafaza eyle
                                  Hiç kimseyi kimsenin eşiğinde süründürme
                                  Kalbinde beslediği ümitleri viran eyleme, sukut edeni dinle
                                  Sen sahipsin, maliksin, yaratan ve müddet verensin, şefkatini kimseden esirgemezsin

                                  Bırakmış kendini zavallı adam
                                  Saç sakal birbirine karışmış, mecnunlaşmış, dağlarda yatarmış
                                  Kayıplara karışır haber alınamazmış, kimi zaman gülerek ortaya çıkarmış
                                  Ne derin bir derdi varmış, dile getirilen hikâyeler içi burkan, yüreği yakan meyandaymış

                                  Kendini dağlara adamış
                                  Ne kadar ağlamışsa, ruhunda ki hicran dağlamışsa
                                  Gülen ve sevinen bir hale boyanmış, hangi kul görse, yardımına koşarmış
                                  Gönül zenginliği, sevdanın zarafeti, sadakatin naifliği hüznü dışlamış, kalp gözü açılmış

                                  Şöyle bir derinden baktım
                                  Kalbimin telleri titriyordu duramadım, ağladım
                                  Çok genç yaşta sevdasına adanmış, gözü kararmış, varlığını bırakmış
                                  Efkârın dağlarında derin derin düşüncelerle baş başa kalmış, hiç arkasına dahi bakmamış

                                  İnsanlar nasıl hürmet ediyor
                                  En yakınları gibi görüyor, hiç teklifsiz söyleniyor
                                  Bazen evin kızına nazar ediyor, gülerek ona bir şeylerden bahsediyor
                                  Kızın babası ve ağabeyleri değmeyin, yâdına sesleniyor, acısını tazeliyor, bir vakit sonra gülüyor

                                  Köylü çok sahip çıkıyor
                                  Asla gönlü kırılmasın diye hassasiyet gösteriyor
                                  Onun duasını almak, gönlünü yapmaktır kanaatini ifade ediyor
                                  Bir müddet sonra sessizce çekip gidiyor, ne verilmişse teşekkür edercesine tebessüm ediyor

                                  Mustafa CİLASUN

                                15 yazı görüntüleniyor - 1,141 ile 1,155 arası (toplam 1,657)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.